düşünceye dokunmak: önce bendeki doğrudan düşünceden, bendeki derin ve dairesel düşünceye dokunma.
düşünce: bilincin kendiliğinden aracı, üzerine çökmediği en ufak bir zerre yok.
dokunmak: kendi' ye ya da bilince dahil olmayan şeye, nesneye temas etmek, onunla ilişkiye geçmek.

bir elin kendi eşine yani öteki ele dokunması düşüncenin derin düşünceye dokunması.
bir elin bir şeye dokunması doğrudan düşüncenin doğrudan düşünceye dokunması.
bir düşüncenin bir ele dokunması ilk kendiliğindenliğin, ilk varoluş duyumsayıcı düşüncenin doğrudan düşünceye dokunması.

bir düşüncenin bir şeye dokunması: düşleme ya da tasarlamadır ki düşüncenin kendi arkasına dolanarak farklı görünümde sandığı kendi arkasına dokunmasıdır, düşünceye değme, onu hissetmedir.
bir derin düşüncenin bir şeye dokunması: varoluşun etrafında gezmedir, onun müziğini uzaklardan çağırma.
bir derin düşüncenin düşünceye dokunması: derin düşüncenin sığınmak istediği bir adadır, denizin dokunmak istediği minik ve ıssız anlama adası.

düşünceyle başkasının düşüncesine dokunmak, bunca dokunmadan sonra ancak imkansızdır!
bir derinliktir dokunmak, bazen öldüresiye boğar/doğar!