Babacan: Enflasyonun yıl sonunda tek haneli çıkma ihtimali var/ "Son dalgalanma cari açığı olumlu etkiledi"


ANKARA - Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, enflasyon konusunda dalgalanmalar sonucunda, bir ara yıl sonu enflasyonunda çift haneli ihtimalin belirdiğini kaydederek, "yeni dengelere göre baktığımızda, çok yüksek bir ihtimalle bu senenin enflasyonu tek haneli çıkacaktır" dedi. Enflasyonun tek haneli çıkması ihtimalinin güçlendiğini belirten Babacan, piyasa beklentilerinin de bu yönde olduğunu, en son Merkez Bankası'nın beklenti anketinde tek haneye döndüğünü söyledi. Bakan Babacan ayrıca, son dalgalanma ile kurda gelinen seviyenin, enflasyon bakımından bir miktar maliyeti olduğunu, ancak cari açığı olumlu etkilediğini söyledi.
Türkiye'nin, ekonomide tüm gerekli tedbirleri aldığına da dikkat çeken Babacan, dalgalanmalara karşı artık korkulacak bir durumun bulunmadığını ifade etti.



NTV'de katıldığı programda soruları yanıtlayan Bakan Babacan, Türkiye ekonomisinin, son 3-4 yıldır gerçekleştirilen reformlar, serbest dalgalı kur politikası, Merkez Bankası tarafından bağımsız olarak uygulanan enflasyon odaklı para politikaları sonucunda bambaşka bir döneme girdiğini kaydetti. Son 3-4 yıllık dönemde çok kuvvetli dalgalanmaların yaşandığını hatırlatan Babacan, ağırlıklı olarak uluslararası piyasalardan kaynaklanan, ancak Türkiye'ye özel sebeplerin de olduğu dalgalanmaların yaşandığını söyledi.


Babacan şöyle devam etti: "Uluslararası piyasalarda dalgalanmalar her zaman yaşanabilir. Önceden bir dalga geliyor diye takvimini, sayısını açıklamanın çok doğru olduğuna inanmıyorum. Herkes buna inanırsa bugün piyasalardaki göstergeleri şimdi olduğu gibi görmezsiniz, farklı noktalara doğru dengeler yeniden hareket etmeye başlar.

Göstergelerde bir değişiklik yoksa, bu durum, bunun konuşulduğunu ancak kimsenin buna inanmadığını gösterir. Risk her zaman olabilir, 3.4.5. dalgalanma olabilir, çünkü dünya ekonomileri zor bir dönemden geçiyor, ancak Türkiye ekonomisi, iç ve dış dalgalara karşı artık daha korunaklıdır."


"Dalga gelecek diye kesin konuşan bir kere çok büyük bir hata yapar"



Petrol fiyatlarının arttığını, gelişmiş ülkelerdeki enflasyon risklerinin yükseldiğini, gelişmiş ülkelerin Merkez Bankalarının faizlerini yükselttiği bir dönemden geçtiklerine dikkat çeken Babacan, "Dalga gelecek diye kesin konuşan bir kere çok büyük bir hata yapar. Uluslararası kuruluşların bu türden açıklamalarını şöyle okumak gerekiyor; gelişmiş ya da gelişmekte olan bir ülke, ileride olabilecek dalgalanmalara karşı şimdiden tedbirini almalı ki, olur da böyle bir dalga gelirse kimse şaşırmasın,

kimsenin canı yanmasın ve daha az hasarla atlatabilsin. Bunları hep uyarı niteliğinde okumak lazım" diye konuştu.


Dünyada global ekonomide bazı dengesizliklerin bulunduğunu, bunun, Çin'in dış ticaret fazlasından, ABD ekonomisinin bütçe açığı ve cari açığı gibi unsurlardan oluştuğunu belirten Babacan, bu global sorunların nasıl çözüleceğinin önemli bir soru işareti oluşturduğunu kaydetti. Türkiye'de risklere karşı korunmak için birçok düzenlemenin gerçekleştirildiğinin altını çizen Bakan Babacan, bankacılık sistemiyle ilgili, kamunun borç stoğuyla ilgili ve bütçe yapısıyla ilgili birçok önlem alındığını anımsattı.




"Ekonomimiz artık çok korunaklı bir yapıya sahip"



Daha önceki dalgalanmaların Türkiye için çok iyi bir test süreci olduğuna dikkati çeken Bakan Babacan, "ekonomimiz artık çok korunaklı bir yapıya sahip" dedi.

Özellikle serbest kur rejiminin şokları emen otomatik bir dengeleme vazifesi gördüğünü belirten Babacan, "bazen duyuyoruz, sabit kura geçsek de önümüzü görsek şeklinde konuşmaları duyuyoruz, bu kesinlikle olmayacak artık" şeklinde konuştu.


Yedi yıllık bir plan açıkladıklarını hatırlatan Babacan, sadece 2006 değil, 2007'den sonra da yedi yıllık bir süreç içinde serbest kur rejiminin uygulanacağını dünyaya ilan ettiklerini söyledi. Merkez Bankası'nın operasyonel bir bağımsızlık içinde uyguladığı para politikalarının da çok önemli bir rol oynadığını belirten Babacan, Merkez Bankası'nın, 3-4 yıl içindeki tüm dalgalanmalarda zamanında ve doğru kararlar alarak üzerine düşen görevi çok büyük bir başarıyla yaptığını, herhangi bir olası dalgalanmada da Merkez Bankası'nın üzerine düşen görevi aktif bir şekilde yapacağını ifade etti.


Kurumlar arasında koordine


Borç yönetimi kapsamında, dalgalanmaları da dikkate alarak, Merkez Bankası'nın para politikalarıyla koordinasyonun tam olduğunu ve bunun Merkez Bankası ile Hazine arasındaki uyum ve diyaloğu gösterdiğine işaret eden Babacan, Türkiye'deki bütün kurumların, bu gibi dalgalanma durumlarında birbiriyle koordine halinde gitmelerinin önemine vurgu yaptı.

Türkiye'nin, ekonomide tüm gerekli tedbirleri aldığını bildiren Babacan, dalgalanmalara karşı artık korkulacak bir durumun bulunmadığını ifade etti.


IMF

IMF'nin son açıkladığı raporların, daha önceki verilere göre yapılmış tahminleri içerdiğini ifade eden Babacan, bu türden raporlarda Türkiye ekonomisine ilişkin en son verilerin yer almayabileceğini söyledi. Babacan, son açıklanan raporda, ne Ağustos enflasyonu ne de en son büyüme rakamlarının dikkate alındığına dikkat çekti.



Enflasyon


Babacan enflasyon konusunda ise dalgalanmalar sonucunda, bir ara yıl sonu enflasyonunda çift haneli ihtimalin belirdiğini kaydederek, "yeni dengelere göre baktığımızda, çok yüksek bir ihtimalle bu senenin enflasyonu tek haneli çıkacaktır. Bizim tüm modellerimiz, analizlerimiz bunu gösteriyor" dedi.

Enflasyonun tek haneli çıkması ihtimalinin güçlendiğini belirten Babacan, piyasa beklentilerinin de bu yönde olduğunu, en son Merkez Bankası'nın beklenti anketinde tek haneye döndüğünü söyledi.

Büyüme rakamlarına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Bakan Babacan, daha önce yüzde 5'lik bir hedeflerinin bulunduğunu, bir ara bunun yüzde 6'ya yükselebileceği öngörüsünde bulunduklarını belirterek, "ancak dalgalanmaların ardından yüzde 5'e inebilir dedik. Son büyüme rakamlarının ardından, yüzde 5'in bir miktar üzerinde belki 5-6 arasında diyebileceğimiz bir büyüme beklentimiz bu sene için var" dedi.



Yılın ikinci yarısındaki büyüme hızının, birinci yarısındaki yüzde 7,5'luk büyüme hızına göre daha düşük olacağını vurgulayan Babacan, tüm dünyada faizlerin daha yüksek olduğu bir dönem yaşadıklarını, böyle bir dönemde tüketim ve yatırım harcamaları üzerinde bir miktar baskının olmasının doğal olduğunu ifade etti.

Türkiye ekonomisinde kesinlikle bir zaafiyet ya da zayıflama bulunmadığını ifade eden Babacan, büyümenin kaynağının özel sektör yatırımları olduğunu dile getirdi.

Özel sektör yatırımlarının çoğalmasının üretimin çoğalmasını sağladığını, bunun arzı bollaştırarak, fiyatlar üzerinde indirici bir baskı yarattığını belirten Babacan, "Türkiye'de hem enflasyon düşüyorsa, hem de hızlı büyüme varsa, bunun temel sebeplerinden bir tanesi sürekli üretimin artması ve ürün bolluğudur" dedi.

Büyümeye uzun vadeli yaklaştıklarını ifade eden Babacan, bu nedenle sürdürülebilir istikrarlı bir büyümeyi hedeflediklerini kaydetti.


Temel öncelik enflasyon


Babacan, temel önceliklerinin enflasyon olduğunu belirterek, enflasyondaki yüksekliğin, önceki dönemlerde faizlerin yüksek seyretmesine ve büyümenin düşmesine neden olduğunu bildirdi. Babacan, "bizim Hükümetimizden önceki 10 yıllık büyüme hızı ortalama yüzde 2,5'tur" dedi.


Eurobond takası

Devlet Bakanı Babacan, Hazine'nin eurobond takasıyla ilgili olarak ise yurtiçinde ve dışında ihraç edilmiş tahvillerin ihale usulüyle geri alınabilmesine imkan veren bir düzenleme gerçekleştirdiklerini ifade ederek, bunun Hazine'nin daha aktif bir borç yönetimi gerçekleştirmesine imkan verdiğinin altını çizdi.

Bu son eurobond takasının da aktif borç yönetimi içerisinde olağan gelişmeler olduğunu belirten Babacan, bu yöntemi bundan sonra da ara ara uygulayabileceklerini ifade etti.



"Son dalgalanma cari açığı olumlu etkiledi"


Babacan, Türkiye'deki yüksek cari açığın, yaşanan değişim sürecinden kaynaklandığını söyledi. Babacan, cari açığın geçen seneki düzeyiyle mukayese edilebilir olduğunu, son dalgalanmalarda enflasyonun hedeflerin bir miktar üzerine çıktığını, ancak gelecek yıl için öngörülen hedeflerde bir değişiklik bulunmadığının da altını çizdi.

Son dalgalanma ile kurda gelinen seviyenin, enflasyon bakımından bir miktar maliyeti olduğunu, ancak cari açığı olumlu etkilediğini kaydeden Babacan, geçen yıl 23 milyar dolarlık cari açığın 20 milyar dolarının makina-teçhizat ithalatı olduğunu, bu sene bu payın daha da arttığını anlattı.


Babacan, Türkiye'nin daha fazla katma değer üretir hale gelmesi gerektiğini belirterek, "Bütün insanlarımızı eğiterek, daha fazla katma değer üretir hala getirmek gerek. Yoksa (kur şöyle olursa cari açık kapanır) demek olmaz. Böyle bir şey olmaz da, olmayacak da. Cari açığın çözümü, Türkiye'nin rekabet gücünün artırılmasında. Bu da zaten bizim hükümet programımızda var" diye konuştu.



MB hiç olmadığı kadar bağımsız



"Merkez Bankasının bağımsızlığının sık sık yinelenmesinin nedeni ve İstanbul'a taşınıp taşınmayacağının" sorulması üzerine Bakan Babacan, Merkez Bankasının tarihinin hiç bir döneminde olmadığı kadar, kendi hükümetleri döneminde bağımsız olduğunu söyledi.

Babacan, "bizden bir önceki hükümette ilgili bakanın açıklamaları vardır; (Ben merkez bankası başkanını aradım defalarca söyledim yapmadı) şeklinde" dedi.

Bağımsızlığın izole edilmek olmadığını, operasyonel bir bağımsızlık olduğunun altını çizen Bakan Babacan, ancak kur politikaları ve enflasyon hedeflemesi gibi konularda hükümetle birlikte karar vermesi gerektiğine işaret etti.


Merkez Bankası yöneticileriyle sürekli bir iletişimin şart olduğunu kaydeden Babacan, Merkez Bankası'nın sürekli yürütülen politikalar konusunda sık sık bilgilendirilmesi ve resmin tamamını görmesi gerektiğini vurguladı.


MB'nin İstanbul'a taşınması



Merkez Bankasının İstanbul'a taşınması tartışmalarıyla ilgili olarak da Babacan, bunun TBMM'nin iradesinde olduğunu söyledi.

İstanbul'un uluslararası finans merkezi olması gibi büyük bir vizyonun, sadece bir kuruluşun İstanbul'a taşınması tartışmasına indirgenmesine üzüldüğünü ifade eden Babacan, bazı konuların, kurumun persfektifinden öte siyasi emellerle kullanılabildiğini bildirdi.


DB-IMF toplantısı 2009'da İstanbul'da

Dünya Bankası-IMF yıllık toplantılarının 2009'da İstanbul'da olacağını hatırlatan Babacan, bunun resmi kararının da bu yılki Singapur toplantılarında çıkacağını bildirdi.

Bu toplantının 100 yılda 33 ülkede yapılabilen bir toplantı olduğunu anlatan Babacan, bakanlar, merkez bankası başkanları ve finans temsilcileri dahil 15 bin kişinin katıldığı bu toplantıların önemine işaret etti. Babacan, vali yardımcısı, belediye ve emniyetten yetkililerini de beraberinde Singapur'a götürerek, alınan önlemler ve düzenlemeleri görmelerini sağlayacağını bildirdi.


Babacan, "Merkez Bankası 2009'a kadar İstanbul'a mı taşınacak" sorusuna karşılık şunları söyledi:

"Bunların takvimi konuşulur. Belli bir süre içinde konuşulur, birimlere bakılır, hangisi burda kalabilir, hangisi İstanbul'da daha iyi çalışır. TMSF'ye sorsanız (burada mı daha iyi çalışırsınız, İstanbul'da mı) Finans operasyonunun tek bir şehirde toplanmasının artıları çok çok büyüktür. Eğer bütçemiz müsait olursa, aracılık maliyetlerini sıfırlayacağız.

Halkbank, Ziraat Bankası için zaten binalar belirlendi hazırlıklar sürüyor, Merkez Bankasının lojistik açıdan değerlendirmesi gerekir. Hangi birimler Ankara'da, hangi birimler İstanbul'da. İstanbul uluslararası finans merkezi olduktan sonra, Başkent çok daha güçlü bir başkent olacak, Türkiye'nin siyasi ağırlığı da artacaktır. Konu olgunluktan uzak, çok duygusal bir şekilde tartışıldı."



"Kıbrıs sorunu Türkiye'nin AB üyeliği önünde engel olmamalı"



Bu arada AB ile müktesebatın incelenmesinde "en ufak bir aksama" olmadığını açıklayan Bakan Babacan, 100 bin sayfayı aşan müktesebatın tümünün 12 Ekim itibariyle taranmış olacağını dile getirdi.

Sınır sorunlarını çözememiş bir ülkenin AB'ye üye yapılmasıyla ciddi bir hata yapıldığını ve çözümün biraz daha zorlaşan bir konu haline geldiğini anlatan Babacan, "biz bu yıl sonuna kadar Annan Planında olduğu gibi, kapsamlı ve nihai bir çözümün olmasını beklemiyoruz. Çünkü Rumlar'da çözüm yaklaşımı kesinlikle yok. 'Aman böyle devam etsin ki bundan sürekli nemalanalım' istiyorlar."

Limanlar ve havaalanlarının Rumlara açılmaması konusunun bir problem olarak ortaya konduğunu hatırlatan Babacan, şunları kaydetti:

"Biz diyoruz ki Kıbrıs sorunu Türkiye'nin AB üyeliği önünde engel olmamalı. Eğer engel olacaksa, bu AB içinde çok önemli ve çok kötü sonuçlar getirir. "


kaynak