Sevgi, insanın kendisinin ve bir başkasının ruhsal tekamülünü ve gelişmesini
desteklemek amacıyla benliğini genişletme arzusudur. Birisini sevmeye başladığımız zaman kendimizi de sevmeye başlamışız anlamına gelmelidir, başkasını sevmekle kendimizi sevmek elele gider, öyle olmalıdır değilse bu bir problemdir. Bu tanımın içinde benlik sınırlarını geliştirmek de var ve bu da çaba ister,yani sevmenin içinde çaba var, sevgi emek ve çaba ister.
Sevme isteği sevme değildir. Sevgi yaptıklarıyla belli olur, sevgide hem niyet vardır hem de eylem, sevmek zorunda değiliz ve sevmeyi tercih ederiz.
Yani gerçek sevgiyle aşk farklıdır. Gerçek sevginin kökleri aşkta yatmaz, belki de aşkın olmadığı durumlarda sevgiyle davranılırsa oluşur. Neden?
Aşık olmak iradeye bağlı değildir. Bilinçli bir seçim de değildir. Ne kadar istekli olursak olalım bu deneyimi yaşayamayabiliriz.
Aşık olma olgusuna karşı nasıl davranabileceğimizi seçebiliriz, ama aşık olup olmamayı irademizle seçemeyiz.
Tembel ve disiplinsiz insanlar da aşık olabilir, gerçek sevgi insanın benliğini kalıcı bir biçimde genişleten bir olaydır,aşık olmak ise değil. Aşık olduğumuz zaman bir amacımız varsa o da yalnızlığımıza bir son vermek ve evlilik yoluyla bunu güvence altına almak olabilir. O zaman aşık olmak tam olarak nedir? Bunu tam olarak söyleyemiyoruz ancak cinsel dürtülerle ilişkili olduğu kesin.
Genlerimizin bizi evlenmeye teşvik için oynadığı bir oyun diyebiliriz, belki de olmasaydı şu an mutlu yada mutsuz bir sürü evliliği devam ettiren bir çok insan evlenmeye yanaşmayacaktı.
kaynak


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla