• Reklam

Anket: Değerlendirme...

+ Konuyu Yanıtla
2 sonuçtan 1 --- 2 arası gösteriliyor
  1. #1
    Ebruli adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-01-2005
    Mesajlar
    6,886
    Karizma Gücü
    0

    Gizli Günlük (Auguste Strindberg) Özeti, Konusu, Karakterleri, Yorumları

    Gizli Günlük/ Auguste Strindberg



    Yayınevi : Sel

    Basım Yılı : 1998

    Sayfa Sayısı : 144

    Çevirmen : Işıl Türkşen

    Gizli Günlük, Strindberg'in 1900-1908 yılları arasında düzenli olarak tuttuğu günlüğüdür. Bir anlamda Strindberg dışavurumunu sadece bu yazılar aracılığı ile yapmıştır. Bunun dışında düşündüklerini, yaşadıklarını, hissettiklerini kimseye söylemediğinden, güncenin Strindberg'in karmaşık, ağır bunalımlarla dolu iç dünyası hakkında elimizde bulunan tek kaynak olduğunu söyleyebiliriz.

    (Arka Kapak'tan)

    Gözlerime bakınca ağlıyorum, insan gözlerine bakınca ağlar mı?..

    Herkes her an herşeyi yapabilir...

  2. #2
    Ebruli adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-01-2005
    Mesajlar
    6,886
    Karizma Gücü
    0
    Başkalarının ruhu bize kapalıdır mı demişti Nietzsche.

    Bütün romanları, öyküleri, şiirleri biraz da bu merakla okumaz mıyız. Olası ip uçlarını yakalamak için. Ne kadar benziyor başkaları bize, ne kadar ayrılıyorlar. Bir kıyas yapmak gerek. Benim değerim nedir, hikayemin değeri nedir diğerlerinin arasında.

    Hepimizin içinde beyaz bir röntgenci var. Kapalı perdelerin ardındakini görmek isteyen. Ama diğerlerinin aksine ruhun pencereleridir bizim dikkat kesildiğimiz. Sır dolu bölmeler var biliyoruz. Açılmasını istediğimiz yer orası.

    Merakımız hayatı nasıl algıladıkları.

    Nasıl anlıyor, nasıl yaşıyorlar.. savaşı, barışı, aşkı, nefreti, ihaneti.

    Nasıl aldanıyor, nasıl aldatıyor, nasıl atlatıyorlar.

    Neden ve nasıl başardılar. Neden ve nasıl yenildiler.

    Olup bitenleri nasıl açıkladılar kendilerine ve başkalarına.

    Ne hissettiler.

    Nasıl dile getirdiler.

    Hangi yalanları seçtiler.

    Bütün romanları, öyküleri, şiirleri biraz da bu merakla okumaz mıyız. Olası ip uçlarını yakalamak için. Ne kadar benziyor başkaları bize, ne kadar ayrılıyorlar. Bir kıyas yapmak gerek. Benim değerim nedir, hikayemin değeri nedir diğerlerinin arasında.

    Tam bir beyaz röntgenciyim ben, kelimenin tan anlamıyla. Biyografileri, otobiyografileri, günlükleri farklı bir tutkuyla okurum bu yüzden. Farklı bir hırsla.

    Şimdi önümde duran kitap gibi.

    Gizli Günlük.

    Strındberg’in ruhu.

    Ne yazık perdeler yarı aralık. Fakat bana soracak olursanız bu kadarı bile hayli çekici.

    Auguste Johan Strındberg İsveçli. Roman, öykü ve oyun yazarı.

    Onu hiç tanımıyorum. Hiçbir eserini okumuş ya da ülkemizde sahnelenmişse oyunlarını seyretmiş değilim.

    Hakkındaki her şeyi, yaşam öyküsüne ayrılan ilk birkaç sayfadan öğreniyorum.

    Ağır ve bunalımlı hayatını.

    Ailenin yoksulluğunu, büyükannesinin dinsel tutuculuğunu ve bunun getirdiği baskıları.

    Upssala Üniversitesinde İlahiyat öğrenimi gördüğünü ama tamamlayamadığını, aynı üniversitede tıp okumaya karar verdiyse de diploma alamadığını.

    Hayatını kazanabilmek için serbest gazetecilik, ilkokul öğretmenliği, oyunculuk yaptığını. Kraliyeti küçümsemesine rağmen (resmi kurumları ve gelenekleri) geçim sıkıntısı yüzünden Krallık Kütüphane’sinde işe girdiğini.

    Eserlerinin skandallara yol açtığını, dinsizlikle suçlandığını ve bu sebepten mahkemeye verildiğini.

    İsveç edebiyatına yeni bir soluk getirdiğini, modern tiyatronun en önemli örneklerini verdiğini ve birçok modern yazarı etkilediğini.

    Gizli günce’ nin 1900-1908 yılları arasında düzenli olarak tuttuğu günlüğü olduğunu.

    Ancak elimizdeki kitabın, sadece son eşi Harriet Bosse ile olan ilişkisini konu alan kısımları içerdiğini.

    Sonrası?

    Sonrası yazarla aramızda.

    Bu kitaplaştırılmış özel dünya,

    gerçek değil tümüyle kurgulanmış olsaydı da çok çarpılırdık biz diyeceğimiz.

    Siz beyaz röntgenciler.

    Sizin için, beni alt üst eden birkaç alıntı yapmalı mıyım bilmiyorum.

    Yoksa dürbünlerinizi alıp gelin,

    ne gece dürbününe, ne de dürbününüzün görüş gücünün yüksek olmasına ihtiyaç yok, çıplak gözle bile canınız size çok yakın bir yerden yanacak..

    deyip bırakmalı mıyım.

    Hadi ama.

    Bulup buluşturup okuyun bu kitabı.

    Ve üç dakikalık bir saygı duruşuna kalkın.

    İnsan ruhunun o çok bildik, o çok tanıdık, o sanki herkesten çok bize ait yüce zavallılığı üzerine.

    Kitabı bitirir bitirmez.

    Ya da benim yaptığım gibi iki üç sayfada bir.

    Nilgün Aras
    Gözlerime bakınca ağlıyorum, insan gözlerine bakınca ağlar mı?..

    Herkes her an herşeyi yapabilir...

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •