Metodoloji?
Dergide haftalık köşe yazıları hazırlamaya başladığım ilk haftalarda üzerinde durduğum, ancak uzun zamandır değinmediğim danışmanlık konularına biraz eğilmekte yarar gördüm bu kez. Bilgi teknolojisinin yanı sıra, "Business Consulting" denen ve gerek sonuçları, gerekse başarı kıstasları her zaman çok net olarak ortaya koyulamayabilen danışmanlık hizmetlerinin alınması konusunda bazı önemli noktalara dikkat çekmekte yarar gördüm.
Daha önce de belirtmiştim: Esas itibarıyla Matematik, Fizik, Felsefe gibi birer temel bilim dalı olmayan, ancak temel bilimlere dayanan kuramları ile birer disiplin haline dönüşmüş olan Ekonomi, Mühendislik gibi "Uygulamalı Bilimler" sınıfına giren konularda, bildiğiniz gibi, birçok nokta tartışmaya açıktır. Kökeni temel bilimlere dayanan bu dallarda sürekli araştırma yapılmakta, yeni kuramlar ortaya çıkmakta, bunların günlük hayata uygulanmasında zaman içinde kökten değişiklikler görülebilmektedir.
Bütün bunların dışında, sadece pratik hayattaki deneyimlere dayanan ve kökeninde "Dört işlem aritmetik"den başka bir temel bilim olmayan, ancak, teorik bir tabanı bulunmamasına rağmen üzerinde en çok tartışma yapılan, gazete köşelerine konu olan ve yıllardır bir "Bilim" olarak pozisyonlandırılmaya çalışılan dal ise, hepimizin bildiği gibi "Business" (İş) adı altında toplanabilecek, örneğin pazarlama ve reklamcılık gibi, herkesin bol keseden atıp tuttuğu konular olmakta… Evet, gerçekten de çevrenize baktığınızda herkesin doktor, avukat, futbolcu, politikacı kesildiği gibi, aynı şekilde reklamcılık ve pazarlama konularında da herkesin söyleyeceği bir şey yok mu? Ne iş yapacağına kesin olarak karar vermemiş binlerce üniversite mezununun "Ben reklam ve halkla ilişkiler konularında çalışmak istiyorum" dediğini görmediniz mi?
İşte bu ve buna benzer, herkesin - doğru veya yanlış - bir fikri olabileceği, çoğu kez de yoğun iş deneyiminin ve "Aklın yolu birdir" şeklindeki sağduyulu düşüncenin önem kazandığı, teorik bilginin pek de bir anlam ifade etmeyebileceği "Business" konularını birkaç rapor ve tabloyla, bir "Metodoloji" çerçevesinde sanki bir akademik tabana oturtuyormuş izlenimini veren kişi veya kurumların, cazip birkaç söz içeren çekici bir sunum ile günlük hayatın yoğunluğundan ve gerilimden bezmiş yöneticilerin gözünü boyaması çok mu zor sizce? Bu ortamdan bezmiş yöneticilerin, olaya dışardan bakıp "Doğru teşhis koyuyormuş" gibi bir izlenim bırakan danışmanın teklifini inanılmaz paralar harcayarak "Sen gel de bizim şirketi biraz düzelt bakalım. Hatta gerekiyorsa bilgi işlemin de haddini bildir…" diyerek kabul etmesi ve bu hizmetten büyük bir beklentiye girmesi çok mu uzak bir örnek sizce?
Bu durumlarda, patronlara ve en üst düzeydeki yöneticilere şunu öneriyorum: Danışman olarak karşınıza çıkan ve "ªöyle olmalı, böyle olmalı" diye atıp tutan kişiye şu teklifi yapın: "Sen gel, bu şirketin (Veya departmanın) başına geç. Ama tüm yetki ve sorumluluklarıyla birlikte geç. Sana istediğin kadar para vereceğim…" Böyle bir teklifi kabul ederlerse, bu pozisyonda kaç gün dayanabilir acaba bu kişiler?
Veya, kendilerini uzun dönemli garantiye alan, inanılmaz cezai şartlar içeren bir kontrat imzalamadıkça sizin maaşlı elemanınız olarak işe başlar mı? Eh, kendisini bu kadar garantiye alınca da en azından "Herhangi birimiz" kadar performans gösterir, değil mi? Üstelik de aldığı garantiden dolayı korkusuzca istediğini söyler, gerekiyorsa patrona karşı çıkar, doğru bildiğini savunur, değil mi?
Danışmanlıktan memuriyete inanılmaz parasal paketlerle "Terfi edenler" dışında kim cesaret edebilir böyle bir davranışa? Kim patrona veya en üst düzey yönetime karşı çıkma gücünü kendinde bulabilir? Dolayısıyla başka kim gerek patron, gerekse işe yeni girmiş üniversite mezunlarının gözünde "Bak, aferin… Doğru bildiğini söylüyor. Kimseyi takmıyor" şeklinde beğeni, hatta hayranlık uyandırır?
Oguz C. Gel
info@oguzgel.com
http://www.oguzgel.com


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla