SESLENİŞ

Acun çocukları / çocuklarımız, çok canlara mal olmuş, taşının, toprağının her zerresi karşılığında ağırlığınca kan dökülmüş, bu topraklar üzerine kurulmuş, üniter, laik Türkiye Cumhuriyeti’ne HOŞ GELDİNİZ.
Böylesi genç bir Cumhuriyetin, Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın sonunda ilan ettiği Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın yıldönümünü din, dil, ırk ayrımı gözetmeden yeryüzünün tüm çocuklarıyla kutlamak istemesi; yeryüzünde yaşayan her topluma sonsuza dek uzanacak barış elini uzatmasındandır, “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” isteğindendir, sizin barış güvercinleri olmanızdandır.
Çürümüş bir İmparatorluğun yıkıntılarından bambaşka bir yönetim biçimi oluşturmuş, birbirinin ardı sıra yaptığı olağanüstü devrimlerle sömürgelerin yol göstericisi olmuş Baş Öğretmen Mustafa Kemal ATATÜRK’ ü, O’nun eseri Türkiye Cumhuriyeti’ni anlayacak, Yeryüzünü bağımsızlıkların, adaletin cenneti yapacak sizlersiniz.
Kendi kirli amaçları için yurdunu satan yöneticilere, Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın en kanlı günlerinde bile koltuk hesabı yapan yoldaşlarına rağmen koca bir Cumhuriyetin kuruluşunu sırtlayan yiğitler yiğidi Mustafa Kemal ATATÜRK kalpağını giydiğinde, silahını kuşandığında bilinmeliydi ki; bu YARADAN’ ın buyruğuydu, Türklerin Ata’sı bağımsızlık için geliyordu, sömürgeler için ışık olmaya geliyordu, işgalciler O’nun yıllarca önce çizdiği sınırların dışında kalacaklardı ve öyle de oldu. Tarihin her evresinde barışı, adaleti ilke yapmış, anlayışla, sevecenlikle yaşayan, paylaşmayı bilen bu toprakların yavruları, Yüce Önderini yalnız bırakamazdı, bırakmadı da, tarihe eşine az rastlanır bir Destan yazdılar. “Vatanın her karış toprağı, vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz” diyen büyük bir insan ve bu buyruğa kendi andı gibi uyan hangi ulus vardır ki, kanlarıyla böylesi destan yazabilsinler.
Konuklarımız, çocuklarımız; evlerinize döndüğünüzde babalarınıza gerçek tarihi sorun:
Neden bu topraklardan ellerini çekemiyorlar,
Neden inatla SEVR’ i uygulamaya çalışıyorlar,
Neden TÜRK korkusunu içlerinden atamıyorlar,
Neden yaşamlarını Türk düşmanlığına adıyorlar,
Neden Türklere yapılan kıyımları görmezden gelip, uydurma kıyımlar iddia ediyorlar,
Neden uygarlığı, yeryüzüne Türklerin yaydığını yadsıyorlar,
Neden yiğitçe dövüşmek yerine, iktidarları satın alıyorlar ?
Sakın tüm bu soruların yanıtları aşağıdakiler olmasın!
Çünkü Türkler toprakları için bir cephede 250 bin şehit verebilirler.
Çünkü Türkler fethettiği ülkelerin canına, namusuna, dinine, malına, kültürüne bekçilik yaparlar ve Ergenekon Kartalları’nın adil yönetimini görenler, iktidarlarından hesap sorarlar.
Çünkü Türklerin gözünde tüm insanlar eşittir, değerlidir, tüm insanlığın onurları kendi onurlarıdır.
Çünkü bu topraklar kutsaldır ama bilemedikleri, bu toprakları kutsal yapanlar üzerinde yaşayanlardır.
Çünkü gerçek insani değerlere kendileri sahip değiller, korkuyorlar, barbarlık, adaletsizlik, sömürü genlerinde var.
Acun çocukları / çocuklarımız, bu sorular, bu yanıtlar sizinle birlikte yerini bulsun, Acuna sizinle birlikte Barış, Özgürlük, Hoşgörü, Sevecenlik, Anlayış gelsin. Tarihi doğru, tarafsız okumayı öğrenin ve yazmayı öğretin.
Bir gün Tan yerinin ağaracağını, eninde sonunda göklerde akbabaların yerine Kartalların uçacağını, yeryüzüne çakalların yerine Kurtların hakim olacağını anlatın.
Türkler en yüce sevgiyi de bilir, bağımsızlığı uğruna can verip, can almayı da, iş ki kalpağı bir kere giymesinler, “hattı müdafaa değil sathı müdafaa yaparlar ve bu kez o satıh tüm Acun olur”
Yeryüzünde yaşayan tüm çocuklar bizim çocuklarımızdır, hatta bizi işgale gelip ölen, bağrımızda yatan çocuklar bile.
Tüm çocuklarımızın nefretle değil, yaşamın kaynağı sevgiyle kalmalarını diliyoruz.

Mehmet Refik “YÜCEL”
SIRYAD Fahri Başkanı
DİİD Fahri Başkanı
DDDSK Fahri Başkanı