• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
2 sonuçtan 1 --- 2 arası gösteriliyor
  1. #1
    ramsis_mısır237 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    31-03-2006
    Mesajlar
    586
    Karizma Gücü
    0

    paradokslar nedir

    Nedir Şu Paradokslar

    Binlerce yıllık geçmişi olan paradokslar, insanların kafasını devamlı meşgul etmiştir. Aslında doğru gibi görülen bir önerme veya fikir, tamamen yanlış olarak çıkar karşımıza. Tam tersi de mümkündür; yıllarca yanlış zannettiğimiz olayların, fikirlerin, hesaplamaların, doğru olduğunu görmek, bizi şaşkınlığa ve hayrete düşürür. İleride bolca misal vereceğimiz paradoksların, yapılmış birkaç tanımını aktaralım:

    'Çok mantıksız görünen, aslında çok mantıklı bir değiş'

    'İki doğrunun veya yanlışın çelişkisi'

    'Soyut muhakemenin sona erdiği tezat'

    'Kağıt-kalem veya mantık ilüzyonu' (Galiba en güzel tanım bu!)

    Paradokslar ilginçtir, eğlencelidir, öğreticidir, şaşırtıcıdır, zihni açar...
    Tarihte bilinen ilk paradoks örneklerini Epimenides vermiştir. Giritli olan Epimenides:

    -'Bütün giritliler yalancıdır!' diyerek bizi çelişkiye götürür. Şöyle ki :

    Eğer gerçekten giritliler yalancı ise kendisi de giritli olduğuna göre o da yalancıdır. Yani söyledikleri yalandır(mesela yukarıdaki cümlesi). Bu cümle yalan olduğuna göre doğrusu şu olmalı:

    -'Bütün giritliler doğrucudur, doğru söyler.'
    O halde söylediği doğrudur. Yani 'bütün giritliler yalancıdır......'

    Örnekler:

    'Bu cümleyi okumayın!'

    Yukarıdaki cümleyi okuduğunuza göre paradoksa uğramış oldunuz.



    ' Tek kelime dahi Türkçe bilmiyorum!'



    - Beni duyabiliyor musun?
    - Hayır. Sesin gelmiyor (!)



    - Niçin her soruma soru ile cevap veriyorsun?
    - Niçin vermeyeyim ki !?



    Memleketimizde bazı yer adları, kendisi ile çelişir:
    Bakırköy: Adı "köy" olmasına rağmen ilçedir. Hem de yaklaşık 50 vilayetten bile büyük bir ilçe.
    Viranşehir: "Şehir" değil, Ş.urfa'nın bir ilçesidir.
    Kuşadası: "Ada" değildir.
    Denizli: Denizli'de deniz yoktur.
    Elmadağ, Kadifekale, Akdeniz, Gümüşhane...vs.



    -"Söylediğin her şey doğru mu?"
    -"Hayır!"

    Bu adam güvenilir biri midir? Önce fikir yürütelim:
    "Hayır" dediğine göre arada bir yanlış(yalan) söylüyor demektir. Arada bir yanlış konuşuyorsa "hayır" dediği de yanlış veya yalan olabilir. O zaman "hayır", "evet" olur. Bu sefer de "evet" diyorsa, her söylediği doğru olduğundan "hayır" da doğrudur... İyisi mi bu adama pek itimat etmeyelim...



    Bir otobüs ilanı:
    -"Okuma-yazma öğrenmek isteyenlere müjde! Hemen aşağıdaki adrese başvurun..."
    Okuma-yazma bilmeyen bir insan nasıl bu ilanı okuyacak! Okusa zaten o adrese başvurması gerekmez...



    Bir adam, saçları döküldüğü için doktora gider. doktor, teşhisi koyar: Stres!
    Ama adam saçları döküldüğü için strese girmektedir. Strese girdikçe daha da fazla dökülmektedir. Daha da fazla döküldükçe de, stresi aynı hızla artmaktadır...



    Ben her zaman yalan söylerim. EMRE TURUNCU'dan



    BU CÜMLEDEKİ HARF SAYISI OTUZYEDİ DEĞİLDİR. (37 Harf var)



    Alaaddin'in sihirli lambasından çıkan cini herkes bilir. Cin diyor ki:
    -Dile benden ne dilersen. Unutma ki sadece 'bir' dilek hakkın var ve mutlaka yerine gelecek.
    Siz olsanız ne isterdiniz? Alaaddin öyle bir istekte bulunuyor ki cin ne yapacağını şaşırıyor:
    -Benim tüm dileklerimi yerine getir!



    SOCRATES'ten:

    "Bildiğim tek şey var; o da hiç bir şey bilmediğim."



    Bazı hayvan isimleri, insanlar için sıfat olarak kullanıldıklarında iltifat kabul edilir:
    Aslanım benim!
    Koç gibi maşallah!
    Tilki gibisin abi!

    Bazı hayvan isimleri ise hakaret anlamına gelir:
    Çok inek bir arkadaş!
    Ayı mısın be birader! (Ayı, bazı ülkelerde iltifattır)
    Öküz öküz bakma!

    Sonuçta hayvan, hayvandır
    Adresime yazılmış bir mektup gibi
    Açmadan açılmadan anlamış gibi
    Cevabı önceden verilmiş gibi
    Onu beklediğimden haberi vardı

    Uzakta olsa da içimde gibi
    Bir katri çiçeği koklamış gibi
    Yağmurda dudağı dudağım gibi
    Öylesi sıcacık bir kalbi vardı

  2. #2
    ramsis_mısır237 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    31-03-2006
    Mesajlar
    586
    Karizma Gücü
    0
    Ünlü besteci Beethoven'in son bestesini, sağır olarak yaptığını...

    Paris'teki Versailles Sarayı'nın 1300 odası olduğunu ve hiç tuvaletinin olmadığını...

    Bir çift sineğin sadece nisan-mayıs aylarında bıraktıkları yumurtaların tamamından sinek çıksa idi, dünyayı 14 metre kalınlığında bir sinek tabakası kaplayacağını...

    Eyfel kulesinin yapımında toplam 6400 ton ağırlığında 18.100 adet demir parçası kullanıldığını...

    Süleymaniye camiinin 4 minaresi olmasının sebebinin, Kanuni'nin İstanbul'un fethinden sonraki dördüncü padişah; bu dört minaredeki on şerefenin de Osmanlının onuncu padişahı olduğunun bir işareti anlamına geldiğini...

    Bir insandaki toplam damar uzunluğunun 150 bin km. ve dünya ile güneş arasındaki mesafenin de 150 milyon km. olduğunu...

    Osmanlı sultanlarının ve bazı alimlerin başlarındaki kavukların, kefenlerinden oluştuğunu, sık sık ölümü hatırlayıp ona göre karar verdiklerini, ayrıca öldükleri zaman hemen başlarındaki kefenle defnedildiklerini...

    Bir futbolcunun topa her kafa vuruşunda, beyninden 1000(bin) hücrenin öldüğünü...

    Ortalama bir insanda 30.000-100.000 adet saç olduğunu, hergün yaklaşık 100 tanesinin döküldüğünü...

    İnsan vücudunun her 7 yılda -ölen hücrelerin yerine yenisi gelerek- tamamen yenilendiğini...

    Amerikan halkının %60'ının ülkelerini, dünya haritasında bulamadıklarını...

    0(sıfır)'ı müslümanların bulduğunu...

    Dünyaya her yıl düşen yağış miktarının eşit olduğunu...

    Beşiktaş kulübünün kuruluşundaki Kırmızı-Beyaz renklerinin, Başkan savaşındaki malubiyetten sonra Siyah-Beyaz olarak değiştirildiğini...

    Galatasaray kulübünden, yıllar önce bir grubun ayrılıp 'Güneşspor' u kurduğunu...

    Fenerbahçe Kulübünün ilk adının 'Siyah Çoraplılar' olduğunu...

    İbni Sina'nın göz ameliyatı yaptığını...

    17 Ağustos 1999'da sabaha karşı 02:58 civarı 7.4 şiddetinde, gece büyük bir deprem yaşadık. Kur'an-ı Kerim'in 7inci (A'raf) suresinin 4üncü ayetinde sanki bu depremin anlatıldığını... ("Biz nice memleketler halkını helâk ettik ki onlara azabımız, gece yatarlarken, yahut göndüz istirahat ederlerken gelmişti" Kur'an-ı Kerim(7/
    Adresime yazılmış bir mektup gibi
    Açmadan açılmadan anlamış gibi
    Cevabı önceden verilmiş gibi
    Onu beklediğimden haberi vardı

    Uzakta olsa da içimde gibi
    Bir katri çiçeği koklamış gibi
    Yağmurda dudağı dudağım gibi
    Öylesi sıcacık bir kalbi vardı

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •