Engeller de olsa yolumuzda ışığa doğru gitmek yahut karanlıktan alabildiğine kaçmak??
demek istediğimi özetleyebilecek çok güzel bir hikaye elime geçince duramadım..
bu hususta fikirlerinizi beklerim..
Arı ve sinek arasındaki fark....!
Bir grup arıyla sineği bir şişeye koyuyorlar. Şişenin taban tarafını
ışığa doğru, açık olan ağız kısmını da karanlığa doğru yerleştiriyorlar.
Arıların hepsi ışık olan tarafa doğru üşüşüyorlar. Ama şişenin tabanı cam
ve onların da yabancısı olduğu bir madde olduğundan çıkmayı
başaramıyorlar. Bu arada sinekler, şişenin ağzına doluşuyorlar ve
karanlıkta dışarı çıkıp kayboluyorlar. Ağzı açık olan şişeden karanlık
tarafa
doğru tek bir arı bile gelmiyor.
Camın önünde ışığa doğru çabalarına devam ediyorlar. İnsanın aklına hemen
arıların akılsızca davrandıkları geliyor.
Ancak biraz derinlemesine düşününce, karşımıza dikilen gerçek çok daha
farklı.
Çok basit gibi gelen bu deney beni oldukça düşündürdü.
Arıların ne kadar akıllı yaratıklar olduğunu hepimiz biliyoruz, sinekler
ise malum.
Arılardan korkarız bizi sokarlar diye ama sineklerden midemiz bulanır,
uzak durmaya çalışırız.
Evet, ışığa doğru yürüyenlerin önünde her zaman engeller olacaktır kuskusuz.
Onlar, engellere rağmen ışıktan vazgeçmeyenlerdir.
Ne tür engel olursa olsun önlerinde, çabalarını sürdürenlerdir.Ve bu
uğurda da gerektiğinde ölebilenlerdir.
Yürek, azim, sevgi, ilkeler, dürüstlüktür bunu yaptıran. Kendine saygı,
yasadığı topluma saygıdır.
Sinekler, karanlıkta sıvışan kaçaklardır, karanlığa yürüyenlerdir,
karanlık düşüncelerdir.
Şişenin ağzının karanlığa bakmasının onlarca hiç bir önemi yoktur.
Sinsi, ilkesiz, yüreksiz, korkak varlıklardır.
SADECE kendi yaşamları söz konusudur.
Nerede yemek varsa, nerede rahat yasayacaklarsa, nerede çok para
kazanacaklarsa oraya giderler.
Onlar için karanlık olması önemli değildir açık ağızların, karanlık
sığınaklarıdır cünkü, izlerini rahatça kaybettirirler.
Arıyı kovalamak isterseniz savaşır, engellere aldırmaz.
Amacı sadece ışığa ulaşmaktır. İğnesini sapladığında öleceğini bilerek
savaşır ve değerleri için ölür.
Ama sinekler kaçarlar. Sonra yılışık yılışık tekrar dönerler kovaladığınız
yere.
Her türlü pisliğe bulaşırlar, sonra da yiyeceklerinize, üstünüze, başınıza
konarlar.
Arılar yumurtalarını yalnızca kovanlarına bırakırlar.
Oysa sinekler her yere yumurtlar, her yerde ürerler.
Onlar için asıl amaç çoğalmak ve yayılmaktır.
Girme şu alçakların hizmetine,
Konma sinek gibi pislik üstüne.
İki günde bir somun ye ne olur,
Yüreğinin kanını iç de boyun eğme...
Ömer Hayyam
engellere rağmen ışığa yürüyenlere, ışığa ulaşmak için çabalayanlara ve
ışık saçanlara.....
________________________________________________
engellerimiz,hangi uzuvlarımıza engel olabilecek kadar güçlüler?el ve ayaklarımıza engel olunsa,beynimiz ve vicdanımız ne güne duruyor?merak ediyorum kendimizi hangi durumlarda engelli hissediyoruz?
bu engellilik durumunun yalnızca manevi olarak algılanmamasını talep ediyorum..fiziksel engelliliği de nasıl görüyoruz bunları tartışalım...
inandıklarınız sizin hayat sıvınız kadar değerli mi?inandıklarınız olmasa damarlarnızdan akan kan neye yarar?buyrunuz konu geniş..çekin çekebildiğiniz yere
saygılar


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla


