Din aleyhtarı olanlar, yoktan varedilmeye inanmayanlardır. Onlara göre sonsuz başlangıç ve sonsuz gelecek vardır. Oysaki pozitif bilim artık kesinleşmiş bir ifade ve delillerle varoluşun Big Bang ile gerçekleştiğini kabul etmiştir. Yani bir yaradılış mevcuttur. Sonsuzdan gelip sonsuza gidişe inananlar kaderin de varlığını inkar ederler, bu yaklaşımla.
Peki; varoluşa, yaradılışa inanıp kaderi kabul etmemek dinsizlik mi ?
“Allah, zamanın her anını zamansızlıkta belirlemiş, tespit etmiş ve yaratmıştır. İşte materyalistlerin akıl erdiremedikleri "Kader" gerçeğinin özü de buradadır.” Der dini yaklaşım
Kader, Allah'ın geçmiş ve gelecek tüm olayları "tek bir an" içinde yaratmış olmasıdır. Bu da, Allah katında evrenin yaratılış anından kıyamete kadar olan her olayın yaşanmış ve bitmiş olması demektir.
Dini inanış kadere teslimiyeti gerektirir. Yani kader değiştirilemez.
Öyleyse bir çeşit kukla olduğumuzu kabul etmemiz gerekir, nereden gelip nereye gidebileceğimizin oynatıcı tarafından bilindiği bir kukla.
Çelişkileri zorladığınızda içinden çıkılamaz noktaya gelindiğinde, iki seçenek kalıyor; ya körü körüne, dinim bunu gerektiriyor deyip yaşayıp gitmek, ya da, böyle şey olmaz deyip yaratıcı gücün varlığını kabul etmemek.
Basit soru;
Eğer kader yaratıcı gücün, doğumdan ölüme çizdiği bir rota ise intihar neden günah ?
Ve intihar günah ise kader değişmiş mi olur ?
O halde kader değiştirilebilir mi ?
Allah, insanların ne yaparlarsa yapsınlar kaderlerini değiştiremeyeceklerini bir ayetinde şöyle bildirir:
Sonra kederin ardından üzerinize bir güvenlik (duygusu) indirdi, bir uyuklama ki, içinizden bir grubu sarıveriyordu. Bir grup da, canları derdine düşmüştü; Allah'a karşı haksız yere cahiliye zannıyla zanlara kapılarak: "Bu işten bize ne var ki?" diyorlardı. De ki: "Şüphesiz işin tümü Allah'ındır." Onlar, sana açıklamadıkları şeyi içlerinde gizli tutuyorlar, "Bu işten bize bir şey olsaydı, biz burada öldürülmezdik" diyorlar. De ki: "Evlerinizde olsaydınız da üzerlerine öldürülmesi yazılmış olanlar, yine devrilecekleri yerlere gidecekti. (Bunu) Allah, sinelerinizdekini denemek ve kalplerinizde olanı arındırmak için (yaptı). Allah, sinelerin özünde saklı duranı bilendir. (Al-i İmran Suresi, 154)
Ayette de görüldüğü gibi, bir insan ölmemek için hayır ve ibadet olan bir işten kaçsa bile, eğer kendine ölüm yazılmışsa zaten ölecektir. Hatta, ölümden kaçmak için başvurduğu yollar ve yöntemler de kaderinde bellidir ve her insan kaderindeki olayı yaşayacaktır. Allah, bu ayette de, insanlara kaderlerinde yarattığı olayların amacının onları denemek ve onların kalplerini temizlemek olduğunu belirtmektedir. Fatır Suresi'nde ise, her insanın ömrünün Allah katında belli olduğu, rahimlere düşen bebeklerin de Allah'ın izniyle olduğu bildirilir:
Allah sizi topraktan yarattı, sonra bir damla sudan. Sonra da sizi çift çift kıldı. O'nun bilgisi olmaksızın, hiçbir dişi gebe kalmaz ve doğurmaz da. Ömür sürene, ömür verilmesi ve onun ömründen kısaltılması da mutlaka bir kitapta (yazılı)dır. Gerçekten bu, Allah'a göre kolaydır. (Fatır Suresi, 11)
O halde günah nedir, Allah ın varlığına şart koşan hareket değil mi ? varlığını inkar etmek değil mi ? şartlarını yerine getirmemek değil mi ?
Demek ki intihar eden kaderini yaşar, çizileni uygular, o halde neden günah ?
Bir takım inanışlar ise ( karma inancı gibi ) yaratan bir gücün olduğunu kabul ettiği gibi, kaderin, kişinin kendinin belirlediği bir çizgi olduğuna inanır. Kişi kendi yaptıklarından kendi meshuldür ve geleceğini kendi belirler.
Kader üzerine daha sayısız düşünceler geliştirilebilir.
O halde kader nedir ?


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
Yani iki tasavvufçu insan kader hakkında sohbete başlasalar, sonu gelmeyecek bir tartışmaya girmiş olurlar. Peki bu güne kadar düşündünde ne oldu diye soracak olsalar, şu aciz cümleleri kurardım:
