RAHMET... MAĞFİRET... BEREKET...
Rahmet mevsiminin ilk aylarıyla, ruhi yönden tam olarak hazırlanmış, manevi kirlerden arınmış bir şekildeyken Rabbimiz bizleri on bir ayın sultanı ile buluşturdu. O güzellikler, iyilikler, duruluk ve doğruluklarla pırıl pırıl olması gereken ruhumuz imanla, hikmetle Rabbimizce terbiye edilip kurtuluşa hazırlandı. Bu yüzdendir ki, bu ayda Rabbimize yakınlaşmanın huzur ve heyecanı ile Kur'an ve gufran ayının tatlı ürpertisi doldurdu kalbimizi...
"Ey iman edenler! Sizden önceki ümmetlere farz kılındığı gibi sizin üzerinize de Allah'tan korkmanız için sayılı günler olarak oruç farz kılındı. O günlerde sizden kim hasta veya yolcu olur da oruç tutamazsa başka günlerde iade eder. Oruç tutmaya takati yetmeyenlere ise, her gün için bir yoksulu doyuracak kadar fidye vermek gerekir. Kim kendi isteğiyle fazladan hayır yaparsa, bu kendisi için daha hayırlıdır."
Başlı başına bir umman olan Ramazan-ı Şerif'i ve O'nun faziletini anlamak için orucun tanımıyla başlayalım. Bir şeyden uzaklaşmak, bir şeye karşı kendini tutmak anlamına gelen oruç; tutmaya ehil olan kimselerin Allah'ın emrini yerine getirmek, O'na yakın olmak, rızasına ermek niyetiyle, ikinci fecirden itibaren güneşin batışına kadar yeme, içme, ilâç kullanma ve cinsel isteklerden uzak durmak demektir.
Bakara suresi 183. Ayet-i kerime ile Hicri ikinci yılda farz kılınan orucun dini, ruhi, sosyal, sağlık, ekonomik ve pedagojik bakımlardan pek çok faydası vardır.
Oruç, namaz gibi hayatı disipline eden önemli bir ibadettir. Kişiye sınırsız sevap kazandırır. Çünkü oruç yalnız Allah içindir. Allah'ın keremi ise sınırsızdır. Bununla "Reyyan" denilen ve yalnız oruçlulara ayrılmış bulunan özel kapıdan cennete girme hakkı elde edilmiş olur. Oruç bir yıldan öbür yıla kadar işlenen küçük günahlara kefarettir. Allah'ın rızasına ve sevgisine ulaşmaya vesiledir.
Oruç bir yıl boyunca yorulan insan bedenini dinlendirir ve ona sağlık kazandırır. Allah'ın elçisi; "Oruç tutun, sıhhat bulun" buyurmuştur. Aynı zamanda oruçlu açlığa, susuzluğa ve sıkıntılara dayanma gücünü kazanır. Şefkat ve merhamet duygularını geliştirip, ahlâkını güzelleştirir.
Oruç; farz, vacip, sünnet, mendup, mekruh, haram olmak üzere altı çeşittir:
Farz oruçlar : Ramazan orucu, kazaya kalmış olan Ramazan orucu ve keffaret oruçları.
Vacip oruçlar : Adak oruçları, kazaya kalmış nafile orucu ve itikâf oruçları.
Sünnet oruçlar : Muharrem ayının 9., 10. Ve 11. günleri tutulan oruç.
Mendup oruçlar : Her kameri ayın 13., 14., 15. günleri ve Pazartesi ile Perşembe günleri tutulan oruç.
Mekruh oruçlar : Muharrem ayının yalnız 10. Günü tutulan oruç. Cuma ve Cumartesi gibi haftanın belirli bir gününde tutulan oruç ve kadınların kocalarından izinsiz tuttukları nafile oruç.
Haram oruçlar : Ramazan Bayramı'nın birinci günü ve Kurban Bayramı'nın dört gününde tutulan oruç.
Ramazan ayında ifa edilen oruç, teravih, fitre, sadaka ve zekât gibi ibadetlerin sağladığı çok anlamlı manevi duygu ve kazançlar, toplumun her zaman muhtaç olduğu yüksek değerlerdir. Zaten Ramazan ayı faziletlerle dolu olan bir aydır. Ramazanın kudsiyeti pek çok ayet-i kerime ve hadis-i şeriflerde beyan edilmektedir. Kur'anda "Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak kendisinde Kur'an indirilen aydır" buyrulmakta, "Ramazan orucunu sadece Allah için tutanın geçmiş günahları bağışlanır." Gibi pek çok hadis-i şerif de bu manadaki ayet-i kerimeleri teyid etmektedir.
Bu ayda diğer aylardan farklı ve fazla yaptığımız ve yapmamız gereken ibadetler vardır ki; Ramazanın hikmeti biraz da bunlardadır:
Oruç : Dinimizin beş temel ibadetinden, İslâm'ın şartlarından biridir ve Ramazanda tutulur.
Teravih Namazı : Ramazan gecelerini nurlandıran, yatsı namazından sonra, vitir namazından önce kılınan yirmi rekatlık müekked sünnet bir namazdır ki, camilerin cemaatle dolup taşmasını sağlar.
Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: "Her kim Ramazan ayının gecelerinde ibadetin sevabına inanarak ve mükâfatını umarak Allah rızası için (Teravih) namazını kılarsa geçmiş günahları bağışlanır"
Mukabelelere İştirak ve Kur'anıkerim'in Hatmedilmesi: Peygamberimizin ve bir çok İslâm alimlerinin hayatlarından alınan güzel örnek neticesinde pek çok müslüman Ramazan ayı boyunca evlerde veya camilerde Kur'an-ı baştan sona okuyarak hatmederler veya dinleyerek bu güzel geleneğe iştirak ederler.
İftarları Yalnız Yapmamak: İmkânlar nispetinde iftara davet etmek. Peygamberimiz: "Kim Ramazanda bir oruçluya iftar ettirirse, bir köle azad etmiş gibi sevap alır ve bütün günahları bağışlanır" buyurur.
Sahura Kalkmak : Ramazan ayına mahsus olan sahurun en önemli özelliği Müslümanların orucunu diğer ümmetlerin oruçlarından ayırmasıdır. Peygamberimiz de: "Sahur yemeği yiyin; çünkü sahurda bereket vardır" buyurmuştur.
Kimsesiz ve Fakirleri Gözetmek : Özellikle bu ayda ihtiyaç sahiplerini tespit etmek, onlara yardım etmek gerekmektedir.
Kadir Gecesi'nin Kıymetini Bilmek : Bu geceyi lâyıkıyla ihya etmek.
Sadaka-ı Fıtır : Bu da Ramazan ayına mahsus ibadetlerden bir tanesidir.
KADİR GECESİ
Bin aydan daha hayırlı olduğu zikredilen, Kur'anıkerim'de ismen geçen ve hakkında sure bulunan bir gecedir. En önemli özelliklerinden bir tanesi, insanlık için bir hidayet kaynağı olan son kitap
Kur'anıkerim'in bu ayda inzal olunmaya başlamasıdır.
Kadir suresinde bu gece hakkında şöyle buyrulur:
"Biz O'nu (Kur'anı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır. O gecede, Rablerinin izniyle melekler ve Ruh (Cebrail) her iş için iner dururlar. O gece, esenlik doludur. Ta fecrin doğuşuna kadar."
Kadir gecesinin, Ramazan ayının hangi gecesine rastladığı hakkında çeşitli rivayetler olmasına rağmen Ramazanın son on günün tek geceleri ve bilhassa 27. Geceye dikkat çekilmiştir. Zamanın kesin olarak bildirilmemesi insanların ona güvenip diğer zamanlarda kulluk görevlerini ihmal etmemelerinin hedeflenmesi gibi bazı hikmetlerle açıklanmıştır.
Mübarek gecelerde kılınacak özel bir namaz zikredilmemekle birlikte kaza namazı, nafile namaz kılarak, Kur'anıkerim okuyarak, dua ederek ve gündüzleri oruçlu geçirerek iyi bir şekilde ihya edilmesi gerektiğine dikkat çekilmiştir.
Hz. Aişe Validemizin bu gecede nasıl dua etmesi gerektiği sorusuna Sevgili Peygamberimiz : "Allahım! Şüphesiz sen affedicisin affı seversin. Beni affet" duasını okumasını tavsiye etmiştir.
SADAKA-I FITIR
Ramazan ayının sonuna yetişen ve asli ihtiyaçlarının dışında en az nisap miktarı malı bulunan hür bir müslümanın fıtır sadakası vermesi Peygamber Efendimizin emri ile vaciptir. Kısaca fitre olarak da bilinen fıtır sadakası hicretin ikinci yılında, Ramazan orucunun farz kılındığı yıl zekâttan önce meşru kılınmıştır. Bu bir yardımlaşma olup, orucun kabulüne, ölüm sırasında sıkıntılardan ve kabir azabından kurtuluşa bir vesiledir.
ZEKÂT
Mali ibadetlerin en önemlisi ve islâmın temel şartlarından biri olan zekât, Ramazan orucu ve fitreden sonra farz kılınmıştır. Kur'anıkerim'de yirmi sekizi namazla birlikte olmak üzere otuz iki yerde zikredilmektedir. Hür, akıllı, buluğ çağına ermiş, nisab miktarı mala sahip, müslüman kadın ve erkek, ihtiyaç sahiplerine mallarının kırkta birini vermekle yükümlüdür.
Zekâtın farz kılınmasının çeşitli hikmetleri herkes tarafından anlaşılabilecek açıklıktadır. Malların arındırılıp temizlenmesi, zenginle fakirin birbirine yaklaştırılması, kişinin cimrilikten alıkonması, Cenab-ı Hakkın verdiği servet nimetine şükredilmesi ve toplumsal dengenin sağlanması zikredilebilir.
"Müminlerin mallarından zekât al ki, onunla kendilerini temizleyip mallarını bereketlendiresin" ayeti kerimesi de konuya ışık tutmaktadır.
Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennemden azad günleri olan
Ramazan ayını namazla, oruçla, fitreyle, zekâtla en iyi bir şekilde ihya edebilmek temennisiyle Ramazan ayınız mübarek olsun inşallah...
kaynak: öğretmeninsesi.net


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla









