• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
6 sonuçtan 1 --- 6 arası gösteriliyor
  1. #1
    QUEEN mernes adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    20-02-2005
    Mesajlar
    44,524
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    25

    Bülent Ecevit Şiirleri

    Aydaki Adamlar


    aya giden adamlar
    kovdular aydaki adamı
    aya giden adamların ayak izinden
    aydaki adam gelecek yine bir gün
    inecek yine geceleyin aydan
    aydınlatacak yine uykumu


    ***


    Bach Sonatı ne ben sorayım seni
    ne sen beni sor
    soyunmuş seslerimiz tenden
    boşlukta bir aşk örüyor

    ses olmuş duygular
    yaklaşır dalga dalga zamansız
    kavuşsa da seslerimiz birbirine
    biz kavuşamayız

    ne kollarımız var saracak
    ne öpecek dudaklar
    ne görülecek yüzümüz var
    ne görecek göz

    bir aşk örüyoruz boşlukta
    çizgiden soyut
    zerreden öz



    ***


    Ben Misin?

    dirilten misin beni gövdem
    öldüren misin bilmem

    gördüren misin beni gözüm
    körleten misin bilmem

    bildiren misin bana başım
    gizleyen misin bilmem

    bir ben varım benden öte
    ben misin bilmem



    ***


    Çağ Başında

    bir görünmez duvar indi
    bilmeden aştığımız çizgiye
    öncesi dumanlar içinde
    bir efsane şimdi

    avucumuza soğuk çarpan
    duvarın ardında gördüğümüz
    değil miydi dün yürüdüğümüz çayır
    şimdi bir yeşil pan
    eski ormanlara kaçmadadır

    bize doğru koşan tunç yüzlü kahramanalar
    yansıyınca görünmeyen duvardan
    günbatışında güneşlenir
    batar yüce dağlardan
    tunç yüzlü kahramanlar
    daha dün biz değil miydik onlar

    ve duaya başlarken son umutla biz
    yıkılır tapınaklar ardarda
    dönerler dağlarına tanrılar
    kırılır dualar duvarda

    çekilen sular gibi çekilmiş
    saydam duvar ardına dün
    bir çorak dünya kalmış bize
    boşlukta bir gün

    korkuyla döndük duvardan
    bir umutla baktık yarına
    yarın yaratılmamıştı yarın
    kaldırdık başımızı kapanan göğe
    izi yok tanrıların

    ne yaratmak gelir elimizden
    ne ölmek gelir gönlümüzden

    içimizde bir ürküntü bir yalnızlık
    sulardan ve çayırdan son kalan
    kadınlarımıza sarıldık

    tekerleği dönüyordu çağların
    yaklaşıyordu bize doğru
    bir yaratılmamış yarın

    ne ölmek gelir gönlümüzden
    ne yaratmak gelir elimizden



    ***


    Çanakkale


    "Söyle Arkadaşım" dedi Anadolulu Mehmet
    yanıbaşındaki Anzak erine
    "nereden kopup gelmişsin,
    neden çökmüş bu mahsunluk üzerine?"

    "DÜNYANIN ÖBÜR UCUNDAN" dedi gencecik Anzak
    "Öyle yazmışlar mezar taşıma.
    doğduğum yerler öylesine uzak,
    örtündüğüm topraksa gurbet bana."
    "Dert edinme arkadaşım"dedi Mehmet
    "değil mi ki bizlerle birleşti kaderin,
    değil mi ki yurdumuzun koynundasın ilelebet,
    sende artık bizdensin,
    sende bencileyin bir Mehmet"

    Çanakkale'de toprağının
    üstü cennet altı mezar
    kavga bitmiş mezarlarda
    kaynaş olmuş yiten canlar.

    "ya sen dedi Mehmet
    oyun çağındaki İngiliz erine,
    "yaşın ne senin kardeş
    böylesine erken buralarda işin ne?"
    "yaşım sonsuza dek onbeş"
    dedi ufak tefek İngiliz eri.
    "köyümde askercilik oynar
    coştururdum trampetimle bizimkileri
    derken kendimi cephede buldum
    oyun muydu, gerçek miydi anlamadan,
    bir sahici kurşunla vuruldum.
    Sustu boynumdaki trampet,
    son verildi böylece oyundan bozma işime
    Gelibolu'da bana da bir mezar kazıldı
    mezar taşıma "ON BEŞİNDE TRAMPETÇİ" yazıldı.
    Öyküm de künyem de bundan ibaret.

    Yağmur yağıyordu usul usul toprağa
    gözyaşları düşerek üstüne sanki
    damla damla ağlıyordu uzaktan uzağa
    sahibini yitiren bir trampet.

    "ya sizler" dedi Mehmet
    dünyanın dört kıtasından
    mezarlar dolusu erlere,
    "hangi rüzgar savurdu sizleri
    bu bilmediğiniz yerlere"

    kimi İngilizdi, kimi İskoç
    kimi Fransızdı, kimi Senegalli
    kimi Hintli kimi Nepalli
    kimi Avustralya'dan kimi yeni Zelanda'dan Anzak
    gemiler dolusu asker
    her biri niye geldiğinden habersiz
    Gelibolu'nun oya gibi koylarından şizarak
    tırmanmışlardı dağa bayıra
    siper siper yara gibi yarılan toprak
    mezar olmuştu savaş ardından onlara.
    Kiminin BURADA YATTIĞI SANILIR
    Kiminin ADI BİLİNSE DE MEZARI BİLİNMEZ
    kiminin de mezar taşında
    on altı on yedi on sekiz yaşında
    EBEDİ İSTİRAHATE ÇEKİLDİĞİ yazılı.
    Çanakkale topraklarında,
    her birinin erken biten yaşam öyküsü
    eski yazıtlar gibi taşlara böyle kazılı.
    "Anlamaz mıyım" dedi "halinizden kardeşler"
    adına yazılı taşı bile olmayan asker
    Anadolulu Mehmet
    "ben de yüzyıllarca yaban ellerde
    neyin uğruna bilmeden can vermişim
    kendi yurdum uğruna can vermenin tadına
    ilk kez Çanakkale'de ermişim.
    Uğrunda can verdikçe vatandı ancak
    ekip biçtiğim padişah mülkü toprak
    değil mi ki sizler alamasanız bile
    bu topraklar almış sizi sizleri basmış bağrına
    sizlere de vatan sayılır artık Çanakkale.

    Çanakkale'de toprağının
    üstü cennet altı mezar
    kavga bitmiş mezarlarda
    kaynaş olmuş yiten canlar.

    Bir garip savaştı Çanakkale savaşı
    kızıştıkça kızgınlığı dindiren
    ara verildikçe ateşe
    düşmanı kardeşe
    döndüren bir savaştı.
    Kıyasıya bir savaştı
    ama saygı üreten bir savaş
    yaklaştıkça birbirine
    karşılıklı siperler
    gönüller de yakınlaştı
    düştükçe vuruşanlar toprağa
    dostlar gibi kaynaştı.

    Savaş bitti.
    Ölenler kaldı sağlar gitti
    köylü köyune döndü evli evine
    kır çiçekleri geldiler akın akın
    çekilen askerlerin yerine
    yaban gülleri, dağ laleleri, papatyalar,
    kilim kilim yayıldılar toprağa.
    Siper siper
    toprağın savaş yaralarını örttüler
    koyunlar koruganları yuva yaptı kendine
    kuşlar döndü gökyüzüne kurşunların yerine.
    Çiçeğiyle yemişiyle yeşiliyle
    silah yerine saban tutan elleriyle
    geri aldı savaş alanlarını doğa
    can geldi toprağa silindikçe kan izleri.
    Yeryüzünde cennet oldu öylece
    o cehennem savaş yeri
    şimdi Çanakkale Gelibolu
    bahçe bahçe, ülke ülke
    mezar dolu.

    Üstü cennet altı mezar
    Çanakkale toprağının
    kavga bitmiş mezarlarda
    kaynaş olmuş yiten canlar.

    Huzur içinde uyusun
    vuruştukları toprakta
    kavgadan kinden uzakta
    yanyan dostça yatanlar



    ***


    Çocuk



    düşünebilseydin eğer doğduğunda
    örtülmeden öğreneceklerinle bildiğin
    konuşabilseydin ağlamanı kesip
    belki de birşeyler öğrenebilirdin


    ***


    Dere

    ağacım ben dalları derinde
    yaprağım ben paramparça
    suyla ışığın ellerinde

    ben yüzen bir kuş
    uçan gölgeyim suda
    gökte bir ışık

    göğüm ben
    toprak yatağında
    suyla karışık

    eğil bana bak bana
    senim ben
    sana aşık



    ***


    Göçmen


    sevdiklerimin başında bir bilmediğim
    görmediğim özlemediğim özlediklerimin başında
    yurdum olmadan sıladayım
    kimsem ölmeden yasta
    yollarda gözlediğim ne
    mektuplarda beklediğim ne
    nereden sürmüşler beni buralar nere
    buralar nere, buralar nere
    bir bildiğim olmalı, bilmez olmuşum
    bir derdim olmalı, gülmez olmuşum
    buralara konmuş göçmen olmuşum
    bir derdim olmalı, gülmez olmuşum



    ***


    Gözgü
    gözgüye baktım özüm görmeğe
    seni göresim geldi

    gözgüye baktım karardı dünya
    sana değesim geldi

    gözgüye baktım camdan aşıp
    sana gelesim geldi



    ***


    İnsan

    elbette senden güzel olacaktı
    çizdiğin resim
    yaptığın heykel
    senden büyük olacaktı
    senden yakışıklı

    elbette senden doğru söyleyecekti
    yazdığın şiir

    elbette senden çok duyacaktı
    söylediğin türkü

    sen olduğundan büyüksün
    sen olduğundan iyisin
    sen olduğundan güzel


    TÜRKYAŞAM
    FENERBAHÇELİLE

    Hep DESTEK
    Tam DESTEK!!



    Benimle onun arasında kaldıysan, onu seç!
    Çünkü beni gerçekten sevseydin, beni seçenek yapmazdın.

  2. #2
    QUEEN mernes adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    20-02-2005
    Mesajlar
    44,524
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    25
    Jeolog


    avucumdaki bir buhurdan bu dünya
    çağlar tüter insansız
    sarar beni benden uzağa
    yokolmuş dağlar
    yankılar beni yapayalnız

    toprağın basamaklarından iner
    derin dağlara yükselirim
    eski ırmak izlerinde akar yiterim kumlarla
    görmez olur beni gözlerim



    ***


    Mağara


    mağaranın duvarına
    hayvanları taştan oydum
    kükrediler karanlıkta
    türkülerle karşı koydum
    karanlıktı mağara
    ışığı taştan oydum
    üşüyordum
    bir de güneş koydum
    aşk oydum mağaranın duvarına
    aşk oydum
    ağrıdı taşlar
    yarıldı mağara
    ben doğdum..



    ***


    Pülümür'ün Yaşsız Kadını


    Pülümür'ün bir dağ köyünde gördüm onu
    Yaşını sordum, bir giz gibi güldü
    Kimi seksen dedi köylülerden, kimi yüz
    Yüzüne baktım... bir giz gibi güldü
    Bir asa vardı elinde
    Bir solmuş krallığın
    Kadifeden harmanisi üzerinde
    Bir Hititliydi o, bir Selçuklu
    Bir Ermeniydi, bir Kürttü
    Bir Türk...
    Yaşını sordum, bir giz gibi güldü
    Koluma girdi bir soylu kadınca
    Tozlu köy yolunda sürükleyerek eteğini
    Beni bir tek gözlü sarayına götürdü
    Koy yapısı kulübesinin
    Zamanı onda yitirdim ben
    Yitik zamanlara onda eriştim
    En soylu yoksulluğun toprak döşeli sarayında
    Bir taç gibi kondu başıma Türkiyeliğim.




    ***

    Soru


    kimbilir
    insanda son kalan gözler
    görür mü dünyayı uzaktan

    kimbilir
    küçülür mü dünya
    büyür mü uzaktan

    kimbilir
    küllenir mi dünya
    özlenir mi uzaktan




    ***



    Sorudan Öncesi


    insan insana yapayalnız
    değildik o çağda canlıydı dünyamız
    canlıydı balıkçıya salık veren rüzgar
    canlıydı suçluya gürleyen bulutlar
    canlıydı yağmur canlıydı toprak
    yağmurdan toprağın doğurduğu yaprak
    yaprağı hayvana
    hayvanı insana
    insanı toprağa
    karan doğa
    canlıydı güneş canlıydı ay canlıydı yıldız
    canlıydı o çağda dünyamız

    sorularla dağılmamıştı
    daha dünyanın büyüsü

    gün batınca bir kara perde inerdi göğe
    evrenin denklemi ışıklarla yazılırdı
    yansırdı yakamozlarla karanlık denize
    anlamasak da yaşardık yaşamın gizini

    sormazdık soramazdık
    sorulanla soran ayrılmamıştı çünkü

    yalnız değildik bizimleydi tanrılar
    bırakırdık ellerine kendimizi
    tanrılar çarpardı tanrılar kollardı
    tanrılar doyururdu uyuturdu bizi
    tanrıların bahçesinde güneş açarken
    gün doğardı dünyamıza yeniden

    mutluyduk uyuşan dostlar gibi dünyayla
    sorusuz yaşıyanlar gibi mutlu



    ***


    Uçan Daireler


    bu sonsuz gök
    bizden midir değil midir
    bu yıldızlar
    canlı mıdır cansız mı

    dostlar olmalı
    bu göğün içinde
    düşman olmalı

    canlıysa bu yıldızlar
    toprağında can olmalı
    nefes alınmalıdır
    yaşanıp ölünmeli

    insan bu göğün boşluğuna dayanmaz
    bir koca göğün içinde
    bir ufacık dünyada yapayalnız
    bir avuç insanla yaşanmaz

    can olmalıdır göğün
    yıldızlarında can
    bize benzer veya benzemez
    dost veya düşman

    gelmeliler dünyamıza
    içmeliler suyumuzdan



    ***


    Uyum

    boşluğa bulut buluta yağmur
    yağmura toprak ne güzel uymuş

    gündüze güneş güneşe tarla
    tarlaya başak ne güzel uymuş

    başağa buğday buğdaya insan
    insana emek ne güzel uymuş

    emeğe eylem eyleme yürek
    yüreğe sevgi ne güzel uymuş



    ***


    Yarın


    bir şeyler olacak yarın
    duruşundan belli
    kırdaki atların
    bulutların koşuşundan belli
    kazışından köstebeklerin

    karıncaların telaşından belli
    bir şeyler olacak yarın
    belki bir tomurcuk
    belki bir ağacın düşen yaprağı
    belki de bir çocuk

    pek o kadar göremesek de uzağı
    kuşların uçuşundan belli
    birşeyler olacak yarın
    öbürgünden önemsiz
    bugünden önemli



    ***


    Yasa

    Elmalarda diş izi
    senindir bu dişlem
    yapıldı hanene
    gereken işlem

    melekler de tanık
    suçlusun
    işbu yasa hükmünce
    sen bir insanoğlusun

    insanoğlu

    MADDE BİR
    dünyaya gelmelidir

    MADDE İKİ
    sevmeli sevilmeli
    dünyayı cennetin
    kendisi bilmelidir

    MADDE ÜÇ
    yaşama sevgisinin
    kökleri gönlünde
    insanoğlu günün birinde
    ölmelidir

    dönmelidir dudaklarına
    buruk bir elmanın tadı

    işbu yasayı
    kim yürütür bilinmez
    bilinmeyen ellere
    karşı gelinmez


    TÜRKYAŞAM
    FENERBAHÇELİLE

    Hep DESTEK
    Tam DESTEK!!



    Benimle onun arasında kaldıysan, onu seç!
    Çünkü beni gerçekten sevseydin, beni seçenek yapmazdın.

  3. #3
    Mustafa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-08-2005
    Mesajlar
    9,477
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    teşekkür ederim eline sağlık

    Şehir ESKİŞEHİR'dir !



    YİNE BİR KEMAL, YENİ BİR KEMAL !


  4. #4
    Misafir SAKSUMA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-10-2006
    Mesajlar
    843
    Karizma Gücü
    0

    Artık Gidiyorum...!(Bülent Ecevit)

    Artık gidiyorum...
    Şimdi gün ağardı,
    karanlık köşemi aydınlatan lamba söndü
    Bir davet geldi ve ben yol için hazırım
    Bu ayrılış gününde bana bol şans dileyin
    arkadaşlarım

    Beraberimde ne götüreceğimi sormayın
    Seyahatime boş eller ve ümideden bir
    kalple çıkıyorum...

    Rabindranath Togore,
    Çeviri (1941) Bülent Ecevit




    ALLAH RAHMET EYLESİN...NUR İCİNDE YATSIN ....
    Türk siyasi hayatının son 50 yılına damgasını vuran eski başbakan Bülent
    Ecevit, 172 gündür sürdürdüğü yaşam mücadelesini dün gece kaybetti.

    Katledilen Danıştay üyesi Yücel Özbilgin'in cenazesinden sonra geçirdiği
    beyin kanaması sonucu GATA'ya kaldırılan Ecevit, dün gece saat 22.40'da
    "dolaşım ve solunum yetmezliği" nedeniyle hayata gözlerini yumdu. Rahşan
    Ecevit, günde iki kez ziyaret ettiği 60 yıllık hayat arkadaşının öldüğü
    haberini evinde öğrendi.

    SİYASETİN DEMOKRAT ŞAİRİ
    Yarım asırlık siyasi yaşamında "Karaoğlan" olarak anılan ve "Üçüncü Adam"
    yakıştırması yapılan Bülent Ecevit, Türk siyasetine "Ak Güvercin" ve "Mavi
    Gömlek" fenomenlerini kazandırdı. Ecevit "Şair" ve "Gazeteci" yönüyle de
    siyaset dünyasında farklılığını hep hissettirdi. Ecevit'in ölüm haberi
    Türkiye'yi üzüntüye boğdu.

  5. #5
    TF Usermod
    Kayıt Tarihi
    04-02-2006
    Mesajlar
    5,633
    Karizma Gücü
    8
    ne güzel söylemiş,
    allah rahmet eylesin...

  6. #6

    Kayıt Tarihi
    13-11-2005
    Mesajlar
    9,059
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    Karaoğlan'ın en sevdiğim yönlerinden biride sanatçı kimliğiydi. Şiir kitabının ön yüzünde "Benim için şiir yazmak -özellikle siyasete girdiğimden beri- bir iletişim aracı bir düşünce açıklama yolu değil bir düşünme yöntemidir" demiş Karaoğlan. Şu an ki siyasileri bir göz önümüze getirdiğimiz zaman arada ki fark apaçık maalesef...








    :turk:



 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Ecevit, Ceviz Kabuğu`nda konuştu
    2005 Konuları bölümünde tuncakaya tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 08.08.05, 21:07

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •