• Reklam
9 sonuçtan 1 --- 9 arası gösteriliyor
  1. #1
    alinay adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-08-2005
    Mesajlar
    1,860
    Karizma Gücü
    7

    Başarılı Bunun Adına Şapka derler!

    Bunun adına 'şapka' derler...

    Atatürk'ün fes, kavuk, külah, takke, sarık ve cüppeyi tarihe gömen sözü:


    Kastamonu gezisinde halkın karşısına şapka giyerek çıkan Atatürk, ''Kıyafet değiştirmenin din ve iman değiştirmek anlamına gelmeyeceğini'' göstererek yüzlerce yıllık bir tabuyu da yıkmıştı.

    Atatürk 23 Ağustos-1 Ekim 1925 tarihleri arasında Kastamonu ve civarını ziyaret etmiş ve bu ziyaretinde halkın karşısına ilk kez şapka ile çıkmıştı. Tarihi Şapka Nutku'nda;

    ''Efendiler,

    Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türk halkı uygardır. Tarihte uygardır, gerçekte uygardır. Fakat ben sizin öz kardeşiniz, arkadaşınız, babanız gibi uygarım diyen Türkiye Cumhuriyeti halkı, fikriyle düşüncesiyle uygar olduğunu kanıtlamak ve açıklamak mecburiyetindedir. Uygarım diyen Türkiye Cumhuriyeti halkı aile hayatıyla, yaşayış tarzıyla uygar olduğunu göstermek zorundadır.

    Kısaca uygarım diyen Türkiye'nin gerçekten uygar olan halkı baştan aşağıya, dış görünüşüyle de uygar ve olgun insanlar olduğunu doğrudan göstermeye mecburdurlar.'' *(1) demişti. Şapka o tarihe kadar; ulema sınıfı tarafından Batı dünyasının bir sembolü ve doğrudan doğruya bir ''kâfirlik belirtisi'' olarak gösterilmekteydi... Türk gençlerinin kendi zevk ve tercihleri ile şapka giymesine suç işlemiş gibi bakılıyor ve birtakım çevreler tarafından şapka giyenler ''gâvurlaşmakla'' itham ediliyorlardı... Fes, kavuk, külah, takke, sarık ve cüppe gibi kıyafetler o yıllarda Türk halkının ''değişmez'' ve ''değiştirilemez'' bir özelliği olarak görülüyordu... Türk halkının Batı dünyasından yıllarca ayrı kalmasını sağlayan bu anlayış ayrıca; ülkede Müslüman ve Müslüman olmayan ayrımının yapılmasına da neden oluyordu...

    Kıyafet devrimini başlattı

    Atatürk yüzlerce yıldır var olan yanlış bir anlayışı yıkmak ve ''Kıyafet değiştirmenin din ve iman değiştirmek anlamına gelmeyeceğini'' bizzat kendisi göstermek istedi... Ve bu amaçla şapka giyerek halkın önüne çıktı... O zamana kadar ''Semssiperli Serpuş'' ve ''Medeni Serpuş'' vb. gibi adlandırılan çeşitli tuhaf isimleri bir yana bırakan Atatürk, ''Bunun adına 'Şapka ' derler'' diyerek Türk halkının çağdaş ve modern bir dış görünüme kavuşabilmesini sağlayacak olan kıyafet devrimini başlattı.

    Türk halkının yüzlerce yıldır kullandığı fesi bir kenara atarak, şapkayı benimsemesinin çok zor olacağına dair düşünceler İstanbul gazetelerinde yer almıştı. Cumhuriyet gazetesi 4 Eylül 1925 tarihli başyazısında, Atatürk'ün soruna nasıl çözüm getirdiği ''Gazi'nin Sosyal Düşünceleri'' başlıklı makalede şöyle anlatılmıştır:

    ''Gazi'nin sosyal düşünceleri, siyasi düşünceleri, askeri planları kadar kuvvetlidir. Böyle olmasaydı, biz İstanbul gazetecileri burada bilmem ne türlü serpuş diye şapkaya türlü türlü isimler takmaya çalışırken o orada 'Bunun adına şapka derler' diye meseleyi halledebilir miydi.'' *(2)

    Atatürk'ün Kastamonu gezisinden üç ay sonra 25 Kasım 1925'te şapka giyilmesi ile ilgili yasa TBMM'de kabul edilmişti.

    Yunus Nadi'nin fötr şapkası

    Kastamonu gezisinde Atatürk'ün yanında Nuri Conker, Fuat Bulca, Tevfik Bıyıklıoğlu da bulunuyordu. Onlar da birer şapka giymişler ve kendisine eşlik etmişlerdi. Atatürk; Ankara Gazi Orman Çiftliği'ndeki kuruluş çalışmalarını denetlediği sırada giymiş olduğu Panama şapka ile Kastamonu'ya gelmiş ve bu şapka ile halkın önüne çıkmıştı... Kastamonu'dan Ankara'ya dönerken kendisini Cumhuriyet gazetesi Başyazarı Yunus Nadi karşılamıştı... Kalecik'te bir dinlenme molası veren Atatürk, Yunus Nadi'nin başındaki geniş kenarlı fötr şapkayı görünce; ''Ne güzel şapka! Nereden buldun'' diye sormuştu. O yılların Ankarası'nda böyle şapka yoktu. Yunus Nadi Bey de Gazi'nin panamasını beğenmiş ve:

    ''- Hemen hiç giymiş değilim paşam, sizin o nefis panamanızla değiştirmek lütfunda bulunursanız!...'' *(3) demişti. Ankara'ya dönüşünde yapılan karşılamada Atatürk'ün elinde bu fötr şapka bulunuyordu...

    Neden Kastamonu?..

    Atatürk'ün Şapka Devrimi için Kastamonu'yu neden seçtiğini Cevat Dursunoğlu , Saffet Arıkan 'dan dinlemiş ve şunları yazmıştı:

    Saffet Arıkan şöyle anlatmıştı:

    ''1925'te ben Parti Umumi Kâtibi idim. Doğu'daki isyanlar bastırıldıktan sonra vilayetlerin ileri gelenlerinden sekizer, onar kişilik heyetler Ankara'ya geliyor, bağlılıklarını arz ediyorlardı. Bunlar kendilerine özel bir forma, 'Tazimat heyeti' adını koymuşlardı.

    Bu heyetleri Gazi'ye ben takdim ediyordum. Fakat birkaç heyet gelip gittikten sonra Gazi usandı. Yeni heyetler gelince 'Benim adıma sen kabul et' der, önemli gördüğü heyetleri de İsmet Paşa 'ya götürmemi emrederdi.

    Hiç unutmam, ağustosun ilk günlerinde Kastamonu'dan bir heyet gelmişti. Âdet yerini bulsun diye haber verdim. Gazi, hemen ilgilendi, 'Bu heyeti ben kabul edeceğim, yarın Çankaya'ya getir' dedi. Bu emre hayret etmekle beraber özel bir anlam da vermedim. Ertesi gün Gazi, heyeti kabul etti. Olağanüstü iltifatlarda bulundu. Bir saat kadar yanında tuttu. Kastamonu hakkında çeşitli sualler sordu. Heyeti uğurlarken 'Davetinize teşekkür ederim, yakında Kastamonu'ya geleceğim. Hemşerilerime selamlarımı söyleyiniz' dedi.

    Halbuki

    Heyet Gazi'yi Kastamonu'ya davet etmemişti. Bu sözleri işitince hayretim büsbütün arttı. Koluma girerek beni salona götürdü. Çok neşeli idi :

    - 'Çocuğum Kastamonu'ya gidiyorum. Şapkayı orada giyeceğim' dedi.

    Epeyce zamandan beri zihninin şapka meselesiyle meşgul olduğunu biliyordum. Birkaç arkadaşı, Beyoğlu'nda şapka giydirerek gezdirmiş, yapacağı akisleri inceletmişti.

    Bu kısa mütaaladan sonra Arıkan, tekrar Gazi'nin sözlerine dönerek şöyle devam etmişti:

    '- Niçin Kastamonu'yu seçtiğimi bilmezsin. Dur, anlatayım. Bütün vilayetler beni tanırlar. Ya üniforma ile yahut fesli, kalpaklı sivil elbise ile görmüşlerdir.

    Yalnız Kastamonu'ya gidemedim. İlk önce nasıl görürlerse öyle alışırlar, yadırgamazlar. Üstelik bu vilayet halkının hemen hepsi asker ocağından geçmişlerdir.

    İtaatlidirler, munistirler. Adları mutaassıp çıkmışsa da anlayışlıdırlar. Bunun için şapkayı orada giyeceğim.' dedi.

    Birkaç gün sonra gitti ve şapkalı olarak döndü. Dönüşte Ankara'ya yaklaşırken en çok Diyanet İşleri Reisi Rıfat Efendi üzerinde yapacağı tesiri düşünüyor, onun kırılmasını istemiyordu.

    Ankara'da kendisini karşılayanları, şapkasını çıkararak selamlarken gözü hep Rıfat Efendi'de idi. Rıfat Efendi büyük bir anlayış gösterdi. O da sarıklı fesini çıkararak Gazi'yi başı açık selamladı. Bu anlayış Gazi'yi çok sevindirmişti. Hocayı otomobiline aldı. Kendi başında şapka vardı. Rıfat Efendi'nin başı açıktı. Böylece şehre girildi.

    Halk psikolojisini bu kadar iyi anlayan devrimci bir baş kolay kolay bulunamaz''


    Kaynaklar:
    1-Hâkimiyeti Milliye, 30 Ağustos 1925
    2-Cumhuriyet gazetesi 4 Eylül 1925
    3-Hürriyet, Atatürk albümü, 1974, s.97
    4-Dursunoğlu, Cevat. Halkçı, 10 Kasım 1954
    "senin kadar görgülü, bilgili, kültürlü, ahlâklı, zeki, akıllı, entelektüel, doğru, düzgün biri değilim...
    sen çok farklısın, kıskanıyorum seni..."

  2. #2
    eroluz adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    12-06-2005
    Mesajlar
    14,476
    Karizma Gücü
    9
    ulu önder'imizin en büyük hatalarından biridir, şekil değiştirmeyi medeni olmak da bir merhale olarak görmesi....

  3. #3
    alinay adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-08-2005
    Mesajlar
    1,860
    Karizma Gücü
    7
    Atamızın bence hiç bir hatası yok idi..

    Hata, insana mahsustur.

    Ancak ben öyle büyük ve yüce insanın hiç hatasını göremedim daha tarihte.
    "senin kadar görgülü, bilgili, kültürlü, ahlâklı, zeki, akıllı, entelektüel, doğru, düzgün biri değilim...
    sen çok farklısın, kıskanıyorum seni..."

  4. #4
    AlpeR adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    10-07-2004
    Mesajlar
    8,269
    Karizma Gücü
    9
    Alıntı eroluz tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    ulu önder'imizin en büyük hatalarından biridir, şekil değiştirmeyi medeni olmak da bir merhale olarak görmesi....
    Şapka devrimini "hata" görmek bağnazlığa ciddi bir kanıttır. Fesin yerini şapkanın, peçenin yerini çağdaş giysilerin alması Türk insanından ne götürmüştür?

    Bugün bir kanun olarak uygulanmayan ve adı sadece ders kitaplarında geçen Kılık-Kıyafet Kanunu, günün gerekleri ve devrimler zincirinde yer almışken, fes gibi Arap kültürüne ait bir parçaya sırt çevirmesini nasıl yargılayabilirsiniz?

    Kaldı ki fes, şapkadan önce kalpak darbesinden etkilenmiştir. O ki Türklerin pekçok boyunda çeşitli şekil ve maddelerden yapılan yün başlıktır. Fes, İslam'ın değil, arabın giysisidir.

    Bugün, Türk'ü fesli, kısa cepken ve şalvarlı, pis pala bıyıklı resmeden karikatüristlere yandaş bu tavrı anlamakta güçlük çekiyorum.

    Beni övme sözlerini bırakınız. Gelecek için neler yapacağız, onları söyleyiniz !
    MUSTAFA KEMAL



  5. #5
    eroluz adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    12-06-2005
    Mesajlar
    14,476
    Karizma Gücü
    9
    Alıntı AlpeR tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Şapka devrimini "hata" görmek bağnazlığa ciddi bir kanıttır. Fesin yerini şapkanın, peçenin yerini çağdaş giysilerin alması Türk insanından ne götürmüştür?

    Bugün bir kanun olarak uygulanmayan ve adı sadece ders kitaplarında geçen Kılık-Kıyafet Kanunu, günün gerekleri ve devrimler zincirinde yer almışken, fes gibi Arap kültürüne ait bir parçaya sırt çevirmesini nasıl yargılayabilirsiniz?

    Kaldı ki fes, şapkadan önce kalpak darbesinden etkilenmiştir. O ki Türklerin pekçok boyunda çeşitli şekil ve maddelerden yapılan yün başlıktır. Fes, İslam'ın değil, arabın giysisidir.

    Bugün, Türk'ü fesli, kısa cepken ve şalvarlı, pis pala bıyıklı resmeden karikatüristlere yandaş bu tavrı anlamakta güçlük çekiyorum.

    sayın electrica bu konudaki bu düşüncemi bağnazlık olarak görmeniz beni üzdü....

    ayrıca şeklen değişmenin medeniyete geçişin bir merhalesi olarak algılanması ve bunun ulu önder gibi büyük bir şahsiyetin elinden olması benim gözümde hatadır....

    nasıl güneş dil teorisi gibi bir teoriye inanarak hata yapmışsa ulu önder'imiz bu konudada hata yapmıştır.....

    insanlara belli bir eğitim verildikten sonra kılık kıyafetde devrimler yapılabilinirdi....

    fes gitti yerine bize ait olmayan şağka geldi, şapka gitti ispanyol paça pantolonlar geldi, o gitti yerine dar kotlar vs. vs. geldi....

    batı medeniyetinin giyimi ve kuşamı moda adı altında kültürümüze empoze edildi...

    ben şapkayada, fesede karşıyım.....

  6. #6

    Kayıt Tarihi
    21-02-2007
    Mesajlar
    15
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı eroluz tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    ulu önder'imizin en büyük hatalarından biridir, şekil değiştirmeyi medeni olmak da bir merhale olarak görmesi....
    Ama ozamanlar halk şimdiki gibi ileri görüşlü değildi matbann bile kaç yüz yılsonra geldiği bir toplumdan bahsediyoruz ozamanki yani,

  7. #7
    AlpeR adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    10-07-2004
    Mesajlar
    8,269
    Karizma Gücü
    9
    Alıntı alinay tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Atamızın bence hiç bir hatası yok idi..

    Hata, insana mahsustur.

    Ancak ben öyle büyük ve yüce insanın hiç hatasını göremedim daha tarihte.
    Atatürk de hepimiz gibi insandı. Üstünlüğü, herkes gibi görünen biri olmasına rağmen, herkesin sahip olamayacağı ileri görüşlüğünde, düşünce yapısında, askeri dehasında, pozitif bilimlerin hemen her alanındaki bilgi birikimindedir.

    O'nu bizden biri görmek daha doğrudur, soyutlamak ve insan üstü olduğunu iddia etmek hata olur.

    Alıntı eroluz tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    sayın electrica bu konudaki bu düşüncemi bağnazlık olarak görmeniz beni üzdü....

    ayrıca şeklen değişmenin medeniyete geçişin bir merhalesi olarak algılanması ve bunun ulu önder gibi büyük bir şahsiyetin elinden olması benim gözümde hatadır....

    nasıl güneş dil teorisi gibi bir teoriye inanarak hata yapmışsa ulu önder'imiz bu konudada hata yapmıştır.....

    insanlara belli bir eğitim verildikten sonra kılık kıyafetde devrimler yapılabilinirdi....

    fes gitti yerine bize ait olmayan şağka geldi, şapka gitti ispanyol paça pantolonlar geldi, o gitti yerine dar kotlar vs. vs. geldi....

    batı medeniyetinin giyimi ve kuşamı moda adı altında kültürümüze empoze edildi...

    ben şapkayada, fesede karşıyım.....
    Eğitim ve öğretim devrimi....3 Mart 1924
    Şapka ve kıyafet devrimi...25 Kasım 1925

    Önce eğitime el atılmış. Uygun olmuş mu?

    Şapka, ispanyol paça, kot pantolon bağlantısı kurmanız ilginç. İspanyol paça ve kot modasına da Atatürk öncülük etti? Küreselleşme denilen dert, şapka ve kıyafet devrimi olmasa bizi vurmayacak mıydı? Yüzyıllardır kılığını değiştirmeyen Arap, şimdi ayağında kotla geziyorsa bu durum da onların Atatürk gibi liderleri olduğunu mu gösterir? Yapmayın !...

    Zaten yürürlükte olmasına rağmen uygulanmayan, fesli değilse de cübbeli, sarıklı, kara çarşaflı ve peçelilerin el-kol sallayarak gezdiği bir ülkede bu devrime karşı çıkmak tuhaf oluyor.

    Beni övme sözlerini bırakınız. Gelecek için neler yapacağız, onları söyleyiniz !
    MUSTAFA KEMAL



  8. #8
    ülkü_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    06-03-2007
    Mesajlar
    1,599
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    tarıhi olaylar ozamanın şartlarına göre degerlendırıldıgınde anlamlı olur...
    O nun medenıyet anlayısı kullanılarak maalesef modernlık adı altında bir çok şey yapılıyor.. eğer Atatürk ün yaptıgı hata olsaydı.. bız şuanda bu pc basında olamazdık.. şapka sadece bır örnek...

    teşekkürler arkadaslar bu anlamlı düşüncelerınız ve duyarlılıgınız için..

  9. #9
    secil_17 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    02-01-2009
    Mesajlar
    2
    Karizma Gücü
    0
    bence sen bağnaz birisin.ve sahte bir Atatürkçüsün.Çünkü devamlı hata yaptığını sölüyorsun.Şunu unutma O da bir insandı.Ama hata yapmadı hiç bir zaman...

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •