Yokluğunun ıssızlığında çölde yaşayan kunduz gibiyiz; kemirecek ağaç bulamıyoruz da kemiriyoruz benliğimizi, aşkolsun aşk sana!
Biliyoruz, odalarında keyif çatılan evinde kiracıyız, ama Almanya’da oturan ne çok oğlun var, her ay kapıya koyulma telaşı yaşatıyorsun bize aşk, aşkolsun sana aşk!
Evliya Çelebi gibisin aşk, kırk yılın kırıldığı yerde gönlümüze geldin mi hep gidicisin hep; her daim uzak coğrafyaların bilinmezliği çağırıyor seni; aşk, sana aşkolsun!
Kasabanın sevimli, zararsız delisi gibisin aşk, aymaz ve aldırmaz gürültülerle geçiyorsun alnımızın çizgilerinden; herkesler sana yalancıktan, incitmeyen bir incelikle kızabiliyor; aşk, aşkolsun sana!
Son sigarasını çılgın bir rüzgarda yakmaya çalışan tiryakiye verilen tek kibrit çöpü gibisin aşk, her şeyi göze alıp yaksan bir türlü, yakmasan kaç türlü düşersin insanların diline! Eh be aşk, aşkolsun sana!
Yaşamın kaynağı güneş gibisin aşk, güneş gibi sıcak, güneş gibi aydınlık, yakınlaştıkça yakıyor, kavuruyorsun aşk! Aşkolsun be aşk sana, aşkolsun!
Dost nefesi gibisin aşk, yanımızda olmasan bile varlığını bilmenin gücü ayakta tutuyor bizi; dost hiç bu kadar yalnız bırakır mı insanı aşk; Ah be aşk, aşkolsun sana!
Ve inan bize aşk, biz çölde de buluruz kemirecek ağaç, Almanya’dan oğlun kesin dönüş yapsa da çıkmayacağız evinden aşk, sen Evliya Çelebicilik oynamaya devam et, nasılsa bir gün gene döneceksin kürkçü dükkanına, güneş gibi kavursan da bizi dost nefesi gibi yanımızda olduğunu bilmenin keyfi yeter bize, inan bize aşk inan; biz olmasak sen de olmazsın, sırf bu yüzden bize iyi bak aşk...
Haydi şimdilik sağlıcakla kal, bana, öpüyoruz iki yanağından aşk...


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla


