Cep telefonu iliskileri sarsıyor
Geçtigimiz yüzyıl basında Göksu´da usulca yere bırakılan ucu yanık mektupların yerini aldı cep telefon mesajı... iletisimde el yazısı kalktı ortadan; özenle kutularda saklanan mektupların devri geçti.
Kısaldı yazıların ömrü de; iliskilerinki gibi...
simdi bir mani atısmasındaki gibi en kısasından meram anlatabilmek moda... O yüzden "Basparmak kusagı" deniliyor onlara...
***
Lakin her teknolojik yenilik, kendi travmasını da birlikte getiriyor.
Cep mesajı, çiftleri bulusturan bir köprü oldugu gibi, o köprüleri uçuran bir patlayıcı islevi de görüyor. Lüzumsuz zamanda gelen ya da telefonun hafızasında saklanan "yabancı mesajlar", iliskileri sarsıyor.
Geçenlerde tanıdıgım bir müzisyen, gece yarısı gelen saçma bir mesaj yüzünden, 3 yıllık sevgilisinden ayrıldıgı için aglamaklı haldeydi. Çaresizlikten celladına tutulan idam mahkûmları gibi, askını hançerleyen cep telefonundan mesajlar yollayarak affını istiyordu.
Orta yaslı bir kadın, ünlü bir sarkıcı olan esinin ihanetini belgelemek için telefon sirketine basvurmus ve mesaj kayıtlarını istemisti.
ihanet literatürünün bildik kanıtlarının; yakada ruj lekesinin, tende yabancı kokusunun, kuytuda ask mektubunun yerini alıyor cep mesajları...
Aldatmanın belgesini sunuyor.
***
Peki o belgeye ulasmak kolay mı?
Ekrana yazdıgınız ask satırlarını, muhatabı dısında birileri saklıyor mu? Siz silseniz bile, o satırlar merkezdeki bir bilgisayarın hafızasında tutuluyor mu? istenildiginde çıkarılıp veriliyor mu?
Cevap; hem evet, hem hayır.
Türkiye´de toplam 30 milyon cep telefonu abonesi var. Bunların hangi gün, saat kaçta, kime mesaj gönderdiklerinin kaydı merkezde tutuluyor.
Tıpkı konusma dökümleri gibi; arayan, aranan numara, tarih, saat biliniyor, ancak içerik bilinmiyor. Döküm ise ancak savcılık kararıyla alınabiliyor.
Bu belgeleme islemi, 1 Ocak 2000´e kadar geriye gidiyor. Yani son 3 sene içindeki bütün mesajlasma trafiginiz, telefon sirketinde kayıtlı duruyor.
***
isin polisiye yönünü geçip bir de psikolojik yönüne bakalım:
Balıklı Rum Hastanesi´nden psikiyatr Özkan Pektas´la konustum dün...
Son zamanlarda muayenehanesine gelen "her sosyoekonomik gruptan" problemli çiftin çogunlukla "cep telefonu magdurları" oldugunu söyledi.
Senaryo asagı yukarı hep aynı: Koca, genelde eve gelince telefonunu kapatıyor. Bir gece açık unutuyor. Mesaj geliyor. Esi açıyor. Ve isi çözüyor.
Evli olmayan sevgililer arasında da sık yasanan bir travma bu... Kuskulanan sevgili, ne yapıp edip bir fatura dökümü ele geçiriyor ve kavga çıkıyor.
"Cep telefonu hayatımızın çok önemli ve çok tehlikeli bir aksesuarı oldu" diyor Özkan Pektas: "Mesela dün, en tehlikeli gündü. Kaç mesaj, kaç iliskide bir baskasının varlıgını kanıtladı kim bilir?"
Peki "cep telefonu travması" bosanmalara yol açıyor mu?
"Hayır" diyor Pektas:
"ilginçtir. Çogu zaman is, bosanmaya kadar gitmiyor. Tabii aldatılan esin intikama niyetlendigi akut bir safha yasanıyor. Biz o safhada devreye giriyoruz. Bu safhayı atlattıktan sonra, evlilik eski evlilik olmuyorsa da, yeni bir dönem baslıyor esler için... Birbirlerine daha özen gösterdikleri, daha saglıklı bir iliskiye yönelen nice çiftler gördüm."
***
Nasıl Kurban Bayramı´nda yaralanmıs acemi kasaplar hastanelere kosuyorsa, sevgililer gününde de kalbi kırılmıs acemi çapkınlar psikiyatr muayenehanelerine kosuyor anlasılan...
Avucunuzun içinde nasıl bir el bombası tasıdıgınızı anladınız mı simdi?
Can DUNDAR


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla