Yepyeni İşler
Teknoloji mi iş dünyasını sürüklüyor, yoksa tam tersi mi… Yoksa ikisinin de birbirini bir döngü veya sarmal şeklinde mi etkilediği tam olarak bir türlü anlaşılamıyor ama, sonuçta, hep birlikte içinde bulunduğumuz bu sektörün sürekli bir değişim ve gelişme içinde bulunuyor. Bu durumun gerek ülke ekonomilerinde yaratılan parasal katma değer ve istihdam, gerekse bireylerin günlük yaşamı üzerinde etkisinin büyük olduğu da bir gerçek.
Çok uzaklara gitmeyin, bundan altı yıl kadar önce hayatımıza girmeye başlayan GSM telefon teknolojisinin bugün geldiği noktaya, bu iletişim ağlarındaki geleneksel telefon hizmetinin ötesinde sunulan yeni işlevlere bir bakın. Teknolojiden biraz uzaklaşıp işin parasal boyutunu, çalışan insan sayısını ve kalitesini, bu firmaların milyarlarca dolarlık yatırımlarını, cirolarını, karlılıklarını ve pazar değerlerini kabaca bir hesaplayın. Önünüze "Yoktan var edilmiş" harika bir tablo çıkmıyor mu? Tüm Dünyada, işin başında bu gelişmeyi öngörebilmiş ve bu konuya yatırım yapmaktan korkmayan girişimcilerin ne kadar haklı olduğunu görebilmek çok da zor olmasa gerek…
Bilgi Teknolojisinin geleneksel bilgi işlem odasının çok, ama çok ötesinde birtakım yerlerde, hayatımızın içinde olduğunu bu köşede sürekli vurgularım. Dev bir yolcu uçağının İstanbul Atatürk Havalimanı'ndan kalkışından New York'a inip pistin sonuna gelişine kadar yapması gereken tüm hareketleri bir uçuş planı çerçevesinde icra eden, deyim yerindeyse "Uçağı kullanan" yazılım ve donanım bileşenlerinin nasıl bir BT harikası olduğunu düşünebiliyor musunuz? Bu uçuş sırasında hangi noktadan hangi yükseklikte ve hangi süratte geçileceğinden yakıt tüketiminin enaza indirilmesine kadar birçok işlem, işte bu sistem tarafından gerçekleştirilir. Siz arkada yemeğinizi yer veya filminizi izlerken bu sistem, yerde görev yapan hava trafik kontrolöründen pilotlara değişik bir talimat gelmediği sürece, hazırlanmış "Uçuş planı"nı harfiyen uygular, gideceğiniz yere geldiğinizde uçağınızı indirir, pistin sonunda da fren yapıp durdurur. Aranızda uçuşa meraklı olanların, uçak yolculuğu sırasında bir fırsat bulup da kokpite girmeyi başardıktan sonra büyük bir hayal kırıklığı ile tekrar kendi koltuğuna döndüğü ve yanındaki arkadaşına "Yok canım, hiç de heyecanlı değil, uçağı zaten otomatik pilota bağlamışlar!" dediği hiç olmadı mı? Hatta kaptanın özel izniyle inişe kadar içeride kalmayı becerenlerin de "Vallahi, iki düğmeyi çevirdiler, bir tuşa bastılar, uçak indi" dediğine tanık olmadınız mı?
Niyetim bu yazıda Dünyada ve Türkiye'de çok yeni bir konu olan, yüzeysel bir bakışla "Medya" diye nitelendirilebilecek olan, ama gerçekte bilgi teknolojisinin en son harikalarının kullandığı dijital yayın ve iletişim plaformlarından, bu platformların eve ulaştığında bizlere neler getirdiğinden sözetmekti. MPEG standardı ile ilgili araştırma - geliştirme çalışmalarının "Bildiğimiz CD'lerin üzerine aşağı-yukarı 60 dakikalık filmi sıkıştırmak" amacından çok ötesine hizmet ettiğini anlatmayı planlarken, en az bunun kadar ilgi duyduğum mobil iletişim ve sivil havacılık konularına girince, BT kullanımının "Geleneksel olmayan" alanlarını bu yazıda bunlarla sınırlamak durumunda kaldım. Dijital yayın ve iletişim platformlarından ise en kısa zamanda sözedeceğim.
Oguz C. Gel
info@oguzgel.com
http://www.oguzgel.com


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla