• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
3 sonuçtan 1 --- 3 arası gösteriliyor
  1. #1
    kristal_yurek adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    21-06-2006
    Mesajlar
    546
    Karizma Gücü
    0

    Başarılı Martılar neden hep denizlerde uçar???

    bundan yüzyillar önce deniz aşırı, çok güzel bir ülke varmış.
    Tabi her masalda oldugu gibi bu masalda da o ülkenin bir kralı ve
    tabii ki bir de prensesi varmis. Prenses dünyalar güzeli bir kızmış.
    Kral ona bakılmasını yasaklamış, her gün dolaşmak için saray muhafızları
    ile sarayın dışına çıkacağı ilan edildiginde halk eğilir ve gözlerini kapatır,
    ya da evlerine kaçışırmış. Onu görmenin bedeli ölümle cezalanmakmış.

    Günlerden bir gün yine prenses dolaşmak için çıktığında; fakir bir köylü
    delikanlı herşeyi göze alarak başını kaldırmış ve prensesle göz göze
    gelmişler... O an fakir delikanlı prensese inanilmaz bir aşkla tutulmuş.
    Prensesin derin bakışlarının da boş olmadığını düşünmüş ve günlerce
    uyuyamamış. Fakir
    delikanlı ölümü bile göze almak pahasına, prensesi
    bir kere daha görmek için uğraşmış durmuş. Bu arada güzel prenses de
    onu tutulmuş onun zarar görmemesi için günlerce kendini saraya kapatmış.
    Sonunda dayanamayan fakir delikanlı her şeyi göze alarak gizlice sarayın
    bahçe duvarına tırmanmış ve prenses ile bir kere daha göz göze gelmişler.
    Fakir delikanlı hemen duvardan atlamış ve prensesle konuşacağı anda
    saray muhafızlarına yakalanmış. Kralın karşısına çıkarılan delikanli ölümle cezalandırılacağını bildiğinden krala prensese duydugu aşkını anlatmış.

    Kral ölüm emrini vereceği anda prensesin yalvarışlarına
    dayanamayarak delikanlıya başka bir ceza vermeyi kabullenmiş.

    Hemen bir gemi hazırlattıran kral, gidilebilecek en uzaktaki adaya bir fener yaptırmış ve fakir delikanlıyı da o adada yanlız yaşamaya mahkum etmiş...

    Aradan bir kaç ay geçmesine
    rağmen prensesi unutamayan delikanlı
    prensese olan aşkını kağıtlara dökmüş ve martılara anlatmaya başlamış...
    Artık bütün martılar fakir delikanlının prensese olan aşkını anlamış
    ve yazdığı mektupları prensese götürmeye başlamışlar... Zamanla
    prensesin de yazmış olduğu mektupları fakir delikanlıya götüren martılar
    aracılığı ile iki gencin arasındaki aşk iyice büyümüş. Ta ki... Bir sabah
    sarayın bahçesinde kahvaltı yaparken prensesin odasının penceresine
    ağzında bir mektupla konan martıyı kralın görmesine dek. Tabii
    korkulduğu gibi olmamış... Martıların bile aracı olduğu İki gencin
    arasındaki büyük aşkı anlayamadığı için kendisinden utanmış ve
    ağlayarak kızına sarılan kral, hemen bir gemi göndertip fakir
    delikanlıyı getirtip kendisi ile evlendireceğini söylemiş.

    Buna duyunca çok mutlu olan prenses hemen delikanlıya bir mektup
    yazmış ve olanları
    anlatmış. Bu arada mektubu götürmek için bekleyen
    martıya da tüm martıların düğünlerine davetli olduğunu söylemiş.
    Buna çok sevinen martı mektubu bir an önce ıssız adaya götürmek için
    yola çıkmış. Tam yolu yarılamışken yanından geçen bir kaç martı
    arkadaşına haber verip hepsinin düğüne davetli olduğunu söylemek
    için gagasını açtığında mektubu düşürmüş. Tüm martılar hep birlikte
    mektubu aramaya başlamışlar. Fakat bir türlü bulamamışlar...

    Bu arada prensesten mektup alamayan aşık delikanlı, yazmış olduğu
    mektupları göndermek için bir tek martı bile bulamamış... Biraz
    ilerisinde uçuyorlar fakat yanına gitmiyorlar ve mektubu ariyorlarmış...

    Prensesin kendisini artık unuttuğunu, istemediğini, martıların da onun için
    yanına gelmediğini sanan delikanlı üzüntüsünden sonunda kendisini
    fenerden kayaların üzerine atarak intihar etmiş. Olanlardan habersiz
    kralın
    gemisi adaya vardığında fakir delikanlının soğuk bedeni ile karşılaşmışlar...

    İşte o gün bugündür, martılar o mektubu ararlar. Mektubu bulup,
    o inanılmaz sevgiyi geri getirebileceklerine, her şeyi
    düzelteceklerine, inanarak hep denizler üzerinde uçuşup dururlar

    Hayli kalabalık beklemekteydik
    omuriliğinde babamın
    tabi bildiğiniz gibi
    hepimiz kardeştik üstelik
    ve... derken bir gün
    start verildi
    amansız bir yariş başladı aramızda
    canımı dişime takıp hepsini geçtim
    ilk ben göğüsledim IşIğI......



    SUSKUNLUĞUM ASALETİMDENDİR.HER LAFA VERİLECEK CEVABIM VAR AMA..LAFA BAKARIM LAFMI DİYE,BİDE SÖYLEYENE BAKARIM ADAM MI DİYE...



    TAKIL BANA HAYATIN RENKLENSİN AMA DİKKAT ET, FAZLA TAKILMA GÖKKUŞAĞINA DÖNERSİN!!!



    Wer andere nicht ehrt, ist der Ehre nicht wert....

  2. #2
    buse33 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-01-2006
    Mesajlar
    732
    Karizma Gücü
    0
    süperrrrrrr teşekkürlerr inanmak güzeldir
    Hayat bisiklete binmek gibidir, pedalı çevirmeye devam ettiğiniz sürece düşmezsiniz..

    "Karamsar adam, her imkanda bir zorluk görür.İyimser adam ise her zorlukta bir imkan.":A

  3. #3
    Misafir RAİTO adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    23-07-2006
    Mesajlar
    288
    Karizma Gücü
    0
    tüylerim diken diken oldu ya çok güzel bi hikayeydi.gerçekten varmı böle bi aşk yoksa sedece hikayelerdemi kalmış bunlar.gerçekten aşkı hiç bi kuvvet bitiremiyomu ben bunlara inanmak istiyorum kendi adıma ama bunlara inanıp hayal dünyasında yaşamakta hoş olmuyo neyse çok hoş bi yazıydı okurken bitmesin dediğim yazılardan biriydi emeğine sağlık.

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. sakatlanan oyuncuya ucar tekme attinizmi?
    2005 Konuları bölümünde kadir01 tarafından açılmış
    Yanıt: 2
    Son Mesaj: 19.08.05, 15:30

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •