Enerjiniz tükenmeden tedbir alın!
Albert Camus, ’Yegane ciddi soru, kişinin kendisini öldürüp öldürmeyeceğidir’, diye yazdı. Tom Robbins ise ’Yegane ciddi soru, zamanın bir başlangıcı ve sonu olup olmadığıdır ’ dedi. Belli ki Camus ters tarafından kalkmıştı. Robbins ise saatin alarmını kurmayı unutmuş olmalı. Ebedi romantikler içinse sadece tek bir ciddi soru var: Aşkı kalıcı kılmayı kim biliyor?
Ülkemizde ’Parfümün Dansı’ adlı kitabıyla tanınan Tom Robbins, bu kez ’Ağaçkakan’ isimli eserinde ele aldığı bu ’ciddi’ sorularla kafamızı kurcalarken, günümüz koşullarında birçok kişi ayakta kalmaya çabalıyor. Sürekli hız, koşturma, risk ve kıran kırana savaşla geçen günümüz dünyasında ’tükenmemeyi’ kim becerebiliyor peki? İşte, sorulması gereken yegane ciddi soru bu. Modern hayatın vahşi şartlarında pek çok kişinin ’sistemi’ SOS veriyor. Yarış atı toplumuyuz ya, hep koş, hep koş! Bataryalar bu tempoya dayanmayınca sonuç; ’Depresyondayım, unutuldum, aldatıldım, sevgilimden ayrıldım, çok yalnızım’ diyen Göksel şarkısını mırıldanan, tükenmekten, psikolojik ve fiziksel çöküntüden yakınan bir sürü insan İş ve ilişki koşuşturmalarından harap ve bitap düşmüş, bir sürü kronik depresif Ama hayatta kalmak da şart öyle değil mi? Bu nedenle, ’Ya bu deveyi güdeceksin, ya bu diyardan gideceksin’ felsefesiyle yaşam koçlarından medet umarak hayatın yükünü azaltmanın peşinde koşan insan sayısı gün geçtikçe artıyor.
Kapitalist toplumun ihtiyaçlarını bizzat yaşayarak fark eden birtakım ’akıllı’lar da hayatlarını bu durumu kullanarak kazanıyor.
Amerikalı yönetici koçu Michael Staver da fırsatı değerlendirenlerden biri. Florida’da Staver Group isimli yönetici danışmanlığı firmasının sahibi olan Staver, gün geçtikçe artan bir popülarite ile ’tükenmişlik sendromu’na çare olan gurulardan biri olmaya aday gösteriliyor.
O DA UYANDI
Michael Staver’ın yönetici koçluğu serüveni aslında çok yakın zamanda başladı. Çalışmayan bir anne ve aynı anda hem papaz hem de otomobil satışçısı olan bir babanın oğlu olarak dünyaya gelen Staver, babasının işi nedeniyle hayatını Amerika’nın çeşitli eyaletlerinde dolaşarak geçirdi. Gittiği her yeni mekanda, yeni bir okula başlayan, yeni olduğu için kendini etrafına kabul ettirmek yolunda hep ekstra çaba sarf etmesi gereken Staver, her şeye rağmen hep daha iyisi olmaya, hep daha iyisini yapmaya, bedelleri ne olursa olsun hep ’ekstra koşturma’ya programlanmıştı. Çok sevdiği havacılık konusunda eğitim almaya karar veren genç bir yetişkin olduğunda, babasının ısrarları sonucunda gerçek tutkusundan vazgeçerek California Baptist Üniversitesi’nde işletme ve psikoloji okudu. Hiç istemese de, babası gibi otomotiv sektöründe çalıştı. Bir süre güvenlik sistemleri üreten bir şirkette yöneticilik yaptı. Evlendi. Beş sene süren ilişkisini yürütemediği için boşandı. Olması beklenen adam olma yolunda verdiği tüm çabalar sonuçsuz kalınca pasif agresif bir kişi olarak oradan oraya sürüklenmeye başladı.
Kısacası, hiçbir zaman kendi hayatının kontrolünü bizzat eline almayı denemedi. Ta ki, iki sene önce, 43 yaşındayken Atlanta Havaalanı’nda ’artık tükendim’ uyanışını yaşayana kadar. Artık yarış atı olmaktan vazgeçmişti. Her şeye rağmen aldığı psikolojik danışmanlık eğitimi sonucunda kurduğu Staver Group için verdiği onlarca seminere koşturmaktan, başarısız ilişkilerden, kayıtsızca kendini tüketmekten vazgeçmenin zamanı gelmişti. Michael Staver artık, ilişki, liderlik ve yönetim konusunda kendisinden yardım bekleyen müşterilerin çoğunu bizzat eğittiği yardımcılarına devrediyor. Kendisi sadece üst düzey yöneticilere stres ve tükenmişlikten kurtulma yollarını birebir seanslarda anlatıyor. Bir yere varmayan aşk ilişkilerinden sıyrılmak için radikal kararlar alıyor. Ve kendi uyanışının verdiği enerjiyle, ’tükenmişlik sendromu’ndan ilaç almadan kurtulmanın yollarıyla ilgili ürettiği çözümleriyle ’koçların gurusu’ olma yolunda hızla ilerliyor. Sunduğu çözümler oldukça basit. Bana biraz ’sudan’ gözüken çözümler olarak görünmekle birlikte, bakarsınız onun yöntemleriyle siz kendinize bir çıkış yolu bulursunuz
6 adımda iş stresine son
Rahatlatılmayı beklemeyin, gününüzü şenlendirin:
Sabahları radyonuzu enerjik caz ya da pop şarkıları çalan bir kanala ayarlayın. Güne müzikle başlamak pozitif enerji verecek ve gün içinde yaşadığınız problemlere daha rahat baktığınızı göreceksiniz.
Haber manyağı olmayın:
Dünyada olup bitenleri bilmek sizin de hakkınız. Ama savaşlarla, bir sürü ölüm vakasıyla hayatınızı karartmanıza da gerek yok. Enerjinizi aşağıya çeken, depresif haberleri az merak etmeye çalışın.
İşlerinizi bir düzene bağlayın:
Bilgisayarınızda beliren e-mail bombardımanından rahatsızsanız, her gün saat 14:00 ile 15:00 arası bir saat belirleyip sadece o zaman mesajlara cevap yazın. Satış raporları yazmaktan nefret ediyorsanız, sabah ilk iş onları yapıp kurtulun.
Sorunu çözün ve unutun:
Hatalarınız nedeniyle kendinizi paralamak, problemin kökünü kazımak yerine sizin sonunuz olabilir. Yaptığınız hatalardan ders alın ve sürecin sizi değiştirdiğine inanın. O hatayı yapan kişi artık siz olmadığınıza göre, var olmayan bir kişiyi paralamanın anlamı yok değil mi?
Sizi ’anlayan’ biriyle günde bir kez buluşun:
Eşiniz ya da patronunuz da değil, sizi anlayan o dost insan, stresinizin arkasında yatan davranış kalıplarına objektif bakarak size pozitif eleştiri yapabilir. Sevgiliniz acı gerçekleri size söylemekten çekinebilir, ama o kişi ’karına kötü davranıyorsun, evliliğin bitmek üzere’ demekten korkmayacaktır. Eleştiriye açık olun.
Düzenli olarak ’kestirin’:
Her gün 15 dakika yapılan şekerleme molaları uzun bir uykudan bile etkili olabilir. Ayaklarınızı yukarı kaldırın ve beyninize oksijen gitmesini sağlayın. Elinize bir kalem alın, uyuyakaldığınızda yere düşecek ve uyanacaksınız. Bu kısa molanın size verdiği enerji dozu şaşırtıcı olabilir.
Çarpsa da artık canı acımayacak
Ev kazaları herkesin başına gelir ama en çok zararı çocuklar görür hep. Hele bir de emekleyen, yeni yeni yürümeye başlayan bir çocuk varsa evde, mobilyaların sivri kenarları hep tetikte tutar insanı. Piyasaya yeni çıkan Bumpies çocuk koruma setleri ’sakar’ küçük yaramazların yaralanmasını önlüyor. Çift tarafı yapışkanlı 6 santimetre kalınlığındaki sünger koruyucuları kapıların, dolap ve sehpaların ’tehlikeli’ yerlerine yapıştırabiliyor-sunuz.
Kaynak : www.aksam.com.tr


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla