Son dönemlerde şirket yapılanmalarında hızlı bir değişim yaşanıyor. Yeniden yapılandırmalar ve birleşmeler ek iş yükü yaratıyor. Şirket birleşmeleri ve evlilikleri farklı iş kültürlerinin harmanlanmasına neden oluyor . Bu da beraberinde birçok problemin oluşmasını sağlıyor.
Bu süreçlerde en büyük görev insan kaynakları departmanlarına düşmektedir. İnsan kaynakları bu süreç sonunda büyük değişimler yaşıyor; zorunlu emeklilik gündeme geliyor, esnek yapılar oluşmaya başlıyor, evde çalışma gündeme yerleşiyor. Yeterli eğitim ve bilgi sistemleri olmaksızın çalışanlara fazla yetki veriliyor. Paranın önemli unsur olduğu bir dönemde birçok üniversite mezunu eğitimlerini bir kenara itip teklif edilen işi kabul etme eğiliminde bulunuyor. Bu yaşananlar insan kaynakları akımlarını, liderlik anlayışını ve insan yönetimini hızla değişimlere zorluyor.
Şirketler ayakta kalabilmek için teknolojiye sürekli yatırım yapmak, finansal istikrarı sağlamak, ürün çeşitliliğini artırmak , hizmet anlayışını farklılaştırmak, pazar payı ve şirketin büyümesi konusunda büyük çaba harcamak durumundadırlar. Ancak bu süreçte insan faktörü geçmişte olduğundan çok daha büyük önem arz etmektedir. Mükemmelliğe ulaşabilmek için yapılan iş insanları heyecanlandırmalı ve motive etmelidir.
Son zamanlarda şirketler çalışan memnuniyeti konusunda daha fazla çaba harcamaktadır. Ancak motivasyonun önemi henüz yeterince anlaşılmamıştır.
Toplam kalite anlayışını benimseyen şirketler çalışan memnuniyetini ölçme ve bunu geliştirme çabası içindedir. Çalışan memnuniyeti çalışmaları çalışanlardan şirket ile ilgili bir test doldurmaları istenerek ölçülmektedir. Bu yaklaşımdaki güçlüklerden biri aynı maaş karşılığında aynı işi yapan iki kişinin memnuniyet düzeylerinin çok ender olarak aynı olmasıdır. Bunun sebebi ise ankette bir faktorün eksik olmasıdır -Motivasyon- Motivasyon insanları harekete geçirir ve büyük ölçüde memnuniyet düzeyini belirler. Bununla birlikte son zamanlara kadar şirketler motivasyonu anlamaya veya ölçmeye çalışmadılar. Bunun yerine sebeplerini bilmeselerde en önemli memnuniyetsizlik konularını geliştirmeyi amaçladılar.
Çalışan memnuniyetini belirlemede varılan en son noktayı belirlemek için MV Mu P Enstitüsü , Avrupa Kalite Yönetimi Kurumu üyelerinden 40 kişi ile çalışan memnuniyeti testini analiz etti. Sonuçlar iki rapor halinde yayınlandı. Kısaca, bu sonuçlar aşağıdaki problemlere dikkat çekmektedir;
Memnuniyeti ölçen testlerdeki faktörler, gerçekte çalışan memnuniyetine katkıda bulunan faktörlerin yaklaşık olarak sadece %40-50 ‘sini kapsıyor.
Sorunların ifade tarzı ön yargıya neden olabilir. Örneğin, “bana tanınan eğitim imkanlarından memnunum” ve 5 seçenekli bir ölçeğe göre çalışanın buna katılıp katılmama derecesine belirtmesi isteniyor. “yeterli” “yetersiz” arasında 5 seçenekli bir ölçekle çalışanlara aldıkları eğitimin yeterli olup olmadığı sorularak daha tarafsız kalınabilir.
Sorular çoğunlukla çok genel olur. Örneğin, teste katılanlara, onlardan diğer insanların nasıl hissettikleri ile ilgili tahmin yürütmelerini isteyen, “çalışanlar yönetimden memnundur” gibi ifadelere katılıp katılmadıkları sorulmaktadır. “Ben yönetimden memnunum” demek hem çok daha kolay, hem daha büyük önem arzederdi.
Seçenekler de önyargıya yol açabilir. Aynı seçenekleri kullanmak kişileri şartlandırabilir ve ortada bulunan seçenekte bir yığılma olabilir. Farklı seçenekler kullanmak bu eğilimi azaltacaktır.
Pratikte sorular motivasyonu kapsamamaktadır.
Memnuniyeti ölçen testler genelikle aşağıdaki konuları kapsar.
o Şirket kalitesi,
o Müşteri oryantasyonu,
o İletişim ve bilgi,
o İnsan dinamiği
o Genel anlamda çalışan memnuniyeti,
o Eğitim,
o Kariyer ve yükselme
o İşyükü
o işin içeriği
o Ücret ve diğer avantajlar,
o Çalışma ortamı.
Aşağıda belitilen konular ise memnuniyeti ölçen testlerde seyrek olarak görülür;
o Üretim süreci,
o Hizmetler
o Tedarikçiler
o Rakipler;
o Kişi ve kişilikle ilgili faktörler
o Çalışana değer verme, güven ve yönetime karşı saygı,
o İş prosedürleri.
Bu bulgulara dayanarak enstitü , şirketlerin insanları nelerin motive ettiği – motivasyon sürecinin nasıl işlediği, işlerin nerede yanlış gittiği ve sorunların üstesinden nasıl gelineceği- üzerinde yoğunlaşmaları gerektiğine inanıyor.
kaynak


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla