• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
12 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    kristal_yurek adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    21-06-2006
    Mesajlar
    546
    Karizma Gücü
    0

    Başarılı Nurullah GENÇ Şiirleri, Yazıları Ve Eseleri

    SENİ BENİM KADAR SEVEMEYENLER



    seni benim kadar sevecek olan

    başını taşlarda çürütmelidir

    yarasına dikenleri sarmalı

    kalbinde dağları yürütmelidir



    gözleri her sabah başka bir çeşme

    her akşam krater, her gece duman

    gökleri günboyu alevlenirken

    boynunda bir kement olmalı zaman



    yollar düğüm düğüm boğmalı onu

    ızdırap sızmalı baktığı yerden

    kaplan tutuşmalı, kurt inlemeli

    saçından bir teli yaktığı yerden



    sana benim kadar tutulmak demek

    vurulmak demektir kartallar gibi

    tâcını, tahtını kaybetse bile

    gülümseyebilmek krallar gibi



    seni benim kadar sevecek olan

    ruhunu kapından kovabilir mi

    seni benim kadar sevemeyenler

    seni benden fazla sevebilir mi


    **************************

    HIÇKIRIKLAR



    Saatler bitmiyor yapayalnızım

    Gülmek istiyorum,gülemiyorum

    Sensiz olmak mıdır hep alınyazım

    Bilmek istiyorum,bilemiyorum.



    Esirgedin nazlı,hilal kaşını

    Harap ettin çiçek kokan başını

    Yüreğime akan gözüm yaşını

    Silmek istiyorum,silemiyorum.



    Sanki her şey efsaneydi,masaldı

    Ayrılık ruhumu elimden aldı

    Gözlerim yollara takılıp kaldı

    Gelmek istiyorum,gelemiyorum.



    Göğüs germek için acılarıma

    Titreyişlerime,sancılarıma

    Seni bir kez olsun avuçlarıma

    Almak istiyorum,alamıyorum.



    Saçılan bir köpük olmak dilinde

    Boğulmak saçının ince telinde

    Sır gibi sonsuza değin kalbinde

    Kalmak istiyorum,kalamıyorum.



    Unutuyor beni sırlı gözlerin

    İçimde bir yara işliyor derin

    Kulakların,dudakların,ellerin

    Olmak istiyorum,olamıyorum.



    Bölerek uykunu rüyalarına

    O kucak dolusu hülyalarına

    Gece gündüz uçup aynalarına

    Konmak istiyorum,konamıyorum.



    Deli gibi aşık olsa da güle

    Kim acır çöllerde öten bülbüle

    Bir gün alev alev yanıp da küle

    Dönmek istiyorum,dönemiyorum.



    Hıçkıra hıçkıra ağlamaktansa

    Başına karalar bağlamaktansa

    Bu yüreği her gün dağlamaktansa

    Ölmek istiyorum ölemiyorum.

    *********************************

    SİTEM



    Benden anlamadın şiirden anla

    Senin gülüşünle yaşadığımı

    Akşamı ettiğim senden kalanla

    Sabaha seninle başladığımı

    Benden anlamadın şiirden anla


    ****************************************

    NEREDEN BİLECEKSİN



    O eski hülyaların sahile vurduğunu

    Yakama bir muamma taktığım gün hatırla

    Gurbetin mahşerimde bir sıla bulduğunu

    Dağlar gibi eriyip aktığım gün hatırla



    Nereden bileceksin, şehrin sokaklarında

    Kaybolan ışıkların gözlerim olduğunu

    Her seher yüreğimde açan karanfillerin

    Her akşam ellerimde sararıp solduğunu

    Nereden bileceksin



    Kim bilir, belki bir gün kapıma geleceksin

    Siyah tüylü martılar yorgun pencerelerde

    Benimle ağlayacak benimle güleceksin

    Göğsümde ızdırabı deniz fenerlerinin

    Hayatımdan fışkıran hüzne gömüleceksin



    Her şairin bir gülle bahtiyar olduğunu

    Bir sana bir göklere baktığım gün hatırla

    Gönlümün kahrın ile ihtiyar olduğunu

    Sigaramı sessizce yaktığım gün hatırla



    Bilemezsin içimde bir denizdir yaşamak

    Sen denizin en uzak noktasında şen şakrak

    Ben kırgın dalgalarla avunurum derinde

    Gemilere yosunlu mendiller bağlayarak



    Nereden bileceksin fesleğen köklerinin

    Hercai bulutlardan bıkıp usandığını

    Ansızın kayıveren yıldızların ardında

    Vuslatı bekleyen bir kalbin yandığını

    Nereden bileceksin



    Yağmura boyun büken susuz topraklar gibi

    Kim bilir belki bir gün kapıma geleceksin

    Sinesinde bi-vefa bir sırrı saklar gibi

    İnfazına yürüyen ölü tutsaklar gibi

    Gözlerinin hicranlı yaşını sileceksin



    Tatlı bir rayihanın göklere dolduğunu

    Irmaklara karışıp aktığım gün hatırla

    Gölgelerin ruhumu görüp kaybolduğunu

    Mavi bir şimşek gibi çaktığım gün hatırla



    Gülümse ve uzaklaş çünkü anlayamazsın

    Bu kopan fırtınayı Yusuf'un yüreğinde

    Koyu bir çaresizlik ayinidir yalnızlık

    Züleyha'nın menekşe büyüyen gözlerinde



    Nereden bileceksin kayalara tutunan

    Devlerin birer birer vurulup öldüğünü

    Rüyaları süsleyen eşsiz mücevherlerin

    Bir dervişi görünce yere döküldüğünü

    Nereden bileceksin



    Kim bilir belki bir gün kapıma geleceksin

    Kollarında rüzgarlı bir deprem karanlığı

    Kapı aralığından sessizce gireceksin

    Işıldayan bu gönül şahikası önünde

    El pençe divan durup sen de eğileceksin



    Bülbülün lalezardan neden kovulduğunu

    Bu hayal zindanını yıktığım gün hatırla

    Balığın susuz kalıp suda boğulduğunu

    Acılar evreninden çıktığım gün hatırla

    **************************************

    KALBİMİN MAHURU



    Sen ki, gül bahçesinde kalbimin mâhurusun

    Bir de hüzzâm yerine bana nihâvendi sun

    O kâbus günlerin matemi unutulsun

    Gülümse de ruhumun gözyaşları kurusun

    Sen ki, gül bahçesinde kalbimin mâhurusun

    Bir de hüzzâm yerine bana nihâvendi sun



    Sevdamızı duyunca aynalar coştu bugün

    Hayalimde efsulu yüzün bir hoştu bugün

    Seni gören ağaçlar, kuşlar sarhoştu bugün

    Söyle niye penceren yine bomboştu bugün

    Sen ki, gül bahçesinde kalbimin mâhurusun

    Bir de hüzzâm yerine bana nihâvendi sun


    ***************************************


    AŞKIM İSYANDIR BENİM



    Yanarım; öyle bakma yüzüme yağmur gibi

    Dağıt kalbini saran hasret bulutlarını

    Damlasın gözlerine sonsuzluk usaresi

    Dalgınlık evlerinin en güzel melikesi

    Sevemem; tozlu raflar arasına girmeden

    Çöllerim kandır benim

    Sevemem; karanlığı bir daha devirmeden

    Aşkım isyandır benim

    *************************************

    SEN GELİYORSUN



    Sen geliyorsun; kuşlar geliyor bahçelerden

    Papatya kokusu bir de, sen gelmeden önce



    Nasıl tanıyorum bilsen geçtiğin sokakları

    Biraz mahmur oluyor bakışları, fersiz, çaresiz

    Ölü kelebekler görüyorum sokak köşelerinde

    Duvar diplerine bırakılmış acılar

    Yorgun ihtiyarlar bir de, gençliğini arayan



    Sen tüm sokaklardan geçmişsin meğer

    Hangisine baktıysam rengi bembeyaz

    Bir dokun bin ah işit pencereden

    Bir asker ağlıyor kenarında sessizce

    Yavuklusunun adını unutmuş gözlerinde

    Ne zaman biteceğini askerliğinin

    Nereye gideceğini, kim olduğunu



    Aklının karıştığı mahzenlerde

    Bir adam izlerine bakıyor delice

    Şimdi sen geliyorsun, biliyorum

    Hayallerim geliyor, umutlarım, mutluluğum

    Hiçbir şeyi görmüyor gözlerim

    Gireceğin kapıdan başka

    ********************************

    "UNUTURSUN " DEYİŞİNE



    unutmak, yıldızların ciğerine saplanan

    bir lâle yaprağına gömmektir sevgiliyi

    unutmak, bir kaktüsün küllerinde ansızın

    alevli bir tapınak eylemektir sevgiyi

    unutmak, semendere zehir sunmaktır, gülüm

    taş dolu yüreklerin lügatinde bulursun

    unutmak, sessizliğe yine kanmaktır, gülüm

    unutulursa şair, sen de unutulursun



    bir dağın bir kuyuya tohum ektiği yerde

    balığın yüzgecinden irin döktüğü yerde

    kralın, kölelerin emrinde yürüdüğü

    geminin bir köpükte okyanus aradığı

    ay’ın arzı terkedip gökte durduğu ânda

    serseri bir kurşunun ay’ı vurduğu ânda

    başını ellerinin arasına al ve dur

    işte o lahza gülüm, bu can seni unutur



    unutmak, bir saatin kırılan camlarında

    zamanı çürüterek öldürmektir sevgiyi

    unutmak, bayramlığı giydirilen çocuğun

    aldatılan göğsünde vurmaktır sevgiliyi

    unutmak, bir ülkenin tozlu kaldırımlarında

    taşlara boğdurmaktır yağız atlı yiğidi

    unutmak, susturmaktır yolların ayrımında

    şairlere can veren muhteşem bir ağıdı

    unutmak, koparmaktır çiçekleri dalından

    sisli bir yalnızlığın ekseninde bulursun

    unutmak, ayırmaktır arıları balından

    unutulursa şair, sen de unutulursun

    Bu mesaj en son " 25.07.06 " tarihinde saat 21:59 itibariyle kristal_yurek tarafından düzenlenmiştir...

    Hayli kalabalık beklemekteydik
    omuriliğinde babamın
    tabi bildiğiniz gibi
    hepimiz kardeştik üstelik
    ve... derken bir gün
    start verildi
    amansız bir yariş başladı aramızda
    canımı dişime takıp hepsini geçtim
    ilk ben göğüsledim IşIğI......



    SUSKUNLUĞUM ASALETİMDENDİR.HER LAFA VERİLECEK CEVABIM VAR AMA..LAFA BAKARIM LAFMI DİYE,BİDE SÖYLEYENE BAKARIM ADAM MI DİYE...



    TAKIL BANA HAYATIN RENKLENSİN AMA DİKKAT ET, FAZLA TAKILMA GÖKKUŞAĞINA DÖNERSİN!!!



    Wer andere nicht ehrt, ist der Ehre nicht wert....

  2. #2
    brjuva adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2005
    Mesajlar
    572
    Karizma Gücü
    7
    KOPARDIN

    Bir hicran çölüne bıraktın beni
    Kalbine girdiğim yolu kopardın
    Yaydın üzerime yalan gölgeni
    Adını andığı dili kopardın

    İçimden boşluğa savruldu külün
    Hüznün ateşiyle yandı kakülün
    Yıllardır ruhumda öten bülbülün
    Her seher konduğu dalı kopardın

    Uzattıkça sana boş ellerimi
    Birer birer yıktın hayallerimi
    Bilmem, ölü müyüm, yoksa diri mi
    Saçımdan son siyah teli kopardın

    Gönlümde aşkınla hergün yeşeren
    Göğü yıldız yıldız önüme seren
    O güzel, bembeyaz gülü kopardın
    unutmak ne garip şey ki unutana unuttuğunu da unuttuyor.
    unutulmak ne acı şey ki, unutulan unutanın hatırına dahi gelmiyor.
    BEN SUSTUM! SEN SÖYLE İYİLİĞİMİ...

  3. #3
    & bahar çiçeği son_nokta adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-07-2006
    Mesajlar
    1,686
    Karizma Gücü
    6

    Yağmur

    YAGMUR


    Vareden'in adıyla insanlığa inen Nur
    Bir gece yansıyınca kente Sibir dağından
    Toprağı kirlerinden arındırır bir Yağmur
    Kutlu bir zaferdir bu ebabil dudağından
    Rahmet vadilerinden boşanır ab-i hayat
    En müstesna doğuşa hamiledir kainat
    Yıllardır boz bulanık suları yudumladım
    Bir pelikan hüznüyle yürüdüm kumsalları
    Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım

    Hasretin alev alev içime bir an düştü
    Değişti hayal köşküm, gözümde viran düştü
    Sonsuzluk çiçeklerle donandı yüreğimde
    Yağmalanmış ruhuma yeni bir devran düştü
    İhtiyar cübbesinden kan süzülür Nebi'nin
    Gökyüzü dalgalanır ipekten kanatlarla
    Mehtabını düşlerken o mühür sahibinin
    Sarsılır Ebu Kubeys kovulmuş feryatlarla
    Evlerin anasına dikilir yeşil bayrak
    Yeryüzü avaredir, yapayalnız ve kurak
    Zaman, ayaklarımda tükendi adım adım
    Heyula, bir ağ gibi ördü rüyalarımı
    Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım

    Yağmur, gülşenimize sensiz, baldıran düştü
    Düşmanlık içimizde; dostluklar yaban düştü
    Yenilgi, ilmek ilmek düğümlendi tarihe
    Her sayfaya talihsiz binlerce kurban düştü
    Bir güzide mektuptur, çağların ötesinden
    Ulaşır intizarın yaldızlı sabahına
    Yayılır o en büyük muştu, pazartesinden
    Beyazlık dokunmuştur gecenin siyahına
    Susuzluktan dudağı çatlayan gönüllerin
    Sükutu yar, sevinci dualar kadar derin
    Çaresiz bir takvimden yalnızlığa gün saydım
    Bir cezir yasadım ki, yaşanmamış, mazide
    Dokunduğun küçük bir nakış da ben olsaydım

    Sensiz, kaldırımlara nice güzel can düştü
    Yarılan göğsümüzden umutlar bican düştü
    Yağmur, kaybettik bütün hazinesini ceddin
    En son, avucumuzdan inci ve mercan düştü
    Melekler sağnak sağnak gülümser maveradan
    Gümüş ibrik taşıyan zümrüt gagalı kuşlar
    Mutluluk nağmeleri işitirler Hiradan
    Bir devrim korkusuyla halkalanır yokuşlar
    Bir bebeğin secdeye uzanırken elleri
    Paramparça, ateşler şahının hayalleri
    Keşke bir gölge kadar yakınında dursaydım
    O mücella çehreni izleseydim ebedi
    Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım

    Sarardı yeşil yaprak; dal koptu; fidan düştü
    Baykuşa çifte yalı; bülbüle zindan düştü
    Katil sinekler deldi hicabın perdesini
    İstiklal boşluğunda anılar nadan düştü
    Dolaşan ben olsaydım Save'nin damarında
    Tablosunu yapardım yıkılan her kulenin
    Ebedi aşka giden esrarlı yollarında
    Senden bir kıvılcımın, süreyya bir şulenin
    Tarasaydım bengisu fışkıran kakülünü
    On asırlık ocağın savururdum külünü
    Bazen kendine asık deli bir fırtınaydım
    Fırtınalar önünde bazen bir kuru yaprak
    Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım

    Sensizlik depremiyle hancı düştü; han düştü
    Mazluma sürgün evi; zalime cihan düştü
    Sana meftun ve hayran, sana ram olanlara
    Bir bela tünelinde ağır imtihan düştü
    Badiye yaylasında koklasaydım izini
    Kefenimi biçseydi Ebva'da esen rüzgar
    Seninle yıkasaydım acılar dehlizini
    Ne kaderi suçlamak kalırdı ne intihar
    Üstüne pırıl pırıl damladığın bir kaya
    Bir hurma çekirdeği tercihimdir dünyaya
    Suskunluğa dönüştü sokaklarda feryadım
    Tereddüt oymak oymak kemirdi gururumu
    Bahira'dan süzülen bir yaş da ben olsaydım

    Haritanın en beyaz noktasına kan düştü
    Kırıldı adaletin kılıcı; kalkan düştü
    Mahkumlar yargılıyor; hakimler mahkum şimdi
    Hakların temeline sanki bir volkan düştü
    Firakınla kavrulur çölde kum taneleri
    Ahuların içinde sevdan akkor gibidir
    Erdemin, bereketin doldurur haneleri
    Sensiz hayat toprağın sırtında ur gibidir
    Şemsiyesi altında yürürsün bulutların
    Sensiz, yükü zehirdir en güzel imbatların
    Devlerin esrarını aynalara sorsaydım
    Çözülürdü zihnimde buzlanmış düşünceler
    Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım

    Sensiz, tutunduğumuz dallardan yılan düştü
    İlkin karardı yollar, sonra heyelan düştü
    Güvenilen dağlara kar yağdı birer birer
    Sensizlik diyarından püsküllü yalan düştü
    Yağmur, duysam içimin göklerinden sesini
    Yağarsın; taşlar bile yemyeşil filizlenir
    Yıldırımlar parçalar çirkefin gövdesini
    Sel gider ve zulmetin çöplüğü temizlenir
    Yağmur, bir gün kurtulup çağın kundaklarından
    Alsam, ölümsüzlüğü billur dudaklarından
    Madeni arzuların ardında seyre daldım
    Küflü bir manzaranın çürüyen güllerini
    Senin için görülen bir düş de ben olsaydım

    Şehirler kabus dolu; köylere duman düştü
    Tersine döndü her şey sanki; asuman düştü
    Kırık bir kayık kaldı elimizde, hayali
    Hazindir ki; dertleri aşmaya umman düştü
    Ayrılığın bağrımda büyüyen bir yaradır
    Seni hissetmeyen kalp, kapısız zindan olur
    Sensiz doğrular eğri; beyaz bile karadır
    Sesini duymayanlar girdabında boğulur
    Ana rahminde ölür sensizlikten bir cenin
    Şaşkınlığa açılır gözleri, görmeyenin
    Saatlerin ardında hep kendimi aradım
    Bir melal zincirine takıldı parmaklarım
    Yeryüzünde seni bir görmüş de ben olsaydım

    Sensiz, ufuklarıma yalancı bir tan düştü
    Sensiz kıtalar boyu uzayan vatan düştü
    Bir kölelik ruhuna mahkum olunca gönül
    Yüzyıllardır dorukta bekleyen sultan düştü
    Ay gibisin; güneşler parlıyor gözlerinde
    Senin tutkunla mecnun geziyor güneş ve ay
    Her damla bir yıldızı süslüyor göklerinde
    Sümeyra'yı arıyor her damlada bir saray
    Tohumlar ve iklimler senindir; mevsim senin
    Mekanın fırçasında solmayan resim senin
    Yağmur, bir gün elimi ellerinde bulsaydım
    Güzellik şahikası gülümserdi yüzüme
    Senin visalinle bir gülmüş de ben olsaydım

    Tavanı çöktü askın; duvarlar üryan düştü
    Toplumun gündemine koyu bir isyan düştü
    İniltiler geliyor doğudan ve batıdan
    Sensizlikten bozulan dengeye ziyan düştü
    Islaklığı sanadır ahımın, efganımın
    İçimde hicranınla tutuşuyor nağmeler
    Sendendir eskimeyen cevheri efkarımın
    Nazarın ok misali karanlıkları deler
    Bu değirmen seninle dönüyor; ahenk senin
    Renkleri birbirinden ayıran mihenk senin
    Bir hüzün ülkesine gömülüp kaldı adım
    Kapanıyor yüzüme aralanan kapılar
    Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım

    Yağmur, sayrılığıma seninle derman düştü
    Beynimin merkezine ölümsüz ferman düştü
    Silindi hayalimden bütün efsunu ömrün
    Bir dönüm noktasında aklıma Rahman düştü
    Nefesinle yeniden çizilecek desenler
    Çehreler yepyeni bir değişim geçirecek
    Aydınlığa nurunla kavuşacak mahzenler
    Anneler çocuklara hep seni içirecek
    Yağmur, seninle biter susuzluğu evrenin
    Sana mü'mindir sema; sana muhtaçtır zemin
    Damar damar seninle, hep seninle dolsaydım
    Batılı yıkmak için kuşandığın kılıcın
    Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım

    Kardeşler arasında heyhat, su-i zan düştü
    Zedelendi sağduyu; körleşen iz'an düştü
    Şarkısıyla yasadık yıllar yılı baharın
    İnsanlık bahçemize sensizlik hazan düştü
    Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım
    Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım
    Dokunduğun küçük bir nakış da ben olsaydım
    Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım
    Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım
    Bahira'dan süzülen bir yaş da ben olsaydım
    Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım
    Senin için görülen bir düş de ben olsaydım
    Yeryüzünde seni bir görmüş de ben olsaydım
    Senin visalinle bir gülmüş de ben olsaydım
    Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım
    Damar damar seninle, hep seninle dolsaydım
    Batılı yıkmak için kuşandığın kılıcın
    Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım

    NURULLAH GENC
    Hayat senden ibaret...
    bahar çiçeği


  4. #4
    brjuva adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2005
    Mesajlar
    572
    Karizma Gücü
    7

    Benİ YakiŞina...

    Benİ YakiŞina...

    O esrarlı yangına bu can nasıl dayandı?
    Sahile vurdu kalbim, su yandı, kum da yandı.
    Bir mum gibi aktı uykusuzluğum,
    Ölüme baş kaldıran dertli uykumda yandı.
    Yurdundan mahrum edip dolaştıran cem gibi
    Ruhumla söndü alev, sonra ruhumda yandı.
    Kül oldu bir yiğidin feryadıyla umut
    Bülbülün küllerine konan puhum da yandı
    Bölesi bir yangını görmedi nemrut bile
    Kaktüsün gölgesinde nazlı ahım da yandı
    Ahımdır zannederdim en belalı kıvılcımı
    Kirpiğine dokunan kanlı ahım da yandı
    Bir damla su ver bana ey çöl, bari sen küsme,
    Kalmadı hiçbir şeyim, bak günahım da yandı
    Yenilgiler bir tufan gibi çöktü üstüme
    Ülkem yıkıldı heyhat, ordugâhım da yandı.
    Köleleri her akşam duman kıldı gözlerim
    Başıma taç ettiğim padişahım da yandı
    İlk defa böylesine tutuştu gökkuşağı
    Renklerim siyah oldu ve siyahım da yandı
    Ondan başka ne varsa yandı
    Yandık sen ve ben…
    Onu göreyim diye kıble gahım da yandı
    O esrarlı yangına bu can nasıl dayandı?
    Sahile vurdu kalbim, su yandı, kum da yandı.
    Bu mesaj en son " 14.10.06 " tarihinde saat 23:23 itibariyle freya555 tarafından düzenlenmiştir...
    unutmak ne garip şey ki unutana unuttuğunu da unuttuyor.
    unutulmak ne acı şey ki, unutulan unutanın hatırına dahi gelmiyor.
    BEN SUSTUM! SEN SÖYLE İYİLİĞİMİ...

  5. #5
    TurkForumUye1 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    23-05-2006
    Mesajlar
    3,765
    Karizma Gücü
    7
    AĞRI



    Bir âbide istersen eğer, Ağrı'ya git!

    Yükseklerden gelen büyük çağrıya git!

    Çıkmışken yolcu, Ağrı'nın zirvesine,

    Dönmek ne demek? Kanatlanıp Tanrı'ya git!
    Bu mesaj en son " 24.10.06 " tarihinde saat 11:44 itibariyle TurkForumUye1 tarafından düzenlenmiştir...

  6. #6
    TurkForumUye1 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    23-05-2006
    Mesajlar
    3,765
    Karizma Gücü
    7
    KALIR



    Hayat su misali süzülüp gider

    Vahşi derelerin selinde kalır

    Rüyasında gamlı bülbül ''ah'' eder,

    Yankısı bir hayal gülünde kalır



    Güneş doğar, batar; bir yıldız kayar

    Ay hüzne bürünür, karalar giyer

    O gün, feryadımı kainat duyar

    Ruhum sonsuzluğun ilinde kalır



    Gözlerim kararır; biter hevesim

    Yokluğun sesinde kısılır sesim

    Sevginle yaşayan, coşan nefesim

    Siyah saçlarının telinde kalır



    Günlerce gezersin hayalim ile

    Nihayet varırsın sen de menzile

    Kimsenin aklına gelmese bile

    Bu sevda tarihin dilinde







    KAVUŞMA



    sana geliyorum yalnızlıklardan

    yürüdükçe hicran gülüyor gibi

    yüreğimde dağlar yükseldi kardan

    vuslat, ağır ağır ölüyor gibi



    gözlerim, buzlayan kanatlarıyla

    yorgun umutların peşinde her an

    düşlerim, şahlanan kır atlarıyla

    birer birer kopuyorlar zamandan



    kısalan yolların uzadığını

    kulağıma fısıldıyor her diken

    mehdabına gömdüm hayal çağını

    senden geliyorum sana gelirken

  7. #7

    Kayıt Tarihi
    10-06-2005
    Mesajlar
    8
    Karizma Gücü
    0
    siyah gözlerine beni de götür

    daha dokunmadan kurudu irem
    çöllere bir türlü yağamıyorum
    yeni bir koşunun başlangıcında
    biraz deprem sonrası
    biraz şehir hülyası
    bir kalp yangınından geriye kalan
    siyah gözlerine beni de götür
    artık bu yerlere sığamıyorum.

    pembe uçurtmalar yolladığından beri
    sarardı tiryaki menekşeleri
    sonbaharın tozlu kafeslerinde
    sevgi turnaları yakalıyorum
    turnalar gidiyor;ben kalıyorum
    avareyim,asudeyim,yorgunum
    bilmiyorum neden sana vurgunum
    erzurum garında banklar üstünde
    uyku tutmuyor karanlıkları
    yitik düşlerimi kovalıyorum
    gölgeler gidiyor;ben kalıyorum.

    binbir türlü kokuyorsa yaylalar
    siyah gözlerine beni de götür
    baharın koynundan koparıp sana
    ipek bir mendile sardığım yüreğimle
    şehzade gülleri gönderiyorum
    umutlar kalıyor;ben gidiyorum.

    bütün yelkenlileri,deniz fenerlerini
    kaptanları sorgulayan
    yanından geçen küheylanların
    korku tufanına yakalandığı
    siyah gözlerine beni de götür
    güneş ülkesinden gelen yiğitler
    benzeri olmayan bir dünya kursun
    cellat,ayrılığın boynunu vursun.

    usul usul intizarı çürüten
    bu hercai diken,bu çılgın arzu
    sürüklüyor imkansız muştuların
    eşiğine gönül vadilerini
    bir ağaçtan düşen yapraklar gibi
    düşüyorum tanyerine
    ya topla yaralı kırlangıçları
    ya da bu vefasız şarkıyı bitir
    özgürlüğe giden tutsaklar gibi
    siyah gözlerine beni de götür

  8. #8
    *´Kuroi Tenshi...´* <span style='color: #EE82EE'>DeadLy Whisper</span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    31-01-2006
    Mesajlar
    6,447
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    g&#252;zel şiirler emeğinize sağlık

    lüzumsuz sevgi yığınlarının ciğerlerine,
    ihanet botlarının izleri bulaşmış.
    güneşe inat, kızgın çölde sürüklenirken,
    yalnızca siyahı istiyorum...


  9. #9
    MeDiD adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    03-01-2006
    Mesajlar
    33,295
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    13
    "UNUTURSUN " DEYİŞİNE


    unutmak, yıldızların ciğerine saplanan
    bir l&#226;le yaprağına gömmektir sevgiliyi
    unutmak, bir kakt&#252;s&#252;n k&#252;llerinde ansızın
    alevli bir tapınak eylemektir sevgiyi
    unutmak, semendere zehir sunmaktır, g&#252;l&#252;m
    taş dolu y&#252;reklerin l&#252;gatinde bulursun
    unutmak, sessizliğe yine kanmaktır, g&#252;l&#252;m
    unutulursa şair, sen de unutulursun

    bir dağın bir kuyuya tohum ektiği yerde
    balığın y&#252;zgecinden irin dökt&#252;ğ&#252; yerde
    kralın, kölelerin emrinde y&#252;r&#252;d&#252;ğ&#252;
    geminin bir köp&#252;kte okyanus aradığı
    ay’ın arzı terkedip gökte durduğu &#226;nda
    serseri bir kurşunun ay’ı vurduğu &#226;nda
    başını ellerinin arasına al ve dur
    işte o lahza g&#252;l&#252;m, bu can seni unutur

    unutmak, bir saatin kırılan camlarında
    zamanı ç&#252;r&#252;terek öld&#252;rmektir sevgiyi
    unutmak, bayramlığı giydirilen çocuğun
    aldatılan göğs&#252;nde vurmaktır sevgiliyi
    unutmak, bir &#252;lkenin tozlu kaldırımlarında
    taşlara boğdurmaktır yağız atlı yiğidi
    unutmak, susturmaktır yolların ayrımında
    şairlere can veren muhteşem bir ağıdı
    unutmak, koparmaktır çiçekleri dalından
    sisli bir yalnızlığın ekseninde bulursun
    unutmak, ayırmaktır arıları balından
    unutulursa şair, sen de unutulursun

    ...Kuyruguna basilMAdikca, tirmalaMAyan KeDiGiL...


  10. #10
    <span style='color: #0000FF'>Mavi Duvar</span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-07-2007
    Mesajlar
    6,930
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    Kalırsam , Surları Yıkmak İsterim

    aldanıp da sakın “kal!” deme bana
    taşları eriten hasretimle
    kanımı arıtan dağlara çıkıp
    hasretim uyuyan maharetimle
    gideğim şiirin topraklarına

    sen ey yaprakları ipek dokuyan
    kalırsam,incinir çiy taneleri
    acı acı kişner yaşlı küheylan
    yağmura müptela değimsağma
    yoları kuşatan tebessümünü
    görsede, bulamaz dizinde derman

    kalırsam, degişir gecenin tadı
    ıtır kanadından talih kuşunun
    arza emrivaki süzülür zaman
    kömür saçlarına tutunan kalbim
    kahve gözlerinde giyer kefeni
    incinir yep yeni bir zindan bile
    en güzel hücremde saklarım seni

    rengarenk bir damla usare olup
    sessizce içine dalmak isterim
    tuttuğun aynalarda birden kaybolup
    yılarca yüzüne bakmak isterim
    “şehirde tükenen sihri bul!” deme
    “kuru!” de, “çürü!” de, sakın “kal!” deme
    kalırsam , surları yıkmak isterim


    Nurullah Genç

 

 

Bu konuyla ilgili etiketler

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •