Bir Felsefeci der ki;” yazdıklarımın bin yıl sonra okunmayacağını bilsem, yazmazdım”
Çin ortaya çıktığı zamandan beri var.Kominist Çin olmuştur,Konfüçyüs felsefesinin Çin versiyonunu yapmıştır.Maoculuğu çıkarmıştır.Çin bir bütün halinde öyle ya da böyle Çin topraklarında kalmıştır.
Ama biz devletler kurmuşuz dağılmışız,asimile olmuşuz,şu onda orta asya da birlik sağlıyamıyoruz, dünyada da. Bunu sağlamanın yolu Türk Felsefesinin kurulmasıdır.Kuşaklar su gibi akıp gidiyor.Kalan felsefedir.Felsefe binlerce yıl sonrasına hitap eder.M.Ö. 500 yıllarında yaşamış,Sokrates’in,Aristo’nun,Platon’un felsefelerini hala tartışıyoruz.Düşünceyi hangi milletin insanı ortaya atarsa atsın insanlığın ortak malıdır.Bu İngiltere’de çıkan suyu bu İngiliz suyudur diye içmemeye benzer.Felsefe ruh terbiyesidir.
Bizim Felsefemiz Atatürk Milliyetçiliğidir.Türk milliyetçiliğinin somutlaşmış halidir,pratik olarak vardır, dünya Türklüğüne de önderdir.Atatürk okur yazarı olmak diye bir deyim vardır.
Bazen her şeyi açık olarak söylemek gerekemeyebilir, zamanlama gerekir.Atatürk padişahlığı cumhuriyetten sonra kaldırmıştır.Padişah ailelerinden gelenleri sınır dışı etmiştir.Ünüversite reformunu 1933’de yapmıştır.Zamanlamayı yanlış yaptığımız zaman, hizmet ettiğimiz düşünceye bilinçsiz olarak zarar vermiş olabiliriz.
Bize muasır(çağdaş) medeniyetlerin üstüne çıkmamızı söylemiştir.Bu gün çağdaş medeniyet Avrupa ve Amerika medeniyetidir, onlarında üstüne çıkmamızı istemiştir.Hedef göstermiştir.
Turan birliği dememiştir ama sonuçta onu ifade etmiştir.Bütün dünyada ki Türklerle irtibatı vardı ama sessizce yapmıştır,sesli dillendirdiğimiz bazı şeyler o insanlarımıza zarar verebilir.
Laiklik medeniyeti dairesinde Atatürk Milliyetçiliğine dayalı Türk cihan Hakimiyeti Mefkuresinin felsefesinin temelleri atılmaktadır.Türk felsefesi çıraklık dönemini aşmaktadır.İnsanın yaşaması için hava ne kadar önemliyse, felsefenin yaşaması için açık fikirli laik özgürlükçü ortamın yaşaması da o kadar önemlidir.Özgürlük olmazsa felsefe olmaz.
Bir düşünceyi tamamen reddetmek,yanlıştır, düşüncenin olumlu yanlarını ortaya koyup olumsuz yanlarını reddetmemiz gerekiyor.Bir düşünceye tamamen yanlış demek yanlıştır.
Atatürk İngiliz Emparyalizmine karşı savaşmıştır ama bir İngiliz beyefendisi gibi giyinmiştir.
İngiliz olan her şeye karşı çıkmamıştır.
Komünizme bakış açımızda da aynı hataya düşüyoruz.komünist felsefenin temelinde sosyal adalet vardır.Bunun uygulamada olamıyacağı anlaşılmıştır bir ütopya olarak kalmıştır.Çin bu akıma karşı kendini korumak için kendi felsefesiyle uyarlamıştır, Mao’cuyuz demiştir.Çin gene aynı Çindir,topraklarıyla milletiyle.Rusya’da Ruslaştırmıştır,Leninizm de Rus modelidir.Biz Türk felsefesini oluşturamadığımız için Rus ve Çin modellerini aldık, o kadar gencimiz pisi pisine öldü. bu mimaride de böyledir, sanatta da böyledir, her şey de böyledir.Taklitçilikle başlarsın sonra kendine has model oluşturursun.Japon malları bu gün kü
Çin malları gibiymiş, dünyanın en kötü mallarıymış, taklitçilikle başlamış ama bu gün en kaliteli malları üretiyor.
Atatürk ileri görüşlülüğüyle Türk’e has sosyal adalete dayalı cumhuriyetimizi kurmuştur.Sosyalist akımın Türk versiyononu oluşturmuştur.
Devletçilik ilkesinin temelinde bu yatar.
O günkü günde egemen olan pozitifist felsefeyi benisemekle beraber bunu Türk milliyetçiliğinin gölgesinde bırakmıştır.Bütün milli eğitim kitaplarında kurt resmi olmasına rağmen kimse ona faşist diyememiştir.Bu gün Türk milletinin sembolünü kullananlara yabancıları bırakın kendi halkımız faşist demektedir.
Bu gün dünya da pozitivist felsefeden(bilimi temel alan felseden),İnsan felsefesine(insanı temel alan felsefeye) geçiş yapılmaktadır.Atatürkçülükte bu versiyona göre algılanmaktadır.
Konfüçyüs felsefesi gibi bizde de Atatürk milliyetçiliği felsefesinin oluştuğu belli olmaktadır.Felsefemiz yeni oluşum safhasında olduğu için Türkiye de yabancı ideolojiler egemen olabilmiştir.Artık o safha atlatılmıştır.
Dünyada ki oluşabilecek yeni akımlara karşı Atatürk milliyetçiliği kendi versiyonunu oluşturacak durumdadır.Atatürk milliyetçiliğinin bu günkü olgunluğunda, komünist akım olsaydı, iç çatışmalar olmazdı.
Osmanlının iskan(yerleştirme) politikasında uç beylikler vardı, sınırlarına Türk ailelerini yerleştirirdi.Onlar oralarda kendi halinde yaşarlardı.Ama girip çıkanı bilirlerdi, Osmanlı onlardan bilgi alırdı, bu günkü milli istihbarat teşkilatımız o gün oydu. Bu gün milli istihbarat teşkilatımız, bilemediğimiz gariban gibi gözüken insanlardan memleketimiz hakkındaki bütün bilgileri toplamaktadır.Değil Türkiye’nin dünyanın bir numaralı istihbarat örgütüdür.Dünyanın her yerinde Türk vardır,milli istihbaratımızda yerin altında nelerin döndüğünü bilmektedir.Sol örgütlerin 12 eylülde çökertilmesinin ardında milli istihbarat teşkilatı vardır.11 eylül gecesi hepsini eliyle koymuş gibi toplamıştır.
Bu gün pkk var diyorsunuz yarın sabah kalkarsınız ki bir tane pkk’lı kalmamıştır.
Felsefecilerimizde Türk milletinin düşünce hayatında ki uç beyliklerinde yaşarlar,girip çıkan yabancı düşüncelerden haberdardırlar, gerekli önlemleri alırlar.Düşünce hayatımızın sınırlarına tam yerleşemedikleri için yabancı ideolojiler sızmıştır.Artık düşünce hayatımızın sınırlarında gariban gibi duran felsefecilerimiz vardır, ölenlerininde cenazesinden kimse haberdar olmaz ama onlar bin yıl sonra da olsa fikirleri tartışılacaktır.Ali Suavi diyoruz.Yıldız sarayının önünde Abdülhamit yönetiminin baskısına karşı yapılan gösteride copla öldürülmüştür.o gün içim fark edilmemiştir ama felsefe dünyasında tartışılmaktadır,uç beyliklerinde yaşayanlar birbirlerinden haberdardırlar,çünkü kaderleri ortaktır.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla

