Ben iki perdelik bir oyunum. Gecenin sessizliği üzerinde çırpınan iki küçük kanadım ben. Islanınca hareket edemem. “Buraya gel.” desen de artık gelemem. Kurudum, tekrar uçuyorum. Bu yalnızlığın gürültüsünden kaçıp, kalabalığın sessizliğine bürünmek istiyorum. Biliyorum sen de gelmek istiyorsun. Ama senin kanatların yok, ayakların yetişemez benim hızıma, çünkü zaman yok. Bu kalkacak son tren, yolcusu çok. Gelme artık benimle seni isteyen yok. Oyunun ikinci perdesi sensin, ama oynuyorum sensiz. Diyorum: “Seni unutmak mı, kefensiz?” Ağlıyorum, bak yine kanatlarım ıslandı, uçamıyorum. Kaçamıyorum yalnızlığımdan, titriyorum senin sıcaklığından. Anlıyorum, yaz yağmuru değil ki dinsin bu elveda. Nereye gidiyorsun? Bir piyes daha var sırada. Oyuncusu yine benim: Kalkıyor son gemim” Bitmiyor ki özlemim. Ağlamıyorum ve aklıma geliyor acı veren cümlelerin; “Bir dilek tuttum yıldız kaydı, gözlerimden de bir damla yaş!” Sahnedeyim tekrar finali yapmak için. Sayende ağlıyorum için için. Benim için verdiğin sevgin ne biçim. Gidiyorum, boğazımda ince bir sicim. Dönüş yok artık, boşlukta ayaklarım. Teşekkürler beni öldürdüğün için.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla