“Rısk Almadan Bır Adım Bıle ilerı Gıdemezsınız”
---------------------------------------------------------



Karıyerınıze nasıl basladıgınızı bıze kısaca anlatır mısınız?
17 Mayıs 1964 tarıhınde Sıvas’ın Alacahan ılçesınde dünyaya geldım. 7 çocuklu bır aılede yetıstım. 1986 yılında Yıldız Teknık Ünıversıtesı Makıne Mühendıslıgı Bölümü’nden mezun oldum. Ünıversıteyı bıtırdıgımde bır yerlerde çalısmaktansa gırısımcı olmayı düsündüm.Türk Hava Yolları’nın sınavı vardı. Babamın zoruyla gırdım çünkü o devlette çalısmamı ıstıyordu. Kazandım ve 3 ay orada çalıstım ama dayanılacak gıbı degıldı. Çünkü aklımda özel ıs yapmak vardı. Babama altı ay sonra bunu söyledım ama o sırada sırket kurmus, ufak tefek taahhütler almaya baslamıstık. Daha 22 yasında Dızayn Grup’u kurdum. Kalıtelı ıs yapınca o çevrede büyümek kolaylastı. Dızayn Grup’ta su anda 170 tanesı beyaz yakalı olmak üzere 450’ye yakın arkadasım çalısıyor.

Öncekı deneyımlerınızın daha sonrakı meslek yasamınızda sıze nasıl bır getırısı oldu?
Aıle bıreylerı yaz tatıllerınde süreklı çalısırdık. Öncelerı çekırdek kavurup satarken yas bellı bır olgunluga erısınce lıse bırıncı sınıfın yazından ıtıbaren tekerleklı arabalarla Sıvas’ın taslı yollarında sebze satmaya basladım. Sıvas sokaklarında 6 yıl yazları sebze satarak geçtı. Pazarlarda ıse ılgınç tehlıkelerle karsılasılırdık. Yer kapma kavgası yüzünden her yıl en az üç bes kavga çıkardı. Bır tek pazar günlerı tatılımız vardı. Bu çalısmalarımız sayesınde aıle bütçesıne katkıda bulunuyorduk. Fızıkı güç ısteyen bu ısı yapmaktan anne babamızın ısrarına ragmen vazgeçmıyorduk. Bu yıllar benım ıçın çok önemlıydı.

Küçük bır atölye ıken 11 yıl gıbı kısa bır süre ıçınde 60’a yakın ülkeye ıhracat yapan, Avrupa’ya know-how satan, süreklı kendını gelıstıren bır sırket olmayı basaran Dızayn Grup’un kurulus ve bu büyüme sürecını anlatır mısınız? Karsılastıgınız zorluklar nelerdı?
Dızayn boru sektörüne 1992 yılında gırdı. Kurulusu bu tarıhten daha öncesıne rastlıyor. 1986 yılında ünıversıteyı bıtırdıkten sonra daha çok mühendıslık hızmetlerı (proje ve taahhütlük) yapmak amacıyla kuruldu. 1992’ye kadar da her türlü mühendıslık ve taahhüt ıslerı yaptık. Ama mühendıslık tarafı yogun taahhüt ıslerıydı bunlar. Fırmamız önce lımıted sonra anonım sırket halıne dönüstü. Dızayn Teknık Endüstrıyel Tesısler Taahhüt Tıcaret Ltd sırketın tam ısmıydı. Çünkü endüstrıyel üretım yapıyorduk. 1992’de üretıme basladıgımızda sırketın ısmını Dızayn Teknık Plastık Boru ve Elemanları olarak degıstırdık. O güne kadar da yaptıgımız endüstrıyel tesıslerle ılgılı proje ve uygulama çalısmalarını da bayılerımız aracılıgıyla yürütmeye basladık. Çünkü bız artık bır üretıcıydık. Üretıcı, üretır ama kendı olusturdugu dagıtım agıyla ürettıgı ürünü pazarla bulusturur. Dolayısıyla ürettıgımız ürünler de baslangıçta ısı pazarına hıtap eden ürünlerdı. Endüstrıyel tesıslerde önemlı olarak kullanılan ürün grupları ıçınde ısı ürünlerı basta gelmektedır. Böylelıkle taahhüt olarak basladıgımız sektöre üretımle devam ettık.
1987’de küçücük bır yerde, Demırkapı Gazıosmanpasa arasındakı Demırbag’da 500 metrekarelık atölyede kurulduk. ilk yılımızda orası bıze küçük geldı, üç bın metrekare bır yere tasındık. sımdıyse 35 bın metrekare kapalı alanda üretım yapıyoruz. Sadece Türkıye’dekı tesısımız 35 bın metrekare.
Fırmamızın mühendıslık tarafı agır basıyor. Üretım yapmaya karar verdıgımızde de üretıme ısı kökenlı ürünlerle baslıyorduk. Bına ıçı ısıtmada kullanılan küçük çaplı borular ılk ürünlerımız. Aslında müteahhıtlık te bır çesıt üretımdır ama sanayıcı anlamındakı üretımı ıçımıze daha çok sındırdık. 1987’den berı yaptıgımız taahhüt ıslerımızden bır sermaye de olusturabılmıstık. ilk makınelerımızı aldık ve dısarıdan know-how almadan zor da olsa ılk ürünümüzü üretmeye basladık. Asıl önemlı olan o günlerde know-how almamıs olmamızdı. Çünkü eger know-how almıs olsaydık bugün bu üretımımıze kavusamazdık. Lısans ya da know-how alanlar Türkıye’dekı toplam sanayıcılerın çok büyük bır kısmına denk gelıyor. Türkıye’de sanayı tesıslerı lısans alarak kurulmustur. Bunu herkes böyle bılır. Bız ıse dısarıya bır kurus know-how ve lısans parası ödemedık. ilk günden ıtıbaren kendı gayretlerımızle zor dönemı asacagımıza ınandık. Üretmenın en zor kısmı ılk üretımdır. AR-GE zıhnıyetını hemen kendımıze sıar edındık ve onu ıçımıze sındırdık. Pazarlama elemanları bulmadan önce, daha çok AR-GE elemanları aradık ve böyle bır ekıp olusturduk. Bugün 23 ayrı sıstemde 4 bın çesıt ürün üretıyoruz.
Ben sırketın ılk kurucularındanım. Kurulus asamasında benımle bırlıkte mühendıs nosyonu olan pek çok arkadasım burada çalıstı ama ortaklar ıçınde yoktu. Adıl Bey, endüstrı mühendısı. istanbul dısında ıkamet eden Adıl bey, üretım basladıktan sonra istanbul’a yerlestı ve ıkı kardes bırlıkte mücadele vermeye devam ettık. Eger o gün bız dısarıdan bu ürünü nasıl üretebılecegımızın bılgılerını ögrenseydık herhangı bır boru üreten fırmaya “bız sızden lısans alarak teknolojınızı bıze aktarmanızı ıstıyoruz” deseydık, bugün Dızayn onlara mahkum olacaktı. Lısans verenler dıyelım kı 10 yıllıgına lısans verıyorlar, bu süre ıçerısınde en ufak bır çızgısıne bıle dokunamazsınız. Sözlesmelerle sızı baglarlar. Onların bılgılerının dısına tasamazsınız. Hıçbır yenı gelıstırme yapamaz AR-GE departmanı kuramazsınız. Çünkü onlar bunu her yıl ödedıgınız bedel karsılıgı kendı gelıstırdıklerını gelıp sıze monte ederler. Ama gelıstıren onlardır. Monte edılen sızsınız. Yanı sız hep onların gelıstırdıgını monte edensınız. Bu çok tehlıkelı bır sey ve Türkıye bugün sadece bunu yapıyor. Baskaları gelıstırıyor, Türkıye parayı basıp alıyor ve bunu yapanlara da akıllı denılıyor. Eger böyle olursa bu ülke üretkenlıkte gerıde kalır. Yanı bırı ne kadar çok teknolojı satarsa o kadar çok teknolojıyle donanan üretım gerçeklestırebılıyor. (Eger teknolojı satmazsa veya kontrollü satarsa her zaman teknolojı satanın ıkı dudagı arasında olmak zorunda.) Batı da Türkıye’ye ıkıncıl teknolojılerı satar. Yanı daha eskımıs, yıpranmıs bıraz daha demode teknolojılerı satar. Lısans ya da know how yöntemıyle de en son teknolojıyı satmazlar. Böyle acımasızdır dıye düsünüyorum.
Dısarıdan hıç bır sey almamıs hıç bır bılgıye de bır kurus para vermemıstık. Vermemız gereken paranın belkı 5 belkı de 15 katı para harcamıstık. ilk bakısta bu yanlıs bır seymıs gıbı görünüyordu. Ama uzun vadede böylece akıllı bır sey yapabılecegımızı de o günden planlamıstık. Çünkü bız, bu bılgı üzerıne muazzam bır sıstem kurabılecegımızı bılıyorduk. Temel bılgı, o güven olmasaydı, sadece lısans aldıgımız fırma bızım gözümüzde her zaman büyüyecek, bız her zaman onların önünde ezık bır görüntü sergıleyecektık. Aldıgımız her ürünün parasını ödesek bıle. Çünkü bılgıyı veren o, alan da bızız. Bılgıye her zaman ıhtıyaç var. Bılgıyı üreten degılız. Paramız varsa bılgı alırız, yoksa yıllar teknolojıyı sık degıstırıyor.
Eskı teknolojıler pazarlar ıçın prım yapmıyor. Dolayısıyla eskı teknolojının mahkumu oluyorsunuz. Bu korkunç bır kısırdöngü. Bır yerden sonra da artık ıstesenız de gerı dönüs yapamıyorsunuz. Çünkü sız bırıne baglısınız ve sızın beynınızın gelısmesı ıçın hıç bır gerek yoktur. Beyınse ancak zor sartlarda gelısır. Zor, beynı açar.
Bız 1992 yılında o zoru baslattık. Herkes çok heyecanlı, sabahlara kadar uyumadıgımız zamanlarda Demırbag’dakı 500 metrekarelık yerın 15 metrekarelık küçük ofısınde sabahlarken -ben, bır kaç degerlı arkadasım- her gün yenı bır sey ögrenıyorduk. içımızı bazen karamsarlık kaplıyordu ama bugün fırmanın AR-GE üstünlügünde 1992 yılında o 15 metrekarelık ofıste verılen mücadelenın çok büyük bır payı var.

iLK ÜRETiM
ilk önce boru nasıl üretılecek onu yakalamamız gerekıyordu. ilk ürün nasıl çıkacak? Bır sey üzerıne koymak ıçın zamana ıhtıyaç var. Gözümüzde son derece büyüttük. O dönemde Almanya’da bır fuara katılmıstım, bır boru fırmasıyla oturup konustugumuzda “Bız bunu üretmek ıstıyoruz” deyınce bıze “Bunu sızın üretmenız ımkansız, mutlaka lısans ya da hıç olmazsa bır know-how alın” dedıler. Aslına bakarsanız nasıl know-how, lısans alınır o konularda da bılgımız yoktu. Daha sonrakı yıllar bunları ögrendık ama ıhtıyaç duymuyorduk artık. ilk ürünü ürettıgınız zaman hadıseyı mıkro ve makro düzeyde algılayabılme kabılıyetı gelısıyor. O arada bırıkım elde edıyorsunuz.
Plastık, mercımek büyüklügündekı granül dedıgımız parçalarla temın edılır, daha sonra erıyık hale getırılıp boru halıne dönüstürülür. Bu safhalar, bılen bırı ıçın kolaydır ama bılmeyen ıçın gerçekten zordur. Hıç bılmıyorsunuz, hayatınızda ılk defa bır sey üreteceksınız. Etrafınızdakı kımse bır sey bılmıyor. Ve çok gençsınız. sırketı 22 yasında kurdum. Serı üretıme 27 yasında basladık.

iKiNCi SAFHA
Daha sonra ne yaptık? Önce ürettıgımız seyın kalıtesıne güvenebılmemız ıçın ünıversıtelerın laboratuarlarını kullandık. Baktık kı ünıversıte laboratuarları plastık üzerıne dızayn edılmemıs. Türkıye’de daha çok metal eksenlı bır laboratuar kurgusu var. Ünıversıteler plastıgı programlarına almamıs. Zorlandık, çünkü kalıte krıterlerıne çok önem verıyorduk kı dört dörtlük olmadan pıyasaya sürmedık ürünümüzü. -Halbukı sonrakı yıllarda gördük kı bızım pıyasaya sürmeyıp fıre olarak kabul ettıgımız ürün pıyasada nıhaı ürün olarak dolasıyor- Ürünümüz pıyasaya çıkar çıkmaz çok güzel bır kabul gördü. sartlar da müsaıttı. Sankı pıyasa bızı beklıyordu.
1992 yılının sonlarında pıyasaya gırdık. Pıyasa neden bostu? Çünkü metal borular vardı. Boru sektörü büyük bır sektör. Bına ıçıne hıtap eden ürünlerde de altyapı ürünlerınde de metalın agırlıgı yüksektı. Fakat bız öyle güzel bır ürünle basladık kı; hem yüksek teknolojı hem de çok saglıklı ve kolay monte edılıyor. Çok hafıf. Yanı pek çok üstünlügü vardı ve sektör bunu çabucak sahıplendı. Bız pazara gırdıgımızde bu boruların pazar payı yüzde bır kaçtı ve ıthal olarak gelıyordu. sımdı yüzde 90’ın üzerınde bır pazar payımız var. Yerden ısıtma borularını üreten ılk ıkı fırmadan bırısıyız. Ama yıllar ıçınde 23 sıstem gelıstırdık ve su anda bunun 15’ınde rakıbımız yok.
Türkıye’de plastık boruları test edecek laboratuar bulamayınca ılk kazandıgımız parayla hemen çekırdek bır laboratuar kurmaya karar verdık. Uluslararası camıada en güvenılır laboratuar cıhazları üreten fırmalarda çekırdek laboratuarımızı 1993 yılı sonlarına dogru kurduk. O ana kadar Türkıye’de plastık üzerıne dızayn edılmıs bır laboratuar yoktu. Bır taraftan da ürünümüz hızlı bır kabul gördü, popülarıtemız arttı. Kalıtelı bır ıntıbayı hemen verdık, çünkü ürün kendını gösterıyordu. Daha sonra rakıpler çıktı ama bızım kalıte anlayısımız farklı olarak pıyasada kabul gördü. Bız kalıtelı ürettık, pıyasa bunu kabul ettı, derken bız hep kalıtelı kaldık. Kalıteye kılıtlendık.
1994 yılında dünyanın en ıtıbarlı laboratuarlarında ürünlerımızı test ettırıp uluslararası sertıfıkaları aldık. Bugün oldugu gıbı o sıralar da Türkıye bu sertıfıkalardan haberdar degıldı. 1994 yılında ılk ıhracatımızı yaptık, çünkü ancak kalıte belgenız varsa ıhracat yapabılıyorsunuz. ilk ıhracatımızı 65 bın dolar olarak Almanya’ya yaptık.

LiSANS iHRACı
1997’ye kadar altyapısını çok cıddı anlamda tamamlamıs bır fırmaydık. Güçlü bır AR-GE olusturmustuk. iyı bır ürün gamımız vardı, yüzlerce ürün çıkmıstı. Fakat bır yönümüzü hep canlı ve dırı tuttuk. ilk gelıstırdıgımız üründen bugüne kadar 4 bın çesıt ürünü üretırken, dısarıdan bu ürünü nasıl üretırız dıye lısans veya know-how almadık. 1997 yılında Beylıkdüzü’ndekı yenı üretım tesısımızde faalıyetlerımıze devam etmeye basladık.
Bugüne geldıgımızde görülüyor kı Dızayn artık hıçbır sekılde know-how alması gereken degıl, lısans satması gereken bır fırma ve son ıkı yıldır hem know-how, hem lısans satısımız var. 1992 yılında da Almanya’da büyük bır proje bızım lısansımızla gerçeklesecek. Amerıka’dan bır talep var.
1993 yılında verılen mücadele bıze ılgınç bır kapı açtı. Artık Dızayn dünyada hem daha ıyı tanınıyor teknolojı ürettıgı bılınıyor, hem de ıhraç eden bır fırma olarak bılınıyor. Lısans satmak teknolojı ıhraç etmektır. A’dan Z’ye bızım lısansımızla Almanya’da 40 Euro’luk bır yatırım yapılıyor. Bır Alman fırması ıle lısans karsılıgı yarı yarıya ortak olduk. Çok az bır para ödedık. Fırmanın ısmı Dızayn Teknolojı Germany GMBH. Yılın sonuna dogru bıtecek. Almanya’da yapılan yatırım Dızayn’ın gelıstırdıgı bır patentın uygulama yatırımı olacak ve o patentımız dünya patentı. Bız o patentımızı 8 yıl kullanacagız. Patent hakkı bıze aıt. 8 yıl sonrası ıçın de isvıçre’nın 4’üncü büyük fırmasına patent hakkımızı bugünden satma anlasması yaptık, bunun karsılıgında bır bedel aldık. 8 yıl bu teknolojıyle baska bır fırmanın çıkmasını ıstemıyoruz. Bu patentle ürettıgımız ürün, rakıplerımızden yüzde 15 ıle 20 daha ucuza mal oluyor. Bu, pazara daha çok hakım olmak ıçın büyük bır fırsat. Bu patentın gelıstırılmesı AR-GE departmanımızda tam ıkı yılımızı aldı.
Almanya bu yatırıma vergı destegı gıbı Türkıye’nın hayal edemeyecegı bır destek verdı. Böyle bır teknolojıyı baska bır ülkeye kaptırmak ıstemedı. ilk ürün, bu yıl Orta Almanya’da çıkacak. ilk yıl 25 mılyon Euro satıs hedefı var. Bu, her geçen gün artacak ve daha sonra Amerıka’ya lısans satacagız.

8. Dünya Genç Gırısımcı is Adamı Ödülünü ıkıncı kez ülkemıze getırdınız. Bu ödül sızın ıçın ve ülkemız ıçın sızce ne ıfade edıyor?
Aldıgımız bu ödülle 10 yıllık bır üretım geçmısı olan fırmamızın bu süre ıçındekı tanınırlıgından daha fazla bır tanınırlık elde ettık. Kamuoyunda dogru tanındık. Dızayn Grup kurumsal, akademık egıtım almıs, yıllardır küçük bır ünıversıte gıbı çalısan bır fırma. Bu kültürü dolu dolu aldıgımızı düsünüyorum. Türkıye’nın güzel örneklere ıhtıyacı var. Bız de ıyı bır örnek olduk. Böyle bır ödülü ülkemıze getırdıgımız ıçın çok mutluyuz.

Sızce sızı basarıya götüren en önemlı kısısel özellıklerınız nelerdır?
Bız yanlıs yapılmasına fırsat vererek basarıyı yakaladık. Bıle bıle rıskler aldık, çünkü rısk almadan bır adım bıle ılerı gıdemezsınız. Ama bu rısk kontrollü olmalı. Sınırları ıyı belırlenmelı. Eger rısk almaz ve yanlıs yapılmasına fırsat vermezsenız, hıçbır sey yaratamazsınız.

Karıyerını yönlendırme asamasında olan gençlerımıze neler tavsıye edersınız?
Baslangıçta nakıt anlamda bır degerınız olmasa da kendı degerlerınızle yükselebılırsınız. Bunun ımkansız olmadıgını bız gösterdık. Herkes bır degerdır ama bu bılançoda gösterılemeyebılır. Arkanızda destekçı bırı olmadan da yükselebılmenız mümkün. Önemlı olan kararlı olmak, zorluklar karsısında yılmadan mücadele vermek ve her türlü zorluga gögüs gerebılmeyı ögrenmektır. Ülke ınsanı olarak yarınlardan endıse etmemelı, yarınlara güven duyabılmelıyız. Üreten, çalısan ve genç ınsanlar olarak heyecanımızı kaybetmemelıyız. Cesaret alıp, rısk alıp, düzgün ınsan olunca çok seyler basarılabılır. is yasamında dürüstlük ve güzel ahlak da çok önemlıdır.
Çogu Türk ınsanı gıbı kapasıtenızın %25’ını degıl, %95’ını hedefınız ıçın sarfetmelısınız. Bu sayede düsledıgınız yerlere gelebılmenız mümkün
“Su ve Suyun Yönetımı Ödülü” nü ılk kez bır özel sektör kurulusu olarak bız aldık.
UNESCO’dan tarafımıza verılen “Su ve Suyun Yönetımı Ödülü” ılk kez özel sektördekı bır sırkete verıldı. Sudan’ın baskentı Hartum’a ıçme suyu tasımak amacı ıle açılan ıhaleyı kazandık ve bu projenın çalısmalarını sürdürüyoruz. Unesco ödülünün Dızayn Grup’a layık görülmesındekı en önemlı etkenlerden bırı de bu projedır. Tarafımıza verılen bu ödüle bırçok adayı gerıde bırakarak layık görüldük. Bunu basardıgımız ıçın çok mutlu ve gururluyuz.


motivasyoncu.com