Mevsim yüz tuttu. Kış gelmekte. Uzak diyarlardan yaban kazları toplayıp kırık kanatlarını, güneyin sakinliğine uçuyorlar. Yolculuğun uzunluğuna dayanamayıp, düşüyorlar bazen, konuyorlar önümüze. Biliyorsun dokunmamız yasak. Bu duvarlara yumruk atmaya benzemez, anlıyorsun...
Kan dışımıza, gözyaşı içimize akar demiştin. Korkmuştum sözlerinden, yere göğe koymak istememiştim. Sen inatla söylemiştin, durmadan, ağlamalarıma aldırmadan. Şimdi sana bir cevabım var işte...
Gözyaşı değil kandır içimize akan. Damla damla düşer ruhumuza.
Şıp..
Şıp...
Şıp....
Oyuklarını görmüyor musun? Dışarı akması nedendir zannediyorsun? Delip içimizi, içimizden içre yol bulup gitmesi...
Yahu bu şiirleri kim için yazmış bu şairler...
alıştım.../yalan.../uzat.../
düş...
düş.../tüm
düş.../ kün....
düş.../sen
düş.../mem...
düş.../tü.../vurul.../du.../
düş...tü/ gurul....tu
düşler vurulunca düşer...
mi?
Kısa bir oyundu bu, kelebekleri öldürmeseydin anlayacaktın. Bir de susmasaydın... İçime sapladığın kazıkların kıymıkları saçma sapan dağılmış etrafa. Cinayet kokuyor nefesin. İçimde yağıp duran gözyaşlarının sebebisin. Katlini görmeye mi geldin?
Çiğdem Ağbulak


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla


daha doğrusu okuyupta çok güzelmiş demene 