• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 3 123 SonSon
28 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor

Konu: Kerbela

  1. #1
    SeRKaN adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-08-2005
    Mesajlar
    5,379
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8

    Kerbela

    Hz. Muhammed bir gün sahabeleri ile sohbet ederken "Ya Tanrı'nın elçisi ! Gönüllerimizi kaplayan İslam'lık nuru ve bu büyük nimmetin şükranını bildirmekten dillerimiz acizdir. Bu büyük lüfuna karşılık Ulu Tanrı'ya nasıl bir şükranda bulunalın ki bizlerden razı olsun?" Sahabelerin bu tür yakarışlarına HZ. Muhammed kendisine inen şu ayet ile yanıt verir:
    "Habibim! Söyle ki sizlere ilettiğim ve bildirdiğim bu dinin müjdecisi olarak veya İslam'lığın ışığının karşılığı olarak sizden hiç bir şey istemem. Sadece yakınlarıma sevgi isterim." Sahabeler:
    - Ya Tanrı'nın Elçisi ! üzerimize sevgileri farz olan yakınlarınız kimlerdir?
    HZ. Peygamber:
    - Bunlar; Hz. Ali, Hz. Fatima, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'dir diye yanıtlar.
    Hz. Muhammed, her kim Tanrı'nın rızasına alarak, Tanrı'ya ve Hz. Peygamber'e yakın olmak ya da ulaşmak istiyor sa, bunu yolu ayettede belirtildiği gibi Allahın sevgilileri ve peygamberin Ehl-i Beyt'tine (Peygamberin ev halkı) vaya Al-i Aba'sına büyük saygı, ve çokça sevgi göstermektir.
    O günün İslama inananların yanıtlanmasını istedikleri hangi alanlarda Ehl-i Beyt'e sevgi gösterelim? Ne ne şekillerde onların büyük yardımlarına kavuşalım? Ne gibi çabalarla onlara ulaşalım? gibi soruların yanıtlarını Hz. Muhammed şöyle açıklar:
    "Esslihune İllah ve talihüne li" Yani; "Oğullarımın uyanlarına Allah için, uymayanlarına da benim için saygı gösterin" diye buyurmuştur. Bu onur veren hadise göre İslam inananları ve hatta tüm insanlar hangi inanç ve mezhepte olursa olsunlar Hz. Peygamber'in Ehl-i Beyt'ine uyanlar Ulu Tanrı için, uymayanlarda İslam Peygamber'i olan Hz. Muhammed için saygı göstermek zorundadırlar. Kime? Hz. Peygamber'in Ehl-i Beyt'ine. Gösterilen bu saygı ve sevginin Hz. Peygamber'e dolayısıyla Onun Ehl-i Beyt'i olan Evliyalar Şahı Hz. Ali ve evlatlarına olduğunu bir kez daha hatırlatırız.
    İşte Kur'anda açıkça belirtilen bu ve daha nice açık ayete ve hadise rağmen Ümeyyeoğullar ne yaptı. Kerbela'da mazlumların kanları ile bir derya yaptılar. Öyle bir derya yaptılar ki, bu kan deryası hiç kurumayan bir okyanusa dönüştü. Dünyada canlı olarak insan oğlu var olduğu sürece de Kerbela faciasında akıtılan kanların unutulması düşünülemez. Hz. Muhammed'in Ehl-i Beyt'tinin yasıda kıyamete kadar bitmez. Yüreklerde yanan bu ateş ebediyen sönmez.
    Bu ateş öye bir ateştir ki; ancak ve ancak Ehl-i Beyt'i seven ona yürekten bağlı müminlerin kalbinde yanar ve Kebela ile tüm insanlığı saran bu ateş zahiri aleme çıkacak olsa dünya üzerinde bir tutam ot dahi bitmez ve yer yüzünde hiç bir canlı yaşayamaz. Tüm deryalar, denizler diye bir şey kalmaz kururdu. Çünkü; Şah imam Hüseyin'e yapılan bu zülüm, ne adem Peygamber, ne Nuh Alehiselam ve ne Yakup, ne İsa, ne de Musa Elehiselama, ne de her hangi bir Peygamber'e, Nebi'ye, Veli'ye yapılan zülme benzemiyor. Bu zülüm öyle bir zülumdür ki, kendisinden şefaat bekledikleri, bu dünyada cennet'e girmek için çabaladıkları ve yarın huzuruna çıkacakları Hz. Muhammed'in sevgili torunu İmam Hüseyin ve çocuklarından suyu esirgiyerek onları susuz bırakarak şehit ettikleri insanlığa sığmayan insan oğlunun kaldıramayacağı bu zülum ile bir vahşet ile gerçekleştirdiler.
    Emivi ordusu ve onun önderi lanetlik Yezit , mana aleminde tarih ve insanlık önünde İmam Hüseyin karşısında benzeri olmayan öyle bir yenilgiye uğramıştır ki, tarih boyunca, dünya üzerinde insan oğlunun nefret ile söylediği "Lanet Yezid'e" sesleri arasında sayısızca kere yok olmuştur. BuYok oluş mahşere kadar sürecektir. Yezid, işlediği bu insanlık ayıbının utancıyla belleklerden silinmeyen bir kötülüğün sembölü olarak anılacak ve nesilden nesile "lanet"e müstahak görülmeye devam edilecektir.
    İşte onun için Ehl-i Beyt'i sevenler, onlara inananlara Muharem'de yas-ı matem tutmak haktır. Bir söylenceye göre; Kebela'da İmam Hüseyin'in başına gelen bu vahşete karşı yer ve gök sallandı. Bütün melekler o gün yasa büründü. Demek ki, Ehl-i Beyt aşkı ile yanan yürekler, tutulan oruç, çekilen yas, mümin olanın kalp aynasını temizleyip günahlarını Mah-u perişan ediyor. Allah onları Hz. Peygamber'in şefaatine ve Ehl-i Beyt'in sevgisine erdirsin.
    İmam Hüseyin'in kişiliğinde toplanan Alevi umudu Kerbela'nın kızgın, kanlı çöllerinde kuma gömülünce, Alevi ozanları bu kez, Hüseyin'in anılarına yöneldiler. İmam Hüseyin'in anısı her gün bir ulusal bilinç gibi sevenlerin imdadına koştu. İmam Hüseyinnin sıkıntıları ile kendininkilerini karşılaştırdışlar. Kerbela belasının yanında kendi sıkıntılarının bir hiç olduğunu görerek yaşama yeniden sarıldılar.
    Böylece İmam hüseyin Anadolu Alevileri'nin inanç simgesi ve yaşam simgesi oldu. Babası, piri, kardaşı, oğlu oldu. Ona ağıtlar, destanlar yakıldı. Onu zalimlerin zülmüne karşı insanlık onurunun baş eğmez sembölü yaptılar. On Muharrem günlerinde hiç bir Alevi su içmedi. Bu vahşet üzerinde bunca yıl geçmesine rağmen hiç bir zaman unutulmadı. İnsanlık var oldukça da unutulmayacak. Öyle anlaşılıyor ki 1400 yılılık bu gelenek sonsuzluğa kadar sürecektir.
    Ey Hayır sabi canlar;
    Bugün elimizde fırsatlar varken bizden öncekilerin katarına, yani o kutsal kafileye katılmanın yardımını diliyelim. Allah'ın dotlarından var olan biri olan Mürşid-i Kamil'in olgunluk saçan eteğine sıkıca sarılalım. O bizleri Tanrı'ya götüren rehbere her şeyimizle teslim olalım.
    Doğaldır ki; sonunda değişim vardır. yani Tanrı'ya dönüş vardır. Öyle ise halen ruh bedende iken insan olma ahlak ve erdemine sıkıca bürünelim. Sevelim, sevilelim. İnsanlık için doğru yolda en iyi şekilde hizmet edelim ki bize, bizden daha yakın olan Tanrı'ya ulaşanların yolunda ulaşalım ve O'nunla
    bütünleşelim. İyi ve kötü her şey burada, bu dünyada, bakın ozanımız ne diyor.
    "Her kes kendi ateşini kendi götürür" Nereden ? Buradan. Öyle ise bu fani dünyada iyi emel kazanmak için insanlığa ve insan yararına olan hizmetlerde bulunalım. Bilim ve teknolojinin tüm hizmetlerinden yararlanalım. Çağın gereklerine göre Alevice yaşıyalım. Her birimiz zalimin zülmüne boyun eğmeyen Hüseyn-i Kerbela olalım, Pir Sultan, Seyid Nesimi, Halac-ı Mansur, Şeyh Bedreddin olalım.
    Alevi felsefesinde tarih inanç olmuştur. İnanç; hasrete, hasret; figana, Figan; türküye, türkü de Kerbela'ya karışmıştır, deyip sözü ozam A. Vakti Dolu'ya bıkakalım.
    Ehl-i Beyt'in Nuru İmam Hüseyin
    Kerbela çölünde gelip duran
    Toprağı koklayıp çadırın kuran
    İnsanlık uğruna serini veren
    Ehl-i Beyt'in nuru İmam Hüseyin
    Yetmiş iki pare er şehit veren
    Abbas'ın kolların kalemdir diyen
    Ali Ekber'in şahadetini gören
    Ehl-i Beyt'in nuru İmam Hüseyin
    Şahzede Kasım'ı yanında bulan
    Kolundaki pazubendi okuyan
    Vasiyet üzere kızını veren
    Ehl-i Beyt'in nuru İmam Hüseyin
    İnsanlık uğruna meydana gelen
    Hak için serini, sertacın veren
    Kerbela çölünde mekanın kuran
    Ehl-i Beyt'in nuru İmam Hüseyin
    Adil Ali böyle söyler gezersin
    Hak uğruna kalem tutmuş yazarsın
    Şah Hüseyin'in yüreğini ezersin
    Ehl-i Beyt'in nuru İmam Hüseyin



    Kaynak: http://www.geocities.com/yusufgunes/kerbela3.html

  2. #2
    samiramis adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-10-2005
    Mesajlar
    369
    Karizma Gücü
    0
    Neye Göre Tanrı Yoktur?

    Rasûlullah aleyhisselâm, hardal tanesi kadar dahi olsa bilincinde, imanlı olarak �La ilahe ill-Allah� diyen kişinin cehennem ateşinden çıkacağını bildirmiştir. Bu basit formül, kişiyi cennet yaşamının kapısından içeri erdirecek imanın tanımıdır. La (yoktur) ilahe (tanrı-tanrılık), illa (ancak-sadece) Allah: �Tanrı yoktur, ancak Allah.�

    Ne yazik ki, günümüz Kur�an meallerinde karşılaştığımız ve �ALLAH� isminin �Tanrı�, �God� gibi önceden bilinen kavramlara eş tutularak çevrilmesi şeklindeki büyük hata, okuyanların çoğunluğunun �ALLAH ismiyle işaret edileni� bir tanrı olarak tanımlama yanılgısına düşürmektedir. Arapça bilmediğinden dolayı Kur�an-ı Kerim�i doğru olmayan çevirilerden öğrenen müslümanların büyük çoğunluğu da, ALLAH ve tanrı kavramlarının aynı olduğuna inanmakta ve bu şartlanmalarından dolayı ALLAH ismiyle bir tanrıya işaret edilmediğini kavramakta büyük zorluk yaşamaktadırlar.

    Oysa, sadece kelime-i tevhidin neden olumsuzluk belirten �La� (hayır-yoktur) ile başladığını dahi düşünürsek, görürüz ki, daha başlangıçta �tapınılacak tanrı OLMADIĞI� gerçeği vurgulanarak, insanların çeşitli varlıklara veya tahayyüllerindeki bir tanrıya tapınmaları önlenmek istenmektedir. Eğer ALLAH ismiyle işaret edilen tapılacak bir tanrı olsa idi, o zaman kelime-i tevhid �La� (hayır-yoktur) ile başlamak yerine, basitçe �evet-vardır� diye başlar ve denirdi ki, �evet tanrı vardır� ve �o tanrı Allah�tır�. Ancak öyle denmiyor! Kelime-i tevhid �la� (hayır�yoktur) ile başlıyor ve işin başında �tanrının OLMADIĞI� vurgulanıyor.

    ALLAH ismiyle işaret edilenin tanrı olmadığını kabullenmekte güçlük çekenler, yine bu hallerine gerekçe olarak �Kur�an-ı Kerim�deki bazı ayetlerde Allah�a tanrı denildiği� savını ileri sürmektedirler. Bu yanlış değildir! Ancak eğer dikkat edilirse görülecektir ki, Kur�an-ı Kerim�de bu tür ayetlerde geçen ifadeler, Allah ismiyle neye işaret edildiğini bilmeyen, sadece tanrı kavramını bilen, tanrıya inanmakta olan ve Allah�ı kabul edemeyen inkârcılara hitap eden ifadelerdir.

    �İnnelleziyne keferû ve mâtü ve hüm küffarûn ülâike aleyhim lanetullahi vel melâiketi vennâsi ecmaiyn. Haliydina fiyha, lâ yuhaffefûanhümül azabü ve la hüm yunzarûn. Ve ilahüküm ilahün vahid, la ilahe illa hüverrahmanürrrahiym.� (2:161-163)

    �Kâfir olanlar ve küfr hâli üzere ölenler yok mu; Allah�ın, meleklerin ve insanların laneti işte onların üzerinedir! Onlar (cehennemde) daimi kalırlar, onların üzerinden azap hafiflemez ve yüzlerine de bakılmaz. Oysa, sizin ilahınız tek bir ilahtır; tanrı yoktur, sadece rahman ve rahiym odur.�

    Buradaki içeriğe dikkat edilirse, hitabın Allah�ı bilenlere değil, inanmayanlara olduğu görülecektir! Kur'ân-ı Kerîm�de bu tür hitaplar hep �ALLAH� kavramı dışında bir �tanrı� varsayıp, ona tapanlara yapılmaktadır. Onları bekleyen azap vurgulandıktan sonra, onlara, kendi bildikleri terminolojiyle �ilahınız tek bir ilahtır� (ve ilahüküm ilahün vahid) denmektedir; çünkü inanmayanlar sadece ilah kavramına aşinadırlar ve ALLAH ismiyle işaret edilenin ne olduğunu anlamazlar. Yani onlara denilmektedir ki: Sizin tanrı dediğiniz şey yoktur; gerçekte var olan sadece �ALLAH�tır, sizin ve bizim �ilahımız� hep aynı ve tektir. Ve dahi o da �ALLAH�tır.

    Bu açıklamalardan gaye, o kişilerin �tanrı� varsayımından kurtulup, �ALLAH�ı� idrak etmeye çalışmalarıdır.

    elmalılı orjinal

    [003.150] doğrusu sizin mevlanız bir Allahdır ve o, yardım edeceklerin en hayırlısıdır


    elmalılı meali sade
    3/150 - Hayır! Sizin mevlanız Allah'tır. O, yardım edenlerin en hayırlısıdır.

    ömer nasuhi bilmen

    [003.150] Hayır. Sizin mevlânız Allah Teâlâ'dır. Ve O, yardımcıların en hayırlısıdır.

    seyyit kutub

    [003.150] Oysa Allah'tır sizin mevlânız. O yardım edenlerin en hayırlısıdır.
    Bizler umutsuzlugun oldugu yerde,umudumuzu kaybetmeden yürüyenlerdeniz.Her yolda çakıllar,her durdugumuz yerde çakallar olsa ne yazar,ya ölümüne severiz yada tek kalemde sileriz.Tarihi biz yazdık tarihtende sileriz ...

  3. #3

    Kayıt Tarihi
    28-07-2006
    Mesajlar
    42
    Karizma Gücü
    0
    Kerbelada Muhammedin Torunlarını öldürenler arasında Muhammedin en sevgili eşi Ayşede varmıydı.

    Deve üstünde . yezitle beraber.

    Şu Allahın işine bak. Muhammedin Torunları öldürenler arasında Ayşede mi varmiş ne ?. Siyeset ve menfaat insana neler yaptırıyor.

  4. #4
    Türkmen adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-02-2005
    Mesajlar
    3,211
    Karizma Gücü
    0
    doğru valla
    Tengrici !


    İki insan arasında geçen konuşma..
    - En sevdiğim çikolata Halley!
    - O ne len ? Ülkerci mi oldun ?
    - Yiğidi öldür hakkını yeme.Bende sevmiyorum o mülüşleri ama ürünleri güzel genellikle.
    - Ne haklarını yerim ne ürünlerini, zaten malzemeden çalıyolar domuz yağı yoktur yazıyor üstünde.
    - E o normal. Sen öyle bir ürün yapsan kendi türünün vücudundan yağ koyar mıydın ?

  5. #5
    SeRKaN adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-08-2005
    Mesajlar
    5,379
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    Neye Göre Tanrı Yoktur?

    Rasûlullah aleyhisselâm, hardal tanesi kadar dahi olsa bilincinde, imanlı olarak �La ilahe ill-Allah� diyen kişinin cehennem ateşinden çıkacağını bildirmiştir. Bu basit formül, kişiyi cennet yaşamının kapısından içeri erdirecek imanın tanımıdır. La (yoktur) ilahe (tanrı-tanrılık), illa (ancak-sadece) Allah: �Tanrı yoktur, ancak Allah.�

    Ne yazik ki, günümüz Kur�an meallerinde karşılaştığımız ve �ALLAH� isminin �Tanrı�, �God� gibi önceden bilinen kavramlara eş tutularak çevrilmesi şeklindeki büyük hata, okuyanların çoğunluğunun �ALLAH ismiyle işaret edileni� bir tanrı olarak tanımlama yanılgısına düşürmektedir. Arapça bilmediğinden dolayı Kur�an-ı Kerim�i doğru olmayan çevirilerden öğrenen müslümanların büyük çoğunluğu da, ALLAH ve tanrı kavramlarının aynı olduğuna inanmakta ve bu şartlanmalarından dolayı ALLAH ismiyle bir tanrıya işaret edilmediğini kavramakta büyük zorluk yaşamaktadırlar.

    Oysa, sadece kelime-i tevhidin neden olumsuzluk belirten �La� (hayır-yoktur) ile başladığını dahi düşünürsek, görürüz ki, daha başlangıçta �tapınılacak tanrı OLMADIĞI� gerçeği vurgulanarak, insanların çeşitli varlıklara veya tahayyüllerindeki bir tanrıya tapınmaları önlenmek istenmektedir. Eğer ALLAH ismiyle işaret edilen tapılacak bir tanrı olsa idi, o zaman kelime-i tevhid �La� (hayır-yoktur) ile başlamak yerine, basitçe �evet-vardır� diye başlar ve denirdi ki, �evet tanrı vardır� ve �o tanrı Allah�tır�. Ancak öyle denmiyor! Kelime-i tevhid �la� (hayır�yoktur) ile başlıyor ve işin başında �tanrının OLMADIĞI� vurgulanıyor.

    ALLAH ismiyle işaret edilenin tanrı olmadığını kabullenmekte güçlük çekenler, yine bu hallerine gerekçe olarak �Kur�an-ı Kerim�deki bazı ayetlerde Allah�a tanrı denildiği� savını ileri sürmektedirler. Bu yanlış değildir! Ancak eğer dikkat edilirse görülecektir ki, Kur�an-ı Kerim�de bu tür ayetlerde geçen ifadeler, Allah ismiyle neye işaret edildiğini bilmeyen, sadece tanrı kavramını bilen, tanrıya inanmakta olan ve Allah�ı kabul edemeyen inkârcılara hitap eden ifadelerdir.

    �İnnelleziyne keferû ve mâtü ve hüm küffarûn ülâike aleyhim lanetullahi vel melâiketi vennâsi ecmaiyn. Haliydina fiyha, lâ yuhaffefûanhümül azabü ve la hüm yunzarûn. Ve ilahüküm ilahün vahid, la ilahe illa hüverrahmanürrrahiym.� (2:161-163)

    �Kâfir olanlar ve küfr hâli üzere ölenler yok mu; Allah�ın, meleklerin ve insanların laneti işte onların üzerinedir! Onlar (cehennemde) daimi kalırlar, onların üzerinden azap hafiflemez ve yüzlerine de bakılmaz. Oysa, sizin ilahınız tek bir ilahtır; tanrı yoktur, sadece rahman ve rahiym odur.�

    Buradaki içeriğe dikkat edilirse, hitabın Allah�ı bilenlere değil, inanmayanlara olduğu görülecektir! Kur'ân-ı Kerîm�de bu tür hitaplar hep �ALLAH� kavramı dışında bir �tanrı� varsayıp, ona tapanlara yapılmaktadır. Onları bekleyen azap vurgulandıktan sonra, onlara, kendi bildikleri terminolojiyle �ilahınız tek bir ilahtır� (ve ilahüküm ilahün vahid) denmektedir; çünkü inanmayanlar sadece ilah kavramına aşinadırlar ve ALLAH ismiyle işaret edilenin ne olduğunu anlamazlar. Yani onlara denilmektedir ki: Sizin tanrı dediğiniz şey yoktur; gerçekte var olan sadece �ALLAH�tır, sizin ve bizim �ilahımız� hep aynı ve tektir. Ve dahi o da �ALLAH�tır.

    Bu açıklamalardan gaye, o kişilerin �tanrı� varsayımından kurtulup, �ALLAH�ı� idrak etmeye çalışmalarıdır.

    elmalılı orjinal

    [003.150] doğrusu sizin mevlanız bir Allahdır ve o, yardım edeceklerin en hayırlısıdır


    elmalılı meali sade
    3/150 - Hayır! Sizin mevlanız Allah'tır. O, yardım edenlerin en hayırlısıdır.

    ömer nasuhi bilmen

    [003.150] Hayır. Sizin mevlânız Allah Teâlâ'dır. Ve O, yardımcıların en hayırlısıdır.

    seyyit kutub

    [003.150] Oysa Allah'tır sizin mevlânız. O yardım edenlerin en hayırlısıdır.
    Bunla alakası ne kuramadım ben alaka :)
    Kerbelada Muhammedin Torunlarını öldürenler arasında Muhammedin en sevgili eşi Ayşede varmıydı.

    Deve üstünde . yezitle beraber.

    Şu Allahın işine bak. Muhammedin Torunları öldürenler arasında Ayşede mi varmiş ne ?. Siyeset ve menfaat insana neler yaptırıyor.

    O farklı cemel savaşı daha farklı.Hz Aişe onlarla zaten birlik olacak kadar alçalmamıştır hiçbir zaman.

  6. #6
    Misafir smmmo76 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    21-06-2006
    Mesajlar
    600
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı teknolojik tarafından gönderildi.
    Kerbelada Muhammedin Torunlarını öldürenler arasında Muhammedin en sevgili eşi Ayşede varmıydı.

    Deve üstünde . yezitle beraber.

    Şu Allahın işine bak. Muhammedin Torunları öldürenler arasında Ayşede mi varmiş ne ?. Siyeset ve menfaat insana neler yaptırıyor.
    sıffın savaşı ile cemel vakaa larını karıştırmayın ki bilgisizliğiniz belli olmasın...

  7. #7
    student adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-09-2005
    Mesajlar
    5,219
    Karizma Gücü
    8
    smmmo76 demiş ki;

    Alıntı:
    teknolojik tarafından gönderildi.
    Kerbelada Muhammedin Torunlarını öldürenler arasında Muhammedin en sevgili eşi Ayşede varmıydı.

    Deve üstünde . yezitle beraber.

    Şu Allahın işine bak. Muhammedin Torunları öldürenler arasında Ayşede mi varmiş ne ?. Siyeset ve menfaat insana neler yaptırıyor.


    sıffın savaşı ile cemel vakaa larını karıştırmayın ki bilgisizliğiniz belli olmasın...
    karıştırmamak için de birşeyler bilmeleri gerekiyor ,
    bu arada yeni üye olan Teknolojik in , alaycı tavırları , Peygamber efendimiz hakkında konuşma üslubu, konulardaki bilgisizliği ve konuları çarpıtmaları bize eski bir üyeyi hatırlatıyor.

    Oysa kendisini hiç özlememiştik,


    Selam ve dua ile,

  8. #8
    Misafir smmmo76 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    21-06-2006
    Mesajlar
    600
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı student tarafından gönderildi.
    smmmo76 demiş ki;



    karıştırmamak için de birşeyler bilmeleri gerekiyor ,
    bu arada yeni üye olan Teknolojik in , alaycı tavırları , Peygamber efendimiz hakkında konuşma üslubu, konulardaki bilgisizliği ve konuları çarpıtmaları bize eski bir üyeyi hatırlatıyor.

    Oysa kendisini hiç özlememiştik,


    Selam ve dua ile,
    bende hiç mi hiç özlemedim

  9. #9

    Kayıt Tarihi
    28-07-2006
    Mesajlar
    42
    Karizma Gücü
    0
    sıffın ve cemeli birde sizden dinlesek ve öğrensek de cahilliğimiz geçse. nasıl olur. Kim anlatacak bakalım işin doğrusunu.

  10. #10
    samiramis adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-10-2005
    Mesajlar
    369
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı RufusScrimgeour tarafından gönderildi.
    Bunla alakası ne kuramadım ben alaka :)
    yazdığın yazından alıntılar kırmızı ile gösterilmiştir

    Hz. Muhammed bir gün sahabeleri ile sohbet ederken "Ya Tanrı'nın elçisi ! Gönüllerimizi kaplayan İslam'lık nuru ve bu büyük nimmetin şükranını bildirmekten dillerimiz acizdir. Bu büyük lüfuna karşılık Ulu Tanrı'ya nasıl bir şükranda bulunalın ki bizlerden razı olsun?"
    - Ya Tanrı'nın Elçisi ! üzerimize sevgileri farz olan yakınlarınız kimlerdir?

    Hz. Muhammed, her kim Tanrı'nın rızasına alarak, Tanrı'ya ve
    Bizler umutsuzlugun oldugu yerde,umudumuzu kaybetmeden yürüyenlerdeniz.Her yolda çakıllar,her durdugumuz yerde çakallar olsa ne yazar,ya ölümüne severiz yada tek kalemde sileriz.Tarihi biz yazdık tarihtende sileriz ...

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Diyanet İşleri'nden Kerbela Açılımı
    HABERLER ve GÜNDEM bölümünde MantıK tarafından açılmış
    Yanıt: 2
    Son Mesaj: 01.12.11, 20:51

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •