• Reklam
5 sonuçtan 1 --- 5 arası gösteriliyor
  1. #1
    Padme adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-11-2005
    Mesajlar
    4,360
    Karizma Gücü
    7

    Güveni azalanın kafasızlığı artar!

    Kendimize güvenimiz azaldıkça, kafasızlığımız artar. Gitgide başkalarına bağımlı hale gelmeye başlarız. Bazen gündelik basit kararların verilmesi bile başkalarından alınacak tavsiye ve desteklere bağlanır. Böyle insanlar tek başına kaldıkları anda rahatsız, hatta çaresiz hissederler.

    Kendine güveni belirleyen en önemli parçanın sorumluluk alabilme ve sürdürebilme yetisi olduğunu düşünüyorum. Kendine güveni olmayan insan sorumluluk alamaz. Ama sorumluluğu almadığını da kabul etmez. Hayat ve olayların onun bu sorumluluğunu yerine getirmesini engellediğinden yakınır durur. Sorumluluk almak demek, yaşadığımız şeyin yaratıcısının kendimiz olduğunu görebilme yetisine sahip olmak demektir. Sorumluluk, kişinin kendi yarattığının farkına varması demektir. Irvin Yalom''un sözündeki gibi: "Sorumluluk, kişinin kendi özünü, kaderini, hayat durumunu, duygularını ve hatta acı çekişini yarattığının farkında olmasıdır...
    Bir insanın kendine güveninin gelişebilmesi bu sorumluluğu kabul etmesinden geçecektir.

    SÜREKLİ ONAY ALMA İSTEĞİ

    Kendine güven, çocukluk çağlarından itibaren, insanın bulunduğu ortam içinde kendini ne kadar güvende hissettiği ile de ilintilidir. Kendine güvenin temelleri, kendimizi güven içinde hissetmekle atılır. Kabul görmek, bize güven verir. Kendine güveni olmayan kişiler, güveni hissedebilmek için kabul ve onay bulmaya çalışarak bu açığı kapatma uğraşına girerler. Kabul görerek kendini güvende hissetmeye çalışan insan, kendinden ve iç isteklerinden uzaklaştığı, yani inancını ve güvenini kaybettiği bir açmazda bulur kendisini. Daha güvende ve daha iyi hissetmek için yaptıkları, daha da güçsüz ve sorumluluk alamaz hale getirmeye başlamıştır onu.

    Yapmak istediğimizi değil de yaparsak kabul bulabileceğimizi düşündüğümüz şeyi yapmak, bizi kendimizden uzaklaştırır. Bu da karasızlığımızı arttırır. Gitgide başkalarına bağımlı hale gelmeye başlarız. Bazen gündelik basit kararların verilmesi bile başkalarından alınacak tavsiye ve desteklere bağlanır. Böyle insanlar tek başına kaldıkları anlarda rahatsız, hatta çaresiz hissedebilirler. Bu kişilerin yakın bir ilişkisi sonlandığında, bir bakım ve destek kaynağı olarak derhal başka bir ilişki arayışı içine girerler.
    Özgüvenimiz azaldıkça bize "hayır" denmesini tolere etme gücümüz de azalmaya başlar. Onay alamadığımız anda, korkunç bir çöküş yaşarız. Bu çöküş bazen ağlama nöbetleri ve çaresizlik duygusunun getirdiği müthiş sıkıntılarla başgösterir, bazen de şiddet ve öfkeyle... Bir insanın kendisine güveni sarsıldıkça çıkış yolunu öfke ve fiziksel şiddette daha çok bulabilir. Birileri bizi kendimizle yüzleştiriyorsa ve eğer yüzleştiğimizde gördüklerimiz hoşumuza gitmiyorsa, yüzleşmek yerine öfkelenmeyi seçebiliriz.
    Onay almadan yaşayamayan insanlar, mutlu olmayı "kabul ve onay bulmak" zanneder ve mutsuzluğa kapı açarlar.

    Hepinize, sorumluluklarınızı alma cesareti gösterdiğiniz, kabul ve onay bulmak adına başkalarına bağımlı olmadığınız , bir hafta diliyorum.

    TIPTA SON HABERLER

    Tıp dünyasında, vücut sağlığını korumanın ve sağlıklı yaşamanın yolunun ruh sağlığından geçtiği ile ilgili her gün yeni bir makale yazılıyor. İşte bunlardan ikisi...

    DEPRESYONU ÖNLE UZUN YAŞA

    Depresyonda olan kişilerin enerjilerinin azaldığını, huzursuzluklarının arttığını ve verimliliklerinin düştüğünü biliyorduk. Pensilvanya Üniversitesi''nden Doktor Hillary Bogner ve arkadaşlarının yaptıkları çalışma ile bunlara ek olarak depresyonun önlenmesinin ortalama yaşam süresini uzattığı ile ilgili çok ciddi bilimsel verilere ulaşıldı. Özellikle yaşlılık dönemlerinde, depresyonu gözden kaçırmayıp mutlaka tedavi etmek gerekir.

    D-TİPİ KİŞİLİK

    Sürekli olarak olumsuz duygularla yaşayan, "başkalarından negatif yanıtlar alırım" diye kendi düşündüğünü ortaya koymayan, sosyalleşmeyi ve sosyal olayları stres unsuru olarak gören kişiliklere "D-tipi kişilik" deniyor. "American Journal of Cardiology" dergisinin Nisan sayısında yayınlanan bir makaleye göre, "D -Tipi kişilik"lerin kalp rahatsızlıklarına yakalanma riski, diğer bireylere göre üç kat fazla.

    Kaynak : www.vatanim.com.tr


  2. #2
    <EFENDİİ> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    13-05-2006
    Mesajlar
    54
    Karizma Gücü
    0
    g&#252;zel bir paylaşım
    paylaşımın için teşekk&#252;rler...
    ATeŞe DaYaNaBiLeCeGiN KaDaR GüNaH İşLe...


    BüYüK GüÇLeR BüYüK SoRuMLuLuKLaR GeTiRiR!!!


    HeRŞeYi BiL FaKaT HiÇBiRŞeY BiLMiYoRMuŞ GiBi SuS!!!


    DoSTLaRıNı KeNDiNe YaKıN TuT DüŞMaNLaRıNı DaHa YaKıN...


    BaŞKaSıNıN YuMRuGuNu YeMeYeN KeNDi YuMRuĞuNu aĞıR SaNıR!!!

  3. #3

    Kayıt Tarihi
    31-08-2006
    Mesajlar
    91
    Karizma Gücü
    0
    çok sağol inanki şu an bu yazıyı okumaya ihtiyacım varmış


    ANKARA'NIN TAŞINA BAK
    GÖZLERİMİN YAŞINA BAK
    UYAN UYAN GAZİ PAŞA
    ŞU FELEĞİN İŞİNE BAK

  4. #4
    birgünahgibi <span style='color: #006400'><span class='glow_FFFFFF'>anlamıyorsun</span></span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-10-2005
    Mesajlar
    29,054
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    12
    paylaşımın için saollll

    benim gibi biri için iii bi yazı olmuş
    O zamanlar hâla bir umudum vardı. Bedeli karşılığında mutlu
    olabileceğimi düşünüyordum. Ancak büyüdüm artık. Dünya'yı versem
    Tanrı'ya, damlasını vermez bana mutluluğun

  5. #5
    Padme adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-11-2005
    Mesajlar
    4,360
    Karizma Gücü
    7
    ne demek arkaaşlar görevimiz


 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •