Hologram ve Tasavvuf
İnsan beyni de pek çok mini Hologramdan oluşmuş büyük bir Hologram olarak düşünülebilir. Çünkü beyindeki her hücre, esasında her işlevi yapabilecek yetenek ve kabiliyette var olmuştur.Ancak Kozmik Programlanmadan sonradır ki, Hücreler özelleşerek kendilerine ait işlevleri meydana getirirler. Bu açıklayıcı bilgilerden sonra, dini verilerin de ışığı altında Beynin nasıl Programlandığını düşünelim... Kişinin (Ayan-ı Sabite) denilen sabitleşmiş ana Programını oluşturan yüz yirminci gündeki Kozmik ışınlar, Meleki tesirler ile yedinci ve dokuzuncu aylarda ve nihayet doğum anında alınan tesirler ile beyin Programlanmaktadır. Zaten İnsan, Allah isimlerinin manalarının bir terkip halinde oluşmasıyla meydana gelmiş bir birim...Ve bu kemalatın genetik verilerle İnsandan İnsana nakledilmiş olması dolayısıyle, bu doksan dokuz isim her İnsanda mevcut.(Bakara 30-31) ayrıca İnsan, Zat, Sıfat, Esma ve Ef'al boyutlarını özünde bulunduran bir birim...Hologram prensibinin en önemli özelliği, her noktasının bütün cismin görüntüsünü verebilmesidir. Hologramın her noktasına cismin her tarafından ışın dalgaları gelmekte ve orada kaydedilmektedir. Bu nedenle, Hologram plakası nekadar koparılsa, kırılsa bile (Her parça bütünün bilgisini için de taşımakta ve gerektiğinde bütünün tam görüntüsünü tek başına verebilmektedir.) Şimdi bu verilerle şu sonuçlara ulaşabiliriz:
Görüntülenmesi istenen cisimden yansıyarak gelen lazer ışınının Hologram plakasına cismin görüntüsünü kaydetmesi gibi, İnsan beyni de doğum öncesi ve doğum anında, kökeni Meleklere dayanan Burçlar olarak tabir ettiğimiz sayısız takım Yıldızlardan gelen Kozmik ışınlarla Programlanmış oluyor. Nasıl benzer frekanstaki ışınları plakaya gönderdiğiniz zaman cisim üç boyutlu olarak ortaya çıkıyorsa, Burçlardan ve Güneş sistemindeki planetlerden gelen ışınlarda, o programlanmış olan İnsan beyinlerini etkilemekte ve kişilerden programları doğrultusunda çeşitli fiillerin, davranışların ve düşüncelerin ortaya çıkmasına sebep olmaktadır...Aslında plaka üzerinde gürülen üç boyutlu cismin gerçekte bir varlığı yoktu, Dalga boylarının oluşturduğu bir modeldir (yada Hayal'dir) biz onu var gibi görmekteyiz.Bunun gibi İnsan beyni de tıpkı bir Hologram gibi çalışmaktadır ve biz beş duyumuzun kapasitesi gereğince kendimizi bir birim gibi kabul edip, çevremizde gördüğümüz her şeyin de var olduğunu sanırız. Gerçekte o Hologram plakasındaki görüntünün bir gerçekliği olmadığı gibi, çevremizde görüp var kabul ettiğimiz bitakım şeylerinde bir varlığı yoktur...Fiil diye algılananlar tamamiyle manalardır. Tasavvuf ehli bu anlamda Eşyanın menşe-i'ni düşünmek tevhid'tir demişlerdir. Her mana ise belli frekanstaki dalga boyudur...Böylece beyin Holografik olarak Evreni algılamaktadır. Buradan hareketle Makro plandaki Evren de tıpkı beyin hücreleri gibi, kökeni kuantsal Enerjiden ibaret bir hologramik yapıdır Mutlak manadaki Evreni bir an için, Hologram plakası gibi düşünün. Sonsuz, sınırsız Tek olan Allah, kendindeki manaları seyretmeyi dilemiş ve bu manaları çeşitli şekillerde terkiplendirerek sonsuz sayıda varlıkları meydana getirmiştir. Fakat bu varlıklar O Tek varlığın İlmiyle ve İlminde yoktan var ettiği İlmi suretlerdir. Bu yoktan var ettiği bütün birimler, O'nun İlmiyle, O'nun İlminden ve O'nun varlığından meydana gelmiş olması sebebiyle, o varlıklarda kendi varlığının dışında hiçbirşey mevcut değildir...Tasavvufi anlatımlada Evren tek bir RUH'tan meydana gelmiştir ve Evrende mevcut olan her şey hayatiyetini bu Ruh'tan alır. Ve bu Ruh, aynı zamanda şuurlu bir yapı olması sebebiyle, İlme, İradeye ve Kudrete sahiptir. İşte bu Evrensel İlim, Güç, ve İrade Hologramik bir şekilde Evrenin her katmanındaki her birimin, her noktasında mevcuttur.Bu gerçeğe ermişlerin (Zerre Küllün aynısıdır) şeklinde anlatmaya çalıştığı konu, mutlak bir iradenin yanında birde İrade-i cüz'iyenin var oluşu şeklinde anlaşılmıştır. Sizin vücudunuzun her zerresinde o Kozmik Güç, İlim ve İrade aynı orjinal yapısıyla mevcut bulunmaktadır. Ve siz birşeylerin olmasını istediğiniz zaman, ötelerdeki bir varlıktan talep etmiyorsunuz, kendi varlığınızdakinden Öz'ünüzden istiyorsunuz. Yani Öz'ünüzde mevcut olan Allah İlmi, Kendi dilemesiyle ve kendi kudretiyle isteğinizi açığa çıkarıyor...Holografik yapının önemli bir diğer özelliği ise zaman ve mekan kavramları olmaksızın Geçmiş, Şimdi ve Gelecek diye bildiğimiz her şeyi yani tüm bilgileri bir arada bulundurmasıdır. Zaman, Mekan, Geçmiş, Gelecek diye algılananların hepsinin algılayanın kapasitesinden kaynaklanan göreceli değerler olduğu, bir kez de Hologram prensibi ile destek görmüştür. TÜM'ün bilgisi, her zerrede özü itibari ile mevcuttur ancak:zerreninde o TÜM bilgiyi değerlendirebilmesi, mevcut kapasiteyi kullanabileceği yada açığa çıkartabileceği orandadır. Kur'an da LEVH-İ MAHFUZ diye bir deyim vardır. Hakikatte O (yalanladıkları, aslı) Levh-i Mahfuz da bulunan şerefli Kur'an dır. (Buruc21-22). Levh-i Mahfuz, kesreti yani çokluk kavramlarını meydana getiren Esma terkiplerinin (kaza ve hüküm) bilgi ve bilinç boyutudur. Allah İlmindeki Hüküm ve Takdirin fiiller alemine yansımasıdır..Bu platformda her şey bilgi olarak, tasarım olarak tüm varoluş gerekçesiyle mevcuttur.Burada Zaman ve Mekan kavramı olmaksızın ezelden edebe kadar her şey bilgi olarak mevcuttur. İşte bu levh-i mahfuz alemlerin aynasıdır ve Evrenin geni hükmündedir. Evrende ve onun boyutsal tüm katmanlarında meydana gelmiş olan tüm varlıklar, Levh-i Mahfuz diye bilinen bir üst boyutun tafsiliyle meydana gelmiştir. Burada mevcut olan her birim, Galaksiler, Burçlar, Güneşler, Planetler ve Dünya üzerindeki her şey varlığını Allah'ın varlığı ile vardır. Ve her biri kendi boyutunun algılayıcısına GÖRE vardır. Gerçekte var olan, sadece ve sadece TEK'tir, varlık Vahidül Ahad olan Allah 'dır. Evrende mevcut olan bu mana suretlerinin hepsinin de TEK'in tüm özelliklerini içermesi ve müstakil bir varlıklarının, mevcudiyetlerinin olmaması ve Allah her zerrede Zatıyla, Sıfatlarıyla ve Esmasıyla mevcut olduğu içindirki, Evren de Holografik özellik göstermektedir. Bunu tespit eden ermişlerde (Alemlerin aslı Hayaldir) diyerek bu gerçekliğe temas etmişlerdir.