Türk Ordusunun Askerleri kendi komutanlarından başka hiç kimseden emir almazlar. Tek emir yetkisi ve gücü komutandadır. Bu güne kadar ordumuz Kemalizm’den hiçbir ödün vermeden Atatürk ilkelerinden sapmadan nöbete devam etmiştir. Atatürk ilke ve devrimlerini korumak öncelikli olarak bu kutsal kurumun asli görevidir. Çünkü, onlar Kemalin Askerleridir.
En üstteki komutanından, neferine kadar herkes o üniformayı giyerken Atatürk ilke ve devrimlerini koruyacağına ‘şerefi ve namusu’ üzerine yemin eder. Bu yemini etmeyenler ordunun neferi olamaz.
Harbiyeli öğrencilerde Atatürk’ün okul numarası okunduğunda
‘İÇİMİZDE’ diyerek onun yüreklerdeki yerini haykırırlar.
Türk Askeri böylesine çelikleşerek yetiştirilir. Onun için bizim ordumuz sapasağlam ayakta durur.
Askerimizin sağlam duruşu ülkemizinde mevcudiyetini sağlar. Fransa’yı izliyoruz. Küçük bir olayda darmadağın oldu. 1955 yasalarına sarıldılar. Oysa bizde hem etnik hem dinsel çatışmaları yaşıyoruz ama milletimiz huzur içinde. Kemalin Askerleri sınırları koruyor, devletin varlığını, milletin bütünlüğünü korumak için vatanın her karış toprağında 24 saat nöbet tutuyor. Üstelik, AB sevdalılarının çıkarttığı ve çıkarmaya çalıştığı yetki kısıtlamalarını içeren yasalara rağmen başarıyor.
Sizin haberiniz olmasa da Türk yiğitleri her yerde vatanı için savaşıyor ey ahali. İçiniz rahat olsun. Onların içinde ‘KEMALİZM’ ışığı var. Yollarına çıkan engelleri her ne olursa olsun mutlaka yok ederler ve Atatürk’ün gösterdiği hedeflerden asla sapmazlar…
Aşağıda okuyacağınız sözleri eden birinin hedefi bellidir. Kemalizm’i vona bağlı kurumları yok etmek. Siz bu sözleri hoş gösterecek başka bir mazeret bulabiliyorsanız aynı ihanetin içinde olursunuz. Buyurun bakalım önce yazıyı okuyun!
‘Türkiye kendisine din olarak KEMALİZMİ almış ve başka hiçbir dine hayat hakkı tanımayarak kitlelere zorla dikte ettirmiştir. Ne yazık ki Türkiye’nin 70 yıllık tarihi boşa harcanmış bir zamandır.

TÜRKİYE TÜRKLERİNDİR GİBİ TEZLER YANLIŞTIR..
Bütün bunlardan sonra Türkiye’nin yarınında artık Kemalizm veya başkaca herhangi bir ideolojiye yer yoktur.
Kemalizm’in yeniden kendini üretmesi söz konusu değildir...
Çünkü insanlar böyle bir devleti istemiyor.
2000’li yılların dünyasında ve büyük dünya ailesinin bir birimi olan Türkiye’de artık Kemalizm’e yer yoktur.
En üst belirleyici İslam’ın ilkeleridir. Her şey ona göre belirlenir.’
Bu sözlerin sahibi kimi?
Kim olacak, Sayın Hilmi Özkök’ün şiir gibi anlaştığı hükümetin başbakanı Türkiyeli R.Tayyip’ten başkası değil tabiki!..
Atatürk’e hakaretlerle saldıran ve Kemalizm’i yok etmeye and içmiş olan R.Tayyip Başbakan olduktan sonra ise;
‘Değerli bir asker, üstün nitelikli komutan, mümtaz bir devlet adamı. Muhteşem eseri olan Türkiye Cumhuriyeti ile bütün dünyanın hayranlığını kazandı.
Atatürk’ün fikirleri aradan geçen yıllara rağmen geçerliğini korumaktadır.
Türk milletine çağdaş uygarlık düzeyine yükselme yolunu açan, millet olma bilincine ulaşmasını sağlayan büyük devlet adamı Atatürk’ün çağdaş düşüncelere dayalı, gelişmeye ve yükselmeye ışık tutan görüşlerini içtenlikle benimseyerek uygulamak, milletimiz için vazgeçilmez ve değişmez bir ilkedir.
Cumhuriyetimizin kurucusu, düşünce ve devrimleriyle geçtiğimiz yüzyıla yön veren dünya liderlerinden biri olan Atatürk’ü, aramızdan ayrılışının 66. yıldönümünde saygı, şükran ve rahmetle anıyoruz.’ diye bilecek kadar ikiyüzlü olabiliyor.
Bu türden vantilatörlerin tanımını ben bir türlü yapamamıştım ama yürekli komutanım Albay İlhan ÇİLOĞLU öyle güzel tanımladı ki, bunu mutlaka sizlerle paylaşmalıyım.
‘Vatanımızın kurtarıcısı, devletimizin kurucusu, milletimize uygarlık yolunu açan GAZİ MAREŞAL MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ülkemizde, yıllarca Marksist, Leninist ve Maoist ideoloji sahipleri ile Şeriatcı, din esaslarına göre yönetilmemizi isteyen, kula kul ve köle ruhlu insanların saldırılarına uğradı. Birinciler O'nun kurduğu devletin esaslarını kendi ideolojilerine uygun bulmadıkları için O'na "Faşist Osmanlı Paşası" diye saldırdılar. Şimdi bu gafiller ATATÜRKÇÜ oldular, eğilmeden bükülmeden bu yolda gidenlerin yanında yer aldılar. Ben bu kişilere halen kuşku ile bakmaktayım.
İkinciler bir mıh gibi çakıldıkları yerde durmaktadırlar. Şimdiki iktidarın yandaşları olmanın gücünü ve olanaklarını da kullanıyorlar. Bir umutları da AB'ye girmek. Gazeteleri, dergileri, radyoları, TV’leri var. Duygu ve düşüncelerini açıklayacak her türlü siyasi ve hukuksal desteğe sahipler. Durmadan duraksamadan saldırıyorlar. Artık, bizim askeri deyimimizle silahlarını açıkta taşıyorlar. Yıllar önce, İstiklal Mahkemeleri'ni dillerine doladılar, her ilçede teğmenlerin başkanlığında İstiklal Mahkemeleri kuruldu, yüz binlerce inançlı insanları astılar diye yıkıcı, yalan propaganda yaptılar. Bunlara göre her türlü yalan ve iftira meşrudur. Bunlara inanan ahmakları da dinledim. Hep aynı üslupla konuşurlar; zira, sevilen sınıf arkadaşımız Gt. Cemil'in dediği gibi "Bir toplumun ahmaklara da ihtiyacı vardır" gerçeğini iyi değerlendirirler…’
Kafasının içi iktidar, unvan, makam hırsıyla dolu olanlar Atatürk’ü içlerine sindiremezler ve Kemalizm’e savaş açarak ona bağlı olan ne varsa yıkıp yok etmeye çalışırlar. Onlar ABD’li hazretlerinin fetvaları olmadan doğal ihtiyaçlarını gidermeye bile gidemezler!..
AB’li patronlar emir verdi; Resmi kurumlarınızdan Atatürk resimlerini indirin!..
Resimler duvarda duruyor ama Kara Kuvvetleri Komutanlığının bröve’sindeki Atatürk görüntüsü kaldırıldı. Atatürk’ü yok etme görevi Sayın Hilmi ÖZKÖK’e verilmiş olamaz herhalde!
Bu talihsiz emrin sonunda bu durumdan şiddetle rahatsızlık duyan onca subaya, ÖZKÖK’ün Manisa Turgutlu’da yaşayan ailesi ile ilgili ‘Fetullahçı’ söylentilerine ne cevap verilecek merak ediyorum doğrusu.

Gerçi bu tür işlerden sorumlu gazeteci Nazlı abla buna da bir cevap verir nasılsa!

Rahat uyu başkomutanım.

Rahat uyu MUSTAFA KEMALİM., SENİN ASKERLERİN NÖBETTE.
RUHUN ŞAD OLSUN ATAM.


alıntı