Senden yadigâr, temizlik ve titizlik kaldı bana. Bir de tertemiz bir öğrenci evi. Uzun bir süre pis olmaya çalıştım sana inat, yenmek için seni, olmadı...
Bulaşık makinemiz yoktu.Bulaşık suyuna, çamaşır suyu koyardın sen.Ellerin acı acı kokardı ve bu koku genzimi yakardı benim.Kızardım sana,ama dayanamazdım, öperdim acı acı kokan ellerini.Belki inanmayacaksın,sen gittin ya cehennem bir yaz gününde.İşte ben o günden beri toplayamadım odamı.Giysilerim yerlerde,kitaplarım dağınık,yastık kılıfım simsiyah.Toplayamadım ;çünkü korkuyorum, yırtmadığım bir resmini ya da saç telini göreceğim diye.
Ama, artık bulaşık suyuna, hep çamaşır suyu koyuyorum ben.
Uzun süre oldu sen gideli.Mevsim değişti,kelebekler öldü,kırlangıçlar gitti. Bir doğum günü geçirdim, yaşlandım sayılır.Ailemden başka, kimse hatırlamadı doğum günümü.Olsun,ben önem vermem böyle şeylere, diyerek teselli etmeye çalıştım kendimi.Uzun lafın kısası, aylar geçti.
Hala rüyalarımdasın.Sadece rüyalarımda yalvarabiliyorum sana. Acı acı klorak kokan ellerinden öpüyorum.Ve yine rüyalarımda da söz geçiremiyorum sana..
Ama bulaşık suyuna, hep çamaşır suyu koyuyorum ben.
Kaynak: Doruk Kirezci


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla