KAN VE GÖZYAŞI
Bekîle tavandaki bir noktaya diktiğinde bakışlarını, henüz on-üçünde evcilik oynamaktan yeni yeni vazgeçmişti. Tavana dikmişti bakışlarını çünkü, hedeften seken kurşun oraya saplanmıştı hep hatırlatmak için yaşanmışları.
Bekîle on-üçünde hayata kapatıvermişti tüm kapılarını. Duysa da duymaz göründü, baksa da görmez sanıldı; susuşundan güç alarak “delidir anlamaz” mimi düşüldü adının hemen yanıbaşına. Bekîle çok derinden kırılıp küstü insanlığa da, hassasiyetine hürmeten eğilen çıkmadı. Dünya kanla sulanıyor, zulüm önde koşuyordu daima. Kana gözyaşı, gözyaşına kan bulaştı.
Bekîle tavandaki bir noktaya diktiğinde bakışlarını, henüz on-üçünde saklambaç oynamaktan yeni yeni vazgeçmişti. Gece vakti, tam da masal tadındayken, kapıya yüklenen zulüm kurşun üstüne kurşunla atış talimi yaptı canlı bedenlerde. Bekîle gördü. Dokuzuncu boğuma takılan feryadı... avucunda biriken ter... birbirine kenetlenen dişleri... Bekîle’nin zulme tanıklığının bedeliydi. Bir kurşun hedeften sekip tavana yerleşti. Gördü Bekîle. Ölüm evlerine uğramış, duvarlar kanla boyanmış, geriye cansız yatanlarla tavandaki o kurşun kalmıştı. Kana gözyaşı, gözyaşına kan bulaştı.
Bekîle tavandaki bir noktaya diktiğinde bakışlarını, henüz on-üçünde bilyelerle oynamaktan yeni yeni vazgeçmişti. Kana gözyaşı, gözyaşına kan bulaşıyordu.
ölenle ölünüyor...
kim diyorsa aksini, ben de mukabil diyorum: “Ölenle ölünüyor.”
sonrasında eksik yürünüyor
sabah uyandığında, yüzünü yıkamak için musluğu açıyorsun
üç kere avuç dolusu su çarpıyorsun yüzüne
bir yer mutlaka kuru kalıyor
geç bir vakit güçlükle uyunuyor
kimini hatırladığın, kimini hatırlamadığın,
kimini de bölük-pörçük ucundan yakaladığın rüyalar görüyorsun
ard arda bağlamaya çalışıyorsun bütünü tamamlarcasına
bir yer mutlaka karanlık kalıyor
hayat bedende dolaştıkça her öğün açlık
ocağa bir tencere koyuluyor
malzemeleri tam kıvamında, usûlüne uygun pişiriyorsun,
koku evin pencerelerinden taşıyor
sofraya tabakları yerleştiriyorsun, kişi başına
bir yer mutlaka boş kalıyor
ölenle ölünüyor...
kim diyorsa aksini, ben de mukabil diyorum: “Ölenle ölünüyor.”
azar azar da olsa
her ölen bir parçanı alıp götürüyor..
Çizici, Bekîle’nin yüreğine dokundu, kan aktı kalemine. Bakışlarını hiç kaydırmadan Bekîle, tavanla yer arasında asılıkaldı. Bir nokta tavandan düştü gözbebeğine. Kana gözyaşı, gözyaşına kan bulaştı yine.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
