• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
Sayfa: 1 | Toplam: 4 1234 SonSon
34 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    saliha adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-05-2006
    Mesajlar
    11,844
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    9

    Mutsuz Bedirhan Gökçe Siirleri

    Küfrüm Edebimi Aştı Bu Gece


    Sen benim gözümde bir hiçsin artık,
    Nefretim aşkımı aştı bu gece
    Bugün ki sözlerin söz müydü artık
    Son sözün sabrımı aştı bu gece

    Kolayca bitsin bu diyemedin de
    Salladın savurdun basiretsizce
    Hiç mi ders almadın onca gezdik de
    Yağmurun rahmeti aştı bu gece

    Yürümeyen neydi, ilişkimiz mi?
    Günüm bomboş deyişimiz mi?
    Sensiz yaşayamam çelişkimiz mi?
    Yalanın doğrunu aştı bu gece

    Evlenmek hayali kapımda idi
    Giriş kat evimin boyası yeni
    Mobilyan, takımın, alınmış idi
    Vuslatım tadını aştı bu gece

    Yemedim yedirdim ne avrsa sana
    Üç kuruşum olsa verirdim daha
    Memurdum yoksuldum hatırlasana
    Hafızam haddini aştı bu gece

    Ayakların donmuş, üşümüştün de
    Gece yatamamış üzülmüştüm de
    Bir ay oruç tutup yememiştim de
    O çizmen boyunu aştı bu gece

    Yapılan söylenmez, gelmezmiş dile
    Allahtan beklenir kul bilmese de
    Kızgınlığım buna, sebep ise de
    Sabrım miadını aştı bu gece

    Onca gez toz benle, seviyorum de
    Sonra git nişanlan bir de ona de
    Şerefsizlik değil, nedir bu söyle
    Küfrüm edebimi aştı bu gece

    Sana son bir sözüm, nasihatim var
    Aldığım ahlakla bir terbiyem var
    Senin doğ'ran ana deyip geçmek var
    Saygım adabımı tuttu bu gece
    Gönlümün romanı bitti bu gece
    Hangisine yansam şimdi gün gece
    Ömrümden beş yıl gitti bu gece


    mazeretim var

  2. #2
    Misafir SAKSUMA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-10-2006
    Mesajlar
    843
    Karizma Gücü
    0
    Çok güzelmiş, emeğine sağlık.

  3. #3

    Kayıt Tarihi
    29-12-2006
    Mesajlar
    390
    Karizma Gücü
    0
    Dilin Yalan Söylüyor
    Tohumdun yüreğimde fidan oldun büyüdün,
    Ağaç idin bağımda, çınar oldun yürüdün.

    Nasıl söküldün öyle, çatır çatır içimden,
    Köklerin yüreğimde kan revan oldu birden.

    Çalı çırpı bıraktın giderken yüreğimde,
    Hepsi bir kıymık gibi beynimin her yerinde.

    Dilin ne derse desin, gözün öyle demiyor,
    Seni sevmedim derken, dilin yalan söylüyor.

    Burası Ulus parkı, karşımız Anadolu,
    Gönlümün öbür yanı ondan böyle sır dolu.

    Yalnızım bu şehirde, hem de yapayanlızım,
    Boğuluyorum gitme, şair olur bir yanım.

    Yok böyle demiştim ben, yanlış anladım hemen,
    Bunun hepsi hikaye, baştan komiğiz zaten.

    Kendimizi kandırdık, kargalar güler buna,
    Birde ciddiye aldık, karganın papuç damda.

    Bu koca alemde biz, varla yok arasıyız,
    Olmasak da olurdu, varsak yaşamalıyız.

    Olmayacak duaya amin demeyelim biz,
    Herkes kendi yoluna biz hep böyle gideriz...


    Bedirhan Gökçe

  4. #4

    Kayıt Tarihi
    29-12-2006
    Mesajlar
    390
    Karizma Gücü
    0
    Eylül
    Memleket havalarından bir haber ver,
    Eylül yağmuru nasıl düşer toprağa?
    Kemah’ın kapalı dar yollarında
    Hangi kuş hatıra çizdi dal uçlarına?

    Yanıp sönen mavi ışıklarla kaybolan Yusuf
    Geri döndü mü yurduna?
    Ya Viranşehirli Yakup, Çaykaralı Musa?
    Onlarda döndü mü yurduna? ...

    Hani sen;
    Aşkı bir üveyikten satın almıştın Sadri.
    Ne oldu ona?
    Bıçak kesmez oldu ağzını...
    Susar oldun, yazmaz oldun daha...
    Oysa yüreğimizi koymuştuk ortaya.
    Hani, taşırdı be usta!

    Bak yine bir Eylül havası var Sadri,
    İkibin’e doğru 97 Mart’ında.
    O gün doğan İsmail bugün delikanlı çağında
    İlkbaharda sonbahar, bu nedir usta?

    Maltepe cigarasının adı mı var bugün?
    Üç bardak çayın hatırımı kaldı?
    Tornacının yanında çıraktı dayın,
    O günlerden yüzünde eser mi kaldı?
    Gel yine bir gurbet türküsü uçuralım.
    Munzur’dan İstanbul’a
    Fırat’ın suyundan bulgur aşına
    Serin göze başından Eylül ayına.
    Üç gurbet türküsü tutturalım
    Dostluk adına...

    Bilirsin sende de bende de
    Eylül’ün acı bir tadı vardı.
    Şiire Eylül dediysek
    Elbet;
    Bir maksadı vardı.
    Elbet


    Bedirhan Gökçe

  5. #5

    Kayıt Tarihi
    29-12-2006
    Mesajlar
    390
    Karizma Gücü
    0
    Git
    Ayrılığın nağmesi bu duyduğumuz,
    Bakışların gönlümü caydırmadan git.
    Ne bir hatıran kalsın ne de bir umut,
    Duruşların gönlümü yandırmadan git.

    Bütün resimlerini sök at duvardan,
    Sana ait ne varsa çıkart odamdan.
    Kitabın arasında şöyle canından,
    Bir gül bırakmıştın ya soldurmadan git.

    Hani bir şarkı vardı mazide kalan,
    Öyle içten acıklı, öylesi nalan.
    Göğsüme yaslanıp da sevince boğan,
    Yeşermiş tüm aşkları kurutmadan git.

    Nasıl güzeldi herşey hatırlasana,
    Nasıl gülüşürdük biz dert ortasında.
    Ekmek paramız yokmuş ne gam, ne tasa,
    Güzel hatıraları zehretmeden git.

    Hani mevsimlerden, hep biri bahardı,
    Hani gökten her cemre bize yağardı,
    Hani kış ortasında mevsim bahardı,
    Şu inanmış gönlümü, kandırmadan git.
    Allah aşkına bırak, öldürmeden git...



    Bedirhan Gökçe
    Bu mesaj en son " 25.02.07 " tarihinde saat 23:40 itibariyle AlancaTürk tarafından düzenlenmiştir...

  6. #6

    Kayıt Tarihi
    29-12-2006
    Mesajlar
    390
    Karizma Gücü
    0
    SOL YANIM ACIYOR ANNE

    Merhaba anne, yine ben geldim
    Merak etme okuldan çıktım da geldim.
    Anneler de babalar gibi merak eder mi bilmiyorum ama,
    Ali “okula gitmezsem annem çok kızar merak eder”
    demişti de onun için söylüyorum.
    Geçen hafta öğretmen sağ elimde sarımsak,
    sol elimde soğan dedirte dedirte
    Öğretti sağımı solumu.
    Ben biliyorum artık anne, sağım neresi solum neresi,
    Ağrıyan yanımın neresi olduğunu şimdi iyi biliyorum anne…
    Hani geçen geldiğimde, şuram acıyor, şuram işte demiştim de,
    Bir türlü söyleyememiştim ya acıyan yanımı anne,
    Bak şimdi söylüyorum.
    Şuram işte sol yanım çok acıyor anne,
    Hem de her gün acıyor anne, her gün…
    Dün sabah annesi Ayşe’nin saçlarını örmüştü.
    Elinden tutup okula getirdi.
    Yakası da danteldi. Zil çalınca öptü, hadi yavrum sınıfa dedi…
    Bende ağladım… Ağladım işte utanmadım.
    Öğretmen ne oldu dedi. Düştüm dizim çok acıyor dedim.
    Yalan söyledim anne,
    Dizim acımıyordu ama, sol yanım çok acıyordu anne!
    Bu gün bende saçım örülsün istedim.
    Babam ördü ama onunki gibi olmadı.
    Dantel yaka istedim, babam ben bilmem ki kızım dedi
    Bari okula sen götür dedim.
    Kızım iş dedi. Bende bana ne dedim ağladım.
    Kızım ekmek dedi babam.
    Sustum ama , okula giderken yine ağladım anne.
    Ha bide sol yanım yine çok acıdı anne…
    Herkesin çorapları bembeyaz, benimkiler gri gibi.
    Zeynep “annem beyazlara renkli çamaşır katmadan yıkıyormuş” dedi.
    Babam hepsini birlikte yıkıyor,
    babam çamaşır yıkamasını bilmiyor mu anne?
    Of babam, her gün domates peynir koyuyor beslenmeme.
    Üzülmesin diye söylemiyorum ama,
    Arkadaşlarım her gün kurabiye, börek, pasta getiriyor.
    E biliyorum babam pasta yapmasını bilmez anne.
    Hava kararıyor, ben gideyim anne,
    Babam bilmiyor kaçıp kaçıp sana geldiğimi?
    Duyarsa kızmaz ama, çok üzülür biliyorum.
    Kim bozuyor toprağını, çiçeklerini kim koparıyor!
    izin verme anne, ne olur toprağına el sürdürme!
    Eve gidince aklıma geliyor, bide bunun için ağlıyorum anne.
    Bak kavanoz yanımda, toprağından bir avuç daha alayım.
    Biliyor musun anne, her gelişimde aldığım topraklarını,
    Şu kavanozda biriktirdim,
    üzerine de resmini yapıştırıp baş ucuma koydum.
    Her sabah onu öpüyor, kokluyorum.
    Kimseye söyleme ama anne, bazen de konuşuyorum onunla.
    Ne yapayım seni çok özlüyorum anne.
    Ha unutmadan! Öğretmen yarın
    anneyi anlatan bir yazı yazacaksınız dedi.
    Ben babama yazdıracağım,
    öğretmen anlarsa çok kızar ama, bana ne,
    Kızarsa kızsın. Ben seni hiç görmedim ki, neyi nasıl anlatacağım anne,
    Senin adın geçince, sol yanım acıyor anne, Hiçbir şey yutamıyorum.
    Bazen de dayanamayıp ağlıyorum. Kağıda da böyle yazamam ya anne.
    Ben gidiyorum anne, Toprağını öpeyim, sende rüyama gel beni öp,
    Mutlaka gel anne. Sen rüyama gelmeyince,
    sol yanımın acısıyla uyanıyorum anne
    Sol yanım açıyor anne. İşte tam şurası,
    Sol yanım… Çok acıyor anne.
    Seni çok özledim, çok...anne...

    Bedirhan GÖK&#199

  7. #7

    Kayıt Tarihi
    29-12-2006
    Mesajlar
    390
    Karizma Gücü
    0
    Farkında mısın?
    Son günlerde ne kadar da aciz kaldık

    Bize ait cümleler kurmaktan

    Bırak seni seviyorum demeyi,

    Bir günaydını bile çok görür olduk birbirimize



    Tükenen, sevgimiz mi,

    Yoksa, yoksa dilimiz mi varmıyor?

    Ne sen bana iyi misin diyorsun,

    Ne ben sana günaydın

    Farkında mısın? ağzımızı bıçak açmıyor



    Sebepsiz değil yavan kelimelere baş vurmamız,

    Saçlarını bile taramıyorsun eskisi gibi.

    Benimse içimden gelmiyor tıraş olmak.



    Eskiden daha zili çalmadan açardın kapıyı.

    Kokunu taa aşağılardan duydum derdin.

    Özledim derdin.

    Kısar gözlerini, ya sen ya sen derdin.



    Öylece sarılıp kalırdık kapı eşiğinde.

    Kaç gecedir koltuğun bir kenarında uyuyup kalıyorum.

    Öyle arttı ki son günlerde romatizmalarım.

    Adeta kar yağıyor geceleri sol omzuma.

    Sana ilaçlarımın yerini korkudan soramıyorum.

    Ya cevap vermezsen,

    Ya git kendin al dersen.

    Korkuyorum işte,

    Sevginin tükendiğini bilmekten korkuyorum.



    Dün, ilk defa kahvaltı etmişsin beni kaldırmadan.

    İlk defa çayı dün soğuk ve şekersiz içtim.

    Kaç zamandır adımla seslenmiyorsun bana

    Bir tabloyu meydana getiren iki unsur gibiyiz.

    Senin vurdumduymazlığını,

    Benim aksiliğim tamamlıyor.

    Sen ayrı odadan kalkıyorsun,

    Ben taa uçtaki odadan.

    Bir suçlu gibi öne eğip başımızı,

    Öylece geçiyoruz yanından birbirimizin.

    Hiç umursamadan!



    Yok yok bu böyle olmayacak.

    Ya sen aç kıza telefon

    Ya ben bu böyle olmayacak.

    İstersen oğlanları sen ara,

    Onlar seni daha bir severler.

    Kısaca ya ben gideyim, ya sen

    Belki de bir zaman ayrı kalırsak,

    Kim bilir belki de özleriz birbirimizi.



    Bu günleri hiç düşünmeden,

    O hoyrat, o pervasızca harcadığımız,

    Aşkımıza nasıl muhtacım şimdi, nasıl! Bilemezsin.

    Olsun, bir müddet yemeği dışarıda yerim.

    İlaçlarımı masanın üstüne geceden dizerim�

    Parmağıma ip bağlarım falan.

    Ya da istersen ben gideyim.

    Gideyim de nereye.

    Galiba yaşlanmamalı insan.
    Şuç erkek veya kadın olmakta değil,

    Suç dediğim gibi o hoyratça harcadığımız

    yılların bir bedeli olmalı.



    Dün o filmi seyrederken ağladığını gördüm

    Sanma ki fark etmedim.

    Sanki ikimizin son dönemi.

    Ne kadar açığa vursak ta öfkemizi,

    Gem vuramasak ta alışkanlıklarımıza.

    Demek ki bazı şeylerin çok geç anlaşılıyormuş değeri.

    Bir ara gözüm takıldı, saçlarına karışmış akların.

    Benimse kış çoktan oturmuştu şakaklarıma.



    Hatırlar mısın ilk yemeğe çıktığımız günü,

    Nasılda elim ayağıma dolaşmıştı hani, Hatırlar mısın,

    bir mecal kalırcasına gülüğünü,

    Şimdi ise bak yüreğimiz bir mecal.

    Dağ başı yalnızlıklarına mahkum ettik birbirimizi.

    Ne zaman biter bu suskunluğumuz bilmem.

    Ya bir ölüm anı çığlığıyla,

    Sahi ben ölürsem ağlar mısın?

    Bana, bana hiç sorma.

    Düşünmek bile acıtıyor içimi.

    Cam kesiği ağrılara gark oluyorum.

    Hem benim bildiğim önce,

    Erkekler ölür.

    O zamanda sen,

    O zamanda sen kalacaksın yapayalnız.

    Ne yapar, ne edersin bu koca şehirde.

    Kim getirir her sabah o çok sevdiğin,

    Taze fırın ekmeğini.

    Kim sular bahçeyi,

    Kim budar yediverenlerini.

    Ve kim koyar sen daha uyanmadan

    Yastığına o en güzel güllerini�

    Zor değil mi?

    Yaşamın en zor tarafı işte.

    Kolay değil alışkanlıklardan,

    Bir an için vazgeçmek.

    Zaten, zaten benim tek alışkanlığımda sensin.

    Yok, yok senden vazgeçemem.

    Zaten benim bildiğim,

    Erkekler özür dilemeli ilk,

    Galiba daha bir yakışıyor

    Seni seviyorum demek erkeğe.

    Yok yok, bu sabah kalkınca,

    İlk işim sana sarılıp ve hiç yüksünmeden,

    Ve kırgınlığı bir yana atıp,

    Seni seviyorum demeliyim.

    Seni seviyorum günaydın demeliyim.

    Günaydın bir tanem,

    Seni çok seviyorum.

    Canım karım. Günaydın



    Bedirhan Gökçenin kendi sesinden,
    http://**********.com/files/18239754...n__1_.mp3.html

  8. #8

    Kayıt Tarihi
    29-12-2006
    Mesajlar
    390
    Karizma Gücü
    0
    Gitme
    Gideceğim diyorsun
    Gitme be Ali gitme.
    Bu gidiş bitirir tüketir seni,
    Hırsla kalkan zararla oturur Ali.
    Gel lanet et şeytana gitme,
    Gitme be ali

    Biz sahil kahvelerin
    Romantik havasıyla,
    Otantik havasıyla sevdik.
    Tavşan kanı çayı,
    Titreyen elleriyle sunan
    İhtiyar balıkçının
    Gülümseyen yüzüyle sevdik.

    Sen gideceğim diyorsun,
    Gitme be Ali,
    Hayallerimiz var,
    Geleceğimiz var,
    Dualarımız var.
    O kızı alacağız Ali,
    Hem de istediğin
    Bir “ebruli akşamda”,
    Sarı saçlarına Ankara’yı takıp
    Ver elini İstanbul...

    Yine gideceğiz
    O sahil kahvesine.
    Tavşan kanında çay,
    Yosun tadında köy.
    Çaydanlıkta demimiz muhabbet,
    Şekerimiz sohbetin olacak.
    Sonra ijtiyar balıkçı gelecek,
    Oturtup ihtiyarı, ona çay ikram edeceğiz.
    Ardından uzaklara dalacak gözleri,
    Ve hazin hikayesini anlatacak.
    Kim bilir belki de
    Hikayesi sana benzeyecek,
    Sonu “yanlıştı” diye bilecek...

    Gitme be Ali gitme.
    Bak bana şiir yazdırdın.
    Gel yine hayallere dalalım,
    Düşüp sokaklara, sürüyelim Ankara’yı.
    Tamam mı Ali, tamam mı?
    At şu paltoyu,
    Çaylar iki oldu Kerim!
    Çaylar iki oldu.
    Çankaya 1996


    Bedirhan Gökçe

  9. #9

    Kayıt Tarihi
    29-12-2006
    Mesajlar
    390
    Karizma Gücü
    0
    Ucuz İnsanlar
    İnsanlar da parsellenmiş arsalar gibi
    Duygular bölük bölük, his parça parça.
    Bakışları andırır gerçek dost gibi
    Yürekler sönük sönük, sis dalga dalga.

    Şerefin böylesi ucuz gittiği,
    Yüreğin böylesine teslim dediği.
    Kulun kula acz ile ram ettiğini
    Ne yazık ki burada sizinle gördüm.

    Eskiden şeref için ölenler vardı,
    Gurur onur şahsiyetin anlamı vardı.
    Gerçekleri haykırmak yiğit şanıydı,
    Bugün eskiden demek ne kadar acı.

    Birleşmiş üçü beşi birlik olmuşlar,
    Sükut ikrardan diye suskun kalmışlar.
    Cemaziyelevvel malum ya bize
    Ucuz ihanete ortak olmuşlar.

    Benim adım Bedirhan bilenler bilir,
    Benim özüm de bir sözlerim de bir.
    Yalan söylüyorsam söyleyin bir bir,
    Doğru diyorsanız söyleyin hep bir.

    İsim isim yazmak bana yakışmaz,
    Teşhir etmem ise yakışık almaz.
    Dost oldum herdem dost bulamadım,
    Ulan çek git derim size yakışmaz

    ANKARA 1996


    Bedirhan Gökçe

  10. #10

    Kayıt Tarihi
    29-12-2006
    Mesajlar
    390
    Karizma Gücü
    0
    Oyun
    Bildik bir oyundu bu oynadığımız,
    Bir daha da oynamak istemiyorum.
    Kazanan ben olsam da her oyun sonu,
    Bin kez ebe sen olsan istemiyorum...

    Bir yanı yitik hep her yanımızın,
    Gözlerimiz bile bak, yalan söylüyor.
    Rengi aynı olsa da her damlamızın
    Kanımda tek kırmızı istemiyorum...

    Miskette senin olsun, toplarda, ip de
    Hem bizim mahalleli değilsin artık.
    Oyuncaklar da sende, git oyna işte,
    Ben seninle oynamak istemiyorum...

    Oyundaki kuralı bilmiyormuşum.
    İlk defa oynamıştım, nerden bileyim?
    Bir daha deneyecek güçüm yok artık,
    Çek git artık buradan istemiyorum...


    Bir gün bizde büyürüz, süt içmeyiz ki
    Bir kere ağzı yanan yoğurdu netsin?
    Sapan taşları bir bir gönlümü deldi,
    Hayata küsmüşüm ben oyunu batsın.

    Artık ben oyunları hiç sevmiyorum,
    Kimseyle de oynamak istemiyorum...


    Bedirhan Gökçe

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Atilla Gökce
    2005 Konuları bölümünde GOL11 tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 11.12.05, 10:37

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •