• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 4 1234 SonSon
31 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Kickboxer adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-05-2006
    Mesajlar
    976
    Karizma Gücü
    7

    Maksatları Kur’a-ı kerimden uzaklaştırmak

    Kur’an-ı kerimin başka dile çevrilemeyeceğini, çevrilse bile gerçek manasını vermeyeceğini az çok ilmi olan, bu konuda art niyetli olmayan herkes söylemekte ve yazmaktadır.

    Mesela, Diyânet İşleri Başkanlığı tarafından hâzırlanıp 1961’ de neşredilen, “Kur’ân-ı kerîmin Türkçe meâli” adındaki tercümenin önsözünde bu husus çok güzel dile getirilmişdir. O zamanın Diyânet İşleri Bbaşkanı H.Hüsnü Erdem imzâsını taşıyan bu önsözde diyor ki:

    “Kur’ân-ı kerîm gibi ilâhî belâgat ve îcâzı hâiz bir kitâb, yalnız Türkçeye değil, hiçbir dile hakkıyle çevrilemez. Eski tefsîrlerin ışığı altında verilen ma’nâlara da tercüme değil, meâl demek uygundur. Kur’ânın yalnız ma’nâsını ifâde eden sözleri, Kur’ân hükmünde tutmak, namazda okumak ve aslına hakkıyle vâkıf olunmadan ahkâm çıkarmak câiz olmaz. Hiçbir tercüme, aslının yerini tutamaz. Kur’ân-ı kerîmde, muhtelif ma’nâlara gelen lafzlar vardır. Böyle bir lafzı tercüme etmek, çeşitli manâlarını bire indirmek olur ki, verilen tek ma’nânın, murâd-ı ilâhî olduğu bilinemez. Bunun için, Kur’ân tercümesi demeğe cesâret edilemez. Kur’ân-ı kerîmi tercüme etmek başka, tercümeyi Kur’ân yerine koymağa kalkışmak başkadır”.
    Önsözden sonra yapılan açıklamalarda da şöyle diyor : “Bu ilâhî, beşer üstü ve mûciz kitâbın tam hakkını vererek aynen Türkçeye çevrilmesi mümkin değildir. Bu i’tibârla, en isâbetli yol, âyetleri kelime kelime aynen tercüme etmek yerine, arapça aslından anlaşılan manâ ve meâli Türkçe ile ifâde yolu olsa gerekdir. Kur’ân-ı kerîmin nazm-ı celîlini, aslındaki îcâz ve belâgatini muhâfaza ederek tercüme etmek mümkin değildir. Fakat, meâl olarak tercümesi mümkindir. Bir dilden başka bir dile yapılan tercümelerde, her iki dilin husûsiyyetlerini hakkıyle belirtmeğe imkân yoktur.

    Bugün, bu dillerin herbirinde otuz kadar tercümeleri vardır. Ancak çeşitli eğilimli kimselerin yaptıkları tercümelerde, pek yanlış, hattâ garazkârâne olanlar vardır. Kur’ân-ı kerîmi başka dillere tercüme etmek câizdir. Fakat, tercümeden islâm dîninin ahkâmının hepsi öğrenilemez. Hadîs-i şerîflerle, icmâ’ ve kıyâs yolu ile sâbit olan hükmler de vardır. Bunlar, tafsîlâtı ile, fıkh kitâblarından öğrenilir”

    Bundan birkaç sene önce İstanbul’da yapılan bir Kur’an-ı kerim melalleri ve tercümeleri sempozyumunda, Kur’an-ı kerimin 230’dan fazla, Tercüme ve mealinin bulunduğu bunların hepsinin başka başka olduğu, hiçbirinin diğerinin aynısı olmadığı görüldü. Hal böyle olunca, İslamiyetin emir ve yasakları doğru olarak nasıl öğrenilecek?

    Maksatları Kur’a-ı kerimden uzaklaştırmak
    Allahü teâlânın melek ile indirdiği kelimelerin, harflerin ve manâların toplamı Kur’ândır. Böyle olmıyan kitâblara, Kur’ân-ı kerîm denemez. Allahü teâlâ, Kur’ân-ı kerîmde, “Benim kitâbım arabîdir” diyor. “Muhammed aleyhisselâma, bu Kur’ânı arabî dil ile indirdim” buyuruyor. Bunun için tercümelere Kur’ân diyen Müslümanlıkdan çıkar. Kâfir olur. Başka dile, hattâ arabîye çevrilirse, Kur’ân açıklaması denir. Manâsı bozulmadan da, bir harfi bile değişince, Kur’ân olmaz. Hattâ hiçbir harfi değişmeden, okunmasında ufak değişiklik yapılırsa, Kur’ân denmez.

    Kur’ân-ı kerîmin başka dillere yapılan çevirmelerine Kur’ân denmez. Bunlara, Kur’ân-ı kerîmin meâli, yanî açıklaması denir. Bunlar, mütehassıs olan ve iyi niyyetli, hâlis Müslümanlar tarafından hâzırlanmış ise, Kur’ân-ı kerîmin ma’nâsını anlamak için okunabilir. Buna birşey denmez. Bunlar, Kur’ân diye okunamaz. Bunları, Kur’ân diye okumak, sevâb olmaz. Günâh olur. Müslümanlar, Kur’ân-ı kerîmi, Allahü teâlânın indirdiği gibi okumalıdır. Ma’nâsını bilmeden okumak da sevâbdır. Manâsını anlıyarak okumak, elbette dahâ çok sevâb ve dahâ iyidir.

    Kur’ân-ı kerîmi anlamak için, şimdiki arapçayı değil, Kureyş dilini bilmek lâzımdır. Kur’ân-ı kerîmi anlamak için, yıllarca dirsek çürütmek, çalışmak lâzımdır. Biz, böyle çalışıp anlıyan, islâm âlimlerinin yazmış oldukları tefsîrlerden, açıklamalardan okuyup anlamalıyız. Derme çatma tercümeleri okuyan gençler, Kur’ân-ı kerîmi, mitolojik hikâyeler, lüzûmsuz, fâidesiz düşünceler, bayağı sözler sanır. Kur’ândan, islâmdan soğuyup, kâfir olur.

    Demek ki, gençlerin önüne Kur’ân tercümelerini sürerek, öztürkçe Kur’ân okuyunuz, yabancı dil olan arapça Kur’ânı okumayınız demek, Müslüman yavrularının, şehîd evlâdlarının dinsiz yetişmesini istiyen islâm düşmanlarının yeni bir taktiği, hîlesi olsa gerekdir.

    İbni Hacer-i Mekkî hazretleri, (Fetâvâ-i fıkhiyye) kitâbında, “Kur’ân-ı kerîmi arabîden başka harf ile yazmak ve başka dile tercüme edip, Kur’ân-ı kerîm yerine bunu okumak, sözbirliği ile harâmdır. Selmân-ı Fârisî hazretleri Fâtihayı Îrânlılara fârisî harflerle yazmadı. Tercümesini de yazmadı. Fâtiha sûresinin fârisî tefsîrini yazdı. Arabîden başka harf ile yazmak ve böyle yazılmış Kur’ânı okumak harâmdır. Kur’ân-ı kerîmi arabî harflerle, okunduğu gibi yazmak sûreti ile değişdirmek bile, sözbirliği ile harâmdır. Kur’ân-ı kerîmi başka harflerle veyâ tercümesini yazmak, okumak, öğrenmesini kolaylaşdırır demek doğru değildir. Kolay olsa bile, câiz olmasına sebeb olamaz.


    Kur'ân-ı kerîmi anlamak mümkün mü?
    Kur’an-ı kerimi arapça bilen veya tercümesini, mealini okuyan anlayabilir mi? Kur'ân-ı kerîmi, lisanı Arapça olanlar bile anlıyamaz. Hattâ Eshâb-ı kirâm efendilerimiz bile, âyetlerin ma'nâlarını Resûlullah efendimize sorarlardı. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Kur'ân, Allahın metin ipidir. Ma'nâlarının hepsi anlaşılmaz. Çok okumak ve dinlemekle eskimez.”

    Kur'ân-ı kerîm ilmi, içinde akıllara durgunluk verecek sayısız hâller bulunan engin bir denizdir. Öyle yüksek ve sarp bir dağdır ki, ondaki hakîkatleri öğrenmek, her sırrına erişmek imkânsızdır. Bu ilmin sayılamayacak kadar kolu, erişilmiyecek kadar dalı vardır.

    Bu konuda Mevdûât-ül-ulûm'da 8 temel ilim ile, 72 yardımcı ilim hakkında bilgi verilmektedir. Bugün çok kimse, bu ilimlerin ismini bile duymamıştır. Bu bakımdan Kur'ân-ı kerîmi anlamak, O'ndan hüküm çıkarmak başlı başına bir ihtisas işidir.

    Herkes Kur'ân-ı kerîmi anlasa, O'ndan hüküm çıkarabilseydi, hadîs-i şerîflere lüzûm kalmaz, Cenâb-ı Hak da meâlen, “Peygamber size ne emrettiyse onu yapın, neyi yasak etmişse, ondan sakının” buyurmazdı [Haşr 7]

    Nahl sûresinin kırkdördüncü âyetinde meâlen, “İnsanlara indirdiğimi onlara beyân edesin!” buyuruldu. Beyân etmek, Allahü teâlâdan gelen âyetleri, başka kelimelerle ve başka sûretle anlatmak demektir.

    Ümmetin âlimleri de, âyetleri beyân edebilselerdi ve kapalı olanları açıklayabilselerdi Allahü teâlâ Peygamberine, sana vahy olunanları teblîg et derdi. Beyân etmesini emretmezdi.

    Resûlullah, Kur'ân-ı kerîmde kapalı olarak bildirilenleri açıklamasaydı ve mezheb imâmları da bunları bizim anlayacağımız şekle getirmeseydi hiçbirimiz anlıyamazdık. Meselâ Peygamber efendimiz, abdesti nasıl alacağımızı hadîs-i şerîfleri ile bize bildirmeseydi, nasıl abdest alacağımızı Kur'ân-ı kerîmden çıkaramazdık.

    Namazların kaç rek'at oldukları ve orucun, haccın, zekâtın hükümleri ve kayfiyyetleri ve nisâb miktarları ve şartları ve farzları ve sünnetleri, Kur'ân-ı kerîmden çıkarılamazdı.

    Kur'ân-ı kerîmde kısa ve kapalı olarak bildirilen hükümlerin hepsi böyledir. Ya'nî, bunlar hadîs-i şerîflerle bildirilmeseydi, hiçbirini anlayamazdık.

    Mezheb imâmları da hadîs-i şerîfleri açıklamışlardır. Mezheb imâmları çok büyük âlimdir. Bu âlimler, Resûlullahın vârisleridir. Eğer herkes Kur'ân-ı kerîmi doğru anlasaydı 72 sapık fırka meydana çıkmazdı.


    Kur'ân-ı kerîmi yanlış tefsîr etmek
    Kur’an-ı kerimi tefsir etmek, çok tehlikeli, riskli bir iştir. Çünkü tefsir Cenab-ı Hak adına konuşmak, yazmak demektir. Kur'ân-ı kerîmi kendi görüşüne, kendi aklına göre tefsîr eden kâfir olur. Nitekim âyet-i kerîmede meâlen buyuruldu ki: “Hakkında bilgin bulunmayan şeyin, biliyorum zannıyla ardına düşme!” [İsra 36]

    Hadîs-i şerîfte de buyuruldu ki:

    “Kur'ân-ı kerîmden, kendi aklı, kendi düşüncesi ve bilgisi ile, ma'nâ çıkaran kâfirdir.”

    Bunun için bir kimse bir âyet-i kerîmeyi tefsîr ederken, açıklarken, daha önceki müfessirlerden işitilmiyen şekilde yalnız kendi aklına göre ma'nâ doğru ise hatâ etmiş olur. Verdiği ma'nâ yanlış ise kâfir olur.

    Hz. Ebû Bekr, peygamberler hâriç insanların en üstünü olmasına rağmen, buyurdu ki:

    “Kur'ân-ı kerîmi kendi reyimle, kendi görüşümle tefsîre kalkarsam, beni hangi yer taşır, hangi gök gölgeler”

    Bu bakımdan tefsîrin nakil yoluyla yapılması lâzımdır.

    Bunun için Resûlullah efendimizden, Eshâb-ı kirâmdan gelen haberlere, önceki âlimlerin yapmış oldukları açıklamalara ve tefsîr usûlüne bakmadan, âyet-i kerîmelerin geliş sebeplerini bilmeden, nâsih ve mensûh âyetleri araştırmadan tefsîr yapmaya kalkanlar sapıtmışlar, ya küfre düşmüşler veya sapıtmışlardır.Ehil olmayan kimselerin İslâm âlimlerinin yazdıkları tefsjrlerden nakletmeleri lâzımdır.

    İmâm-ı Birgivî buyurdu ki:

    “Nasih ve mensuhu, icma bulunan hükümleri ve Ehl-i sünnet i'tikâdını bilmiyen kimseler, sırf arabi bilgisine göre tefsîr yapanlar hata ederler ve Kur'ân-ı kerîmi kendi görüşüyle tefsîre kalkışmış olurlar.”

    Kendi aklı ve görüşleri ile bozuk tefsîr yapanlar beş türlüdür.

    1- Tefsîr için lâzım olan bilgileri bilmeyen câhiller. 2- Müteşâbih âyetleri tefsîr edenler.

    3- Sapık fırkadakilerin ve dinde reformcuların, bozuk düşünce ve isteklerine uygun tefsîr yapanlar. 4- Delîl ve senet ile iyi anlamadan tefsîr yapanlar. 5- Nefse ve şeytana uyarak yanlış tefsîr yapanlar.


    Tefsirden, meâlden dîn öğrenilebir mi?
    Kur'ân-ı kerîm, tefsîr, tercüme ve meâllerinden dîn öğrenilmez. Hattâ âyet-i kerîmelerin ma'nâları tam anlaşılmadığı için, bunlar zararlı da olabilir. Kur'ân-ı kerîmin tefsîrinden her müslümanın bilmesi lâzım olanlarını, kelâm, fıkıh âlimleri ve tasavvuf büyükleri bildirmişler, bunları kitaplarına yazmışlardır. Bu sebeple, kelâm, fıkıh ve tasavvuf kitapları da birer tefsîr kitabıdır. Dîn, bunlardan öğrenilir.

    Ayrıca fazla teferruata girmeden i'tikâd, ibâdet ve diğer yapılacak işlere ve ahlâka dâir kitaplar da yazılmıştır ki, bunlara ilmihâl kitapları denir.

    Bu kitaplarda, her müslümanın bilmesi lâzım gelen bilgiler anlatılır. Her müslümanın bu bilgileri bilmesi farzdır, lâzımdır.

    Ehil olmadan, din bilgilerini doğrudan Kur'ân-ı kerîmden, tefsîr kitaplarından ve meâllerden öğrenmeye çalışmak yanlış olup, insanın dalâlete, bozuk yollara düşmesine, i'tikâdının ve imânının sarsılmasına sebep olur. Eskiden, tefsir okuyabilmek için yıllarca ilim tahsil edilir, sonra tefsir okuyabilir diye icazet, diplama alınırdı.

    İmâm-ı Şa'rânî hazretleri buyuruyor ki: “Hadîs-i şerîfler, Kur'ân-ı kerîmi açıkladı. Mezheb imâmları, hadîs-i şerîfleri açıkladı. Diğer âlimler de, mezheb imâmlarının sözlerini açıkladı. Namazların kaç rek'at olduğunu, rükû' ve secdede okunacak tesbîhleri, bayram ve cenâze namazlarının nasıl kılınacağını, zekât nisâbını, orucun ve haccın farzlarını, hukuk bilgilerini, Peygamber efendimizin açıklaması olmadan Kur'ân-ı kerîmden anlamak mümkün değildir.”

    İmrân bin Hasin hazretleri, “Bize yalnız Kur'ân'dan söyle!” diyene, “Ey ahmak, Kur'ân-ı kerîmden her şeyi anlamak mümkün mü? Meselâ namazların kaç rek'at olduğunu bulabilir miyiz?” buyurdu.

    Hazret-i Ömer'e de, “Farzlar seferde kaç rek'at kılınır? Kur'ânda bulamadık.” dediler. Cevâben, "Allahü teâlâ bize Muhammed aleyhisselâmı gönderdi. Biz, Kur'ân-ı kerîmde bulamadıklarımızı, Resûlullahtan gördüğümüz gibi yapıyoruz. O, seferde dört rek'atlık farzları, iki rek'at olarak kılardı. Biz de öyle yaparız" buyurdu.

    Peygamber efendimiz de, “Âlimlere tabi' olun” buyuruyor. O hâlde, Allahü teâlânın emrine uyarak, âlimlere tâbi' olmamız, uymamız şarttır. Fıkhı bilmeden dîne uymak mümkün olmaz. Çünkü dînin temeli fıkıhtır. Âlimlerimiz; "Fıkıh, kelâm bilgilerini öğrenmeden tefsîr ve hadîs ile uğraşmak iflâs alâmetidir" buyurmuşlardır

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    28-07-2006
    Mesajlar
    42
    Karizma Gücü
    0
    Din birliğinin de bir millet teşkilinde müessir olduğunu söyleyenler vardır fakat biz, bizim gözümüz önündeki Türk Milleti tablosunda bunun aksini görmekteyiz.
    Atatürk'ün bu sözlerinden kolaylıkla anlaşılacağı gibi, Din Birliğinin, Türk Milleti'nin millet teşkilinde etkili olmadığını, tam tersine zararı olduğunu vurgulamaktadır. Yazılarının devamında ise Atatürk, İslam Dini'ni açık olarak Arap Dini olarak tanımlamakta ve bu tanımlamayı tekrar etmektedir. Türk’ler Arap'ların dinini kabul etmeden evvel de büyük bir millet idi. Arap dinini kabul ettikten sonra, bu din, ne Arapların, ne aynı dinde bulunan Acemlerin ve ne de Mısırlıların vesairenin Türk'lerle birleşip bir millet teşkil etmelerine hiçbir şekilde tesir etmedi.. Bilakis, Türk milletinin milli rabıtalarını gevşetti, milli hislerini, milli heyecanını uyuşturdu. Bu pek tabii idi. Çünkü Muhammed'in kurduğu dinin gayesi milliyetlerin fevkinde şamil bir Arap milliyeti siyasetine müncer oluyordu. Bu arap fikri ümmet kelimesi ile ifade olundu. Muhammed'in dinini kabul edenler, kendilerini unutmağa hayatlarını Allah kelimesinin her yerde yükseltilmesine hasr etmeğe mecburdular. "]Bununla beraber, Allah'a kendi lisanında değil Allah'ın Arap kavmine gönderdiği Arapça kitapla ibadet ve münacatta bulunacaktı. Arapça öğrenmedikçe Allah'a ne dediğini bilmeyecekti. Bu vaziyyet karşısında Türk Milleti bir çok asırlar ne yaptığını ne yapacağını bilmeksizin adeta bir kelimesinin manasını bilmediği halde Kuran'ı ezberlemekten beyni sulanmış hafızlara döndüler.
    hırkasıdır diye bir palaspareyi hilafet alameti ve imtiyazı olarak altın sandıklara koydular halife oldular. Gah şarka, cenuba, gah garba veya her tarafa saldıra saldıra Türk Milletini Allah için, peygamber için, topraklarını, menfaatlerini benliğini unutturacak, Allah'a mütevekkil kılacak derin bir gaflet ve yorgunluk beşiğinde uyuttular. Milli duyguyu boğan, fani dünyaya kıymet verdirmeyen, sefaletler, zaruretler, felaketler, his olunmaya başlayınca, asıl hakiki saadetin öldükten sonra ahirette kavuşacağını vaat ve temin eden dini akide ve dini his millet uyandığı zaman onun şu acı hakikatı görmesine mani olmadı. Bu feci manzara karşısında kalanlara, kendilerinden evvel ölenlerin ahiretteki saadetlerini düşünerek veya bir an evvel ölüm niyaz ederek ahiret hayatına kavuşmak telkin eden din hissi, dünyanın acısı duyuların tokatıyla, derhal Türk Milleti'nin vicdanındaki çadırını yıktı, davetlileri Türk düşmanları olan Arap çöllerine gitti..

    Türk vicdani umumisi, derhal yüzlerce asırlık kudret ve küşayişle, büyük heyecanlarla çarpıyordu. Ne oldu..? Türk'ün milli hissi, artık ocağında ateşlenmişti, artık Türk cenneti değil, eski hakiki büyük Türk cedlerinin mukaddes miraslarının son Türk ellerinin müdafaa ve muhafazasını düşünüyordu. İşte dinin, din hissinin Türk milliyetinde bıraktığı hatıra.

  3. #3
    Misafir turcoman35 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-06-2006
    Mesajlar
    2,397
    Karizma Gücü
    0
    ya allah kuran ı arapça güzel bir dil olduğu için değil peygamberimiz arap olduğu için arapça gönderdi.ben arapça bilmiyorum.ama kuran ı bilmek istiyorum.niye arapça öğreneyim.türkçesini okurum.ben namaz kılarken ne dediğimi bilmiyorum.ne dediğimi bilerek kılsam daha iyi olmazmı.hz muhammed arap olduğu için arapça kılıyordu namazını.çünkü anadili yodu.arapça allah birdir ile türkçe allah birdir kelimesi arasında ne fark var.illa arapçasını mkı sölicez.

  4. #4
    student adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-09-2005
    Mesajlar
    5,219
    Karizma Gücü
    8
    northest ,anlamadığım şey , nedense dini konularda referans kaynağın sürekli kendi aklın ve bunun Kuranın ve Peygamberimizin hadisleri ile çelişen noktalarda yine kendi aklını öne çıkartıyorsun .Verilen Ayetlerinde senin için önemi yok.Arap ve arapça düşmanlığın yüzünden bütün dini kavramlara karşı çıkıyorsun.
    smmo@ senin mantık ve yaklaşımınla ulusal kimlik ve kültürünü reddedip "müslüman kardeş" olan yeryüzünde bi devlet, millet, ciddiye alınır bir grup var mıdır.? Yoksa bütün bunlar hayal mahsulü müdür.? Yahut "herkes araplaşır o kadar mesele kalmaz"?? mı demek istiyorsun.
    Hucurat Süresinde ;10. Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.

    ayettte müslümanların kardeş olduğu belirtilmiş.Yeryüzünde müslüman kardeş olan ciddiye alınır bir millet grup olmaması biz müslümanların kendi ayıbıdır , bu Allah ın ayetini küçümsemeni gerektirmez.Böyle bir ayet vardır , konu ile ilgili hadislerde var ama sen Kuranı Kerimdeki ayeti küçümsedikten sonra hadisleri zaten kabul etmezsin.

    Araplara ve arapçaya düşmanlık edip , Kuran bize yeter deyip hadisleri yok sayman ama bütün bunlara rağmen Kuranı Kerimide işine gelmeyince ( ki buna daha önceki konularda da şahit olduk ) küçümsemen bir müslüman kardeşin olarak ( sen din kardeşliğini kabul etmesen de ) beni üzüyor.


    Turcoman 35 arkadaşımız demişki ;

    ya allah kuran ı arapça güzel bir dil olduğu için değil peygamberimiz arap olduğu için arapça gönderdi.ben arapça bilmiyorum.ama kuran ı bilmek istiyorum.niye arapça öğreneyim.türkçesini okurum.ben namaz kılarken ne dediğimi bilmiyorum.ne dediğimi bilerek kılsam daha iyi olmazmı.hz muhammed arap olduğu için arapça kılıyordu namazını.çünkü anadili yodu.arapça allah birdir ile türkçe allah birdir kelimesi arasında ne fark var.illa arapçasını mkı sölicez.
    __________________
    arkadaşım kaç defa Kuranı Kerimde ne yazdığını öğrenmek için gayret ettin?Hiçkimse sana Kuranı Kerim mealinin olduğunu söylemedi i?.Alırsın Kuranı Kerim mealini , okumaya başlarsın .Anlamadığın yerlerde tefsirlere bakarsın.Namaz kılarken ne demek istediğini bilmek istiyorsan namazda okuduğun surelerin meallerini olursun.Böylece namazda ne demek istediğini anlarsın ve bu senin sadece birkaç saatini alır.Yeterki samimi bi şekilde öğrenmek iste.Amacın Kuranı Kerimde ne olduğu bilmek olsun yoksa neden Türkçe ibadet etmiyoruz olmasın.

    Mesele arapça veya başka bir dil olması değil.Mesele arapça indirilen Kuranı Kerimin orjinalliğinin bozulmaması.Eğer İngilizce inseydi ,İngilizce ibadet ederdik , ingilizce muhafaza ederdik.Bunun milliyetçilikle , arapçılıkla alakası yok.

    Benim anlamadığım nedense ülkemizde İngilizce nin kullanılma oranı çok fazla olduğu halde , bi arapça düşmanlığı var.Arapçaya araplardan dolayı düşmansanızz ve araplar bize ihanet etmişti diyorsanız , ihanet eden ( burada tüm arapların suçlanmaması gerekir ) arapları kışkırtanlar İngilizler.Araplar hiçbirzaman bizim vatanımızı işgal etmeye çalışmadılar am İngilizler işgal etmek istediler.Neden İngilizler ve ingilizceye düşmalık yokda Araplara var.Neden ben İngilizce öğrenmek zorundamıyım deyip bir çok ingilizce programını reddetmiyorsunuz.Bugün bilgisayar programcılığınsa geçerli dil ingilizce.Neden hiç kimse ben İngilzice prıgram yazmanın karşısındayım.Ben yazdığım komutların ne manaya geldiğini bilmek istiyorum deyip , Türkçe program yazmaya çalışmıyor.Kimse milliyetçilik yapmıyor, ne kadar İngilizce bilmek gerekiyorsa öğreniyor ve kullanıyor.

  5. #5
    Misafir turcoman35 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-06-2006
    Mesajlar
    2,397
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı student tarafından gönderildi.


    Turcoman 35 arkadaşımız demişki ;



    arkadaşım kaç defa Kuranı Kerimde ne yazdığını öğrenmek için gayret ettin?Hiçkimse sana Kuranı Kerim mealinin olduğunu söylemedi i?.Alırsın Kuranı Kerim mealini , okumaya başlarsın .Anlamadığın yerlerde tefsirlere bakarsın.Namaz kılarken ne demek istediğini bilmek istiyorsan namazda okuduğun surelerin meallerini olursun.Böylece namazda ne demek istediğini anlarsın ve bu senin sadece birkaç saatini alır.Yeterki samimi bi şekilde öğrenmek iste.Amacın Kuranı Kerimde ne olduğu bilmek olsun yoksa neden Türkçe ibadet etmiyoruz olmasın.

    Mesele arapça veya başka bir dil olması değil.Mesele arapça indirilen Kuranı Kerimin orjinalliğinin bozulmaması.Eğer İngilizce inseydi ,İngilizce ibadet ederdik , ingilizce muhafaza ederdik.Bunun milliyetçilikle , arapçılıkla alakası yok.

    Benim anlamadığım nedense ülkemizde İngilizce nin kullanılma oranı çok fazla olduğu halde , bi arapça düşmanlığı var.Arapçaya araplardan dolayı düşmansanızz ve araplar bize ihanet etmişti diyorsanız , ihanet eden ( burada tüm arapların suçlanmaması gerekir ) arapları kışkırtanlar İngilizler.Araplar hiçbirzaman bizim vatanımızı işgal etmeye çalışmadılar am İngilizler işgal etmek istediler.Neden İngilizler ve ingilizceye düşmalık yokda Araplara var.Neden ben İngilizce öğrenmek zorundamıyım deyip bir çok ingilizce programını reddetmiyorsunuz.Bugün bilgisayar programcılığınsa geçerli dil ingilizce.Neden hiç kimse ben İngilzice prıgram yazmanın karşısındayım.Ben yazdığım komutların ne manaya geldiğini bilmek istiyorum deyip , Türkçe program yazmaya çalışmıyor.Kimse milliyetçilik yapmıyor, ne kadar İngilizce bilmek gerekiyorsa öğreniyor ve kullanıyor.
    arkadaşım ben kuran ın türkçesini okudum.namazda okuduğum duaların anlamlarını da araştırdım.yorumlarda kuran ı anlamak için illa arapçasını okumak gerektirdiği yazılmış.ben arapça bilmiyorum.kuran ı anlamak için arapça öğrenceğime kendi dilime çevirisini okurum.bana kalırsa kuran ı herkes kendi dilinde okumalıdır.bana kuran kursunda arapça nasıl okunacağı öğretildi.anlamadığım dilde kuran okumanın anlamı ne.kuran kursunda hoca her gün birkaç sayfa türkçe kuran okusa ve bunu öğrencilere anlatsa daha iyi olmazmı?kuran ı türkçeye çevirmek orijinalliğini bozmaz.orijinali zaten hz.muhammed arap olduğu için arapça.ayrıca arapça düşmanı değilim.güzel bir dil.(ingilizceden daha güzel).ama anadilim değil.ayrıca türkçe en güzel dil olduğuna göre kuran ın en güzel yazılımı türkçedir.

  6. #6
    student adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-09-2005
    Mesajlar
    5,219
    Karizma Gücü
    8
    Turcoman 35 arkadaşımız demişki ;
    arkadaşım ben kuran ın türkçesini okudum.namazda okuduğum duaların anlamlarını da araştırdım.yorumlarda kuran ı anlamak için illa arapçasını okumak gerektirdiği yazılmış.ben arapça bilmiyorum.kuran ı anlamak için arapça öğrenceğime kendi dilime çevirisini okurum.bana kalırsa kuran ı herkes kendi dilinde okumalıdır.bana kuran kursunda arapça nasıl okunacağı öğretildi.anlamadığım dilde kuran okumanın anlamı ne.kuran kursunda hoca her gün birkaç sayfa türkçe kuran okusa ve bunu öğrencilere anlatsa daha iyi olmazmı?kuran ı türkçeye çevirmek orijinalliğini bozmaz.orijinali zaten hz.muhammed arap olduğu için arapça.ayrıca arapça düşmanı değilim.güzel bir dil.(ingilizceden daha güzel).ama anadilim değil.ayrıca türkçe en güzel dil olduğuna göre kuran ın en güzel yazılımı türkçedir.

    arkadaşım ,söylediklerine katılıyorum , ama konuyu açan arkadaşımız , Türkçe meallerini okumayın dememiş.Zaten böyle diyen , türkçe meal okumayı yasaklayan yok ki.

    Kuranı Kerimi Türkçeye çevirmek tabiki orjinalliğini bozmaz , ama Kuranı Kerim bir roman ,herhangi bir düz yazı değil ki,23 yüzyılda bazen bir olaydan sonra bazen de Allah ın emir vermesi , ikaz etmesi gibi durumlarda inmiştir.Böyle olduğu için ve 1400 sene önce indiği için şu an arapçayı bilen bir kişi bu şartları bilmeden , hadisleri ,islam tarihini bilmeden direk Kuranı Kerimi tercüme edemez.Yapılan tercümelere hiç bir tercüman bu Kuranın kendisidir dememiştir.Eksik manasına gelen meal demişlerdir.Arapçayı bilip bu çeviriyi yapan kişiler bile bu iddiada bulunamazken arapçayı bilmeyen kişilerin Kuranı Kerim in türkçesi bize yeter , biz Türkçesini okumak istiyoruz demeleri sadece bilmedikleri içindir.Kuranı Kerimi okudum , araştırdım dediğine göre aslında bunları farketmiş olman gerekir.İslam düşmanları müsteşrikler bile Kuranı Kerimi daha iyi anlamak için arapça öğreniyorlar.Sonra dan müslüman olan Muhammed Esed ,KuranMesajı adlı 3 ciltlik tefsirini yazmadan önce arapçadaki bazı kelimelerin manasını daha iyi anlayabilmek için çöldeki köylerde bulunan arapların yanına gitmiştir.( Mekke ye Giden Yol adlı kitabını okumanızı tavsiye ederim , ama arap düşmanları sakın okumasınlar çünkü o zaman Muhammed Esed den nefret edeceklerdir.)

    Ayrıca Türkçe en güzel dil demişsin.Bu bana görede öyle , çünkü Türkçeyi biliyoruz, anadilimiz , diğer dilleri öğrenmek zorundayız.Öğrenmek için çalışmak zorundayız.Ama diğer dillerin güzelliklerini biliyormuyuz.Edebi yönden ,veya kullanılış bakımından karşılaştırmayı neye göre yapıyoruz.Fransızca kibar dil diye çok sevenler ama ,onlara göre en güzel dil Fransızca.Bir Japon a görede Japoncadır.

    Ama Türkçe çok basit bir dil ,(tabi bize göre ).Arapça karışık bir dil.Mesela İngilizcede öyle.En basitinden kadın-erkek ayrımı var. He she gibi.Almancada daha zor diyorlar , daha karışıkmış.Arapça ise hem zamirlerinin hem de fiillerinin kadın-erkek olarak ayrıldığı bir dil.Daha kaışık , kelime zenginliği var.
    Ama bizim için önemli olan dinimizi anlamak ise Kuranı Kerim in meallerini , gerektiğinde tefsirleri okumak , ve orjinal dilinde okuduğumuz surelerin Turkçe manalarını ögrenmek.Ama amacımız milliyetçilik , ırkçılık yapmaksa Türkçe Kuran ,Türkçe ibadet diye devamedelim.Bugün okuduğumuz Türkçe meal ,çok değil 15-20 sene sonra tekrar tercüme edilmek zorunda kalacak, öyle öyle 15-20 senede bir yeni sureler ezberleriz.Küçükken oynadığımız kulaktan kulağa oyununu hatırlıyormusun , ilk başta söylenen söz en sona gidene kadar ne kadar değişiyordu değil mi. İşte bunun gibi eğer müslümanlar Kuranı Kerimin orjinal halini koruyamazsa zamanla tercüme edile edile her tercümeden sonra çeviri yapanların mutlaka kendi yorumları işe karışacaktır ve en sonunda farklı dillerde farklı yorumlarla farklı Kuranı Kerimler ortaya çıkacaktır.
    Ama müslümanlar Kuranı Kerimi orjinal Arapça şekliyle korurlarsa Kirabımız asla değişmeyecektir

    Selam ve dua ile,

  7. #7

    Kayıt Tarihi
    02-03-2006
    Mesajlar
    1,614
    Karizma Gücü
    0
    student kardeşim@ türkçe "basit" bir dil derken umuyorum aşağılama anlamında bir basitlik kasdetmiyorsun.(Ki Türkçe basit bir dilde değil.) İngilizcede he she gibi sözcükler olması doğal, Türkçede de erkek kadın var. Kimi dillerdeki eril-dişil özelliğini kasdediyorsan bu özellik İngilizcede yok, Türkçede de yok. İtalyanca,fransızca gibi dillerde kısmen var.(Almanca bilmiyorum ancak bilgim yanlış değilse almancada var diye biliyorum.Yani örneğin masa derken bile eril veya dişil bir ön ek almak gibi.) Arapçanın zenginliği!!ni zaten tartıştık.
    ..."Kuranı Kerimi Türkçeye çevirmek tabiki orjinalliğini bozmaz"..yargın gerçeği zaten ortaya koyuyor. Gerisi dinle ilgili değil yani isteyen dil ve kültür kapsamında istediği kadar dil öğrenir/öğrenmez.

  8. #8

    Kayıt Tarihi
    02-03-2006
    Mesajlar
    1,614
    Karizma Gücü
    0
    smmo@ senin yarattığın! anladığın! dinle gerçek din farklı şeyler..bu bakımdan sen kendi anlayıp algıladığın din!le olan ilişkini, evrensel anlamda insan-din ilişkisi diye pazarlama onu biliyoruz gördük.(tercihindir seni bağlar, takdiri Allah'a ait.)
    başkalarına dinmetrelik yapmana itirazımız var.(İslam'ın sahibi bende değilim sende değilsin..ama hangimiz kendi anladığımızı başkalarına da dayatıp pazarlamaya çalışıyorsak hata onun demektir.bu konuda okuyanlar fazlasıyla kanaat olşturmuştur endişen olmasın.)
    dini yaşamakla kendi yaşadığını özdeşleştirip sonrada bunu herkesin aynen yapması gerektiğini zannetme noktasında seninle ayrıyız kesin..biliyorsun orda da kural var: senin dinin sana benimki bana..
    kimseye din öğretmeye kalkmazsan kimse de sana din öğretmeye kalkmaz..yada öğretemiyorsan öğretirler..kimbilir belki de gerçekten öğretirler..bu herkes için geçerli..
    anlıyorsun değil mi.?
    kendine mukayyet ol.! amman sağlığına dikkat et.!

  9. #9
    Misafir turcoman35 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-06-2006
    Mesajlar
    2,397
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı student tarafından gönderildi.
    Turcoman 35 arkadaşımız demişki ;



    arkadaşım ,söylediklerine katılıyorum , ama konuyu açan arkadaşımız , Türkçe meallerini okumayın dememiş.Zaten böyle diyen , türkçe meal okumayı yasaklayan yok ki.

    Kuranı Kerimi Türkçeye çevirmek tabiki orjinalliğini bozmaz , ama Kuranı Kerim bir roman ,herhangi bir düz yazı değil ki,23 yüzyılda bazen bir olaydan sonra bazen de Allah ın emir vermesi , ikaz etmesi gibi durumlarda inmiştir.Böyle olduğu için ve 1400 sene önce indiği için şu an arapçayı bilen bir kişi bu şartları bilmeden , hadisleri ,islam tarihini bilmeden direk Kuranı Kerimi tercüme edemez.Yapılan tercümelere hiç bir tercüman bu Kuranın kendisidir dememiştir.Eksik manasına gelen meal demişlerdir.Arapçayı bilip bu çeviriyi yapan kişiler bile bu iddiada bulunamazken arapçayı bilmeyen kişilerin Kuranı Kerim in türkçesi bize yeter , biz Türkçesini okumak istiyoruz demeleri sadece bilmedikleri içindir.Kuranı Kerimi okudum , araştırdım dediğine göre aslında bunları farketmiş olman gerekir.İslam düşmanları müsteşrikler bile Kuranı Kerimi daha iyi anlamak için arapça öğreniyorlar.Sonra dan müslüman olan Muhammed Esed ,KuranMesajı adlı 3 ciltlik tefsirini yazmadan önce arapçadaki bazı kelimelerin manasını daha iyi anlayabilmek için çöldeki köylerde bulunan arapların yanına gitmiştir.( Mekke ye Giden Yol adlı kitabını okumanızı tavsiye ederim , ama arap düşmanları sakın okumasınlar çünkü o zaman Muhammed Esed den nefret edeceklerdir.)

    Ayrıca Türkçe en güzel dil demişsin.Bu bana görede öyle , çünkü Türkçeyi biliyoruz, anadilimiz , diğer dilleri öğrenmek zorundayız.Öğrenmek için çalışmak zorundayız.Ama diğer dillerin güzelliklerini biliyormuyuz.Edebi yönden ,veya kullanılış bakımından karşılaştırmayı neye göre yapıyoruz.Fransızca kibar dil diye çok sevenler ama ,onlara göre en güzel dil Fransızca.Bir Japon a görede Japoncadır.

    Ama Türkçe çok basit bir dil ,(tabi bize göre ).Arapça karışık bir dil.Mesela İngilizcede öyle.En basitinden kadın-erkek ayrımı var. He she gibi.Almancada daha zor diyorlar , daha karışıkmış.Arapça ise hem zamirlerinin hem de fiillerinin kadın-erkek olarak ayrıldığı bir dil.Daha kaışık , kelime zenginliği var.
    Ama bizim için önemli olan dinimizi anlamak ise Kuranı Kerim in meallerini , gerektiğinde tefsirleri okumak , ve orjinal dilinde okuduğumuz surelerin Turkçe manalarını ögrenmek.Ama amacımız milliyetçilik , ırkçılık yapmaksa Türkçe Kuran ,Türkçe ibadet diye devamedelim.Bugün okuduğumuz Türkçe meal ,çok değil 15-20 sene sonra tekrar tercüme edilmek zorunda kalacak, öyle öyle 15-20 senede bir yeni sureler ezberleriz.Küçükken oynadığımız kulaktan kulağa oyununu hatırlıyormusun , ilk başta söylenen söz en sona gidene kadar ne kadar değişiyordu değil mi. İşte bunun gibi eğer müslümanlar Kuranı Kerimin orjinal halini koruyamazsa zamanla tercüme edile edile her tercümeden sonra çeviri yapanların mutlaka kendi yorumları işe karışacaktır ve en sonunda farklı dillerde farklı yorumlarla farklı Kuranı Kerimler ortaya çıkacaktır.
    Ama müslümanlar Kuranı Kerimi orjinal Arapça şekliyle korurlarsa Kirabımız asla değişmeyecektir

    Selam ve dua ile,
    kuran da ancak arpçada anlaşılabilecek bazı şeyler olduğu doğru.ama araplarda kurandaki uygulamalr konusunda farklı görüşlere sahip olabiliyor.onlardada kuran ı farklı yorumlama var.sonuçta kimse kuran ı tam olarak idrak edemez bana kalırsa.benim türkçeyi en güzel dil olarak görmemin nedeni kelimelerin çok güzel şekilde türemesinden ve eski türkçenin mükemmel akıcılığındandır.(dede korkut okuyanlar bunu bilir.)tabii türk olduğum içinde kendi dilimi en güzel dil olarak görüyorum.dilbilimcilerin yaptığı araştırmya göre en kolay öğrenilen dil türkçeymiş.kurallı bir dil olduğu için.en erken konuşmayı beceren bebekler türkmüş.bence bu türkçenin yapısındaki güzellikten kaynaklanıyor.son olarak bir dilbilimcinin sözünü belirtmek isterim."eğer türkçeyi incelerseniz insanlığın dilde yarattığı mucizeyi görürsünüz".
    selam ve dua ile.

  10. #10
    Kickboxer adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-05-2006
    Mesajlar
    976
    Karizma Gücü
    7
    Alıntı turcoman35 tarafından gönderildi.
    ya allah kuran ı arapça güzel bir dil olduğu için değil peygamberimiz arap olduğu için arapça gönderdi.ben arapça bilmiyorum.ama kuran ı bilmek istiyorum.niye arapça öğreneyim.türkçesini okurum.ben namaz kılarken ne dediğimi bilmiyorum.ne dediğimi bilerek kılsam daha iyi olmazmı.hz muhammed arap olduğu için arapça kılıyordu namazını.çünkü anadili yodu.arapça allah birdir ile türkçe allah birdir kelimesi arasında ne fark var.illa arapçasını mkı sölicez.

    1. Allah sana diyorki oku ve ögren!.
    yani Her müslümanin kuran arapca ögrenmesi farz! Mecbur ögrenecek.
    Eger ögrenmiyorsa Haram islemis olur!
    Niye ögreniyim diyorsan , ozaman sen neden Müslüman oldunki zaten Allahin emrettigine karsi geliyorsun denile bilir.

    Bilmemek ayyip degildir ögrenmemek ayyiptir.

    Bence en güzel dil Allahin en sevdigi dilli dir!!!

    Bir alim bir günah isler , bir cahil herzaman iki günah isler!.

    Alim icki icse bir günah isler, cahil icki icse iki günah isler.
    Olay bundan ibarettir.

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. AP üyesi Mölzer:’’Türkiye’de insan hakları ihlalleri sürüyor’’
    2005 Konuları bölümünde Pire tarafından açılmış
    Yanıt: 2
    Son Mesaj: 07.11.05, 23:44
  2. Onkelinx:’’Türkiye, Müslüman ülkeler ile köprü görevi üstlenebilir’’
    2005 Konuları bölümünde Pire tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 31.10.05, 09:06
  3. Yanıt: 0
    Son Mesaj: 28.10.05, 12:52

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •