Dış Ses : Sen kimin sosyal yaşantısısın peki veya senin sosyal yaşantın kim?

İç Ses : Bağımlı olduğumu sanmıyorum insanlara!

Dış Ses : Ama bağımlı olmanın erdemleri üzerine fikir yürütüyoruz durmadan!

İç Ses : Başka birisinin sosyal yaşantısı olma anlamında bağımlı olmama isteği paylaşım, aşk, sevgi, dostluk, yarenlik, arkadaşlık gibi ortak üretim gerektiren duygulara ters değil mi?

Dış Ses : Evet ters belki; ama benim birisi ile olan ilişkimdeki en büyük bağımlılığım birbirimize karşı olan bağımsızlığımız olmalı!..

İç Ses : Demagoji yapma!

Dış Ses : Demagoji değil ki bu! Ben bu sihrin insan yaşamında nelere kadir olduğu gerçeğini bu gözlerle gördüm, etimde hissettim...

İç Ses : Tek başına yaşayabilecek güce sahip değilsin demek ki?

Dış Ses : Kim sahip ki tek başına yaşayabilecek güce?

İç Ses : Ne yani başkalarının aynalarında fiyakalı görünmek için mi giyeriz duygu elbiselerimizi?

Dış Ses : Tam olarak dediğin gibi olmasa da var ettiğimiz insan bizi de var eder, dostluğunla ya da sevgisiyle beslenirsin, sen de onu beslersin?

İç Ses : Fiyakalı sözler ediyorsun gene; ama sorsalar yalnızlığını değişmezsin stad dolusu kalabalıkların coşkusuna?

Dış Ses : Bırak şimdi stadı, komik oluyorsun! Hangi anlamda olursa olsun eğer özürlü ise birlikte olduğun insan onun bütün sosyal yaşamı sen olursun!.. Aslında özürlü olan çocuğun, eşin, annen, baban ise bu seçim değildir, ancak sevgin ise özürlü olan sen başkalarında kendini ifade etme yönteminde kolaya kaçmışsındır!..

İç Ses : Ben eli omzumda insan istiyorum eli ile baktığım yönü kapatan birisini değil!

Dış Ses : Fiyakalı sözler söyleme sırası sana mı geldi?

İç Ses : Bir yanımızla bağımlı iken hayata bir çınarın kökleri gibi bir yanımızla özgürüz çınar dallarındaki kuşlar gibi!..