…insan bu! yaşadığı müddetçe türlü işler geliyor başına.
…hiç hesaplamadığı… hiç planlamadığı… hiç düşünmediği… hiç aklına bile getirmediği… hiç duymak bile istemediği… türlü farklı olaylar yaşıyor.
Günlük yaşam içinde, genel anlamda sorunlarıyla baş etmeyi bilen kişilerin daha az zarar gördüklerine ve yaşamın devamına uyum sağlayabildiklerine şahit oluyoruz.
Bireysel farklılıklar veya yetiştirilme şekilleri dediğimiz süreç tam da bu noktada devreye giriyor. Bebekliğinden itibaren depresif duygulara maruz kalmamış, yaşamla barışık, herhangi bir sıkıntı ve zorluk anında kısa bir süre sarsıldıktan sonra kendisini toparlayarak yaşamaya devam edebilen insanların sayısında azalma olmaya başladı
Geçmişte daha ciddi hayat olayları travmatik etki yaparken, günümüzde son derece üzerinden atlanılabilir olaylar sorun olmaya başladı. İnsanlar sanki kendileri için düzenlenmiş ve rahat yaşanılacak bir hayatı, yine kendi elleriyle zehir haline çeviriyor.
Ne bileyim… geçmişte bir çocuğun oyuna alınmaması, çocuk üzerinde travma tik etki yapmazdı…!
…oysa günümüzde…? Oyuna alınmayan, arkadaşları tarafından birkaç kelime ile hemen rencide olan çocukların sayısında artışlar oldu…
…herkes daha fazla sorun yaşıyor… gençlerin ergen bunalımları, yetişkinlerin menopoz/andropoz dönemleri şiddetini artırdı…
…patronlar elemanlarına daha çok kızıyor şimdi…
…çalışan, işvereninden daha çok nefret etmeye başladı…
…anneler çocuklarını daha çok azarlamaya,
…eşler birbirini daha çok kırmaya,
…öretmenler, örencilerine daha az tahammül etmeye,
…genç kızlar/erkekler, her aşılabilir sorunda daha çok depresyona girmeye,
…pazardaki satıcılar, müşterilerine daha çok bağırmaya,
…trafikte araç kullanan kişiler, diğer sürücülere daha çok küfür etmeye,
…öğrenciler, daha çok tembel olmaya,
…insanlar, “ben lafımı çekmem, kimseden korkmam!” gibi garip bir mantık geliştirerek, çevresindeki kişilere karşı daha çok kırıcı olmaya başladı…
Bu sayılanların arkası bitmez. Herkes serbest çağrışımla kendi zihninden, kendi hayatına uygun enstantaneler bulabilir .…
Bana sorarsanız tüm bunların nedeni dönüp dolaşıp aile içi ilişkiye dayanıyor yine…! Biliyorum aranızdan bazıları “Üfff yine biz anne/babalar mı …? bazılarınız
yapmayın biraz da başkalarına yüklenin lütfen…” diyor içinden…
…hiç uğraşmayın J yine söz dönüp dolaşıp anne/babaya dayanacak…
ama en çok anneye…
Çünkü bebeğin dünyaya geldikten sonra, “öteki” ile ilk kurduğu ilişki, “anne üzerinden” gerçekleşiyor. Anne ne kadar sağlıklıysa, annenin ruh sağlığı ne kadar yerindeyse, anne ne kadar yaşamla barışıksa, anne ne kadar olayları çözme ve değerlendirme kapasitesine sahipse, anne ne kadar güvenli ve dengeli bir ortamda yetişmişse, dünyaya getirdiği çocuk da bir o kadar hayatla uyum içinde yaşayabiliyor.
…en ufak bir sorun yaşadığında “Dünyanın sonu gelmiş gibi” davranmıyor örneğin…
“Hayat bu… inişi de var çıkışı da… indiğine göre bir gün çıkmak zorunda… bana sadece beklemek ve aklımı kullanarak en az hasarı alarak çıkmak düşer…” diyebiliyor.
Hatta ruh sağlığı üst düzeyde olan birçok insan ne yapıyor biliyor musunuz?
“Ne yapayım canım… her şeyi çözmek zorunda değilim ki… bazı şeyleri de çözemiyorum demek ki… insanım ben… sorun çözmeye programlanmış bir makine değil… bir robot değil… bazen bazı şeylerin de çözülmemesi gerekiyor demek ki… çözülmesin ki, bundan sonraki hayatımda, zihnimin tecrübe birimine kaydedilsin… kaydedilsin ki, bazı sorunların da çözümlenemeyeceğini bilerek, ‘her şeyi çözmem gerekiyor kompleksinden’ de kurtulmuş olayım… sorunlar için bir şeyler yaparım… ama sonuçta sadece kendim kadarım… daha fazlası değilim… bazı şeyleri de çözemiyorum demek ki… o zaman ne yapacağım…? Dünyanın sonu değil ki…! Çözemediğim bu sorunla yaşamanın bir yolunu bulmam lazım…” diyebiliyor.
Tüm bunları söyletebilecek olan kim…? elbette anne…
Ama anne gibi anne… eleştirmeyen… bağırmayan… hakaret etmeyen… sürekli azarlamayan… aşağılamayan… yargılamayan… başkalarının yanında küçük düşürmeyen… yaptığı her davranışa kusur bulmayan… sürekli çocuğunun ne yapması gerektiğini söylemeyen…
…neşeli… sempatik… sevimli… çocuğun en zor anlarında yanında olmayı bilen… yardım ediyorum diye her işine karışmayan… çocuğun yaptığı yanlışları oyunla ve şirin tavırlarla gösterebilen… hata yaptığında, oturup üzülmesindense, hatasını nasıl telafi edebileceğinin yolunu gösteren anne olmak…!
Depresyon neydi…? Kişinin, hayat karşısında kendisini yenik hissetmesi durumuydu…
…insanlar niçin yenik hissederler…??
…çözemediklerinde…!
…niçin çözemezler…??
…çünkü çözüm üretebilecek ortamlarda yetişmemişlerdir…! Her olumsuz olayı, dünyanın sonu gelmiş gibi değerlendirerek büyümüşlerdir… her yanlışlıkla döktükleri bir bardak sudan sonra dayak yiyip azar işitmişlerdir… attıkları her adım anne/baba tarafından söylenmiştir… herhangi bir şeyi yapamadıklarında, ne kadar işe yaramaz bir yaratık olduklarını dinlemişlerdir…
…kimden…??
…bildiniz J … en çok annelerinden… ve sonra da babalarından… (Bazı ailelerde de baba çok kumanda ediyor. Her şeye karışıyor. Hatta geleneksel(!) annelere taş çıkartırcasına…)
Bir insanin dünyayla barışık, kendisiyle barışık ve olayların üstesinden gelebilecek düzeyde yetişmesi cidden aile içi yetiştirilme tarzıyla yakından ilgili…
Diyelim ki artık yaşınız ilerlerdi ve şu an ne yapabileceğinizi bilmiyorsunuz… o halde lütfen elinizden geldiğince sorunlarınızla yüzleşin… en korktuğunuz, en çekindiriniz, en adını bile ağzınıza almak istemediğiniz sorunlarınızla yüzleşin… kaçarak, saklanarak sorunlar çözümlenemez ki…!
…zamanın en iyi ilaç olduğunu hatırlamaya çalışın o en zor anlarda… her şeyin mutlaka bir çözümü vardır sevgili okurlar… ama bazen öyle zorluklar yaşarsınız ki içinden çıkamazsınız. Ya da muhatap olduğunuz insanlar, sağlıklı çözümler üretmeniz için yeterli donanıma sahip değildir…
örneğin bence sorunlar konuşularak çözümlenebilir. Ama karşınızda konuşup da çözümleyebilecek düzeyde dengeli insanlar yoksa…? Konuşmanın gücüne olan inancınızı yitirecek değilsiniz elbette…! Karşınızdaki kişinin potansiyelinin, sizinkiyle aynı olmadığını ve bu kez de böyle anlayışsız insanlarla imtihan edildiğinizi düşünün. Ve yeni pozisyonunuzu bu insanlarda uzak tutacak biçimde organize edin. Belirli bir sosyal mesafe ile hareket edin.
…bir de herkesi ve her şeyi düzeltmek zorunda değilsiniz… üstelik gücünüz de yetmez zaten… siz sadece kendinizden ve kendi davranışlarınızdan sorumlusunuz…
…ve hiçbir şey dünyanın sonu değildir… mutlaka bir şekilde kendinize yardım edebilirsiniz… zaman geçince, olayın kişi üzerindeki yıkıcı etkisi de azalır… size düşen o en zor anların geçmesini beklemek…
…haa bazı insanlar için de zaman tersinden işler… başkalarının kumandasıyla hareket eden, kendi kişilik ve kimliğiyle hareket etmeyen insanlar, zamanla gerçeklerle yüzleşir… zaman onlar için can yakmaya başlar… zaman geçer, bu insanların aklı başına gelir…
…Ve sonuçta zaman işlevini yerine getirmiş olur… yani masumlar için rahatlatıcı olan zaman, dengesizler ve zalimler için kabusa döner…
kaynakiyadin


LinkBack URL
About LinkBacks
iyadin
Alıntı Yaparak Cevapla




CUK,YAŞADIĞINI ÖĞRENİR...
.... 