• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
3 sonuçtan 1 --- 3 arası gösteriliyor
  1. #1
    QUEEN mernes adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    20-02-2005
    Mesajlar
    44,524
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    25

    Ziya Osman Saba Şiirleri

    Ahret
    Bu garip dünyada ben yadirgadim yerimi...
    Yillardan sonra gir gün, görüp çektiklerimi,
    Tanrim bir melegine emredecek: "Yetişir!"

    Gözlerimi o saat sessiz kapayacagim.
    Beni bekleyedursun bir köşede yatagim;
    Bütün yorgunlugumu alacak bir teneşir.

    Bir yükü atmiş gibi içimde bir hafiflik,
    Oraya geçmek için aşacagim bir eşik,
    Bir lâhza tutacagim bana uzanan eli.

    Bir el gözlerimdeki perdeyi siyiracak.
    Onlari bulacagim... Ve annem şaşiracak:.
    "Oglum! Ne kadar da büyümüş ben görmeyeli."



    ***


    Artik Yaşamak Için...
    Artik yaşamak için herkesten kaçacagiz,
    Dünya bize verecek yalniz güzellikleri,
    Yalniz, semalarindan dökecek ruhumuza,
    Geceler mehtaplari ve gündüzler seheri

    Düşünceli yürürken, bir yol dönemecinde
    Çikacak ömrümüze beyaz dallarla bahar.
    Hatirlatacak bize sen çocuklugumuzu,
    Erguvanli bir bahçe, mor salkimli bir duvar.

    Tekrar yaşayacagiz ümitli sabahlari,
    Bulacagiz dünyanin o en güzel yerini.
    Ebedi bir sahilde yeniden tadacagiz
    Kol kola sükûn dolu akşam gezmelerini...



    ***


    Baharı Beklerken Yazılmış Şiir
    O günü görmek için sade bekleyeceğiz,
    Göreceğiz bir sabah yeşil tomurcukları.
    Hazırlanıyor gibi, gökyüzü, ufuk, deniz,
    Bir sabah dökülecek baharların baharı.

    Bu bahar yalnız mesut günler taşımaktadır,
    Başbaşa kalacağız kenarında bir suyun,
    Göz alabildiğine yeşil uzanan çayır,
    Bir saadet içinde sessiz otlayan koyun.

    Bu bahar güleceğiz en içten bir sevinçle,
    Bir melek ordan bize uzatacak elini.
    - Beni bırakma kalbim, kalbim sen bana söyle.
    Ümitlerin en güzelini!..



    ***


    Ben De
    Ne çok anlatacaklariniz var
    Birbirimize nişanlilar!
    Ben de bir zamanlar sizin kadar mesuttum,
    Ben de şu parkin siralarinda oturdum,
    Ümid ettim, hayal kurdum...
    Şahit bütün ömrüme bu şehir, bütün yurdum.
    Ben de o mektepte okurdum
    Küçük mektepli!
    Bugün gibi hatiramda
    Ilk gün, ilk ders, ilk hece.
    Şiirler yazmak için ögrendigim güzel Türkçe.
    Yeni kitaplarim, siyah gögüslügüm,
    Sevinçle dolup taşardi gönlüm.
    Beri yanda günler akar giderdi.
    Benim de bir anne üstüme titrer
    Bir baba benimle iftihar ederdi.



    ***


    Beyaz
    Bir bademin altına, yorgun, oturmak biraz,
    Ayrı ayrı seyretmek çiçek açmış her dalı.
    Artık bütün renklerden, artık uzaklaşmalı:
    Beyaz işte, aylardır gözümde tüten beyaz.

    İş bitti... Uzaklarda ilk ümitler gibi yaz,
    Duyuyorum bu sabah, kış içimden çıkalı,
    İçimin dört duvarı bembeyaz badanalı,
    Ah, sade nefes almak, göğsüme dolan bu haz...

    Bir kuş ötecek şimdi... Havada bir durgunluk,
    Mermeriyle konuşan açık kalmış bir musluk,
    Beyaz çiçeklerini tektük düşüren kiraz.

    Bahar pınarlarından içime damlayan su,
    Bembeyaz çiçeklerin ıslak, temiz kokusu,
    Kış bitti... Uzaklarda ilk ümitler gibi yaz...



    ***


    Beyaz Ev
    Gözlerimin önünde hep aynı beyaz ev.
    Her dağ yamacına kurduğum,
    Beliren her su kenarında,
    Pembe damlı, yeşil pancurlu, balkonlu,
    Balkonuna tırmanan sarmaşık.
    Gece, pencerelerinden sızacak ışık,
    Kışın tütecek bacası.

    Kapıyı ittiğinde çalacak bir çıngırak.
    -Duyuyorum o sesi şimdiden, berrak-
    Geçeceğim yol, çıkacağım üç basamak,
    Ellerinden sıyırıp atacağım eldiven,
    Her halin, gülüşün, kokun, bütün ruhunla sen!
    Ah, bütün bir ömür bırakmayacağım el,
    Okşayacağım saç, dinleyeceğim ses,
    Bakmakla doymayacağım yüz...
    Açık pancurlardan o gün dolacak gündüz,
    O günkü hava,
    Bir kapıyı açman, dolaşman sofada.
    Şaşıracağım: Böyle gezinen kim?
    -Evim! Evim!.. Ellerimle asacağım
    Camlarına perdelerini.
    Yatak odasında düşüneceğiz bir an
    İki kişilik karyolanın yerini...
    Yatak odamız, yemek odası, kiler
    Raflarında ellerinle yapılmış reçeller.
    Karşı karşıya oturacağımız sofra,
    Sürahide ışıldayan su,
    Yazın, rüzgâra koyacağımız testi;
    Senin yatacağın öğle uykusu...
    Sararacak bir yandan çardaktaki üzümler,
    Kâh esecek rüzgâr, kâh dinleyeceğiz yağmuru,
    Kâh karlarla bembeyaz kesilecek çimenler.
    Hep geçireceğiz içimizden:
    Hayat beraber, ölüm beraber...
    Şu göklerin altında,
    Olacağız o kadar bahtiyar
    Ki çıkıp mezarlarından annemiz, babamız da,
    Beyaz evimize yerleşecekler,
    Uzun kış geceleri onlar da aramızda
    Göz göze bakışacak, mangalı eşecekler...



    ***


    Bilemiyorum
    Bilemiyorum yillardir neredeyim?
    Hergün yedigim ekmek, susayip içtigim su,
    Kolundan tutup gitmek istedigim kadin,
    Yaşamak kaygisi, gök hasreti, ölüm korkusu,
    Ve Rabbim senin adin!
    Yillar var ki içindeyim hayatin.
    Aniyorum gençligimi, özlüyorum çocuklugumu,
    Fakat bilemiyorum yarini.

    Bilemiyorum Rabbim, maksadini, kararini.
    Hepimiz işte dünyadayiz,
    Yataktaki hastamiz, topraktaki ölümüz;
    Neyiz, ne olacagiz?
    Birşey bilmiyorum... Nefes almaktayim yalniz.
    Rabbim! beni yaratmişsin,
    Insan şeklinde görünüyorum,
    Terlerim yazin, üşürüm kişin,
    Düşünüyorum, düşünüyorum...



    ***


    Bir Oda, Bir Saat Sesi
    Bir oda, içinde bir saat sesi
    Hayatin sirtimdan giden pençesi,
    Ve beni maziye götüren bir el,
    Eski günlerimiz, sessiz ve güzel...
    Buldugum kayiplar, her günkü yerin,
    Işte konsol, ayna, köşe minderin,
    Seccaden, tesbihin, namaz başörtün.
    Bir şey degişmemiş, sanki daha dün.
    Yine ortancalar alti caminin,
    Dişarda sükûnu yaz akşaminin,
    Bahçemiz sulanmiş, islak her çiçek.
    Kapi çalinacak, babam gelecek...



    ***


    Bir Ölünün Arkasindan
    Ey ölü, az daha yaşatmak isterdim seni,
    Habersiz birakip gittigin evde.
    Giysen hazir duran terliklerini,
    Odalarda dolaşsan, öksürsen
    Toplasan bu yaz da bahçende yemişleri,
    Az daha ömür sürsen.
    Gözlerimin önünde hep boyun bosun,
    Nasil girerdin şu kapidan, memnun
    Şu iskemleye otururdun.
    Avuçlarimda, ilik, el sikişin,
    Bana bakişin...
    Nasil uzatirdin bana şu sürahiyi?
    Seyrederdik uçan bulutlari, geçen gemileri.
    Nasil son defa konuştun, son defa güldün?
    Nasil öldün?..
    Nasil öldü, Yarabbim, nasil ölecegiz?
    Hangi sonsuz geceler, iklimler geçecegiz,
    Bundan sonra da bir gün ayni sofrada
    Oturacak miyiz bir daha!..


    ***


    Bir Sokakta Giderken
    Taşinda otlar biten şu sokakta yürümek.
    Bir bahçe duvarinin kokulu gölgesinden.
    Uzakta, mektepteyken okudugumuz şarki.
    Su içmek o tasasiz günlerin çeşmesinden.

    Kalbe aşina bütün rastladiklarim,
    Herşey eskisi gibi, herkes bahtiyar, iyi!
    Bana büyük babami hatirlatan ihtiyar,
    Çocukluk arkadaşim sari benekli kedi

    Bütün günahlarimi affetmiş sanki Tanrim,
    Duyuyorum kalbimde tadilmamiş sevgiyi.
    Ah, sade koşmak, koşmak istiyorum içimden:
    Aradigim diyara bu yol çikacak gibi


    TÜRKYAŞAM
    FENERBAHÇELİLE

    Hep DESTEK
    Tam DESTEK!!



    Benimle onun arasında kaldıysan, onu seç!
    Çünkü beni gerçekten sevseydin, beni seçenek yapmazdın.

  2. #2
    QUEEN mernes adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    20-02-2005
    Mesajlar
    44,524
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    25
    Bu Rüzgar
    Bu rüzgar her vakit böyle esmeyecek.
    Gökte bulut, suda yelken, dalda çiçek.
    Bir gün, bir gün var ki, günden güne gerçek,
    Çatir çatir servi, çitir çitir böcek.
    - Çek cigerlerine, bir nefes daha çek,
    Bu rüzgar her vakit böyle esmeyecek.



    ***


    Bütün Saadetler Mümkündür
    Bütün saadetler mümkündür...
    Şu kapının açılması,
    İçeri girivermen,
    Bahar, kuşlar, gündüz.
    Ve bütün dünya
    Bir an içinde gürültüsüz.

    Bütün saadetler mümkündür...
    Bahtsızların biraz gülümsemesi...
    Körlerin gün görmesi,
    Mümkündür bütün mucizeler...
    Ana, baba, evlât, bütün kaybolanlar...
    Ebedî bir sabahta buluşmamız bir daha.



    ***


    Çocuklugum
    Çocuklugum, çocuklugum...
    Uzakta kalan bahçeler
    O sabahlar, o geceler,
    Gelmez günler çocuklugum.

    Çocuklugum, çocuklugum...
    Gözümde tüten memleket.
    Artik bana sonsuz hasret,
    Sonsuz keder çocuklugum.

    Çocuklugum, çocuklugum...
    Habersiz ölen kardeşim,
    Mezari bilinmez eşim,
    Her bir şeyim çocuklugum.

    Çocuklugum, çocuklugum...
    Bir çekmecede unutulmuş,
    Senelerle rengi solmuş,
    Bir tek resim çocuklugum...



    ***


    Geçen Zaman
    Hiç olmazsa unutmamak isterdim.
    Eski geceler, sevdiklerimle dolu odalar...
    Yalniz birakmayin beni hatiralar.
    Az yanimda kal çocuklugum,
    Temiz yürekli uysal çocuklugum...
    Ah, ümit dolu gençligim,
    Ilk şiirim, ilk arkadaşim, ilk sevgim...
    -Dogdugum ev. Rahatliyacak içim duysam
    Bir tek kapinin sesini.
    Ariyorum aklimda bir ninni bestesini...
    Böyle uzaklasmayin benden, yasâdigim günler.
    Güneş, getir bir bayram sabahini.
    Açilin açilin tekrar
    Çocuk dizlerimdeki yaralar,
    Hepiniz benimsiniz:
    Mektebim, siniflarim, oturdugum siralar...
    Yalniz hatirlamak hatirlamak istiyorum
    Nerde kaldi sevgilim, seni ilk öptügüm gün,
    Rengine doymadigim o sema,
    Ahengine kanmadigim irmak.
    Birakip herşeyi nereye gidiyorum?
    Neler geçmişti aklimdan,
    Nedendi agladigim, nedendi güldügüm?
    Ah nasildi yaşamak?



    ***


    Güz
    Çiçegin rengi soldu, bitti şarkisi kuşun.
    Yol tenha, dal mecâlsiz, su durgun.
    Tabut yapilan tahta, ev ev taşinan odun.
    Bahar, ümit yerine, ey kiş, içimde korkun!

    Allahim! kararmasa şu gögün...
    Dal senin, agaç senin, döktügün
    Yapraklarla, mevsimlerle, gün gün.
    Geçip gidişi ömrün...



    ***


    Her Akşamki Yolumda
    Her akşamki yoluma koyulmuş gidiyorum.
    Her akşamdan vücudum bu akşam daha yorgun.
    Öyle istiyorum ki bu akşam biraz sükûn,
    Bir cami eşigine yativersem diyorum

    -Rabbim, şuracikta sen bari gözlerimi yum!
    Sen, bana en son kalan, ben senin en son kulun;
    Bu akşam, artik seni anmayan Istanbulun
    Bomboş bir camiinde uyumak istiyorum.

    Sonsuz sessizligini dinlemek istiyorum.
    Bilirim ki taşligin bir dösek kadar ilik,
    Sana az daha yakin yaşamak için artik,
    Rabbim, ben yalnxiz zeytin ve ekmek istiyorum.



    ***


    Imkânsiz Tesadüfler
    Cahit Sitki Taranci'ya

    Şimdi çikiverecek karşima arkadaşim,
    Mektebe gitmek için geçtigimiz şu yoldan.

    Babam tok sesiyle birden çagiracak: "Ziya!"
    Kalbimde eski sevinç, dallarda eski bahar.

    Gözlerimi kapatip: "Bil?" diyecek birisi.
    Bir mahşer ortasinda şaşirip kalacagim.

    Ve girecek koluma bir melek gibi karim.
    Saracak etrafimi dogmamiş çocuklarim...



    ***


    Iyilik
    Yaşar Nabi'ye

    Sabah... Ah şükrederek çikmak geceden.
    Ayak bastigim kiyi, yeniden doguş.
    Sabah, beliren evim, bahçeler ve sen,
    Henüz uyuyan dallar, havalanan kuş.

    Bu sabah bilmiyorum bu kirlar nere?
    Çamlardan çimenlere dökülen sükûn.
    Geçen ömrümü bana söyleyen dere,
    Sessizce yaşamayi ögreten koyun.

    Bir yol başliyor gibi, ümitli, rahat.
    Tanrim! bu sabah içim senin eserin:
    Iyilik, teselliler, merhamet, şevkat...
    Içimde bir sabahin, o kadar serin.

    Bilinmez sevgililerle yikanan gögüs.
    Iyilik... Ürperisi vücutta ruhun.
    Iyilik... Beyaz koyun, gülümseyen yüz,
    Şu bahar, mavi gökler, yemyeşil sükûn.

    Bu sabah gözlerimle okşadiklarim,
    Herşey, bütün tabiat, agaçlar, dere,
    Ey bütün sevdiklerim ve sen ey Tanrim!
    Titrek elleri öpmek, kapanmak yerlere...



    ***


    İstanbul
    Seni görüyorum yine İstanbul
    Gözlerimle kucaklar gibi uzaktan
    Minare minare, ev ev,
    Yol, meydan.

    Geliyor Boğaziçi'nden doğru
    Bir iskeleden kalkan vapurun sesi,
    Mavi sular üstünde yine
    Bembeyaz Kızkulesi.

    Bir yanda, serin sabahlarla beraber,
    Doğduğum kıyılar: Beşiktaşım.
    Baktıkça hep, semt semt, yer yer,
    Beş yaşım, onbeş yaşım, ah yirmi yaşım!

    Durmuş bir tepende okuduğum mektep,
    Askerlik ettiğim kışladır ötesi.
    Bir gün bir kızını benim eden
    Evlendirme dairesi.

    Benim de sayılmaz mı oralar?
    Elimi tutar gibi iki yanımdan,
    Babamın yattığı Küçüksu,
    Anamın toprağı Eyüpsultan.

    Önümde, açık kollarıyla boğaz,
    Çengelköy'den aktarma Rumelihisarı.
    İstanbul, İstanbul'um benim,
    Kadıköy'ü, Üsküdar'ı...

    Gün olur, Köprü ortasında durur
    Anarım, Adalar'da çamların uykusunu.
    Gün olur, Beyoğlu'nu özler içim,
    Koklamak isterim Tünel'in kokusunu.

    Bulut geçer üstünden,
    Gemi gelir yanaşır
    Bir eski türküdür, kulağıma fısıldar,
    "İçi dolu çamaşır."

    Göğünde tanıdım ayın ondördünü.
    Kırlarında bilirim baharı,
    Herşey içimde, herşey,
    İstanbul yadigarı.

    Bir daha görüyorum seni dünya gözüyle,
    Göğün hep üstümde, havan ciğerlerimdedir.
    Ey doğup yaşadığım yerde her taşını
    Öpüp başıma koymak istediğim şehir!



    ***


    Kurban
    Tanrim, sonsuz dünyada ben âcim ve ufagim,
    Kullarin arasinda Tanrim ben bir koyunum.
    Iki tugla halinde kenetlenmiş dudagim,
    Sonra geçtigim yollar kum, hep kum, daim kum.

    Aradigim pinardan içebilsem bir yudum.
    Artik o günden sonra hiç susmayacagim.
    Inecek gözlerime uzun, en rahat uykum.
    Tuz çalinip agzima, baglaninca ayagim.

    Kullarin arasinda ben yaşadim sessizce,
    Hiç agzimi açmadim, verdim bütün yünümü.
    En geniş bir sabahi düşünerek her gece,
    Ben, Tanrim, şuracikta bekliyorum günümü.


    TÜRKYAŞAM
    FENERBAHÇELİLE

    Hep DESTEK
    Tam DESTEK!!



    Benimle onun arasında kaldıysan, onu seç!
    Çünkü beni gerçekten sevseydin, beni seçenek yapmazdın.

  3. #3
    QUEEN mernes adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    20-02-2005
    Mesajlar
    44,524
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    25
    Misakimilli Sokagi No.37
    Ah, şimdi hatiralar mahallesinde
    Misakimilli sokak No.37
    Orasi bütün evler, bütün ömür içinde,
    Mesut oldugumuz evdi.

    Talihin bir gün karşimiza çikardigi.
    Elele döşedigimiz bir çift küçük odasi.
    Ne diyeyim bilmem ki:
    Gönül sarayi, aşk yuvasi...

    Akşamlar iner "kaymak yogurt"çularla
    Kaldirimlar benim için gölgelenirdi.
    Saatler ilerler bozacilarla,
    Derken bir komşu seslenirdi.

    Pencerelerimizden biri komşu arsaya bakar,
    Ötekinin önünde bir havagazi feneri;
    Rüzgarla açilip kapanirdi işigi,
    Geceleri...

    O geceler, dogan günler orada,
    Kaderlerin en güzelini ördü.
    Misakimilli sokagi No.37,
    Çocugum orada dünyayi gördü.

    Misakimilli sokagi! Senin
    Esen rüzgar, yagan karini sevdim.
    Camin önüne her oturuşta seyrettigim,
    Arnavut kaldirimlarini sevdim.

    Bir çocukluk oyunu mu oynadik orada?
    Sen gelin olmuştun, ben güvey.
    Sen öyle güzel; ben daha genç,
    Yepyeni, taptazeydi her şey.

    Ne zaman o sokaga yolum düşse şimdi,
    Ayaklarim geri geri gider.
    Evler cansizdir elbet, insanlar vefasiz,
    Komşumuz başkalarina komşuluk eder.

    Yabanci perdeler aşilmiş penceresi,
    Bir vakitler içinde çocugumun oturdügu.
    -Yeni kiracilar evlatsiz besbelli-
    Simdi birkaç saksinin durdugu.

    Söz birligi etmiş şimdi saksilar, perdeler,
    Elektrik lambasiyla degiştirilen fener.
    O sokaga ne zaman yolum düşse, bir ses:
    Günler gecti, gecti, gecti... xder.



    ***


    Nasil Anmazsin
    Nasil anmazsin o çocukluk günlerini!
    Dalda bülbülü vardi, gökte beyaz bulutu.
    Annem vardi, babam vardi.
    Bahçemizde, ilik, uzayan günlerdi yaz,
    Bir beyaz âlemdi kiş.
    Başkaydi günesi, böyle degildi ayi.
    Artik istemiyorum yaşamayi!
    Bir gün ver bana Tanrim,
    Ta çocuklugumdan kalmiş...



    ***


    Ne Oldu
    Odamiz kararirken indirdigin perdeler,
    -Çarşinin gittikçe artan gürültüsü-
    Gelip kenarina oturdugun minder,
    Genç kizken işledigin masa örtüsü,
    Yeşil abajurlu lambamiz,
    Küçük sobamiz,
    Anlatsaniz,
    Ne oldu o geceler, eski akşamlarimiz?
    Beyaz elbiseler giydigin zamanlar...
    Niçin yazmadik bir yere satir satir,
    Duvarlar! ne oldu konuştuklarimiz?
    Yüzünün pembeligi, saçlarinin örgüsü.
    Ben diyeyim: Kiş şarkisi; sen de: Yaz türküsü.
    Ne ettik ömrümüzü..



    ***


    Nefes Almak
    Nefes almak, içten içe, derin derin,
    Taze, ılık, serin,
    Duymak havayı bağrında.

    Nefes almak, her sabah uyanık.
    Ağaran güne penceren açık.
    Bir ağaç gölgesinde, bir su kenarında.

    Üstünde gökyüzü, ufuklara karşı.
    Senin her yer: Caddeler, meydan, çarşı...
    Kardeşim, nefes alıyorsun ya!

    Koklar gibi maviliği, rüzgârı öper gibi,
    Ananın südünü emer gibi,
    Kana kana, doya doya...

    Nefes almak, kolunda bir sevgili,
    Kırlarda, bütün bir pazar tatili.
    Bahar, yaz, kış.

    Nefes almak, akşam, iş bitince,
    Çoluk çocuğunla artık bütün gece,
    Nefesin nefeslere karışmış.

    Yatakta rahat, unutmuş, uykulu,
    Yanında karına uzatıp bir kolu,
    Nefes almak.

    O dolup boşalan göğse...
    Uyumak, sevmek nefes nefese,
    Kalkıp adım atmak, tutup ıslık çalmak.

    Sürahide, ışıl ışıl, içilecek su.
    Deniz kokusu, toprak kokusu, çiçek kokusu.
    Yüzüme vuran ışık, kulağıma gelen ses.

    Ah, bütün sevdiklerim, her şey, herkes...
    Anlıyorum, birbirinden mukaddes,
    Alıp verdiğim her nefes.



    ***


    Nişanlılık
    Hangi birini anayım,
    Buluştuğumuz kumluk, uzak iskele.
    Her yerde bir başkalık.
    İlk defa gelişimiz el ele.

    Sonra bir gün, kalabalık Beyoğlu,
    Girdiğimiz dükkânlar, güler yüzlü satıcı.
    İkimizi yanyana oturtup
    Resmimizi çeken fotoğrafçı.

    Rüzgâr dinmiş, ağaçlar dinler gibi.
    Gün batarken o sakin sonbaharda;
    Akşamları dolaşmamız
    Kolkola Mühürdar'da.

    Bir adam sokak fenerlerini yakar,
    İncecik vücudun vücuduma dayanırdı.
    Her yolcu halden anlar
    Bizi uzaktan tanırdı.

    Duyageldiği parmaklarımın, o yüzükler...
    Birinde benim adım, öbüründe senin adın.
    Altın ışıklarıyla sanki,
    Yepyeni, tertemiz bir hayatın.

    Ne kadar ümitli, ne iyiydik!
    Önümüze düşmüş Bahtiyarlık,
    İyi komşularla dolu mahallelerde,
    Kiralık bir kat aradık.

    Bir an gülümseyen talih, değişen kader
    Ömrümde bir tek o sonbahar.
    Ömrüm oldukça anacağım,
    Bir rüya görür gibi geçtiğimiz sokaklar.



    ***


    Ölüler
    Ölüler, ölüler nerelerdesiniz?
    Ölüler, bir bilinmez yerdesiniz.
    Artik gündüzleriniz gece,
    Bütün günleriniz: dün.
    Artik her sözünüz sükût,
    Her işaretiniz gizli.
    Tutuyoruz nasihatlerinizi...
    Ölüler, ölüler her yerdesiniz!
    Ne zaman aynaya baksam,
    Görünüveriyor babam...
    Bahçem, odam, sofam,
    Nereye geçsem, nereye çiksam;
    Hâtiram!
    Her yerde sizden bir eser.
    Gökyüzünde bir bulut
    Biraktiginiz sesler
    Yakin güneşe, aya.
    Dokunabilsem oraya,
    Kiminiz konuşacak,
    Kiminiz gülecek,
    Eski günler gelecek.
    Ölüler bilebilsem gittiginiz yeri,
    Ruhum, muradina erecek;
    Annem döşegimi serecek,
    Topraginiz topragim,
    Aranizda yatacagim.



    ***


    Rabbim, Nihayet Sana
    Rabbim, nihayet sana itaat edecegiz...
    Artik ne kin, ne haset, ne de yaşamak hirsi,
    Belki her sabah vakti, belki gece yarisi,
    Artik nefes almayi birakip gidecegiz...
    Ben artik korkmuyorum, herşeyde bir hikmet var
    Gecenin sonu seher, kişin sonunda bahar.
    Belki de bir bahçeyi müjdeliyor şu duvar,
    Birer agaç altinda sevgilimiz, annemiz.
    Gece degmemiş sema, dalga bilmeyen deniz,
    En güzel, en bahtiyar, en aydinlik, en temiz
    Ümitler içindeyim, çok sükür ölecegiz...



    ***


    Sebil ve Güvercinler
    Çözülen bir demetten indiler birer birer,
    Bırak, yorgun başları bu taşlarda uyusun.
    Tutuşmuş ruhlarına bir damla gözyaşı sun,
    Bir sebile döküldü bembeyaz güvercinler...

    Nihayetsiz çöllerin üstünden hep beraber
    Geçerken bulmadılar ne bir ot ne bir yosun,
    Ürkmeden su içsinler yavaşça, susun, susun!
    Bir sebile döküldü bembeyaz güvercinler...

    En son şarkılarını dağıtarak rüzgâra,
    Beyaz boyunlarını uzattılar taslara...
    Bir damla suya hasret gideceklermiş meğer.

    Şimdi bomboş sebilden selviler bir şey sorar,
    Hatırlatır uzayan dem çekişleri rüzgâr
    Mermer basamaklarda uçuşur beyaz tüyler.



    ***


    Sessizlik
    Biz o kadar ağladık ki beraber,
    Gözyaşları doldurdu avucumu şimdilik.
    Şimdilik uzun uzun, bambaşka bir sessizlik
    Yavaşça alçalarak, yavaşça bizi dinler.

    Etrafta kalan sesler kesildi birer birer.
    Hatırlamaz olmuşum, her şey uzakta, silik.
    Yalnız senin vücudun... Ah içte bir içimlik
    Bir su gibi ellerin avucumda serinler.

    Vücudunun gölgesi bak yerde gölgemle bir,
    Yeni bir nefes gibi sessizlik göğsümdedir.
    Sessizlik içerime doluyor yudum yudum.

    Dolu bir yelken gibi göğsümde genişleyiş,
    Ve öyle için için, ve öyle geniş geniş.
    Ben hiç bir şey duymadan, ben yalnız seviyorum.



    ***


    Yetişir
    Beni hatirladikça,
    Arasira gönlümü al.
    Sokakta görünce, gülümse,
    Yanima yaklaş,
    Az elin elimde kal.

    Evine misafir geleyim,
    Kahvemi sen pişir.
    Taze doldurulmuş sürahiden
    Bir bardak su ver
    Yetişir...


    TÜRKYAŞAM
    FENERBAHÇELİLE

    Hep DESTEK
    Tam DESTEK!!



    Benimle onun arasında kaldıysan, onu seç!
    Çünkü beni gerçekten sevseydin, beni seçenek yapmazdın.

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •