Türkçede yazan kişi için “yazar”, yazan makine(printer) için ise “yazıcı” sözcüğü kullanılıyor. Ancak, örneğin askeriyemizde halen kullanılan katip sınıfı için de “yazıcı” denmeye hala devam edilmektedir. (Tıpkı eskiden hem yazıyı kağıda geçirmekte kullanılan makineye, hem de bu işi yapan(tape eden) kişiye “daktilo” denişi gibi.)

Böyle bir sistemde bir yerde kişi de yazan makinenin bir tür uzantısı haline gelmekte, ve makineyle şahıs herikisi birlikte bugünkü “ray kurzweil” dikte makinelerini oluşturmaktadır. (Eskiden vantilatör yerine bile insan kullanıldığını bildiğimizden bunu artık hiç yadırgamıyoruz)

Esas önemli olan yazarın yazılacak metni oluşturan kişi olduğunu düşünürüz. Bilmeyiz ki asıl metinleri oluşturan kişilerin çoğu da eskiden beri esas alet olarak makas ve uhu kullanır, bunlarla cut&paste(kes-yapiştir) yapıp, araya kendi cümlelerini sokuştururlardı. (Şimdilerde ise aynileri bilgisayarda çok daha büyük kolaylıkla yapabilmektedirler.) Böylelikle sıfırdan hazırlanan yeni özgün telif metinlere pek az gerek duyuluyor..

Zaten otoriter sistemlerde esas metinlerin hazırlanışında genellikle bir “yazdırtan” bir de “yazan” oluyor. Burada metni yazdırtan otor(author), un otoritesi(authority) de çoğu zaman epey görecelidir.

Otorite sözcüğünün bize ithal edildiği kaynak olan batı dillerindeki (autorité(fr.), Authority(ing.)) esas anlamı “yetkinlik”. Oysa biz bu kavramı en çok “kamu yetkilisi” kisvesinde görüyoruz. Bir makam tarafindan otorize(authorize) edilen (yani yetkilendirme yapılan) badem bıyıklı veya başıbağlı kişi o gün hemen bir otorite haline gelebiliyor.

Kandırma, korkutma ve kışkırtmaya dayalı Otoriteryen(authoritarian) sistemlerde sözcüğün asıl kaynağı olan “yetkinlik” genellikle hemen hiçbir teste tabi tutulmadan veya çok aykırı kriterlere göre kolayca dağıtılabilmektedir. Çünkü otoriter sistemlerdeki yetki dağıtımında “liyakat”(merit) değil “sadakat”(loyalty) esastır.(Yani dili kahverengi olanlar tecih edilir)

Bizde “Yetkin” sözcüğü yerine daima “yetkili” sözcüğü geçerlidir.

Yetkili olan kişi de hemen o gün “yetkin yetkin” konuşmaya başlar. "Olacaktır, cektir, dir, dır".. der.

Aslında, kavramsal olarak “Writer(yazar)” mesleği yazmak olan kişi olmasına karşın “Author(yazan)” o eserin müellifi olan kişidir. Yetkindir. Eserin birinci elden sahibidir.

Otoriter sistemlerde hiç “Otor” olmadan “Otorite”(yetkili) olunabildiğinden, yazma işi bir yazar(writer) bulup ona yaptırtılır. Böylelikle yetkin olmayan yetkilinin söyledikleri kolayca esas metin haline gelmektedir.

Yazgımız hep yetkin olmayan yetkililer tarafından yazılmaya devam mı edecek?......
Bu düzen hiç değişemez mi ki???