• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
2 sonuçtan 1 --- 2 arası gösteriliyor
  1. #1
    Savemysoul adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-09-2006
    Mesajlar
    52
    Karizma Gücü
    0

    Gülseli İnal Şiirleri

    G&#220SELİ İNAL (1947)

    EY, GÖZLERİ DÜŞRENGİ

    Ne söylersen onu yapıyorum elimde değil verdiğin güle
    dokunmamak
    gözlerin neredeyse bedenim orada oluşuyor yeniden
    rüzgârların eğilip kulağıma fısıldadıkları oluyor söylediklerin
    dilim tutuluyor sanki buruk bir yemiş tatmışçasına
    sessiz bir başına yokolarak yeniden yaşıyorum yanında
    hiçliğin tadına bakıyorum
    varlığını biraz biraz duydukça
    bedenim bedenine kapanıyor yavaşça
    sırtında büyük sırmalı bir harmaniyle karşılıyorsun beni

    bir bulut gelir hani kanatları yağmur rengidir
    uzun yol yorgunudur sonra başka türlü
    bir yüzdür gökyüzü
    onu yaşıyorum yanında
    kış sabahının açmış tüm çiçekleri elinde
    elimde değil senin yanında ırmakların sesini dinlememek
    birden bire allak bullak oluyorum gelişinle
    kollarımdan uç veren zeytin dalları
    ipek bir sedire yatırıyorum duygularımı
    seni ey yağmur kaçkını
    sabah yeli tadı
    sen güneşin ışıkdamlası ayışığı dansı
    sen geceyarısı beyazı
    kasırgada deniz denli tutkunu olduğum sen
    yemişlerin zehir tadı
    evrenim tuzum dağyelim
    yaşamım
    ve yanıbaşımda soluk alıp veren deniz gibi sen.
    Herkes gittiğinde sen vardın,
    Hani hep yanımda kalacaktın?


    Lost in translation.

  2. #2
    Savemysoul adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-09-2006
    Mesajlar
    52
    Karizma Gücü
    0
    BENSE UZATMIŞTIM SAÇLARIMI
    KOYU BİR IRMAK İÇİN


    İnce sızılar duyarım günle gecenin birleştiği yerde
    yavaş yavaş solan bir çiçeğin solgun ışığı yansımıştır yüzüme
    oysa gün parlak gökyüzü kızıldır henüz
    yalnızlıklardan sıyrılıp bir iki yıldız
    yıldızlardan aldığım bir gülüştür benimki
    takındığım dudağımın ucundaki
    derin bir dağ kovuğunda otururum
    sonra bir kartalla senlibenli
    birazdan gün solacak sessizlik
    takınacak kendi sessizliğini
    istek başlayacak denizden
    bir martının mavi sayrıl uçuşundan
    bir iki beyaz martı geçecek
    şölen mi başlayacak ne
    kırmızıyla yeşilin tutuştuğu yerde
    altın sağraktan akan suyun sessiz görünüşü gibi

    yeter diyor morluk
    sır verdim dağlara ben
    sır verdiklerim içinde
    takındığım gülüşüm de var.
    Nedir bu beni saran sonsuz kıyılar
    uğuldayan ormanlar denizin durmadan yükseldiği kumsal
    dalgaların bölündüğü kıyı
    arayışlarla başlayan gece küskün biten sabah
    nedir nedir beni saran hüzün
    gökyüzünden topraktan ve sudan
    hiç durmadan fışkıran akşam
    bense
    uzatmıştım saçlarımı
    koyu bir ırmak için
    bense
    önümdeki yeşil başlı ağaçların eğildiği
    yüzümü yıkadığım o eski sunak
    önümden akıp geçen bir kara yelkenli
    saçlarım ise günışığından arta kalan
    bir yele gibi önüne katmış da ışığı
    güpegündüz bir gülün boyatışını
    bekleyebilirim sonsuza dek
    bekleyebilirim yeni doğan bir sabah sevisini
    kollarımdan geçen ırmak
    başımı yasladığım yeşil ay
    kurallarım var hiç bir doğaya uymayan
    şaşırmalarımda hiç durmadan gökyüzüne bir gül boyatar.




    (Not: Şiirleri ayrı ayrı gönderdim ama umarım ard arda mesaj attığım için sorun olmaz.)
    Herkes gittiğinde sen vardın,
    Hani hep yanımda kalacaktın?


    Lost in translation.

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •