• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
13 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Emekli TF Yöneticisi
    Kayıt Tarihi
    16-02-2004
    Mesajlar
    14,309
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    11

    farklı bir uyuşturucu madde dosyası açalım,buyrun

    Melis Akpınar gündemde...16 yaşındaydı..şimdi 16 yaşında bir ölü.

    eroin aldı..aşırı doz...haberlerde hergün izliyoruz acıklı bir fon eşliğinde.

    Akabinde bir kaç haber daha yapıldı..Melisle ilgili değil..
    Onun durumunda olanlarla ilgili..Bir erkek çıkar sabah programlarına,kurtar beni der..
    Yaşlı teyze ağlar..Halk ağlar yardım eder...çocuk kurtulmaz..sadece ara verir..

    Bu haberler yine gidecek 10 gün boyunca..Çünkü o medyanın umrunda değil bu insanlar..Bizimde değil!

    Kandırmayalım kendimizi!

    Onlar bizim insanımız safsatasını geçiyorum..Defolun gidin yalancılar!

    Kimse kimsenin umrunda olmadı..O benlik güdümüz hep omzumuzda!

    Gelelim konunun felsefi boyutuna...

    Eroin,kokain,alkol,sigara,LCD,Extacy,kahve,kola,bilgisayar,kadın,yazmak,çalışmak,iş bağımlılığı...

    Bağımlı oluyoruz zamanla birşeylere...

    Amaç ne?

    Mutlu olmak...Kimi kısa vadede mutlu ediyor bizi,kimi uzun..

    Bu bağımlılıkların çok azı vardır ki ; yoksunluk sendromuna yol açmasın...

    Fiziksel bağımlılıklar ve ruhsal bağımlılıklar..Yada psikolojik..

    Konunun bu bölümle ilgisi olan yanıda bu...

    İnsanları Fiziksel bağımlılığa iten sebepler nelerdir...?

    Psikolojik olarak bir olguya bağımlı olmak ile fiziksel olarak bir maddeye bağımlı olmak arasındaki yoksunluk farkı çok mudur? var mıdır?


    Ben alkol kullanırım..
    antidepresanlar alırım.
    Sigara kullanırım.


    Ama aşk'ta bir yoksunluk benim bünyemde..

    Hayatımın hiçbir döneminde ilgisiz,sevgisiz kalmak, beni 3 aydan fazla dayandırmadı..Hayatımı kötüye götürdü..

    Kimi zaman bilgisayar bağımlısı oldum.5 gün internetim olmadığında,günde 500 kontur tükettim..Tanımadığım insanlara mesaj attım...Numaraları kafadan atarak..arkadaşlarım oldu bu sayede ..

    Ben Garip isem benim gibi milyonlarca insan var dünyada..

    Herkes birşeylere bağımlı..

    O şeyler onları mutlu etmekte.

    konu uyuşturucu madde dosyasından ziyade,bizim bağımlılıklarımız...

    irade mi devreye girer alışılan madde yada olguyu bulamayınca?

    bu irade nereye kadar sürüklemez insanı batağa?

    nereye kadar dayanırız?

    Sebepler neler..Aile,iyi aile kötü aile,çocukluk gibi klasik semptomlarla gelirseniz(ki haklısınız) başarılı ve mutlu insanların hazin sonlarını örnek veririm...

    Madem herşey aile yada paradan geçmiyor,bu mutlu olma isteği nedendir dostlar...

    Hadi biraz dertleşelim...içimi dökerim bende belki ilerleyen satırlarda..

  2. #2
    cevabı rüzgarda saklı devinizm adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-07-2005
    Mesajlar
    4,427
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    İnsan hayatı, arayışlar sonucu meydana gelen tesadüfler bütünüdür.

    Mutluluğun formülünü bulan olmadı bugüne kadar.Katıksız mutluluk yoktur bence, kısmi mutluluk vardır.

    Bu nedenle insanoğlu cennete gitmek için yanıp tutuşur.Maddi olanaklarla satın alınamayacak, şeyler olduğunu hayal eder orada.

    Uyuşturucu konusu da oldukça karışık.

    Ray Charles yıllarca eroin aldı.Bu ünlü sanatçının hayatını inceleyelim:

    -Görme engelli olduğu için hayatı zorluklarla dolu.

    -Bir Afroamerikan ve beyazlar tarafından aşağılanıyor.

    -Ona destek olacak bir akrabası veya tanıdığı yok

    -Kardeşinin ölümüne kendisinin sebep olduğunu düşünüyor

    -Babasız büyümüş.


    İşte bu adam eroin alıyor.Bir noktadan sonra daha fazla karşı koyamıyor acıya.Çok küçük de olsa mutlu dakikalar yaşamak istiyor.Dünyadan sıyrılıp, farklı bir boyutta kendini bulmak istiyor.

    Uyuşturucu alanları suçlamadan önce, hangi koşulların onu uyuşturucuya zorladığını bulmalıyız.

    Yoksulluk mu, aşırı zenginlik mi, tatminsizlik mi, güvensizlik mi, sevgisizlik mi, pişmanlık mı...

    Hiç kimse masum değil.

    İsteyerek veya istemeyerek, bu çarkın devamlılığını sağlayan işçileriz.Bunun bedelini acı çekerek ödüyoruz.

    Bilinçaltımızda, gittikçe daha fazla yer işgal ediyor suçluluk duygusu.

    Gün gelir,

    Uyuştucu içmek bile hoşgörülebilir.

    Tıpkı bazı Avrupa ülkelerinde olduğu gibi.
    "diyelim ki, sadece gerçekliğin sınırlarını deniyordum.neler olacağını merak ettim.hepsi bu."(jim morrison)

    türkforum'da sosyal bir deney başlıyor...
    mesajları rapor etme özelliğinin önemi
    şikayet merkezinin kullanımı




  3. #3
    Xtreme-Power adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-10-2004
    Mesajlar
    1,585
    Karizma Gücü
    0
    türkiyede hollandadaki gibi cafe shop hesabı yerler açıldığını düşünürsek bence bayada iş yapar nasıl olsa pkk dan geliyo bu uyuşturucu olayı paralar oraya gidiyosa hiç değilse devlet kazansın daha mantıklı ama olmucak işler bunlar hiç zannetmiyorum

  4. #4
    cevabı rüzgarda saklı devinizm adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-07-2005
    Mesajlar
    4,427
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    Alıntı Xtreme-Power tarafından gönderildi.
    türkiyede hollandadaki gibi cafe shop hesabı yerler açıldığını düşünürsek bence bayada iş yapar nasıl olsa pkk dan geliyo bu uyuşturucu olayı paralar oraya gidiyosa hiç değilse devlet kazansın daha mantıklı ama olmucak işler bunlar hiç zannetmiyorum

    Biz şöyle ya da böyle, Avrupa'daki sistemin aynısını getiriyoruz ülkemize.

    Kimi zaman 50 yıl gecikmeli olsa da.

    Önemli bir noktaya değindin, uyuşturucunun terör örgütlerine kaynak oluşturmasına izin verilmemeli.Bir şekilde kontrol altında tutulmalı uyuşturucu ticareti.

    Zaten bütün uyuşturucu trafiği Türkiye'den geçer.Büyük miktarlarda kara para dönüyor ortalıkta.
    "diyelim ki, sadece gerçekliğin sınırlarını deniyordum.neler olacağını merak ettim.hepsi bu."(jim morrison)

    türkforum'da sosyal bir deney başlıyor...
    mesajları rapor etme özelliğinin önemi
    şikayet merkezinin kullanımı




  5. #5
    VAK VAK Özlem adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-04-2006
    Mesajlar
    5,251
    Karizma Gücü
    8
    beni bağımlılığa iten nedir...bağımlılık deyince hep kötü olan şeyler mi akla gelir?sigara,alkol,uyuşturucu bılmem ne...

    hiçbirine bağlanmadım.çünkü bağlanmamı bıle engelleyecek şeyler oldu (ki iyiki de olmuşlar)

    ancak bır bağımlılığım vardır ki..alışknlıktır benım için vazgeçilmezdir,bunalıma götürebılır...

    deniz...deniz görmezsem,kıyısına yanaşmazsam delırıyorum.o sahılıne gittim mi o havasını aldım mı sinirlerim de yatışıyor,huyum da değişiyor nedense...denizsiz bır şehirde yaşamaya mecbur kalmam iinşallah...

    ve timm demişsin ya dertleşelim...dertleşelim be arkadaşım...ihtiyacım varrrr

    iyi bir hayat sürmek,zengin olmak,ya da çok zorluklarla dolu bir yaşamdan gelme...bunlar uyuşturucu kullanmayı yer yer tetikleyici nedenler evet..ancak uyuşturucu kullanımını salt bunlara indirgememek lazım...

    eksıklıklerımızden kaçmak bizi bağımlılıklara sürüklüyor.bağımlılık alışkanlık oluveriyor.en kötüsü de burada belki de zevk almaya başlıyorsunuz...paranız çok,para mutluluk getirmiyor,çevrenişzde gerçek dost yok,b.ktan bir hayat sürdüğünüzü düşünüyorsunuz,sanki her dert sizin başınızda...vs vs...al sana kaçmak için mazeretler ordusu...

    sadece uyuşturucu mu ya da sigara ve alkol mu?değill....sex te bir bağımlılık olabilir.sizi kovalayan birşeyler vardır kafanızın içinde,ya da düşünmekten kaçtığınız birşeyler...ve siz kaçtığınız belli olmasın diye bağımlı olmayı denersiniz...salt farklı birşeylere yönelmek ve kafanızdakileri de o yöne çevirmek için...izleriniz kaybolur sanırsınız...ama yanıltıcıdır ne hazin ki...


    ve devinizm sana katılmamak elde değil arkadaşım:


    İsteyerek veya istemeyerek, bu çarkın devamlılığını sağlayan işçileriz.Bunun bedelini acı çekerek ödüyoruz.
    hött be ne dökecek şeylerim varmışşş..valla sırtım sızlamasa daha yazacam...



    -kaç yıldır bu sokaktan geçiyorsun, başka yol bulamadın mı ?
    -demek sen de kaç yıldır bu sokaktasın. hala çıkamadın mı ?...

  6. #6
    MeDiD adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    03-01-2006
    Mesajlar
    33,295
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    13
    sebeplerden başlayayım, hayat tecrübesi anlamında kendi adıma , çok çok bir yaşamışlığım yok...ama gözlemleme yeti'm sayesinde çok şey öğrendiğime inanıyorum. bu kısa açıklamadan sonra;

    bağımlılık dediğimiz "manevi" kıstasları kendi "içsel açlığımız" belirliyor daima. ancak, öyle bir yaradılmışız ki, herşey bize ait bile olsa, bir yanımızın hep eksik olduğunu düşünüyoruz.

    Örnek: Para. kazandığı para kadar yaşamıyor hiç kimse. ayda 850 ytl maaş alan birinin bankaya 7000 ytl kredi borcu olabiliyor. Sebep: ekonomik şartların yanı sıra, para harcama bağımlılığımız. nedir bu para harcama bağımlılığı? ay sonuna 10 gün vardır, cebinde de ancak aybaşını getirecek kadar para. kısacası ek bir harcama yapmaman gerkiyordur. ama içimizdeki o "tüketme" dürtüsü tezgahta gördüğümüz o ürünü almaya iter bizi..ee ? ne oldu?? gitti 5 günlük para...

    örnek: aşk... ömür boyu ihtiyac duyulan, açlık hissi hiç bitmeyen şeylerden en önemlisi.. ama onuda bağımlılıktan çıkarıp, "tüketim maddesi" haline getiriyoruz zamanla.. uzun süre birine "bağlı" kalıyoruz...gözlerimizee tabiri caizse "mil" çekiyoruz... zaman geçtikçe, o insanın bize "aidiyet"i artık heyecan vermemeye başlıyor.(yanlış anlaşılmasın, herkes bu hissiyatı taşıyor demiyorum, ama bu duygu herkesin içinde bir yerde var) .. bu kez dış etkenlere açıyoruz kapıları.. stepne(!) zaten bagajda nasıl olsa diye düşünüyoruz.. ve sahne de ilgisizlik denilen illet çıkıyor..bir anda...şamar yemişten beter oluyor karşı taraf.. saatlerce, sabahlara kadar sohbet ettiği, konuştuğu,gülüşüp-ağlaştığı kişi şimdi o kadar uzakki ona.. neden? bağımlılık duraksama dönemine girdi çünkü.

    bir süre sonra o "dış etken/etkenler" de heyecanını yitiriyor içinizde... geriye dönüp bakacağınız "tek bir sevgi" bile kalmıyor ki "kırıntısı" kalsın...acı ama gerçek...ne kadar sahip olursak birşeye, o kadar aç ve eksik olduğumuzu düşünüyoruz...

    tüketiyoruz...herşeyi...en önemlisi KENDİMİZİ...

    teşekkürler.

    ...Kuyruguna basilMAdikca, tirmalaMAyan KeDiGiL...


  7. #7
    gogola adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    23-07-2006
    Mesajlar
    73
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı MeDiD tarafından gönderildi.
    sebeplerden başlayayım, hayat tecrübesi anlamında kendi adıma , çok çok bir yaşamışlığım yok...ama gözlemleme yeti'm sayesinde çok şey öğrendiğime inanıyorum. bu kısa açıklamadan sonra;

    bağımlılık dediğimiz "manevi" kıstasları kendi "içsel açlığımız" belirliyor daima. ancak, öyle bir yaradılmışız ki, herşey bize ait bile olsa, bir yanımızın hep eksik olduğunu düşünüyoruz.

    Örnek: Para. kazandığı para kadar yaşamıyor hiç kimse. ayda 850 ytl maaş alan birinin bankaya 7000 ytl kredi borcu olabiliyor. Sebep: ekonomik şartların yanı sıra, para harcama bağımlılığımız. nedir bu para harcama bağımlılığı? ay sonuna 10 gün vardır, cebinde de ancak aybaşını getirecek kadar para. kısacası ek bir harcama yapmaman gerkiyordur. ama içimizdeki o "tüketme" dürtüsü tezgahta gördüğümüz o ürünü almaya iter bizi..ee ? ne oldu?? gitti 5 günlük para...

    örnek: aşk... ömür boyu ihtiyac duyulan, açlık hissi hiç bitmeyen şeylerden en önemlisi.. ama onuda bağımlılıktan çıkarıp, "tüketim maddesi" haline getiriyoruz zamanla.. uzun süre birine "bağlı" kalıyoruz...gözlerimizee tabiri caizse "mil" çekiyoruz... zaman geçtikçe, o insanın bize "aidiyet"i artık heyecan vermemeye başlıyor.(yanlış anlaşılmasın, herkes bu hissiyatı taşıyor demiyorum, ama bu duygu herkesin içinde bir yerde var) .. bu kez dış etkenlere açıyoruz kapıları.. stepne(!) zaten bagajda nasıl olsa diye düşünüyoruz.. ve sahne de ilgisizlik denilen illet çıkıyor..bir anda...şamar yemişten beter oluyor karşı taraf.. saatlerce, sabahlara kadar sohbet ettiği, konuştuğu,gülüşüp-ağlaştığı kişi şimdi o kadar uzakki ona.. neden? bağımlılık duraksama dönemine girdi çünkü.

    bir süre sonra o "dış etken/etkenler" de heyecanını yitiriyor içinizde... geriye dönüp bakacağınız "tek bir sevgi" bile kalmıyor ki "kırıntısı" kalsın...acı ama gerçek...ne kadar sahip olursak birşeye, o kadar aç ve eksik olduğumuzu düşünüyoruz...

    tüketiyoruz...herşeyi...en önemlisi KENDİMİZİ...

    teşekkürler.
    Medid yine döktürmüş Dikkatli ol bakarsın elindeki herşey bitmiş olur sen sen ol tüketim felsefesi ile aşkı birbirine karıştırma, bak arayan buluyor

  8. #8
    MeDiD adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    03-01-2006
    Mesajlar
    33,295
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    13
    gogocum, iki farklı şeyden bahsettim...ikiside hayatımızda olmazsa olmazlardan...biri maddi diğeri manevi...döktürmüşlüğüme gelince...herzamanki halim bilirsin...

    ...Kuyruguna basilMAdikca, tirmalaMAyan KeDiGiL...


  9. #9
    VAK VAK Özlem adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-04-2006
    Mesajlar
    5,251
    Karizma Gücü
    8
    tüketim çılgınlığına iten bu yatkınlık üretememezliğin getidiği bir acınasılık mıdır acaba?

    yani üretemeyeceğimizi biliyor oluşumuz mudur bize bu tüketim hırçınlığını katan?

    kati ihtiyaçlarımız var,yemek,içmek,barınmak,giyinmek..ama biz onları ihtiyaç grubundan dışladık sanki,artık istek grubuna dahiller gibi...yerken seçiyoruz,dükkan dükkan gezip hangi reklam güzelse afişte o dükkana giriyoruz,giyinirken yine afişlerde gözümüz..pahalı bile olsa görüntü güzelse alıp giyiyoruz,hatta bazen öyle şeyler giyiyoruz ki..10 yıl önce sokakta onu giyen biri olsa idi alay edilmekten yürüyemezdi bile belki de..gezip tozuyoruz yapıp ediyoruz,üreticiliğimize gem vuruoruz.fabrika işçisi üretir ama ona amele diyoruz,çırak geleceğine yatırım yapar o da üretir ama ona çöm deriz,biz sadece malı değil insanı da tüketiriz..

    bağımlılıklar demişiz...ona buna laf atarız..var mı bundan öte tüketim?var mı daha ala bağımlılık?aşağılamak işte..aşağılanmaktan doğmuş aşağılamak.herşeyin karşılıklı oluşundan yola çıkmış biraz..bana laf atana ben on kere laf atmalıyım ki içim rahat etsin...karşılığı olmalı...işte bu insan tüketimidir.işte bu bağımlılığın son raddesidir..

    kendini pohpohlama..he yaptığının önemli olduğu hissini kuvvetlendirme..hava atma..laf atma.rezil etme..bir sürü örnek sıralayabilirim...gazetelerde okuyoruz..onun modası bunun modası..mankenlerin laf atma modası,reinaya takılan playboy modası,birbirine kafa atan futbolcu modası bilmem ne...yahu nedir bu daha iyisi olma çabaları,dahası daha tavandaki ve zirvedeki olma çabası?nedir bu ardımızdan gelenleri tüketme çabası?nereden geliyor bu bağımlılık salgını?hangi hormonumuzdan salgılıyoruz bu ezik duyguyu?ya da kim bu kadar aşağıladı ya da yerdi ki bizi bu kadar kör hırslara sahip olduk?

    aşkı,sevgiyi,yemeyi,içmeyi,barınmayı,yağmur ormanlarını geçtik,tüketecek bir birbirimizi kalmıştık,ona da el attık...

    konuyu saptırmış olabilirim bir nebze ama farklı tartışma platformlarını da değerlendirelim dedim



    -kaç yıldır bu sokaktan geçiyorsun, başka yol bulamadın mı ?
    -demek sen de kaç yıldır bu sokaktasın. hala çıkamadın mı ?...

  10. #10
    Emekli TF Yöneticisi
    Kayıt Tarihi
    16-02-2004
    Mesajlar
    14,309
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    11
    konuyu anladığınız için sağolun uyuşturucu ekseninde bir tartışmadan çok bağımlı olma sebeplerimizi ve bağımlılığın getirdiği anlık mutlulukları düşünmüştüm konu açarken.

    Dediğiniz gibi tüketim alanlarının genişlemesi , teknoloji, hayatta kalmanın giderek daha çok çalışmaya bağlı olması, iletişimsizlik.. bunlar sebepler olabilir.
    artık , ılık bir duş , yürüyüş mutlu etmeye yetmiyor kimseyi...sıcak bir merhaba da öyle.

    içsel açlık demiş medid, össlemin dediği egoist tututmlarla mutlu olmakta bu temele dayanıyo sanırsam ..

    her bağımlılık insana bir şekilde haz veriyor...ama bunun birde yoksunluk safhası var..insan bağımlı olduğu şeyden ayrılınca diğer alanlarda da verim sağlayamıyor.

    işkolik biri iş yapmadığı zamanlarda iletişimi zayıflıyor(halbuki aynı adam işinde fırtına gibi)

    aşka aşık birisi aşksız kaldığında, çareyi bir diğer bağımlığa atlamakta buluyor(mesela alkol, ilaç vs)

    bilgisayar çocuğunun elinden pc'yi alınca , o çocuk aslında yapması gereken diğer görevlerini (okul, dersler) ihmal ediyor.top oynamak onu asla mutlu etmiyor..

    salt olarak teknoloji yüzünden böyle oldu diyemem...
    osmanlıda, ortaçağda bile vardı şöhret bağımlıları,şehvet,kudret,kan bağımlıları...bu insanın egosu ile doğası gereği olmalı..

    kolay alışıp zor vazgeçiyoruz.ve össlemin dediği gibi başkalarının alışkanlıklarına da laf atarak kendimizi normal hissediyoruz.

    cidden garip bişi şu insanoğlu.

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Farklı Yaklaşımlar, Farklı Sonuçlar
    TOPLUM VE İNSAN bölümünde mehmet___y tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 15.10.11, 18:18

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •