Kanal D'de bu akşam saat 20.00'de, Reşat Nuri Güntekin'in ölümsüz eserinden uyarlanan "Yaprak Dökümü" adlı yepyeni bir dizi başlıyor. Dizi, İstanbul'a taşınan değerlerine bağlı bir ailenin sosyal ve ekonomik şartlara direniş öyküsünü ekrana taşıyor. Yaprak Dökümü 8'de

Reşat Nuri Güntekin’in aynı adlı unutulmaz eserinden uyarlanan Yaprak Dökümü dizisi, bu gece Kanal D’de başlıyor. Başrol oyuncuları Halil Ergün ve Güven Hokna ile diziyi konuştuk. Ergün; "Bu dizi tiryakilik yaratacak. Unutmaya başladığımız değerleri tekrar hatırlatacak" diyor.

ayın Güven Hokna, biraz dizideki rolünüzden bahseder misiniz?

- Reşat Nuri Güntekin gibi önemli bir yazarımızın klasikleşmiş eserini uyarlıyoruz. Dizinin en önemli özeliği Yaprak Dökümü’nü günümüz normlarında uyarlanmış olması. Bu dizide Türk halkı kendinden çok fazla şey bulacak. Dizide, Ali Rıza Bey’in eşi Hayriye Hanım’ı canlandırıyorum. Dizinin önemli karakterlerinden birisi. Hayriye Hanım, önce anne sonra da iyi bir eş. Yani Güven Hokna’nın oynayabileceği bir karakter.
n Sette gördüğüm kadarıyla, genç oyuncuları bayağı destekliyorsunuz.

- Gençlik, bizden geçmiş olanı yaşamak istediğimiz yer. Benim gençlere ancak tavsiyem olabilir. Tecrübesizlik onları korkutmasın ama lütfen doğru gözlem yapsınlar. Doğru oyunculardan öğrenmeleri gereken çok şey var. Her şey zamanla olacaktır. Ben 45 yılın sonunda hálá eksiklerim var diyorum. Öğrendikleri şeyleri yeri geldikçe gıdım gıdım kullanmalılar. Asla her şeyi biliyorum demesinler. Hiç acele etmesinler. Genç oyuncularımızı çok seviyorum ve onları elimden geldiğince destekliyorum. Doğru oyunculuk taklitle başlar. Magazin sayfalarındaki isimleri taklit etmesinler doğru oyuncuları taklit etsinler

n Bunca emek ve yıldan sonra hak ettiğiniz yerde olduğunuzu düşünüyor musunuz?

- Şanslıyım, sevgili Yavuz Turgul’un keşfiyim. Ferhunde Hanımlar’ı çekerken ’Eşkıya’ filmi için beni düşünmüş. Eşkıya bana İkinci Bahar’ı getirdi. İkinci Bahar da Zerda ve Kurtlar Vadisi’ni getirdi. Bana verilen şansı hiçbir zaman oyunculuğumla kötüye kullanmadım. Bizler doğru oyuncularız. Bizler sahnede ve ekranda çirkinleşmekten korkmayan insanlarız. Beni hiçbir şey korkutamaz ve yıkamaz. Çünkü yüzümdeki çizgiler ve hatlar benim materyallerim. Ben onları doğru kullanmayı bilen insanım.

İÇİMDE DIŞARI TAŞMAMIŞ BİR YANARDAĞ VAR

n Estetiğe sıcak bakıyor musunuz?

- Estetik konusunda herkese saygılıyım. Eğer seyirci görüntü olarak ekranda beni görmek istemeyecek duruma gelirsem o zaman estetik yaptırırım. Çünkü ben yaşımı gösteren ama o yaşın ışığı olmayan bir kadınım. Tecrübeyi başka şeylerde aramamak lazım. İçim dışarıya taşmamış yanardağ gibi. Bitmeyen bir enerjim var. Bu biraz Allah vergisi, biraz kişilik, biraz da başarının verdiği güvenden olabilir.

n Oyunculuk anlamında özlemleriniz neler?

- Keşke şunu da oynasaydım, şöyle bir yerde olsaydım demedim. Çünkü tiyatroda da çok değişik rollerde oynadım. Ben oyuncuyum ve verilen rolü tarzına göre en iyi şekilde yorumlamayı istiyorum. Ama her zaman farklı, sıra dışı rollere açığım.

n Son olarak neler söylemek istersiniz?

- Devlet Tiyatroları’ndan yıllar önce emekli oldum ama oyunculuğu ölene kadar sürdüreceğim. Oyuncu doğdum, bu meslekte ilerledim ve bu meslekte de ölmek istiyorum. Elim tuttuğu, gözlerim gördüğü ve beynim ezbere devam ettiği sürece oyuncu kalmak istiyorum.

Şimdi Yaprak Dökümü zamanı

Sayın Halil Ergün, öncelikle Yaprak Dökümü ve karakteriniz Ali Rıza Bey’den bahseder misiniz?

- Ali Rıza Bey, İstanbul’da Beylerbeyi’nde bir köşkte yetişmiş bir Cumhuriyet adamı. Devlet memurluğu hayatını Anadolu’da geçiriyor ve en son kaymakamlıktan emekli oluyor. Aynı zamanda beş çocuk sahibi bir baba. Çocuklarının istikbali için tekrar İstanbul’a dönüyor. Çünkü para, mal ve şöhretin başrolünü oynadığı tüketim toplumuna karşı erdemli bir direniş gösteriyor. Ancak bu davranışı bazılarının gözünde enayi damgasını yemesin neden oluyor. Çocuklarını da kendi çizgisinde tutmak istiyor ama hayatın hükmü galip geliyor. Ağır acılar yaşıyor ve terk ediliyor. Sistem, şartlar ve hayat çocuklarına ayrı ayrı senaryolar örüyor.

n Sizce insanların hayatlarına müdahale etmek ne kadar doğru?

- Benim için insanlara müdahale diye bir şey söz konusu olamaz. Tabii ki hayatın temel ilkeleri vardır. Her çağda değişmeyen insani hasretler vardır ve bunların savunucusu olursunuz. İnsanları bu noktada göreve çağırırsınız. Hayat öylesine şeyler sunuyor ki, gençlein onlara kapılmamaları çok güç. Şu anda bu gerçeği yaşıyoruz. Türk toplumu gerçek yaprak dökümünü şimdi yaşıyor. Basından takip ediyoruz yaprak dökümlerini. Ayrıca basına yansımayan dehşet olaylar da duyuyoruz. Unutmaya başladığımız değerlerimizi bu diziyle tekrar hatırlayacağız.

n Yaprak Dökümü Türk Edebiyatı’nın önemli bir klasiği. Dizi furyası içinde farklı bir çizgiye sahip olacağını düşünüyormunusuz?

- Toplumsal gerçekliğin rüzgarı giriyor kapılarımızdan ve pencerelerimizden. Kimileri fark etmiyor kimileri ise fark edip kapıyor kapılarını. Bu diziyi izleyen herkes kendi hayatındaki işgalleri görecek. Ailevi ilişkilerimizde bizi nelerin yıprattığını ve yaraladığını görecekler. Bu dizinin tiryakilik yaratacağını düşünüyorum. Unuttuğumuz değerleri tekrar hatırlatacak.

n Genç oyuncular hakkında neler düşünüyorsunuz?

- Çok oyuncu var, okuldan gelenler, başka alanlardan oyunculuğa geçenler var. Geçtiğimiz dönemlerle kıyaslanmayacak kadar oyuncu potansiyeli var. Ancak çoğu umut vaat ediyor. İnşallah perişan olmazlar. Çünkü Yeşilçam’da zamanında böyle şeyler olmuş, Anadolu’dan oyuncu olmak için gelen kızların başlarına gelmeyen kalmadı. Şimdiki çocuklar daha dikkatli. Ama şunu iyi bilsinler herkes oyuncu olmaz. Bakıyorum hepsi aynı bakıyor. Çok az kişi gelecek vaat ediyor. Oyunculuğun derinliği olduğunu bilmeleri gerekiyor. Ben bile kendi oyunculuğum için bazı yerlerde çok fırın ekmek yemem gerektiğini söylüyorum.


kaynak : hürriyet