• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
6 sonuçtan 1 --- 6 arası gösteriliyor
  1. #1
    vedatt19 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-11-2005
    Mesajlar
    1,714
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7

    kendine zarar verme davranışı

    Kendine zarar verme davranışı kişinin bilinçli ölme isteği olmadan doku hasarı ile sonuçlanan, kendi bedenine yönelik girişim
    olarak tanımlanır. Kendine zarar verme davranışı bazı toplumlarda dinsel ve kültürel olarak kabul görmesine karşın sınırda
    kişilik bozukluğu, histrionik kişilik bozukluğu, psikotik bozukluklar ve duygu durumu bozuklukları gibi psikiyatrik
    bozukluklarla birlikte görülmektedir. Yapılan çalışmalar kendine zarar verme davranışının 13-19 yaşları arasında başladığını
    belirtmektedir. Kendine zarar verme davranışı doğrudan ve dolaylı kendine zarar verme olmak üzere ikiye ayrılmıştır.
    Dolaylı kendine zarar verme davranışı sigara içmek, alkol ve madde kullanmak, aşırı yemek yemek ve hastalık tanısı
    konmasına rağmen ilaçlarını kullanmamak olarak belirtilmiştir. Doğrudan kendine zarar verme davranışı ise tipik, psikotik,
    kompulsif ve dürtüsel olmak üzere dört gruba ayrılmıştır. Nedenleri ile ilgili olarak yapılan çalışmalarda özellikle fiziksel
    istismarın önemli olduğu görülmektedir. Fiziksel istismara uğrayan kişilerin yoğun olarak yaşadıkları bu sıkıntıları kontrol
    etmek ve kendilerini cezalandırmak için kendine zarar verdikleri belirtilmektedir. Kendine zarar veren kişilerin %90’ında
    madde kullanımı olduğu ve madde kullanımının büyük oranda bağımlılık düzeyinde olduğu belirtilmiştir.
    (Anadolu Psikiyatri
    Dergisi 2003; 4:226-236)


    GİRİŞ
    Kendine zarar verme davranışı günlük uygulamada
    sık görülen bir sorun olmasına karşın, bu konu
    hakkında çok fazla yayın yapılmadığı söylenebilir.
    Kendine zarar verme davranışı literatürde “self
    injury”, “self-mutilation” ve “self-harm” olarak
    adlandırılmıştır. “Self-injury”, “self-mutilation”
    genellikle birlikte kullanılmakta ve kişinin direkt
    olarak kendi bedenine yönelik yaptığı girişim olarak
    belirtilmektedir. “Self-harm”da ise, riskli davranışlar
    ön plana çıkmaktadır. Daha çok dolaylı olarak
    kendine zarar verme davranışıyla açıklanmaktadır.
    Alkol, madde kullanmak, tehlikeli araba kullanmak
    gibi dolaylı kendine zarar verme davranışları self
    harm’a örnek olarak verilebilir. Türkiye’de sıklıkla
    görülmesine rağmen bu alanda yapılan çalışmaların
    sayısı oldukça azdır. Bu derlemenin amacı, kendine
    zarar verme davranışının önemini vurgulamak ve
    geçmişte yapılan çalışmaları gözden geçirerek
    ilişkili olduğu durumlara dikkat çekmektir. Bu
    derlemede kendine zarar verme davranışı “selfinjury”
    anlamında kullanılacaktır.
    TANIM
    Kendine zarar verme davranışıyla ilgili olarak
    günümüze kadar birçok tanımlama yapılmıştır. Aynı
    davranışı tanımlamak için birçok terimin kullanılması
    dil sorunlarına ve kavram kargaşasına yol
    açmıştır Bu tanımlamalar Tablo 1’de verilmiştir.
    Kendine zarar verme davranışı (self-injury) ile
    ilgili tanımları gözden geçirecek olursak en önemli
    özellikler arasında, vücudunun belirli bölümlerine
    zarar vermesi, tekrarlayıcı olması, bilinçli olmaması,
    ölümcül olmaması, yaşamı tehdit etmemesi,
    ortama uyamamanın ve tahammülsüzlüğe karşın
    kendine yardım etmesi olarak belirtmişlerdir.


    Sonuç olarak, kendine zarar verme davranışı
    tekrarlayıcı, kişinin bilinçli ölüm isteği olmadan,
    isteyerek ve amaçlı olarak yapılan, doku hasarı ile
    sonuçlanan, kendi bedenine yönelik girişimidir.
    Ayrıca, kişinin ortama uyamamasının ve tahammülsüzlüğünün
    yarattığı baskıya karşılık kendini
    keserek rahatlama durumu olarak tanımlayabiliriz.

    TARİHÇE

    Kendine zarar verme davranışı konusundaki yazılar
    Yeni Ahit’e kadar uzanmaktadır. Yeni Ahit’te
    “cinlerin hükmündeki bir adamın gece ve gündüz
    bağırdığı ve kendisini taşla kestiğinden” söz
    edilmiştir.1 Yunan mitolojisinde de Sophocles’in
    Kral Oedipus trajedisinde Kral Oedipus’un babasını
    öldürüp annesiyle evlendiğini öğrendiğinde suçluluk
    ve günahkarlık duyguları içinde nasıl gözlerini çıkarıp
    Tebai kentini terk ettiği anlatılmıştır. Norveç
    mitolojisinde ise Odin, sularında bilgelik ve zeka
    taşıyan Mirmir ırmağının suyundan tek bir yudum
    içebilmek için gözlerinden birini vermiştir. On
    üçüncü yüzyılda ise, Marco Polo anılarında Bağdat’-
    ta tanıştığı bir ayakkabı tamircisinin müşterilerinden
    bir bayanın terliklerini onarırken bacağına
    baktığı için günah duyguları ile sağ gözünü nasıl kör
    ettiğini anlatmıştır. Van Gogh psikoz içindeyken
    kulağını kesip bir fahişeye yollamıştır. Tıbbi literatürde
    bakıldığında ilk olarak 1946’da suçluluk
    duyguları içinde her iki göz nüvesini çıkarmış olan
    kadın hastadan bahsedilmektedir.

    Kendine zarar verme davranışını tanımlamakta
    kullanacağımız dört ölçüt şunlardır:
    1. Kendini kesme ya da yakma davranışlarından
    birisini sürekli tekrarlaması,
    2. Kendine zarar vermeden önce gerilim duygusuna
    sahip olması,
    3. Fiziksel acıyla beraber rahatlama, zevk alma ve
    hoşuna gitme duygusunu yaşaması,
    4. Utanma duygusu ve sosyal olarak damgalanma
    korkusu karşısında kendine zarar vermenin izlerini
    ya da kanı gizlemeye çalışmasıdır.

    YAYGINLIK
    Günümüzde 600 kişiden en az birinin kendini tedaviye
    gereksinim duyacak şekilde yaraladığı bildirilmiştir.
    9 Kendine zarar verme davranışının yaygınlığı
    ile ilgili çalışmalar Tablo'da verilmiştir.

    ______________________________________________________________
    Favazza, 19928 500 öğrenci %14
    Shea, 199310 erkek mahkumlar %6.5-25
    Langbehn ve Pfohl, 199311 yatan hastalar %5.8 - %77
    Barstow, 199512 erişkin hükümlüler %2-7
    Briere ve Gil, 199813 genel populasyonda ve klinik
    örneklemde %4 ve %21
    Favazza ve Conterio, 19895 genel populasyonda (kadınlar
    üzerinde yapılan çalışmada) %0.75
    ______________________________________________________________
    Kendine zarar verme davranışının kadınlarda daha
    çok görüldüğünü belirten çalışmalar olduğu gibi,
    kadın ve erkek oranının eşit olduğunu bildiren
    çalışmalar da vardır.5,13
    Küçük bir hasta grubuyla yapılan kendine zarar
    verme davranışının yaygınlığında çoğul kişilik
    bozukluğu olanların %34’ünde, antisosyal kişilik
    bozukluğu olanların %24’ inde, anoreksiya ve
    bulimia nervozası olanların %35 ve %40.5’inde,
    zihinsel özürlü olanların %13.6’sında kendine zarar
    verme davranışı bulunmuştur.


    Kendine zarar verme davranışının kadınlarda daha
    çok görüldüğünü belirten çalışmalar olduğu gibi,
    kadın ve erkek oranının eşit olduğunu bildiren
    çalışmalar da vardır.
    Küçük bir hasta grubuyla yapılan kendine zarar
    verme davranışının yaygınlığında çoğul kişilik
    bozukluğu olanların %34’ünde, antisosyal kişilik
    bozukluğu olanların %24’ inde, anoreksiya ve
    bulimia nervozası olanların %35 ve %40.5’inde,
    zihinsel özürlü olanların %13.6’sında kendine zarar
    verme davranışı bulunmuştur.

    SINIFLANDIRMA
    Kendine zarar verme davranışı ilk olarak 1938
    yılında dinsel, nevrotik ve psikotik olmak üzere
    sınıflandırılmıştır.5 Kendine zarar verme davranışıyla
    ilgili olarak birçok farklı tanımlamanın yapılması,
    sınıflandırma sorunun gerekliliğini ortaya
    çıkarmıştır (Tablo 3). En önemli sorunlardan birinin
    kendine zarar vermenin sınırını çizebilmek olduğu
    belirtilmiştir.8
    Kendine zarar verme davranışı, ilk başlarda doğrudan
    ve dolaylı olarak kendine zarar verme davranışı
    olarak ikiye ayrılmıştır. Doğrudan kendine
    zarar vermek davranışı kendini kesmek, kendini
    yakmak ve kendine vurmak; dolaylı olarak kendine
    zarar verme davranışı ise sigara içmek, alkol ve
    madde kullanmak, aşırı yemek yemek ve hastalık
    tanısı almasına rağmen ilaçlarını kullanmamak olarak
    belirtilmiştir.2 Sonraki yıllarda kişinin kendine
    fiziksel olarak zarar vermesinin önemi üzerinde
    durularak kendine zarar verme davranışını kompulsif,
    psikotik ve tipik olmak üzere üçe ayrılmıştır.8
    Dürtüsel kendine zarar verme davranışı DSM-IIIR
    ile birlikte borderline kişilik bozukluğu, çoğul
    kişilik bozukluğu, seksüel mazoşizm ve yapay
    bozukluk gibi beş bozuklukla tanı kategorileri arasına
    girmiştir.4 Genel olarak kendine zarar verme
    davranışını dört ana gruba ayırabiliriz:17
    1. Tipik kendine zarar verme davranışları: Kafa
    vurmak, kendine vurmak, dudak ısırmak, tırnak
    yemek, derisini çimdiklemek ya da tırmalamak,
    kendini ısırmak ve saçını yolmak.
    2. Psikotik kendine zarar verme davranışları: Göz
    çıkarmak ve organ kesmek.
    3. Kompulsif kendine zarar verme davranışları: Saç
    yolmak, deriyi çimdiklemek ve tırnak yemek.
    4. Dürtüsel kendine zarar verme davranışları: Kendini
    kesmek, kendini yakmak ve kendine vurmak.

    --------------------------------------------------------
    Tablo 3.
    -Kendine zarar verme davranışı ölümcül olup olmama, kullanılan yöntem ve
    sayısına göre sınıflandırmışlardır.
    Pattison ve Kahan, 1983
    -Kuramsal temelden bağımsız olarak, zarara uğrayan beden bölgelerine
    göre kendini kesme, gözünü ve cinsel organını kesme olarak
    sınıflandırmışlardır.
    Feldman, 1988
    -Hastaların tipi ve ortaya çıkan klinik durumlara göre zeka geriliği olan
    kişilerde, psikotik hastalarda ve ön planda borderline ve kişilik bozukluğu
    olanlarda görülen kendine zarar verme davranışı olarak
    sınıflandırmışlardır.
    Winchel ve Stanley, 1991
    -Yüzeysel ya da hafif derecede, majör ve stereotipik kendine zarar vermek
    üzere üç grupta sınıflandırmışlardır.
    Favazza ve Rosenthal, 1993
    ---------------------------------------------------------

    ETİYOLOJİ
    Kendine zarar verme davranışının nedenlerine
    baktığımızda istismarın ve biyolojik nedenlerin
    önemli olduğu belirtilmiş, ayrıca psikodinamik ve olduğu belirtilmiş, ayrıca psikodinamik ve
    davranışçı kurama göre nedenlerinden bahsedilmiştir.
    Kendini kesmeyi en çok etkileyen faktör
    istismardır.
    a. İstismar
    İstismara uğrayan kişi zaman zaman yaşadığı bu
    travmatik yaşam deneyimleri aklına gelir ve bu
    kişiye sıkıntı verir. Geçmişte kendilerine karşı
    yapılan istismar akıllarına geldiğinde bu kişilerin
    kendilerini daha çok kestikleri görülmektedir. Bu
    istismarlar fiziksel, zihinsel, duygusal ya da cinsel
    olabilir. İstismara uğrayan çocukların ciddi bir
    şekilde vücutlarını sarsmayı öğrendiklerini, yaşadıkları
    dayanılmaz duygulara geçiş yolu olarak
    görmektedir.
    Kendine zarar verme davranışı cinsel istismar
    kadar fiziksel istismar ve ihmal ile de koşut
    gitmektedir. Vakalarda kendine zarar verme
    davranışının yüksek kaygı düzeylerinde ortaya
    çıktığı, yalnız kaldıklarında denedikleri ve yara
    izlerini saklama eğilimi içinde oldukları gözlenmektedir.
    Bu takdim biçimi ile kendine zarar
    verme davranışının manipulatif olmaktan çok,
    yüksek derecedeki kaygının bedensel acı ile yer
    değiştirilerek azaltılmasına yardımcı olduğu belirtilmiştir.

    Çocukluğunda cinsel istismara uğrayan kadınların
    duygusal acılarını bastırmak için kendilerini kestiklerini
    belirtmektedir. İstismarı özellikle aile yaparsa, bu daha sonra cinsel sorunlara dönebilmektedir.
    Ensest vakaları kendilerinden utandıkları
    için kendilerine yönelik cezalandırıcı davranışlarda
    bulunmaktadırlar. Suçluluk, utanma, olumsuz
    kendilik algısı, ihanete uğrama hisleri çocuklukta
    yaşadıkları istismarlar sonucunda oluşmaktadır.
    Kendinden utanma, nefret etme ve değersiz
    hissetmenin sonucunda ortaya çıkmaktadır. Çocuklukta
    ailenin baskı uygulaması, çocuğun ilişkilerini
    engellemesi sosyal yeteneklerin zayıflamasına
    neden olmaktadır bu da çocukta çaresizlik duygularını
    artmasına neden olmaktadır. Böylece çocuk,
    ben ve diğerleri ayırımına gitmektedir. İstismara
    uğrayan çocuklar istismar sırasında utanma yaşamamaktadırlar,
    utanma daha çok rüyalarda ya da
    zihinsel etkinliklerde ortaya çıkmaktadır. Depresyon
    genellikle istismara uğrayan çocuklarda sık
    görülmektedir. Kendine zarar verme, intihar
    teşebbüsü ya da diğer davranışlar, üzgün olma,
    geri çekilme, aşırı bitkinlik, halsizlik gibi semptomları
    göstermektedir.
    Çocuk, istismarın yarattığı hayal kırıklığı ve öfkeye
    karşılık, kendine zarar vererek güç elde etmektedir.
    Kendini kesme depersonalizasyona karşı
    alınmış bir önlem olarak kullanılmaktadır. Öfke ve
    kendini cezalandırma olarak da karşımıza çıkmaktadır.
    Ayrıca kendine zarar verme davranışı ve
    cinsel istismar olgularının ilişkili olduğu ve buna
    dayanarak kendine zarar verme davranışının cinsel
    istismarın varlığı için bir sinyal işlevi gördüğü
    söylenebilir.
    Kişiler yaşadıkları psikolojik sıkıntıların artması
    sonucunda bu sıkıntıları kendilerine zarar vererek
    azalttıkları görülmektedir. Geçmişte yaşadıkları
    kötü olaylar ya da kendilerine zarar veren kişiler
    akıllarına geldiğinde öfkelerini ve kızgınlıklarını
    kendilerine zarar vererek azaltmaktadırlar.
    Miller ve Favazza, kişilerin kendilerini kesme
    nedenlerini araştırmışlar ve kendini kesmeye
    neden olan etmenleri şöyle sıralamışlardır:
    1. Boşluk duygusu, depresyon ve gerçekçi olmayan
    duygulardan uzaklaşmak,

    2. Rahatlama duygusuna sahip olmak,
    3. Duygusal acıları bastırmak,
    4. Boşluk duygusundan uzaklaşarak kendilerinin
    yaşadıklarını göstermek.


    Kendine zarar verme ve istismar arasındaki ilişkiyle
    yapılan çalışmalarda şu sonuçlar elde edilmiştir:
    Çocukluk çağında fiziksel ve cinsel travmaya maruz
    kalmak ilerleyen yaşlarda kişilik bozukluklarına ve
    kendine zarar verme davranışına sebep olmaktadır.
    Kendine zarar verenlerin %60’ında fiziksel
    ve/veya cinsel kötüye kullanılma öyküsü olduğunu
    bildirilmiştir. Ayrıca kendine zarar verme davranışı
    olan kadınlarda, olmayanlara göre çocukluk çağı
    cinsel tacizin daha sık olduğu ileri sürülmektedir.
    Cinsel istismar öyküsü bulunan hastalardaki kendine
    zarar verme davranışı ile yeme bozukluğu
    arasındaki ilişkiyi araştıran bir çalışmada; cinsel
    istismar öyküsü bulunan 42 erişkin kadın hastanın
    sosyodemografik özellikleri, kendine zarar verme
    yeme bozukluğu ve intihar girişimleri açısından
    değerlendirilmiş, kendine zarar veren ve vermeyen
    olarak hastaları iki gruba ayrılmıştır. Kendine
    zarar verme davranışı olan grupta yeme bozukluğu
    ve intihar girişimlerinin sıklığı, diğer gruba oranla
    istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Kendine
    zarar verme davranışı biçimleri sıklık sırasına göre
    vücut bölgelerine vurma (özellikle kafa) %71,
    kendini ısırma %64, saç çekme %5, kendini kesme
    %2 ve zorunluluk bulunmayan çoğul ameliyatlar %2
    oranında bulunmuştur. Çalışmaya katılan 42 hastanın
    29’una anksiyete bozukluğu (20’si travma
    sonrası stres bozukluğu), 4’üne dissosiyatif bozukluk,
    5’ine borderline kişilik bozukluğu, 12’sine
    majör depresyon, 1’ine somatoform bozukluk, 1’ine
    organik bozukluk ve 1 kişiye de mental retardasyon
    tanısı konmuştur.
    Genel olarak baktığımızda istismara uğrayan kişilerin
    kendilerini kesmesinin nedenlerini sekiz başlık
    altında toplayabiliriz:
    1. Kendilerini cezalandırma: İstismara uğrayan
    kişilerde sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Kişiler
    yaşadıkları bu olaylardan dolayı kendilerini sorumlu
    tutup suçlayabilirler.
    2. Duyguları bastırmadaki yetersizlik: Kendilerine
    zarar veren ya da sıkıntı yaratan duygularla baş
    etmede zorluk yaşayabilirler. Olayı hatırlatan
    durumlarla karşılaşınca ya da olay akıllarına gelince
    bu sıkıntı yaratan düşünceleri zihinlerinden uzaklaştıramazlar.
    3. Başa çıkmada yetersizlik: Genellikle çocukluk
    çağında yaşanılan travmalar sonucunda görülür. Kişi
    yaşadığı sorunları çözmede zorluk yaşaması sorunlarla
    baş edemediğini göstermektedir.
    4. Kendilik kontrollerini sağlamak: Kendini kesmek,
    bazı kişilerde “Bak! Şu anda kontrol sende.”anlamına geliyor.

    5. İntikam almak: Öfkesini göstermesinin bir yolu
    olarak kendini kesmek, ailesinden soyutlanan kişi
    için vücudu onlarla iletişim için tek yol haline
    geliyor.
    6. Yaşadıklarını kendilerine göstermek: Kendilerini
    kesenler hislerini donuk ya da ölü olarak tanımlıyorlar.
    Kendilerini kesmek bir şekilde canlı olduklarını
    kendilerine gösteriyor.
    7. Öfkenin farkına varmak: Kendini kesme ağlamanın
    bir başka fiziksel yoludur. Öfke ya da incinme
    gibi olumsuz duygular kendini kesmede önemli
    derecede rol oynar.
    8. Sembolleştirme: Vücutlarına bazı kelimeler
    yazarak unutmak istemedikleri şeyleri sembolleştirmek,
    sevdiği kişinin isminin baş harfini vücuduna
    çizerek ya da yakarak yazmak, ya da insanlara
    vermek isteği mesajı kendisine dövme yaptırarak
    ortaya koymak.

    b. Biyolojik Nedenler
    Nörobiyolojik görüşler opiyat, dopamin ve serotonin
    sistemlerine ilişkin çalışmaları kapsamaktadır.
    Opiyat sistemi:Kendine zarar verme davranışlarının
    opiyat reseptörlerinin uyarılması sonucunda
    oluştuğunu belirtilmiştir. Kendine zarar verme
    davranışı olan mental retardasyon olgularına opiyat
    antagonistleri verildiğinde, hastaların 2/3’ünde
    iyileşme olduğu belirtilmiştir. Kendine zarar verme
    davranışında opiyat sistem düzensizliğini destekleyen
    bir başka gösterge de endojen opiyat ölçümlerinden
    kaynaklanmıştır. Kendine zarar verme
    davranışı olan birçok hastada, ağrıya duyarsızlığın
    opioid aktivite epizodik artış teorisi ile açıklanabileceği
    belirtilmiştir.
    Dopamin sistemi:Tourette sendromundaki kendine
    zarar verme davranışının dopaminerjik aktive
    düzensizliği ve dopamin reseptörlerinin aşırı
    duyar-lılığıyla ilişkili olabileceği öne sürülmüştür.
    On altı mental retarde hastayla yapılan çalışmada
    flufenazinin 11 hastada kendine zarar verme
    davranışını azalttığı bulunmuştur. Opiyat antagonistlerinin
    kendine zarar verme davranışını azaltıcı
    etkilerinin, dopamin sistemi üzerindeki dolaylı etki
    ile göstermiş olabilecekleri, bu nedenle kendine
    zarar verme davranışının patofizyolojisine opiyat
    disfonksiyonunu katmamak gerektiği öne sürülmüştür.
    Serotonin sistemi:Biyolojik çalışmalarda, kendini
    kesme davranışını serotonin miktarının azalmasıyla
    açıklanmıştır. Bu açıklamaları da farelerle yapılan
    deneylerde öfke ve depresyon durumlarında
    beyindeki serotonin miktarının azalması sonucuna
    dayanarak yapmışlardır. Kendini kesen kişilerin
    öfkeli, dürtüsel, anksiyeteli ve agresif olduğu ve
    bunun beyindeki serotonin miktarının azalmasına
    bağlı olduğu belirtilmiştir. Düşük serotonin düzeyinin
    kişide irritabiliteye yol açtığı ve bunun da
    kişilerde kendini kesmeye ve intihara yol açabileceği
    belirtilerek Sieman’ın görüşü desteklenmiştir.

    c. Psikolojik Kuramlar

    Psikodinamik görüşler: Kendine zarar verme
    davranışı olan hastalar hakkında ilk psikoanalitik
    değerlendirme Emerson (1913) tarafından yayınlanmıştır.
    Dinamik görüş açısından cildini kesme
    davranışı ile birçok amaca hizmet edildiği belirtilmiştir.
    Buna göre:

    1. Kendine zarar verme davranışının doğrudan
    doğruya sadistik ve mazoşistik bir haz verdiği,

    2. Kendini kesme davranışının yaşanan hazzı değersizleştirecek
    yara meydana getirdiği,

    3. Kendini kesme davranışının gerçek kastrasyonu
    önlemeye yönelik sembolik bir kastrasyonu simgelediği,

    4. Kendini kesme davranışının babanın hem korkulan,
    hem de arzu edilen penetrasyonunu simgeleyen
    “self-penetrasyonun” bir parçası olduğu belirtilmiştir.

    Emerson (1913), kendini kesme davranışının sembolik
    olarak mastürbasyonun yerine geçtiğini belirtmiş,
    benzer şekilde Fenichel (1945) “masturbasyon
    eşdeğeri” terimini kullanmıştır.
    1960’dan önceki yıllarda kendine zarar verme
    davranışı, psikodinamiğin doğası olarak ele alınmıştır.
    Genellikle çocukluk dönemlerine dayanan psikoanalitik
    yorumlar yaparak nedenleri açıklamaya
    çalışmışlardır. Kendine zarar verme davranışını
    kendini yok etmenin lokalize formu, kendisini cezalandırma
    ve yalancı intihar olarak ele almışlardır.
    1960’lı yıllara gelindiğinde laboratuar çalışmaları
    başlamış, hayvanlar üzerinde operant koşullama ile
    çalışılmaya başlanmıştır. Davranışçı yaklaşıma
    göre, kendine zarar verme davranışı sonradan
    öğrenilmiş olup hayatın zorluklarına karşı kişinin
    kendini koruma hissi olarak ele alınmıştır.
    --------------------------------------------------------


    Kendine zarar verme davranışı hakkında kuramsal
    psikodinamik tartışmalar çeşitlilik göstermektedir.
    Bu hastaların benlik gelişimin erken dönemlerinde
    önemli travmatik olayların olabileceği, bu durumun
    ilkel savunma mekanizmalarının sık kullanılmasını ve
    dissosiyatif durumların nedeni açıkladığı, hastaların
    bedenlerine yapmış oldukları zararların başkalarının
    içe atılmış temsillerine yöneldiği veya suçluluğu
    giderme girişimleri olabileceği, çoğu kez
    kendine zarar verme epizodlarının kişi için önem
    taşıyan kişilerle ilişkilerindeki krizlere bağlı olabileceği
    öne sürülmüştür.
    Psikodinamik kuram dışında psikolojik kuramlar
    kendine zarar verme davranışını ikincil kazanç,
    yayılma/taklit etme, uyum sağlama, öfke ve engelleme
    şeklinde açıklamaya çalışmışlardır.
    İkincil kazançlar:
    Bazı kendine zarar verme
    davranışları, kişinin kendisini yaralaması sonucu
    elde edeceği ikincil kazançlar motive etmiştir.
    İkincil kazançlar için kendine zarar verme davranışı,
    daha sık olarak tutuklular ve askerler gibi
    belirli populasyonda bulunur. Bu gruplarda kendine
    zarar verme davranışı sorumluluktan kaçmak, can
    sıkıntısından kurtulmak, fiziksel tehlikelerden
    korunmak ve daha az kısıtlayıcı ortamlara nakil
    olmayı sağlamak amacını taşır. Bu kişilerdeki
    semptomlar, amaca ulaşıldıktan hemen sonra yatışmaktadır.
    Yayılma/taklit etme:
    zarar verme davranışının
    tedavi ortamlarında bulaştığı veya yayıldığı
    olgusu birçok araştırmacı tarafından belirtilmiştir.
    Bir kişinin kendine zarar verme davranışı, o
    ortamda bulunan diğerleri tarafından davranışın
    taklit edilmesine yol açabilir. Matthews, aynı
    yaştaki ergen gruplarında epidemik tarzda kendine
    zarar verme davranışının kışkırtıcılığını vurgulamıştır.
    Stanon ve Schwartz hasta-personel ilişkilerindeki
    sorunların, hastaların birçok kendine zarar verici
    eylemleri içeren toplu halde tepkilerine yol açtığı
    belirtilmiştir. Bir kurumda baskılayıcı tutumun
    olması bulaşmaya yardımcı olabilmektedir. Kapalı
    servislerden açık servislere dönüştürülmesinden
    sonra hastalar arasındaki kendine zarar verme
    davranışının azaldığı belirtilmiştir.
    Ergen gruplarında kişilerin, kendi ciltlerine harf,
    kelime, sembol kazıma davranışları grupla özdeşleşmek
    ve kendini kanıtlamak amacıyla yaptıkları ve
    dürtüsel olmadığı belirtilmektedir.

    Uyum sağlama:

    Bazı araştırmacılar kendine zarar
    verme davranışının uyum sağlama ile ilişkili
    olduğunu ileri sürmüşlerdir. Cezaevlerinde ve suçlu
    ergenlerin olduğu ıslah evlerinde, mental retarde
    bireylerin barındığı kurumlarda ve ergenlerin
    yatarak tedavi gördüğü psikiyatrik kurumlardaki
    kişilerin özgeçmişinde kendine zarar verme davranışı
    öyküsü olmadığı halde, kendine zarar verme
    davranışları görülmektedir.

    Öfke ve engelleme:

    Duygusal yaşamın temel özelliklerinden
    biri olan öfke ile özellikle borderline
    kişilik bozukluğu olanlar sonuçlarını düşünmeksizin
    kendine zarar verme davranışı göstermektedir.
    Özellikle çocukluk ve ergenlik dönemlerinde istismara
    uğramış kişilerin kendilerine zarar verme
    sebepleri öfkeden kaynaklanmaktadır.

    ÖZELLİKLER
    Tekrarlanan kendine zarar verme davranışlarına
    baktığımızda, kendini kesmenin daha baskın olduğunu
    görmekteyiz. Kendine zarar verme davranışı
    biçimi olarak kolay ulaşılabilirliği yüzünden kolları
    ve bilekleri kesmek sık olarak görülmektedir. Kol
    ve bilekler dışında vücudun çeşitli bölgelerinde de
    zarar verme davranışlarına rastlanmaktadır.
    Tekrarlanan kendine zarar verme davranışları
    içinde kendini kesme %72, kendini yakma %35,
    kendine vurma %30, yaraların iyileşmesine izin
    vermeme %22, sürekli olarak kolunu kaşımak %22,
    kemik kırma %8, vajina yırtmak %8 olarak sıralanmaktadır.
    Kendine zarar verme davranışında
    genellikle (%75) çoğul yöntem kullanılmaktadır.
    Sık rastlanan kendine zarar verme davranışı biçimlerine
    ek olarak yara kabuklarını kaldırmak,
    parmaklarını ısırmak ve ezmek, saç çekmek, asit
    dökmek ve kendini ısırmak de belirtilmektedir.

    Vücutta en çok zarar verilen yerler %74 kollar,
    %44 bacaklar, %25 karın, %23 kafa, %18 göğüs ve
    %8 genital bölgeler olarak sıralanmaktadır.

    Kendine zarar verme erken adolesan döneminde
    başlamakta ve ritüeller kültürlere göre değişmektedir.
    Kendine zarar verme davranışının çoğunlukla
    ergenlik döneminde başladığına dair görüş
    birliği vardır. Kendine zarar verme davranışı
    genellikle 13-19 yaşlarında başladığı belirtilmektedir.
    Bu konuda yapılan bir çalışmada kendini
    kesen 240 kadınla görüşmeler yapılmış ve kendilerini
    14 yaşında kesmeye başladıkları belirtilmiştir.
    Türkiye’de yapılan bir çalışmada ise, 16-20 16-20 yaşları arasında kendini kesme davranışının
    başladığı belirtilmiştir. Genellikle ergenlik döneminde
    başlayan kendine zarar verme davranışının
    zamanla artma, azalma ya da süregenleşme ile
    seyredip birçok kişide 10-15 yıl sonra sonladığı
    görülmektedir.Kendine zarar verme davranışı sıklıkla eğitim ve
    gelir düzeyi düşük olanlarda, bekarlarda görülmektedir.
    --------------------------------------------------------

    SUÇ VE AİLE ÖZELLİKLERİ
    Aile özellikleriyle ilgili olarak yapılan çalışmalarda,
    erken dönemlerde izolasyon duygusu ya da ayrılık
    anksiyetesi yaşamaları, fiziksel ya da cinsel istismara
    uğranmaları çocukların kendisine zarar
    vermesine neden olmaktadır.Fiziksel istismara
    uğrayan çocuklar daha sonraki dönemlerde kendilerine
    zarar vermektedirler. Kendilerine cezalandırmak
    ve yoğun olarak yaşadıkları bu sıkıntıları
    kontrol etmek için kendilerine zarar vermektedirler.
    Çocuklar ailenin sıkıntılarla baş etme
    şekli ve öfkenin dışa vurumunu içselleştirmekte ve
    sıkıntılarla karşılaştıkları zaman bu yöntemleri
    kullanmaktadırlar.Yirmi bir hükümlü çocuk ve ergenin suç nitelikleri
    ve sosyodemografik özellikleri gözden geçirilerek
    kendini yaralayan ve yaralamayanlar biçiminde iki
    gruba ayrılarak karşılaştırılmış; kendini yaralayan
    çocuk ve ergenlerde mükerrer suçluluk %61.9,
    diğer hükümlü çocuk ve ergenlerde bu oran %17.7
    olarak tespit edilmiştir. Kendini yaralayan çocuk ve
    ergenlerde parçalanmış aile oranı %52.3, diğer
    hükümlülerde ise bu oran %18.8 olarak belirlenmiştir.
    Böylece kendini yaralama davranışı ile aile
    parçalanması ve mükerrer suçluluk arasında
    kuvvetli bir bağ olduğu sonucuna varılmıştır.

    EŞTANI
    Kendine zarar verme davranışı genel olarak kişilik
    bozuklukları, akut ve kronik psikotik bozukluklar,
    majör affektif bozukluklar, cinsel kimlik bozuklukları
    gibi tanı gruplarında sıklıkla görülmektedir.
    Kendine zarar verme davranışı olan psikiyatrik
    olgular incelendiğinde, bu davranışın özellikle
    borderline kişilik bozukluğunda olmak üzere en sık
    kişilik bozukluklarında görüldüğü bildirilmiştir.
    Kendine zarar verme davranışı çok çeşitli problemler
    ve bozukluklarla ilişkili olabilir. Bu konudaki
    ana görüşler şunlardır:

    1. Borderline kişilik bozukluğu olanlarda %80’lere
    varan oranda çocukluk çağı cinsel veya fiziksel
    istismar öyküsü bulunmaktadır.

    2. Kendine zarar verenlerin üçte birine varan kısmı
    travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) tanı
    ölçütlerini karşılamaktadır.

    3. Borderline kişilik bozukluğu, erişkin travmatik
    yaşantıları ile meydana gelen TSSB için kırılganlık
    faktörü olabilir.

    4. Ağır çocukluk çağı cinsel istismarı, ya çocukluk
    sırasında ya da erişkinlik döneminde TSSB için risk
    faktörü olabilir.

    Belirli klinik psikopatolojik durumlarda kendine
    zarar verme davranışının daha sık görüldüğü belirtilmektedir.
    Kendine zarar verme davranışı bazı
    toplumlarda dinsel ve kültürel bir davranış olmasına
    karşın, borderline kişilik bozukluğu, histrionik
    kişilik bozukluğu, psikotik bozukluklar, duygu
    durum bozuklukları, Gilles de la Tourette sendromu
    ruhsal bozukluklarda; mental retardasyon,
    Addison hastalığı, ensefalit ve entoksikasyonlar
    gibi organik bozukluklarda gözlenen ve patolojik
    kabul edilen bir davranış olarak belirtmiştir.Borderline kişilik bozukluğu olan hastaların diğer
    tanı gruplarına göre bedene zarar verme davranışında
    bulunma riskinin ve sıklığını fazla olduğunu
    belirtmiştir.Herpetz (1995) kendine zarar
    verme davranışının en fazla borderline kişilik
    bozukluğu, ikinci sıklıkta histrionik kişilik bozukluğu
    belirlendiğini, ancak bütün kişilik bozukluklarında
    görüleceğini belirmiştir. Başka bir çalışmada
    ise kendini zarar verme davranışının sırasıyla
    borderline, antisosyal ve histrionik kişilik bozukluğunda
    görüldüğünü destekler veriler sunmuşlardır.Daha çok tekrarlayıcı, ritüel tarzında davranışların
    zeka geriliği olanlarda; cinsel organını kesme
    davranışının psikotik hastalarda, otistiklerde,
    borderline ve antisosyal kişilik bozukluğu olanlarda
    ve erkek mahkumlar arasında daha sık olduğunu
    bildirilmiştir.Göz çıkarma ve organ kesme gibi
    davranışlar şizofreni gibi bozukluklarla görülür.
    Kafa vurma, kendini ısırma ve kendini tırmala gibi
    davranışlar patolojik bir bozukluk olmadan da
    görülebilir. Ama kompulsif dudak ısırma, tırnak
    yeme gibi davranışlar Tourette sendromuyla
    birlikte görülebilir.

    Simeon ve arkadaşları bedene zarar verme davranışının en sık kişilik bozuklukları olmak
    üzere, dissosiyatif ve anksiyete bozukluğunda
    görüldüğünü söyleyerek diğer çalışmaları destekler
    bulgular vermiştir.Bir başka çalışmada ise,
    kendine zarar verme davranışının en fazla tutuklular
    arasında, ıslah evlerinde bulunan ergen suçlularda,
    otistik, şizofrenik, mental retarde ve beyin
    hasarı olan hastalarda bulunmuştur.
    Borderline kişilik bozukluğu tanısı konan ve bedenine
    zarar veren hastalarla normal kontroller
    arasında dissosiyatif yaşantılar ve hipnoza yatkınlık
    düzeyleri ile sürekli öfke, öfkenin ifade şekli ve
    kontrolü karşılaştırılmış; bu değişkenlerin borderline
    kişilik bozukluğu grubunda cinsiyet farkı,
    çocukluk dönemi kötüye kullanımı ve özkıyım
    öyküsü ile ilişkisi araştırılmıştır. Borderline kişilik
    bozukluğu grubunda 7 denekten çocukluk çağı
    kötüye kullanımı, 17 denekten ise özkıyım girişimi
    öyküsü alınmıştır.Antisosyal kişilik bozukluğu olgularının çoğunlukla
    polis, adli ve askerlikle ilgili sorunlar nedeniyle
    kendine zarar verme davranışına başladıkları ve bu
    olguların sıklıkla sıkıntı ve öfkelerini azaltma,
    ortamın ve şartların değiştirilmesi için başkalarını
    etkileme pozisyonunda oldukları belirtilmiştir.
    Borderline kişilik bozukluğu olgularında ise, aile ile
    ilgili nedenlerle kendine zarar verme davranışına
    başladıkları ve bu olguların kendini cezalandırma ve
    sıkıntı ve öfkelerini azaltma motivasyonu ile
    kendilerine zarar verdikleri belirtilmiştir.
    Kendini kesme davranışının AIDS için bir tehlike
    olduğunu belirtilmiştir. AIDS koruma programı
    nedeniyle hastaneye yatırılan 76 adolesanla yapılan
    bir çalışmada, bunların %61.2’sinde kendine zarar
    verme davranışı olduğu ve bu çocukların %26.7’-
    sinin kendileri kestikleri aletleri diğer arkadaşlarıyla
    paylaştıkları belirtilerek bunun AIDS için
    risk oluşturduğu vurgulanmıştır. Ayrıca cinsiyet,
    yaş, etnik durum ve psikiyatrik tanılarının kendini
    kesmede etkili olmadığı belirtilmiştir.

    Kendine zarar verme, alkol ve madde kullanımı:
    Madde kullanımı ve kendine zarar verme davranışının
    birlikte ya da ardışık olmayan biçimde aynı
    kişide görülme oranının yüksek olduğu ve özellikle
    yineleyen kendine zarar verme davranışı olan kişilerde madde kullanımının sıklıkla görüldüğü belirtilmiştir.
    Borderline ve antisosyal kişilik bozukluğu
    olan kişilerde madde kullanımının yaygın olduğu
    belirtilmektedir. Kendine zarar veren kişilerin
    %90’ında madde kullanımının olduğu, çoğunun
    birden fazla madde kullandığı (%66.7) ve madde
    kullanımının büyük oranda (%71.1) bağımlılık düzeyinde
    olduğu belirtilmiştir. Kendine zarar veren
    kişilerin, kendine zarar vermeyenlere göre daha
    küçük yaşlarda madde kullandığı belirlenmiştir.

    Yapılan çalışmalar madde kullanımı olan kişilerin
    %25-40’ında travmatik yaşam deneyimi bulunduğunu
    göstermiştir. Travma sonrası stres bozukluğunda
    madde kullanımının sıklığına dikkat çekilmiştir.

    Geçmişinde cinsel taciz ya da travmatik
    yaşam deneyimi olan kadınlarla yapılan bir çalışmada,
    bu kadınların travma sonrası stres bozukluğu
    belirtileriyle başa çıkmak için alkol kullandıkları
    belirlenmiştir.

    Kendini kesen 21 kızla yapılan bir çalışmada,
    bunların üçte birinde alkol ve madde kullanımı
    olduğu görülmüştür.

    Kendini kesen 24 kızla
    yapılan bir başka çalışmada, bunların %50’sinin
    alkol ve madde kullandığı görülmüştür.

    Anksiyete ve depresyon kendini kesme davranışını artırmaktadır
    ve kişiler kendilerini keserken genellikle hap
    kullanmaktadırlar.

    SONUÇ

    Kendine zarar verme davranışı klinik uygulamada
    çok sık karşılaşılan bir durum olmakla birlikte,
    konu hakkında yeterince bilgi ve veri olduğunu
    söylemek mümkün gözükmemektedir. Kendine
    zarar verme davranışının altta yatan ya da birlikte
    gözüktüğü durumun tedavisi ile ortadan kalkmasını
    beklemek klinik uygulamada yeterli olmamaktadır.
    Bu nedenle kendine zarar verme davranışını bir
    belirti olarak kabul ederek, doğrudan uygun müdahalelerde
    bulunmak, hastanın gördüğü zararı
    azaltabilir. Ancak kendine zarar verme davranışına
    yönelik spesifik müdahalelerin etkinliği konusunda
    yeterli sayıda bilgi yoktur. Sonuç olarak kendine
    zarar verme davranışına spesifik müdahale
    yöntemlerinin geliştirilmesinin gerekli olduğu
    inancındayız.






    ALINTIDIR...

    KAYNAKLAR
    1. Favazza AR, Rosenthal RJ: Diagnostic issues in self
    mutilation. Hosp Community Psychiatry 1993; 44:134-
    140.
    2. Farberow N: The Many Faces of Suicide. New York,
    McGraw-Hill Book Co, 1980.
    3. Walsh BW, Rosen PM: Self-Mutilation Theory,
    Research, and Treatment. New York, Guilford Press,
    1988.
    4. Favazza AR: Why patients mutilate themselves. Hosp
    Community Psychiatry 1989; 40:137-145.
    5. Favazza AR, Conterio K: Female habitual selfmutilators.
    Acta Psychiatr Scand 1989; 79:283-289
    6. Ghaziuddin M, Tsai L, Naylor M: Mood disorder in
    group of self-cutting adolescents. Acta Paedopsychiatry
    1992; 55:103-105.
    7. LeBlanch R: Educational management of selfinjurious
    behavior. Acta Paedopsychiatrica 1993;
    56:91-92.
    8. Favazza AR: Repetitive self-mutilation. Psychiatric
    Annal 1992; 22:60-63.
    9. Tantam D, Whittaker J: Personality disorder and
    self-wounding. Br J Psychiatry 1992; 161:451-464.
    10. Shea ST: Personality characteristics of self
    mutilating male prisoners. J Clin Psychol 1993;
    49:576-585.
    11. Langbehn D, Pfohl B: Clinical correlates of selfmutilation
    among psychiatric inpatients. Ann Clin
    Psychiatry 1993; 5:45-53.
    12. Barstow D G: Self-injury and self-mutilation. Nursing
    approaches. J Psychosoc Nurs Ment Health Serv
    1995; 33:19-32.
    13. Briere J, Gil E: Self-mutilation in clinical and general
    population samples: prevalence, correlates and
    functions. Am J Orthopsychiatry 1998; 68:609-620.
    14. Pattison EM, Kahan J: The deliberate self-harm
    syndrome. Am J Psychiatry 1983; 14:867-872.
    15. Feldman MD: The challenge of self-mutilation: a
    review. Compr Psychiatry 1988; 29:252-269.
    16. Winchel RM, Stanley M: Self-injurious behavior: a
    review of the behavior and biology of self-mutilation.
    Am J Psychiatry 1991; 148:306-317.
    17. Sieman D, Hollander E: Self-Injury Behavior:
    Assessment and Treatment. Washington, American
    Psychiatric Publishing, 2001.
    18. Herman, JL: Trauma and Recovery: The aftermath of
    violence - from domestic abuse to political terror.
    New York, Basic Books, 1992.
    19. Shapiro S: Self-mutilation and self blame in incest
    victims. Am J Psychol 1987; XLI:46-53.
    20. Baral I, Kora K, Yüksel Ş, Sezgin U: Cinsel istismara
    uğramış erişkin kadınlarda kendine zarar verme
    davranışı ve tedavisi. Nöropsikiyatri Arşivi 1996;
    33:49-54.
    21. Miller D: Women Who Hurt Themselves. New York,
    Basic Books, 1994.
    22. Favazza AR: Bodies Under Siege. İkinci baskı,
    Baltimore, John Hopkins University Press, 1996.
    23. Van der Kolk B, Perry JC, Herman JL: Childhood
    origins of self-destructive behavior. Am J
    Psychiatry 1991; 148:1665-1671.
    24. Brodsky BS, Cloitre M, Dulit RA: Relationship of
    dissociation to self-mutilation and childhood abuse in
    borderline personality disorder. Am J Psychiatry
    1995; 152:1788-92
    25. http://www.epi.org/cutting2.htm
    26. Simeon D, Stanley B, Frances A ve ark: Selfmutilation
    in personality disorders: psychological and
    biological correlates. Am J Psychiatry 1992;
    149:221-226.
    27. Tarlacı N: B Kümesi Kişilik Bozukluklarında Self-
    Mutilatif Davranış Özellikleri. Yayımlanmamış
    Uzmanlık Tezi, İstanbul, Bakırköy Ruh ve Sinir
    Hastalıkları Hastanesi, 1996.
    28. Van Moffaert MM: Self-mutilation: diagnosis and
    practical treatment. Int J Psychiatry Med 1990;
    20:373-382.
    29. Rosen PM, Walsh BW: Patterns of contagion in selfmutilation
    epidemics. Am J Psychiatry 1989;
    146:656-658.
    30. Ak İ, Erden C, İnci Y ve ark: Self-mutilasyonun
    psikososyal yönden incelenmesi. 29. Ulusal Psikiyatri
    Kongresi Program ve Özetleri, 1993, Bursa, s.80.
    31. Herpetz S: Self-injurious behavior: psychopathological
    and nosological characteristics in subtypes of
    self-injurers. Acta Psychiatr Scand 1995; 91:57-68.
    32. Tarlacı N, Yeşilbursa D, Türkcan S, Saatçioğlu Ö,
    Yaman M: B kümesi kişilik bozukluklarında kendini
    yaralamanın özellikleri. Türk Psikiyatri Dergisi 1997;
    8:29-35.
    33. Hawton K, Catalan K: Attempted Suicide: A Practical
    Guide to Its Nature and Management. 2nd edn.,
    Oxford University Pres, London, 1987.
    34. Rosenthal RJ, Rinzler C, Walls R: Wrist cutting
    syndrome: the meaning of gesture. Am J Psychiatry
    1972; 128:1363-1368.
    35. Roy A: Self-mutilation. Br Med Psychol 1978; 51:201-
    203.


    36. Podvoll EM: Self-mutilation within a hospital setting:
    a study of identity and social compliance. Br J Med
    Psychol 1969; 42:213-221.
    37. Dülger HE, Tokdemir M, Tezcan EA, Kuloğlu M,
    Doğan I: Elazığ Islahevi’ndeki çocuk ve ergen
    hükümlülerde kendini yaralama davranışı. Düşünen
    Adam 1997; 10:18-21.
    38. Blank AS: Clinical detection, diagnosis, and differential
    diagnosis of post-traumatic stress disorder.
    DA Jomb (ed). Psychiatric Clin North Am 1994;
    17:351-384.
    39. Ebrinç S, Başoğlu C, Semiz BÜ, Çetin M: Bedenine
    zarar veren sınır kişilik bozukluğu hastalarında
    dissosiyasyon, hipnoza yatkınlık ve çocukluk çağı
    cinsel kötüye kullanımı. 3P Dergisi 2001; 9:377-386.
    40. DiClemente RJ, Panton LE, Hartley D: Prevalence and
    correlates of cutting behaviour: risk for HIV
    transmission. J Am Acad Child Adolesc Psychiatry
    1991; 30(5); 735-739
    41. Triffleman EG, Marmar CR, Dellucchi KL, Ronfeldt H:
    Childhood trauma and post-traumatic stress
    disorder in substance abuse inpatients. J Nerv Ment
    Dis 1995; 183:172-176.
    42. Simpson TL: Childhood sexual abuse, PTSD, and the
    functional roles of alcohol use among women
    drinkers. Subst Use Misuse 2003; 38:249-270.
    43. Graff H, Mallin R: The syndrome at the rist cutter.
    Am J Psychiatry 1967; 124:36-42.
    Anatolian Journal of Psychiatry 2003; 4:226-236
    Geçti yıllar ah geç aydım Anladım ki boşa gün saydım Çocukluğum kavruk
    Bakakaldım giden güne Ben hep düne ait kaldım Gençliğim savruk
    Esip geçtim, yağıp geçtim Kaçırdım tez zamanları Yetişkinliğimden hiç hayır yok
    Pişmanlıklar, düşmanlıklar Bitmez dilimin amanları Ahdım KALDI

  2. #2
    MeDiD adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    03-01-2006
    Mesajlar
    33,295
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    13
    bazıları kendine zarr vermeyi tehdit olarak kullanır.. ki bunları çok iyi sentezleyen biriyimdir..

    psikopat fikirlilerin üstüne psikopatça giderim.

    Sahilde kayalardan kendini denize atmak isteyen bir arkadaşımız vardı. hepimiz donmuş kalmıştık. yaşımız 18 belki 19 idi... 10 kişiden fazlaydık ve kalakalmıştık.........


    yanına gittim tuttum yakasından

    "atla lan " dedim.. "atlamazsan seni ben iterim... atla lannnnnn"

    ne oldu ... çektik aldık o kayalardan onu... ilgi çekmek istiyordu.. çekti.. ama kısa sürdü..!

    ...Kuyruguna basilMAdikca, tirmalaMAyan KeDiGiL...


  3. #3
    ceza2000 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-01-2005
    Mesajlar
    907
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı MeDiD tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    bazıları kendine zarr vermeyi tehdit olarak kullanır.. ki bunları çok iyi sentezleyen biriyimdir..

    psikopat fikirlilerin üstüne psikopatça giderim.

    Sahilde kayalardan kendini denize atmak isteyen bir arkadaşımız vardı. hepimiz donmuş kalmıştık. yaşımız 18 belki 19 idi... 10 kişiden fazlaydık ve kalakalmıştık.........


    yanına gittim tuttum yakasından

    "atla lan " dedim.. "atlamazsan seni ben iterim... atla lannnnnn"

    ne oldu ... çektik aldık o kayalardan onu... ilgi çekmek istiyordu.. çekti.. ama kısa sürdü..!

    Acaba Sen İstedin Deyip Kendini Aşşağıya Atsaydın O Vicdan azabiyla Nasil Yaşayacaktın?

  4. #4
    MeDiD adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    03-01-2006
    Mesajlar
    33,295
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    13
    Alıntı ceza2000 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Acaba Sen İstedin Deyip Kendini Aşşağıya Atsaydın O Vicdan azabiyla Nasil Yaşayacaktın?
    dostum...o adamı tanıyorduk... yaptığı şey süreklilik kazanan birşeydi... bunu birçok kez yapmış hatta aramızdan birine hoşuma gidiyor ilgi çekmek demişti...

    kendini atsaydı... iyi yüzücüyümdür... kurtulurdu merak etme..

    hani bir terim vardır: zemin kattan atlamak diye... sığ bir yere kendini atarsan sadece canın yanar ölmezsin


    ...Kuyruguna basilMAdikca, tirmalaMAyan KeDiGiL...


  5. #5
    ramsis_mısır237 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    31-03-2006
    Mesajlar
    586
    Karizma Gücü
    0
    eline saGLIK okuyana kadar canım çıktı wedat
    Adresime yazılmış bir mektup gibi
    Açmadan açılmadan anlamış gibi
    Cevabı önceden verilmiş gibi
    Onu beklediğimden haberi vardı

    Uzakta olsa da içimde gibi
    Bir katri çiçeği koklamış gibi
    Yağmurda dudağı dudağım gibi
    Öylesi sıcacık bir kalbi vardı

  6. #6
    vedatt19 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-11-2005
    Mesajlar
    1,714
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    Alıntı ramsis_mısır237 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    eline saGLIK okuyana kadar canım çıktı wedat
    teşekkür ederim
    Geçti yıllar ah geç aydım Anladım ki boşa gün saydım Çocukluğum kavruk
    Bakakaldım giden güne Ben hep düne ait kaldım Gençliğim savruk
    Esip geçtim, yağıp geçtim Kaçırdım tez zamanları Yetişkinliğimden hiç hayır yok
    Pişmanlıklar, düşmanlıklar Bitmez dilimin amanları Ahdım KALDI

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Erdoğan'ın takdirlik davranışı(mı?)
    2005 Konuları bölümünde angelostr tarafından açılmış
    Yanıt: 16
    Son Mesaj: 20.11.05, 18:38

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •