• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
5 sonuçtan 1 --- 5 arası gösteriliyor
  1. #1
    Ebruli adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-01-2005
    Mesajlar
    6,886
    Karizma Gücü
    0

    Onay Bilmek mi istiyorsun, bir serçe kadar ürkek ol!..

    Bilmek mi istiyorsun, bir serçe kadar ürkek ol!..

    - 'Koşmak' sözcüğünün ne anlama geldiğinden hiç kuşkuya düştünüz mü?

    Çevremizdekilere böyle bir soru yöneltsek, acaba içlerinde 'koşmak' sözcüğünün anlamı hakkında kuşkuya düşmüş biriyle karşılaşır mıyız?

    Sanmıyorum. Çünkü 'koşmak', "koşa koşa gitmek", dendiğinde hemen "aceleyle, hızla, süratle hareket etmek" mânâları akla gelecek; hatta bir çırpıda 'koşu', 'koşuşma', 'koşuşturma(ca)' sözcüklerini hatırlayan zihinler, hiç vakit geçirmeden "acele/hız/sürat" kavramına intikal edeceklerdir.

    Sıradan insanlar kuşku nedir pek bilmezler, kolay kolay kuşkulanmazlar; zira sözcükler, anlamlar ve kavramlar karşısında kuş gibi korkup ürkmezler. Oysa 'kuşku' sözcüğü, kuş'tan, hani şu bildiğimiz/tanıdığımız: yerde yürüyen, havada uçan, kanatlı bir hayvan türü olan kuştan türemiştir. Bu bakımdan 'kuşkulanmak', "kuş gibi korkup ürkmek" demektir; 'kuşku duymak' da tıpkı bir kuşun korkup ürktüğü gibi kişinin sorunlar karşısında kendisini ürkek hissetmesi anlamına gelir; "kuş yürekli", yani korkak, ürkek.

    Kuşku, eski Türkçe'de daha çok "tedirginlik, kararsızlık, endişe, dikkat" anlamında ve dahî "vehim-vesvese" karşılığında kullanılırken (meselâ: "yüreğini kuşku sardı"), 'şüphe' anlamını yakınlarda kazanmıştır.

    O halde biz bir kuş gibi, hiç değilse bir kuş kadar ürkek hareket edelim ve 'koşmak' sözcüğünü ürkekçe didiklemekten kaçınmayalım.

    - Niçin/neden koşuyorsun?

    - Şunun için/şundan dolayı koşuyorum.

    Dikkat ederseniz, burada fiil 'geçişsiz' olarak kullanılıyor ve nesne almıyor. Üstelik anlamı da açık görünüyor.

    Bir de şöyle soralım:

    - Ne koşuyorsun?

    Bu soruya diğeri kadar kolay cevap verilemez; zira koşulan şey -her ne ise o- soruda zikredilmiyor; zira burada fiil, artık geçişsiz değil, geçişli anlamıyla kullanılıyor. Öyle ya, şirk mi, ortak mı koşuyorsunuz, şart mı koşuyorsunuz, süvari mi koşuyorsunuz, araba mı, arabaya mı koşuyorsunuz, burası belli değil. Eh tabii, bir de "çifte koşmak" var, "zora koşmak" var. Unutmayınız ki 'koşul' (şart) dahi koşmak'tan türemiştir; demek ki "koşul koşmak" da var.

    İyi ama, bu anlamların "aceleyle, hızla, süratle hareket etmek" mânâsındaki koşmak'la alâkası ne?

    Ürkmeye, hem de bir kuş gibi korkup ürkmeye, ürke ürke didiklemeye devam ediyor; kuşkumuzu sürdürüyoruz; yani soru sormaya devam ediyoruz:

    İmdi, koş-mak'taki 'koş'un anlamı nedir?

    Eski Türkçe'de 'koş' isim olarak da kullanılırdı. Anlamı: "çift, çifte". Koşmak ise, gerçekte, "iki şeyi yana yana getirmek, yakıştırmak, yakınlaştırmak", hatta "bağlamak, birleştirmek" demekti. Nelerin, nasıl çifte koşulduğunu hatırlayalım: beygir, öküz, at...

    'Koşut' (yan yana, paralel) sözcüğünü de bir yerlerden hatırlayacaksınız. Peki, kavramını hiç düşündünüz mü?

    'Koşuk' sözcüğünü bilir misiniz bilmem ama, bu topraklarda bir zamanlar mâniler düzüp koşulurdu, hatta koşma bile düzülürdü.

    Bugün bazıları 'koşu'ya "hızlı, süratli yürüyüş" anlamı verebilirler. Oysa böylelikle koşu'nun kavramı açığa çıkmaz. Dolayısıyla 'koşu' yapmanın veya 'koşma'nın gerçek anlamı -bendenize itimad ediniz lütfen- şudur: "adımları sıklaştırmak". Tereddüt ettiyseniz, "koşu koşu atlar" deyişinin anlamına bakınız: koşun koşun: sıra sıra, dizi dizi

    Koşu üzerinde düşünenlerin, "adımları/ayakları yaklaştırma, yakınlaştırma, birbirine bitiştirme, birleştirme" gibi yan-anlamları tasavvur etmekte zorlanmayacaklarını sanıyoruz. 'Koşmak' fiilinin zamanla "katmak, eklemek, başvurmak" mânâları kazanması da bu sebepledir. (Başınız sıkıştığında bana koşabilirsiniz.)

    Biraz daha gerilere gidelim ve "yan yana durmuş asker dizisi, saflar" anlamındaki koşun (dizi, sıra, saf), koşuntu (avane, taraftar, yardakçı) sözcüklerini veya koşun bağlamak (saf tutmak) deyişini hatırlayalım. Bütün bu kullanımların ortak anlamı: iki şeyi yana yana getirmek, yakıştırmak, yakınlaştırmak, hatta bağlamak ve birleştirmektir.

    Bana, "Bilmek istiyorum" diye koşuyorsun ey tâlib! Bilmeyi istemek önemli değil, önemli olan gerçekte ne istediğini bilmektir. "Ne istediğimi bilsem, bilmeyi niçin isteyeyim ki?" deyip çakallara özenme de bir kuş gibi ürkmeyi marifet bil; bilgi vadisinin münbit topraklarına konduğunda, hiç değilse bir serçe kadar ürkek ol!

    Sonra?

    Sonra, yürümeyi de, koşmayı da zavallılara terkedip aç kanatlarını, bir kartal gibi alçakları semâlardan seyreyle!

    Dücane Cündioğlu

    Gözlerime bakınca ağlıyorum, insan gözlerine bakınca ağlar mı?..

    Herkes her an herşeyi yapabilir...

  2. #2
    encyclopedia adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-04-2006
    Mesajlar
    2,529
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    "Ne istediğimi bilsem, bilmeyi niçin isteyeyim ki?" deyip çakallara özenme de bir kuş gibi ürkmeyi marifet bil; bilgi vadisinin münbit topraklarına konduğunda, hiç değilse bir serçe kadar ürkek ol!

    Yazıyı yorumlayamamakla birlikte anlam kargaşası yaşadım. Ne istediğimi bilseydim, bilmeyi istemez miydim ? deyip çakallara özenme de kuş gibi ürkmeyi marifet bil ? Bilge vadisinde serçe gibi ol... ???

    Yazarın bir çok yazısında anlam kargaşası olduğunu düşünmeye başladığımda bu kargaşayı sevdiğini farkederim. Yine öyle bir yazı olmuş gibi,

    Bir de şöyle soralım:

    - Ne koşuyorsun?


    Sizce Ebruli ?

    Sevgiler...
    Böyle gençliği sömüren ve kültürünü geçmişini unutturan bir misyonerliği üstlenen medyanın terör'den binlerce kat daha tehlikeli olduğunu düşünüyorum.

    Lütfen terörün katlettiği şehitlerimizi düşündüğümüz kadar, televizyonun yok ettiği gençliğimizi de düşünelim..


    Herşeyi benden iyi biliyor olabilirsin ama senin hiç bilmediğin birşeyi biliyorum...

  3. #3
    cevabı rüzgarda saklı devinizm adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-07-2005
    Mesajlar
    4,427
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    Alıntı Ebruli tarafından gönderildi.
    Bilmek mi istiyorsun, bir serçe kadar ürkek ol!..
    Çok doğru bir yaklaşım.

    Kaç yaşına gelirsek, gelelim, bir öğrenci gibi görmeliyiz kendimizi.

    Yeniliklere, yeni şeylere, değişime açık olmalıyız.

    Bu güzel yazıyı bizimle paylaştığın için teşekkür ederim ebruli.
    "diyelim ki, sadece gerçekliğin sınırlarını deniyordum.neler olacağını merak ettim.hepsi bu."(jim morrison)

    türkforum'da sosyal bir deney başlıyor...
    mesajları rapor etme özelliğinin önemi
    şikayet merkezinin kullanımı




  4. #4
    wedsa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    10-11-2005
    Mesajlar
    1,616
    Karizma Gücü
    7
    bunun bir sebebi de önyargı mekanızmamızı kullanmamız. kelimelere yüklediğimiz anlam yükü. koş dendiği zaman ilk akla gelen güncel olarak en çok kullanıldığı şekilde algılıyoruz. şimdi bana sorsanızki koşan adam deyince aklına ne geliyor derim ki mirkelam başka kimse koşmuyormuda mirkelam aklıma geliyor öyle lanse etmişim beynime önyargılamışım.
    kağıt mendil alırken satıcıya hangimiz derizki kağıt mendil verirmisiniz (aramızda diyenler vardır genel ) selpak verirmisinizi tercih ederiz. çünkü selpak kağıt mendil in anlamını yüklenmiştir.

    şu kuş yürekliliğe gelirsekte kuşku iyidir her söylenendeki gerçek paydasını araştırıyorsak bizlere yeni ufuklar açar. bağnazlıktan kurtarır. eğer bilimle uğraşıyorsak sonuca uygulayacağımız kuşku bizi mükemmele ulaştırır. kuşkucu olmak iyidir iyidir de fazlası da zarar dır.
    Alıntıdır
    " Paranoid Kişilik Bozukluğu
    Bu hastalığın temelinde başkalarına karşı duyulan güvensizlik ve kuşkuculuk yatar. Kişi kuşkularını, tartışarak, şikayet ederek yada agresiflik ile ifade eder. Paranoid kişiler görüntüde soğuk, objektif ve mantıklı gibi görünebilirler ama genelde saldırgan, inatçı ve sarkastik davranırlar. Başkaları hakkında negatif yargılar geliştirebilir ve kendileri gibi paranoid inançların paylaşıldığı tarikatlara yada gruplara üye olabilirler"

  5. #5
    vAlinOr adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-05-2005
    Mesajlar
    5,712
    Karizma Gücü
    9
    anlambilimciler için kısmen güzel bir yazı; ama biz "sıradan!" insanlar için safsata..

    bir insan tabii ki şartlanır tabii ki en çok kullanılan anlamı o durumla beraber düşünür ve bu da çok doğaldır..

    koş dediğin birinin şiir okuması komiktir..
    ya da hayatta her kelimenin ardında başka bir anlam aramak paranoyadır..

    bu tür insanlarla çok defa karşılaşırız..
    kendinin "sıradan!!!" insanlardan daha zeki olduğunu ispatlamaya çalışırlar her zaman ve anlaşılmayan cümlelerle bir şey söylediklerini sanarlar..
    sıradan insanlar da ne söylediğini anlamadığı bu tür insanları alkışlar ve pohpohlar.. böylece saçma bir devinim doğar ve alır başını gider.

    ve illa kuşku duyulması isteniyorsa bu yazıdan kuşku duyulsun..

    ben hayatta basitliğe inanırım ve bu yazıyı da benzerleri gibi sevmedim..

    ama yine de teşekkürler ebruli yazıyı beğenen arkadaşlarım da olmuştur mutlaka..

    not: yukarda genelleme yaptım. bu tür yazılardan anlayan ve özellikle hoşlanan arkadaşlarım da olabilir onlar genellemem dışındadır
    Antizopa Farklı Renklerin Dostça Birlikteliği


    Bir özlem yüreğimde
    bir zamanlar bilinen güzel valar diyarı
    ne kadar neşeli olsa da şarkılarım, hepsinin içinde bir keder, özlem vardır valinor'a..

    Belirsizliklerini kırmaya çalışmak için hayatın, bugün gidişlerimiz, yarın gelişlerimiz, bekleyişlerimiz yani ve umut; ilacı yüreğimizin, ne müthiş bir kombinasyon, ne kadar da hayat..

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Minik Serçe Evleniyormuş
    2005 Konuları bölümünde Kage tarafından açılmış
    Yanıt: 7
    Son Mesaj: 20.05.05, 13:26

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •