Çarpıyordu… Kalbim durmaz olmuştu. Sevinmişti belki de. Onu göreceğini, kesin olmasa bile rastlayacağımı bilmek, kalbimi daha da hızlı çarptırıyordu.
Uzun zaman geçmişti. O bakışları, o gülüşü, o sesi duymayalı kim bilir ne kadar süre olmuştu.
Hazırlık… Uzun süren hazırlık. Kendimi bir şeye benzetemesem de, hani belki “işte!” desem de bir tebessüm oluşuyordu yüzümde.
Saatler geçmez oluyordu. Yelkovan bıkmıştı artık, yorulmuştu yavaş ilerlemekten. Uykusuzluk da bırakmaz olmuştu yakamı. Bir sarhoş gibi savuruyordu vücudumu. Uyanık kalmak istiyordum. Bir şeyleri mahvetmemem gerektiğini de biliyordum. Onun için kirpiklerimi birbirine değdirmemem gerekliydi.
Uykusuz saatler bir bir geçerken; tan vakti, işlerine giden insanların araba sesleriyle kendime geliyordum artık.
Ve artık tek bir saat kalmıştı yorgun bekleyişe. Ama her şey de yolunda gitmiyordu ki bu hayatta.
Tüm şeyleri düşünmüştüm de bunu asla. Saatlerimi bile onun için harcarken hesaba katmamıştım bunu. O kadar seni göremediğim günler artık daha da artacaktı. Seni göremeyeceğimi hiç düşünmemiştim be canım…