• Reklam
10 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Misafir murathan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-04-2005
    Mesajlar
    2,457
    Karizma Gücü
    0

    Fikir Gençleri terörden kurtarmak için maneviyatlarını güçlendirmeliyiz

    Gençleri terörden kurtarmak için maneviyatlarını güçlendirmeliyiz
    Mehmet Kırkıncı
    Son günlerde artan terör ve asayiş olaylarını değerlendiren Doğulu din adamları ve kanaat önderleri bölge halkına ve devlet yöneticilerine sükunet ve sağduyu çağrısı yapıyor, halka kışkırtıcıların oyunlarına kapılmaması tavsiyesinde bulunuyor.
    Türkiye’nin manevi dinamiklerinden Mehmet Kırkıncı Hocaefendi, artan suç ve terör olaylarını önlemenin yolunun insanlara Allah sevgisini aşılamaktan geçtiğini söyledi. Eğitime gereken önemin verilmesinin sorunların çözümünde önemli bir merhale olacağının altını çizen Kırkıncı Hocaefendi, başta vali ve kaymakamlar olmak üzere devleti temsil eden yetkililerin halkla iç içe olup sohbet etmelerini istedi. Bediüzzaman Said Nursi’nin talebesi olan Kırkıncı Hocaefendi, fertlerin birliğini, devletin dirliğini istemeyen mihrakların kışkırtmasıyla meydana gelen olayların sağduyulu vatandaşları müteessir ettiğini vurguladı. Bu tür olaylara yabancı olmadığımızı hatırlatan Kırkıncı Hocaefendi, bu gibi durumlarda en önemli adımın teşhisin iyi konulması olduğunu kaydederek, “Terör öyle bir şedid hastalık ki toplumları en zayıf yerinden vurur. Bu yönüyle doğu illerimizi seçmeleri tesadüfi değildir. Şark’taki fitneyi söndürmek için en evvel Şark’ın fıtratını ve yapısını iyi tespit etmek lazım. Bu fıtratı dikkate almadan uygulama sahasına konulacak tedbirler temelde yetersiz ve isabetsiz kalmaya mahkumdur.” diyor.
    “Şunu bir kere aklımızın köşesine iyice yerleştirmeliyiz, Şark’ı ayakta tutan hamiyet-i diniye’dir.” diyen Kırkıncı Hocaefendi, bu fıtrata muvafık bir cereyan verilmediği takdirde alınacak tedbirlerin geçici olacağını savunuyor. Fitneyi yok etmede manevi birliğe çağrı dışında her şeyin denendiğinin altını çizen Kırkıncı Hocaefendi şunları söyledi: “Bir de bu denense ne kaybederiz? Şark insanı, söz ve beyandan ziyade fiiliyata bakar. Bu vazifenin başarıyla yürütülmesi için en başta müracaat edilebilecek merci vicdan-ı umumidir. Bilinmelidir ki; Şark insanı merttir, samimidir, hasbidir, dindardır. Taşı, toprağı, suyu ve havası, eti ve kanıyla mukaddesatına bağlıdır. O berrak ruhunu ürperten, rencide eden hadiselerin arkasında kimlerin olduğunu gayet iyi bilir.” Tarih boyu bölgede farklı yapıda etnik gruplar barındığı için hep buradan karıştırılmak istendiğine dikkat çeken Kırkıncı Hocaefendi, menfi ve tahripkar cereyanlar karşısında halk ile devletin bütünleşmesinin önemini vurguladı. Halkın devlete gösterdiği teveccüh ve itimat kadar, devletin de halkın hissiyatına inmesinin şart olduğunu belirten Kırkıncı Hocaefendi, fitnenin kol gezdiği zamanlarda en yüksek moral gücünün din ve ahlak olduğuna işaret etti.
    Güç kullanarak çözüm üretilemez
    Türkiye’nin etnik çatışmalara doğru sürüklendiğine dikkat çeken Kırkıncı Hocaefendi, askeri ve polisiye kuvvetlerin güç kullanarak çözüm aramasının da kalıcı çözüm getirmeyeceğini savunuyor. Kırkıncı Hocaefendi, sözlerini şöyle tamamlıyor: “Şark’taki din ve mukaddesatına bağlı bir Kürt kardeşimiz, ‘Ben Türk değilim’ diyebiliyor. Fakat ‘ben Müslüman değilim’ diyemez. O zaman çözümü burada aramak mantıklı değil mi? Bu değerler manzumesi, birliğimizi ve ittifakımızı tesis etmeye yeter. Şark’ı Garb’la, devleti milletle bağlayacak binlerce bir ve birler vardır. Değil mi ki, ‘Rabbimiz bir, halıkımız bir, dinimiz bir, kıblemiz bir, kitabımız bir, devletimiz vatanımız bir ila ahir...’ O zaman bu kavgalar ne diye? Çanakkale’de, Sarıkamış’ta, Dumlupınar’da, Yemen’de omuz omuza birlikte kardeşçe bu topraklar için mücadele ettik, bu ülke bölünmesin, kardeşçe yaşayalım diye; ama şimdi bizi birbirimize kırdırmak istiyorlar. Oyuna gelmeyelim.”
    ‘Müslüman emniyet insanıdır’ “Müslüman, elinden ve dilinden herkesin emin olduğu kişidir.” diyen Nakşibendi tarikatının önde gelen simalarından Şeyh Abdurrahman Taği (ks) Hazretleri’nin torunu din alimi Nurettin Mutlu ise bütün Müslümanların kardeş olduğunu, Müslüman’ın kendisine, malına, canına kastetmenin haram olduğunu ifade ediyor. Mutlu, “Müslüman basiretlidir, oyunlara aldanmaz, biz kardeşiz, dinin yüklediği manevi sorumluluklar var. Affedilmez bir hataya düşmeyelim, herkese sükunet tavsiye ediyorum.” şeklinde konuşuyor. Huzur ve güven ortamından istifade edilmesinin herkesin faydasına olduğunu söyleyen Mutlu, bu tür olayların düşmanları sevindirdiğini ve ekonominin zayıflatılmaya çalışıldığını aktarıyor. Mutlu, “Asırlardır bu millet bir ve beraber yaşamış, bu kardeşliği kimse bozamaz.” diye konuşuyor. Bitlis’te yaşayan emekli imam hatip Celalettin Farukoğlu ise ‘Müslümanların kardeş olduğunu, kardeşin kardeşe de zarar vermeyeceğini’ anlatıyor. Bölgede saygınlığı ile tanınan emekli imam hatip Fethullah Ayte de, İslami ilimlerin önemine değinerek, şunları söylüyor: “Allah, Peygamber bilinmez ise insan zorbalık da yapar, kötülük de. Peygamber Efendimiz (sas) bir hadislerinde; ‘Müslüman’ın Müslüman’a canı, malı, namusu haramdır’ diyor. Bu emre riayet edilse, kesinlikle fitne fesat olmaz.”
    08.04.2006
    Mahir İnanç
    Zaman Gazetesi
    Erzurum

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    02-03-2006
    Mesajlar
    1,614
    Karizma Gücü
    0
    Bu ülkede, bu forumda "herkes hibullah olmalı, laikler bile.." diye feryat eyleyen bir zihniyet mensubu gençler! var. (ki Allah'ın adını teröre karıştıran El Kaide, Hizbullah nev'inde örgütler,canlı bombalar, tekbirle adam boğazlayan insan suretinde mahlukatlar var -bizim zavallı birkaç şoför vatandaşımıza da kıydılar..)
    Teröre bulaşmış bu genç!ler demek ki "maneviyatı zayıf" kimseler..
    Aynen katılıyorum..

  3. #3
    Misafir smmmo76 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    21-06-2006
    Mesajlar
    600
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı northest tarafından gönderildi.
    Bu ülkede, bu forumda "herkes hibullah olmalı, laikler bile.." diye feryat eyleyen bir zihniyet mensubu gençler! var. (ki Allah'ın adını teröre karıştıran El Kaide, Hizbullah nev'inde örgütler,canlı bombalar, tekbirle adam boğazlayan insan suretinde mahlukatlar var -bizim zavallı birkaç şoför vatandaşımıza da kıydılar..)
    Teröre bulaşmış bu genç!ler demek ki "maneviyatı zayıf" kimseler..
    Aynen katılıyorum..
    sen müslümanları teroristle kıyaslıyorsan o senin mantığının saçmalığını aklının kısalığını gösterir.hizbullah allahın askeri demektir bu insan oılur kuş olur veli olur karınca olur rüzgar olur olur da olur..sen anlayamazsın bunları bu materyalist kafa ile.

  4. #4
    Misafir smmmo76 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    21-06-2006
    Mesajlar
    600
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı murathan tarafından gönderildi.
    Gençleri terörden kurtarmak için maneviyatlarını güçlendirmeliyiz
    Mehmet Kırkıncı
    Son günlerde artan terör ve asayiş olaylarını değerlendiren Doğulu din adamları ve kanaat önderleri bölge halkına ve devlet yöneticilerine sükunet ve sağduyu çağrısı yapıyor, halka kışkırtıcıların oyunlarına kapılmaması tavsiyesinde bulunuyor.
    Türkiye’nin manevi dinamiklerinden Mehmet Kırkıncı Hocaefendi, artan suç ve terör olaylarını önlemenin yolunun insanlara Allah sevgisini aşılamaktan geçtiğini söyledi. Eğitime gereken önemin verilmesinin sorunların çözümünde önemli bir merhale olacağının altını çizen Kırkıncı Hocaefendi, başta vali ve kaymakamlar olmak üzere devleti temsil eden yetkililerin halkla iç içe olup sohbet etmelerini istedi. Bediüzzaman Said Nursi’nin talebesi olan Kırkıncı Hocaefendi, fertlerin birliğini, devletin dirliğini istemeyen mihrakların kışkırtmasıyla meydana gelen olayların sağduyulu vatandaşları müteessir ettiğini vurguladı. Bu tür olaylara yabancı olmadığımızı hatırlatan Kırkıncı Hocaefendi, bu gibi durumlarda en önemli adımın teşhisin iyi konulması olduğunu kaydederek, “Terör öyle bir şedid hastalık ki toplumları en zayıf yerinden vurur. Bu yönüyle doğu illerimizi seçmeleri tesadüfi değildir. Şark’taki fitneyi söndürmek için en evvel Şark’ın fıtratını ve yapısını iyi tespit etmek lazım. Bu fıtratı dikkate almadan uygulama sahasına konulacak tedbirler temelde yetersiz ve isabetsiz kalmaya mahkumdur.” diyor.
    “Şunu bir kere aklımızın köşesine iyice yerleştirmeliyiz, Şark’ı ayakta tutan hamiyet-i diniye’dir.” diyen Kırkıncı Hocaefendi, bu fıtrata muvafık bir cereyan verilmediği takdirde alınacak tedbirlerin geçici olacağını savunuyor. Fitneyi yok etmede manevi birliğe çağrı dışında her şeyin denendiğinin altını çizen Kırkıncı Hocaefendi şunları söyledi: “Bir de bu denense ne kaybederiz? Şark insanı, söz ve beyandan ziyade fiiliyata bakar. Bu vazifenin başarıyla yürütülmesi için en başta müracaat edilebilecek merci vicdan-ı umumidir. Bilinmelidir ki; Şark insanı merttir, samimidir, hasbidir, dindardır. Taşı, toprağı, suyu ve havası, eti ve kanıyla mukaddesatına bağlıdır. O berrak ruhunu ürperten, rencide eden hadiselerin arkasında kimlerin olduğunu gayet iyi bilir.” Tarih boyu bölgede farklı yapıda etnik gruplar barındığı için hep buradan karıştırılmak istendiğine dikkat çeken Kırkıncı Hocaefendi, menfi ve tahripkar cereyanlar karşısında halk ile devletin bütünleşmesinin önemini vurguladı. Halkın devlete gösterdiği teveccüh ve itimat kadar, devletin de halkın hissiyatına inmesinin şart olduğunu belirten Kırkıncı Hocaefendi, fitnenin kol gezdiği zamanlarda en yüksek moral gücünün din ve ahlak olduğuna işaret etti.
    Güç kullanarak çözüm üretilemez
    Türkiye’nin etnik çatışmalara doğru sürüklendiğine dikkat çeken Kırkıncı Hocaefendi, askeri ve polisiye kuvvetlerin güç kullanarak çözüm aramasının da kalıcı çözüm getirmeyeceğini savunuyor. Kırkıncı Hocaefendi, sözlerini şöyle tamamlıyor: “Şark’taki din ve mukaddesatına bağlı bir Kürt kardeşimiz, ‘Ben Türk değilim’ diyebiliyor. Fakat ‘ben Müslüman değilim’ diyemez. O zaman çözümü burada aramak mantıklı değil mi? Bu değerler manzumesi, birliğimizi ve ittifakımızı tesis etmeye yeter. Şark’ı Garb’la, devleti milletle bağlayacak binlerce bir ve birler vardır. Değil mi ki, ‘Rabbimiz bir, halıkımız bir, dinimiz bir, kıblemiz bir, kitabımız bir, devletimiz vatanımız bir ila ahir...’ O zaman bu kavgalar ne diye? Çanakkale’de, Sarıkamış’ta, Dumlupınar’da, Yemen’de omuz omuza birlikte kardeşçe bu topraklar için mücadele ettik, bu ülke bölünmesin, kardeşçe yaşayalım diye; ama şimdi bizi birbirimize kırdırmak istiyorlar. Oyuna gelmeyelim.”
    ‘Müslüman emniyet insanıdır’ “Müslüman, elinden ve dilinden herkesin emin olduğu kişidir.” diyen Nakşibendi tarikatının önde gelen simalarından Şeyh Abdurrahman Taği (ks) Hazretleri’nin torunu din alimi Nurettin Mutlu ise bütün Müslümanların kardeş olduğunu, Müslüman’ın kendisine, malına, canına kastetmenin haram olduğunu ifade ediyor. Mutlu, “Müslüman basiretlidir, oyunlara aldanmaz, biz kardeşiz, dinin yüklediği manevi sorumluluklar var. Affedilmez bir hataya düşmeyelim, herkese sükunet tavsiye ediyorum.” şeklinde konuşuyor. Huzur ve güven ortamından istifade edilmesinin herkesin faydasına olduğunu söyleyen Mutlu, bu tür olayların düşmanları sevindirdiğini ve ekonominin zayıflatılmaya çalışıldığını aktarıyor. Mutlu, “Asırlardır bu millet bir ve beraber yaşamış, bu kardeşliği kimse bozamaz.” diye konuşuyor. Bitlis’te yaşayan emekli imam hatip Celalettin Farukoğlu ise ‘Müslümanların kardeş olduğunu, kardeşin kardeşe de zarar vermeyeceğini’ anlatıyor. Bölgede saygınlığı ile tanınan emekli imam hatip Fethullah Ayte de, İslami ilimlerin önemine değinerek, şunları söylüyor: “Allah, Peygamber bilinmez ise insan zorbalık da yapar, kötülük de. Peygamber Efendimiz (sas) bir hadislerinde; ‘Müslüman’ın Müslüman’a canı, malı, namusu haramdır’ diyor. Bu emre riayet edilse, kesinlikle fitne fesat olmaz.”
    08.04.2006
    Mahir İnanç
    Zaman Gazetesi
    Erzurum

    allah razı olsun abi.kırkıncı hocamın talebelerinin talebesi olmam hasebiyle gururlandım valla

  5. #5
    Misafir murathan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-04-2005
    Mesajlar
    2,457
    Karizma Gücü
    0
    Est. Ne Mutlu BÖyle MÜbareklerden Feyz Alabİlenlere

  6. #6

    Kayıt Tarihi
    17-11-2005
    Mesajlar
    787
    Karizma Gücü
    0
    Evet çok doğru Terörden uzaklaşmanın yolu Kuran ayetlerini okumaktan geçer.

    Hadi başlıyalım.

    Yaptığınız alışverişe sevinin: "Allah şüphesiz, Allah yolunda savaşıp öldüren ve öldürülen müminlerin canlarını ve mallarını -Tevrat, Incil ve Kur'an'da sözverilmiş bir hak olarak- cennet karşılığında satınalmıştır. Verdiği sözü, Allah'tan daha çok tutan kim vardır? Öyleyse, yaptığınız alışverişe sevinin! Bu, başarıdır". (Tevbe Suresi,111)
    Kafir öldüren müslümana cennet müjdelenmiştir. Suçu eleştirmekti


    "Müşriklerin yaşlılarını öldürün de çocuklarını bırakın!"(Ebu Davud, Cihad/121, hadis 2670; Tırmizi, Siyer/29, hadis 1583.)

    "Peygamberin dört halifesinden üçü, Müslüman'ların bıçaklarıyla can vermişti"
    Olay öğrenilir. Medine'ye, Peygamber'e haber verilir. Peygamber öfkelenmiştir. Adamların yakalanmaları için buyruk verir. Hepsini yakalattırır. Suçluları, Hz. Muhammed'in huzuruna getirirler. Peygamber'in kararı kesindir:
    "Elleri, ayakları çapraz olarak kesilsin. Gözleri oyulup çıkarılsın.."
    Emir uygulanır. Suçluların, elleri, ayakları çapraz olarak kesilir. Gözleri oyulur. Adamlar su isterler ama ölünceye kadar su da verilmez.

    Peygamber'in döneminde, "gece baskınları" düzenlenirdi. Peygamber'in emriyle, "Öldür, öldür!" şiarları haykırılırdı. Sonra da yağmaya girişilirdi. (Ebu Davud, Cihad/102, hadis 2368; Ibn Mace, Cihad/30, hadis 2840)


    Hamza oğlu Muhammed aktarıyor: Peygamber bir gün Hamza'yı çağırır. Bir savaş birliğinin başına komutan olarak atar ve şu buyruğu verir : "Falan kişiyi bulursanız, ateşe atıp yakın"

    Hamza, birliği ile birlikte yola çıkmak üzeredir. O sırada, Peygamber Hamza'yı yine çağırır. Bu kez şöyle konuşur: " Falanca'yı bulursanız ateşte yakın dedim. Ama önce öldürün, sonra yakın. Çünkü ateşte yakma cezasını yalnızca ateşi yaratan verebilir.." (Bkz. Ebu Dâvûd, Cihad/122, hadis no: 2673).



    Ali İmran/3/85. Kim İslamiyet’ten başka bir dine yönelirse, onunki kabul edilmeyecektir. O ahirette de kaybedenlerdendir.

    Ali İmran//3/118. Ey İnananlar! Sizden olmayanı sırdaş edinmeyin, onlar sizi şaşırtmaktan geri durmazlar, sıkıntıya düşmenizi isterler. Onların öfkesi ağızlarından taşmaktadır, Kalelerinin gizlediği ise daha büyüktür. Eğer aklediyorsanız, şüphesiz size ayetleri açıkladık.


    Tevbe/9/29. Kitap verilenlerden, Allah'a, ahiret gününe inanmayan, Allah’ın ve peygamberinin haram kıldığını haram saymayan, hak dinini din edinmeyenlerle, boyunlarını büküp kendi elleriyle cizye verene kadar savasın.
    Tevbe/9/41. İsteyen, istemeyen, hepiniz savaşa çıkın. Allah yolunda mallarınızla, canlarınızla


    Okumak çok güzeldir. Okuyunca gerçeği öğrenirsin. İKRA.

  7. #7
    Alla Turca adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-04-2006
    Mesajlar
    562
    Karizma Gücü
    7
    Alıntı directsoz tarafından gönderildi.
    "Peygamberin dört halifesinden üçü, Müslüman'ların bıçaklarıyla can vermişti"
    Olay öğrenilir. Medine'ye, Peygamber'e haber verilir. Peygamber öfkelenmiştir.
    Hangi halifeler? Peygamber zamanında halife mi vardı?

  8. #8
    Misafir smmmo76 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    21-06-2006
    Mesajlar
    600
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı directsoz tarafından gönderildi.
    Evet çok doğru Terörden uzaklaşmanın yolu Kuran ayetlerini okumaktan geçer.

    Hadi başlıyalım.

    Yaptığınız alışverişe sevinin: "Allah şüphesiz, Allah yolunda savaşıp öldüren ve öldürülen müminlerin canlarını ve mallarını -Tevrat, Incil ve Kur'an'da sözverilmiş bir hak olarak- cennet karşılığında satınalmıştır. Verdiği sözü, Allah'tan daha çok tutan kim vardır? Öyleyse, yaptığınız alışverişe sevinin! Bu, başarıdır". (Tevbe Suresi,111)
    Kafir öldüren müslümana cennet müjdelenmiştir. Suçu eleştirmekti


    "Müşriklerin yaşlılarını öldürün de çocuklarını bırakın!"(Ebu Davud, Cihad/121, hadis 2670; Tırmizi, Siyer/29, hadis 1583.)

    "Peygamberin dört halifesinden üçü, Müslüman'ların bıçaklarıyla can vermişti"
    Olay öğrenilir. Medine'ye, Peygamber'e haber verilir. Peygamber öfkelenmiştir. Adamların yakalanmaları için buyruk verir. Hepsini yakalattırır. Suçluları, Hz. Muhammed'in huzuruna getirirler. Peygamber'in kararı kesindir:
    "Elleri, ayakları çapraz olarak kesilsin. Gözleri oyulup çıkarılsın.."
    Emir uygulanır. Suçluların, elleri, ayakları çapraz olarak kesilir. Gözleri oyulur. Adamlar su isterler ama ölünceye kadar su da verilmez.

    Peygamber'in döneminde, "gece baskınları" düzenlenirdi. Peygamber'in emriyle, "Öldür, öldür!" şiarları haykırılırdı. Sonra da yağmaya girişilirdi. (Ebu Davud, Cihad/102, hadis 2368; Ibn Mace, Cihad/30, hadis 2840)


    Hamza oğlu Muhammed aktarıyor: Peygamber bir gün Hamza'yı çağırır. Bir savaş birliğinin başına komutan olarak atar ve şu buyruğu verir : "Falan kişiyi bulursanız, ateşe atıp yakın"

    Hamza, birliği ile birlikte yola çıkmak üzeredir. O sırada, Peygamber Hamza'yı yine çağırır. Bu kez şöyle konuşur: " Falanca'yı bulursanız ateşte yakın dedim. Ama önce öldürün, sonra yakın. Çünkü ateşte yakma cezasını yalnızca ateşi yaratan verebilir.." (Bkz. Ebu Dâvûd, Cihad/122, hadis no: 2673).



    Ali İmran/3/85. Kim İslamiyet’ten başka bir dine yönelirse, onunki kabul edilmeyecektir. O ahirette de kaybedenlerdendir.

    Ali İmran//3/118. Ey İnananlar! Sizden olmayanı sırdaş edinmeyin, onlar sizi şaşırtmaktan geri durmazlar, sıkıntıya düşmenizi isterler. Onların öfkesi ağızlarından taşmaktadır, Kalelerinin gizlediği ise daha büyüktür. Eğer aklediyorsanız, şüphesiz size ayetleri açıkladık.


    Tevbe/9/29. Kitap verilenlerden, Allah'a, ahiret gününe inanmayan, Allah’ın ve peygamberinin haram kıldığını haram saymayan, hak dinini din edinmeyenlerle, boyunlarını büküp kendi elleriyle cizye verene kadar savasın.
    Tevbe/9/41. İsteyen, istemeyen, hepiniz savaşa çıkın. Allah yolunda mallarınızla, canlarınızla


    Okumak çok güzeldir. Okuyunca gerçeği öğrenirsin. İKRA.
    ne güzel demiş ALLAH.mesela fitne ve fesat çıkarmaktan başka birşey bilmeyen seni öldürsem sevap kazanırım kurana göre.bence güzel kazanç hem bir çıban başı gider hemde rıza kazanırım...

  9. #9

    Kayıt Tarihi
    02-03-2006
    Mesajlar
    1,614
    Karizma Gücü
    0
    smmo@ şimdi şu yazdığına bak yeniden oku:
    ..." o senin mantığının saçmalığını aklının kısalığını gösterir."...

    bide haline yazdıklarına,çapına bak.(sen bakmasan da okuyanlar bakıyor bunu da bil)

    buda birbaşkasına yazdığın cevap:

    ..."seni öldürsem sevap kazanırım kurana göre.bence güzel kazanç hem bir çıban başı gider hemde rıza kazanırım."...

    tüm bunlarıda din adına ahkem kesmek, hizbullah,elkaide,elfitne elfücur, elsmmo!! vahşet zihniyeti adına yazıyorsun.

    işte, dini suistimal eden uyanıklar senin gibi maşalar bulup, yaratabildiği, kullanabildiği için Müslümanlar bu durumda.

    Sen değil Müslüman, değil inançlı biri senin insan olduğun, bir beyin, akıl izan taşıdığın tartışılır.

    Kendin korkaksın, herkesin de korkacağını sanıyorsun.Senin benzerin danıştay katili şimdi tüm çevre ve arkadaşlarını "pişman" vaziyette ihbarla ve ifşayla meşgul..
    Bari sen "pişmanlıktan" erken yararlan da özür dile yazdıklarından.

    Sen kimsin de can alıyorsun üçbeş çapulcunun gazıyla..
    Ağzından çıkanı kulağın duymuyor, Yazdıklarını okuyamayacak kadar da kör müsün.?
    Utanmadan da bunu din başlığı altına, Müslümanlık adına takdime çalışıyor, gerçek inananları da şaibe altına bırakıyorsun.

  10. #10

    Kayıt Tarihi
    17-11-2005
    Mesajlar
    787
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı smmmo76 tarafından gönderildi.
    ne güzel demiş ALLAH.mesela fitne ve fesat çıkarmaktan başka birşey bilmeyen seni öldürsem sevap kazanırım kurana göre.bence güzel kazanç hem bir çıban başı gider hemde rıza kazanırım...

    Evet kazanırsın kardeş. Beni ve Müslüman olmayanları öldürsen Allahın rızasını kazanırsın. Kuran da bu şekilde çok ayet ve hadisler var. Bizde zaten bunları anlatmak istiyoruz. Kuran böyle diyoruz onada kızıyorsunuz.

    Kurana ve dinlere fazla kafa takanlar kendilerini Allahın mafyası sanıyorlar.

    "ALLAH'IN MAFYASI" OLUR MU?


    Haşa! dediğinizi duyar gibi oluyorum.


    Ama gerçek o ki, yeryüzünde kimi Müslümanlar kendilerini "Allah'ın mafyası" gibi görüyorlar. O yüzden cenneti ve cehennemi yeryüzüne indirmeye çalışıyorlar.

    Siyasal İslamcıların "İslam devleti projesi", bir "yeryüzü cenneti" oluşturma ütopyasından hareketle oluşturulmuştur. Tıpkı Marksistlerin cennet benzeri "sınıfsız/devletsiz toplum" ütopyası gibi. Oysa birilerinin oluşturmak istediği "yeryüzü cenneti", başkaları için ne kötü bir "cehennem"dir.

    •••


    İran'daki "Mollatarizm", dini kisveye bürünmüş kaskatı bir "diktatörlük rejimi"dir. Bütün yetkileri elinde tutan "dini rehber"in, yani "velayet-i fakih"in "şah"tan hiçbir farkı yoktur. Kendilerinden başka herkese "cehennem hayatı yaşatan" bu rejimin sahipleri bir tür "Allah'ın mafyalığı" rolüne soyunmuşlardır. Vatandaşlarının ne giyinip giyinmeyeceklerine, sokakta nasıl gezip gezemeyeceklerine kadar gündelik hayatın her alanına "Allah adına" müdahalede bulunan bir "İslam Cumhuriyeti"nde özgürlükten söz etmek elbette olanaklı değildir.

    Çünkü özgürlüğün çerçevesini iktidardaki mollalar çizmiştir ve herkes ona uymak zorundadır.


    Allah'ın bu dünyada ceza öngörmediği kimi günahlar için olur olmadık cezalar kesmek, hele de "ölüm" gibi telafisi mümkün olmayan "ağır cezalar" ihdas etmek, hem insan haklarına aykırıdır hem de "imtihanın sırrı"na.. Yeryüzünü cehenneme dönüştüren bu tür anlayışlar ve uygulamalar, Kendini Allahın mafyası sayanları türetmektedir.


    Sende Allahın mafyalığına mı soyundun. Hadi kolay gelsin radikal müslümanlığın. Bol öldürmeler.

    Ne kadar öldürürsen o kadar sevap kazanırsın. Dünyada 500 mil müslüman varsa 5,5 milyar müslüman olmayan var. Çok işin var çok. Öldür öldür bitmez.

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •