• Reklam
8 sonuçtan 1 --- 8 arası gösteriliyor
  1. #1
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    27-09-2006
    Mesajlar
    11
    Karizma Gücü
    0

    ÜnlÜ Hrİstİyan Mİsyoner ÖrgÜtler




    Ünlü Hıristiyan Misyoner Örgütler

    Hıristiyan dünyasında misyoner faaliyeti her zaman teşvik ve desteğe mazhar olmuştur. Bütün çalışmaları ilgili kilise merkezlerinde ve hatta devletlerinden maddî, manevî ve stratejik alanda himaye görmüşlerdir. Bu nedenle misyoner hareketi organizeli ve sistematik olarak gelmiştir.

    Bu çerçevede hıristiyanlık propagandasını amaçlayan pek çok örgüt kurulmuştur. Bunların bir kısmı birçok devletten bile daha uzun ömre sahip olmuştur. Burada ismini vereceğimiz misyon örgütleri hakkında güncel bilgiler edinmek isteyen araştırmacılar için websitelerinin adresini de vereceğiz.

    Bu vesile ile geçenlerde Dinlerarası Diyalog konulu İskele Sancak’taki "araştırmacıların ellerindeki bilgiler eskimiş, bugünkü hıristiyanlar değişti, teslisden yüz çevirdiler tevhide yöneldiler" türünden aslı astarı olmayan bilgilerle bilerek ya da bilmeyerek misyon örgütlerinin çalışmalarına katkıda bulunan Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’ndan Sn Cemal Uşşak’ı da selamlamış (!?) olacağız. İşte ünlü misyon örgütlerinden belli başlıları:

    * Hıristiyan Bilgisini Yayma Topluluğu: Society for Promoting Christian Knowledge, 1698’de kuruldu. (1)
    * İncil’i Propaganda Topluluğu Society for the Propagation of the Gospel 1701’de kuruldu.
    *İngilizlerin The Society for Missions to Africa and the East (daha sonraki adıyla Church Missionary Society, en son şekliyle ise Church Mission Society 1799 yılında kurulmuş ve hala önemini korumaktadır.(2)
    *1810 yılında kurulan ve ülkemizin başına Ermeni çorabını ören aktörlerden olan ABCFM : American Board of Commissioners for Foreign Missions, (Kısaca ABCFM ya da BOARD olarak da anılır),
    19. yüzyılda Dünya’nın en güçlü protestan misyonerlik teşkilatı olmuştur. 1960 yılında United Church Board for World Ministries (UCBFWM) ile birleşerek bu kuruluşun ismini almıştır. 19. ve 20. yüzyılda Anadolu başta olmak üzere, Osmanlı topraklarında en etkili olan misyonerlik örgütü budur. (3) Bunda belki de Osmanlı’nın Hıristiyan birliğini önlemek yeni bir Haçlı Seferini önlemek amacı ile daha Kanuni zamanından itibaren protestan hareketleri korumuş ve kollamış olması da etkili olmuştur. Hatta bu yüzden Osmanlı’nın hinterlandındaki Kalvinci protestanlığını benimseyenlere Batılılar, "Calvino–Turcismus: Kalvinci Türkler" adını bile vermiştir.(4)

    Katolik Dünya’daki Dominikenler, (5) Franksiskenler, Cizvitler Hıristiyanlığı yayma amacıyla örgütlenmiş tarikatlardır.

    *Gerek personel sayısı, gerek imkanlarının genişliği itibariyle dünyadaki Protestan misyonerlik teşkilatlarının en güçlüleri Amerikan misyonerlik örgütleridir. Bugün Amerika’da en çok misyoner gönderen cemiyetlerin başında Southern Baptist Convention International Mission Board (7),
    *daha sonra Wycliffe Bible Translators USA, Assemblies of God,
    *New Tribes Mission (8) ve
    *Campus Crusade for Christ International gelmektedir.
    *Yine Amerika merkezli Yahova Şahitleri ve kimi reformist ilahiyatçılarımızla flörtü olan MOON Örgütü’nü özel olarak ele alacak olduğumuzdan burada isim olarak anmakla yetineceğiz.

    Bunlardan başka mezhep farkı gözetmeden şu misyon örgütlerinin isimlerini vermeliyiz:

    Ortodoks Gençlik Hareketi, Saint–Serge İlahiyat Enstitüsü (Paris),
    *Saint Wladmir Papaz Okulu (New York),
    *Genç Hıristiyanların Evrensel İttifakı (Protestan, 1855, Paris),
    *Genç Kızlar Hıristiyan Birliği Evrensel İttifakı( 9),
    *YMCA (Hıristiyan Genç Erkekler Topluluğu) (10),
    *YWCA’yı (Hıristiyan Genç Kadınlar Topluluğu) (11)
    *American Bible Society (12),
    *The Near East Relief’i (13)
    *International Mission Board (14).

    Kendi içlerinde çeşitli gruplara ayrılmakla birlikte, sadece Kuzey Amerika’daki misyonerlik kuruluşlarının sayısı 1975 yılı itibariyle 714’tür. Bunların 470 tanesi misyoner yollayan, 244 tanesi ise bunları destekleyen kuruluşlardır. 1975’ten 1990 yılına kadar 47 misyonerlik cemiyeti daha kurulmuştur.

    J. H. Kane’e göre, büyük çoğunluğu Kanada, İspanya, Fransa ve İtalya’dan olmak üzere, bugün dünyadaki Katolik misyonerlerin sayısı 138.000’dir. Bu rakam Amerikalı misyonerlerin sayısından daha fazla olduğunu hatırlatmalıyız. Papalığın devleti olan Vatikan’ın gücünü hesap ederken bunu gözönüne almak gerek.

    Amerika dışında faaliyet gösteren Amerikalı misyonerlerin toplam sayısı 105.689’dur. Ayrıca, Amerikalı olmadığı halde, Amerikalılarca desteklenen 30.326 misyoner vardır. Söz konusu misyoner kuruluşlarının merkezinde ise 59.332’si gönüllü, 22.249’u para karşılığı olmak üzere, toplam 81.581 kişi çalışmaktadır. Sadece Mormonlar’ın 75 ülkedeki misyonerlerinin sayısı 30.300’dur.

    Aynı şekilde, İngiltere’de 111 tanesi Katolik, 122 tanesi Protestan olmak üzere, toplam 233 misyonerlik cemiyeti vardir. Deniz aşırı çalışan Amerikan misyonerlerinin sayısında son yıllarda önemli bir artış görülmektedir. Söz konusu Amerikan misyonerlerinin sayıları 1992 yılında 78.463 iken, 1996 yılında 105.689’a çıkmıştır.

    ABD’li Misyonerlerin ikibuçuk katrilyonluk dev bütçesi:

    Aynı şekilde, 2,3 milyar Amerikan doları civarında olan toplam bütçeleri de 1992’den 1996’ya % 1,5 nisbetinde artmıştır. Bu ise dile kolay ikibuçuk katrilyondan TL’den daha fazla bir para demektir.

    1992 yılında 5.295 olan deniz aşırı Kanadalı misyonerlerin sayısı, 1996 yılında 6.124’e yükselmiştir.

    Son yıllarda İngiltere’deki misyoner cemiyetlerinin personel sayısı ve maddi imkanlarında da büyük bir artış gözlenmektedir. Protestan misyonerlik cemiyetlerinin 1972 yılı toplam gelirleri 10 milyon sterlin civarında iken, 1995 gelirlerinin 115 milyon Sterlin civarına yükseldiği dikkati çekmektedir. (15)

    Avrupa’daki Türk işçiler de misyonerliğin ilgi alanıdır. Onlara yönelik çalışmalar bilhassa OM (Operation Mobilization), WEC (WEC International), "Friends of Turkey" ve "Orientdienst" isimli kuruluşlarca yürütülmektedir. Bu çalışmaların sonucu olarak, boşlukta kalan Avrupa’daki Türkler arasında da Protestan Hıristiyanlığı benimseyenler olmaktadır. Bu bağlamda Almanların Almanya’daki Türklere yönelik projelerine değinmeliyiz. Buna göre Müslüman Türk’ten, bu iki sıfatından birisini bırakması istenmektedir. Ya Hıristiyan Türk ya da Alman Müslüman olmasını istemekteler.

    Aslında günümüzde ABD ve Avrupa misyonerleri, faaliyetlerini artık gizleme ihtiyacını duymamaktadırlar. Kendi politikalarını çıkarları doğrultusunda yeniden şekillendirmeye çalışmaktadırlar. Bu nedenle ekonomik teşkilatları, yardımlaşma sandıkları, yazılı ve görsel basın kuruluşları, insan hakları örgütleri ve kilise birlikleri gibi kurumların oluşturulmasında Hıristiyanlığın yayılmasını ve değerlerinin korunmasını taviz verilmez bir prensip olarak kabul etmektedirler.

    Bu ruh ve düşünceyi canlı tutmaya çalışan ABDli bir misyoner Jimmy Swggart, 10 Nisan 1989’da televizyonda ’Asrımızın Mucizesi’ başlığı altında yaptığı bir konuşmada 8 Ocak 1989’da 250.000 dolar harcayarak Amerika’dan uydu aracılığı ile Kızıl Çin’de 330 milyon insana yarım saat süre ile hitap ettikten sonra bu konuşmadan görüntüler eşliğinde "girilmesi imkansız gibi gözüken İslâm dünyasına da gireceğiz" iddiasında bulunmuştur. Böylece komünist dünyanın yıkılışı ile birlikte, İslâm’ın; kilisenin ve arkasındaki güçlerin tek hedefi haline geleceğini açıkça ifade etmiştir. (16)

    Laik Ülkeler Misyonerlerinin Arkasında:

    Laikliği benimsemiş ülkelerin hıristiyanlık propagandasına destek vermesi bazılarınca garip karşılanmaktadır. Halbuki laik ülkelere misyonerliği ekonomik ve kültürel sömürgeciliğin bir yolu olarak gördüğü için Fransa gibi laiklikte en katı olan Batılı ülkeler bile misyonerliği sonuna kadar desteklemektedir. Cemal Aydın ’ın Allah’ın askerleri başlıklı yazısından izleyelim: "Bir Fransız gazetesi, haberini "Allah’ın askerleri iman kıvılcımları çakıyorlar" başlığıyla veriyor. Allah’ın Askerleri adını verdiği adamları öve öve bitiremiyor. İnsanları Allah’ın yoluna nasıl davet ettiklerini uzun uzun anlatıyor. O kimseler sayesinde insançsızların nasıl pervaneler gibi imana koşuştuklarını coşkuyla dile getiriyor. Bu "askerler"e karşı okurda büyük bir sempati ve saygı hissi doğurmaya çalışıyor.

    Kitlelerin dindar olmaları için büyük gayretler sarfeden o din adamlarına bu övgüleri yağdıran gazete, Fransız Katoliklerinin meşhur dinî gazetesi La Croix (La Kruva) değil. Tam aksine, tavizsiz laikliğini ve solculuğunu bütün cihanın bildiği Le Monde (Lö Mond) gazetesi. Evet, laik Fransa’nın, hatta laikliği bir din gibi algılayan Fransa’nın o dört dörtlük laik gazetesi, din dâvetçilerini göklere çıkarıyor (19 Haziran 1999). Tabiî bu övülen din adamları, Müslüman din adamları değil. Hıristiyan din adamları, papazlar, misyonerler.(...)" (17)


    KAYNAK

  2. #2
    hackerist adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    21-06-2006
    Mesajlar
    1,182
    Karizma Gücü
    0
    teşekkürler ...
    sessizlikmi iyi sessiz durmakmı?

  3. #3
    Ben Türk'üm ve Müslümanım Son_Of_Liberty adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-04-2005
    Mesajlar
    1,891
    Karizma Gücü
    0
    Kendi ülkesindekilere misyoner demek ne derece doğru... Bizim ülkemizdekilerin de açıklanmasını bekliyorum...

    Binlerce yıllık Türk Milleti'nin şerefini iki paralık eden korkak (satılmış) monşerler yerlerini ve elini çektikçe, Türk Milleti layık olduğu yere gelecektir.

  4. #4

    Kayıt Tarihi
    09-08-2005
    Mesajlar
    920
    Karizma Gücü
    0
    bir mümine "kafir" demenin hükmünü peygamberimizin hadislerinden bilirsiniz.
    kendi açınızdan çok riskli ifadeler kullandığınızı belirtmek isterim. ben şahidim ki bu insanlar müslümandır Allah ı (cc.) ve Hz. Muhammed'i (asv) canlarından çok severler.
    cemcem kimdir bilemeyeceğim ama hackerist gibi dini yazı paylaşımında sık sık bulunan bir kardeşimin böyle bir yazıya teşekkür etmesine son derece üzüldüm..
    İnsanlığın düşüncesine hakim olan hakikat ölçüsü, insanın kendi hayati menfaatleri, şahsi hesapları ve istekleridir; zevkleri veya alışkanlıklarıdır. İnsan kendinin olan bu ölçüleri fikirlere tatbik ediyor ve bu ölçülerle fikirlerinin doğruluğunu araştırıyor.; hükmünü onlarla veriyor. Ondan sonra kendi kendi verdiği bu hükme uygun, onu destekleyici sebepleri etrafında topluyor. Peşin vermiş olduğu hükmünü onlarla haklı ve meşru gösteriyor. Görülüyor ki düşünmek, kendimizi eşyaya değil, eşyayı kendimize uydurmaktır. Gerçek düşünce ise bundan farklıdır.
    [ varolmak, Nurettin Topçu ]

  5. #5
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    28-09-2006
    Mesajlar
    9
    Karizma Gücü
    0
    Her sakallıya dedem der isek ortada dede den bol birşey bulamazsınız,

    Her müslüman gibi görünene de insanlarımız kanacak değil,

    Bir misyoner herhalde ben misyonerim diye eline pankart almayacak,

    Sen nurcu olabilirsin ancak nurcu olmayanları yargı altında bırakma,

    Hz.Muhammed Allahın resuludur demeye gerek yoktur diyen,Hristyan adamla müslüman kızı evlendiren ve,

    Tarihi boyunca müslüman katliamları yapmış amerikada yaşayan birinin Müslüman olduğuna inanmak ne kadar doğru orasıda tartışılır.

  6. #6

    Kayıt Tarihi
    09-08-2005
    Mesajlar
    920
    Karizma Gücü
    0
    http://www.herkul.org/bamteli/index....rticle_id=1603 Hz. Muahmmed Allah ın resulüdür demeye gerek yok dendiğini iddia etmişsiniz. Kendi sesinden tam tersini dnileyebilirsiniz. Rica edersek siz de iddianıza delil getirir misiniz?
    İnsanlığın düşüncesine hakim olan hakikat ölçüsü, insanın kendi hayati menfaatleri, şahsi hesapları ve istekleridir; zevkleri veya alışkanlıklarıdır. İnsan kendinin olan bu ölçüleri fikirlere tatbik ediyor ve bu ölçülerle fikirlerinin doğruluğunu araştırıyor.; hükmünü onlarla veriyor. Ondan sonra kendi kendi verdiği bu hükme uygun, onu destekleyici sebepleri etrafında topluyor. Peşin vermiş olduğu hükmünü onlarla haklı ve meşru gösteriyor. Görülüyor ki düşünmek, kendimizi eşyaya değil, eşyayı kendimize uydurmaktır. Gerçek düşünce ise bundan farklıdır.
    [ varolmak, Nurettin Topçu ]

  7. #7
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    28-09-2006
    Mesajlar
    9
    Karizma Gücü
    0

  8. #8
    kaiser adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-10-2003
    Mesajlar
    8,571
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    10
    Bizim dinimizi seçen olunca "aferin", ama tamamen kendi tercihi olarak başka dini seçenlere " ajan, ülkeyi satıyor".
    Kendi dinimizi yayanlara " aferin, helal olsun, ne var bunda", başka dinleri yaymaya çalışanlara " ülkeyi bölecekler, iç savaş, şeytanlar"...

    Bırakın bu 2 yüzlülüğü ... Ha zaten bu misyonerler başarılı olmuyorlar ki bu topraklarda. Biz afrika kabilesi miyiz ki bir iki adam ellerinde incil vb ile bizi anında dinden çevirsin.

    İslama bu güvensizlik niye? Yoksa kendi inancınıza mi güvenmiyorsunuz? Bu nasıl bir aşağılık kompleksidir yahu...
    Herkes aynı fikirdeyse, hiç kimse yeterince düşünmüyor demektir.

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •