• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
15 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    12-09-2006
    Mesajlar
    377
    Karizma Gücü
    0

    Ölümsüz tanrı ve tanrıçaların ölümü...

    İnsanoğlu dünya hayatında yaşama başladığında çeşitli zorluklarla karşılaştı. Yaşama dört elle sarılırken, yaşamı ögrenmeye ve sorgulamaya başladı. Hayatı anlamaya ve ona anlamlar yüklemeye başladı.

    Hayatın sorunlarıyla uğraşıp; neden, niçin, sebeb ve sonuç ilişkilerini kurmaya çalıştı.

    Cevap veremediği her konuyu tanrısallığa ve ruhsallığa bağladı.

    O nedenle bir sürü tanrı ve tanrıça edindi. Hayat hakında anlayamadığı her şeyi onlara yükleyerek onları güçlendirip ölümsüzleştirdiler.

    Korktukları ve güçlerinin yetmediği ; neden, niçin , sebeb ve sonuç ilşkisi kuramadığı her şeyi tanrıları ve tanrıçaları ilan ettiler.

    İnsanların gördükleri rüyalar ve bu rüyalarda karşılaştıkları varlıkların ruhsal olduklarına ve bilmedikleri başka bir alemde yaşadıklarına inanıp öte alem yaşamını güçlendirerek ruhların ve ruhsallığın egenliğini oluşturdular.

    Tıpkı bu dünyadaki gibi bir yaşam kurup, iyiler için cennetvari, kötüler için cehennemvari dünyalar oluşturdular. Bu nedenlede ölülerinin yanlarına dünyada sevdikleri ve öte alemde ihtiyaç duyacakları eşyalarını bile onunla birlikte gömdüler. Bunu daha da ileriye vardırıp, atını ve hatta karısını bile yanına gömen inanç toplulukları oluşturdular.

    Her kabile ve kavmin Tanrı ve tanrıçaları var oldu. Dünya işerini onlara bölüştürüp : Yer, gök, ve yıldızlardan kader tanrıları ve tanrıçaları, deniz, bereket, aşk vs tanrı ve tanrıçaları edindiler. Onları güçlü kılmak adına bazı hayvan figürlerini ekleyerek yarı insan, yarı hayvan tanrı ve tanrıçalarını başlarına musallat ettiler. Zaman içinde hayatın güçlüklerini yendikçe Tanrı ve tanrıçalarını kendilerine benzeterek hayvan figürlerini atma gereği duydular.

    İnsanoğlu hayat yolunda ilerledikçe, site ve şehirler kurup bu sitelerin korunmasını tanrı ve tanrıçalarının korumasına verdiler.

    İnsan güç kullanıp diğer kabile, site ve şehirlere egemenlikler kurmaya başlayınca ; mağlup olanların ölümsüz tanrı ve tanrıçaları ya ölümü yada galiplerin tanrı ve tanrıçarının egemenliğini seçip, yardımcıları veya melekleri konumuna geçtiler.

    İnsanoğlu şehir ve siteleri ele geçirip devletler kurmaya başladığında ; diğerleri üzerinde hakimiyet ve egemenlik kuranların Tanrı ve tanrılçaları daha da güçlenerek bu zaferden onurlanıp baş tanrı ve tanrıçaları oldular.İnsanoğlu ölümsüz tanrı ve tanrıçalarını öte aleme yollayıp insanlık tarihinin masal ve miyoloji mezarlığına defnetme gereği duydular. Onlar artık binbir gece masallarının kahramanları olup, eğlence konusuna dönüştürüldüler. Mısır binlerce ölümsüz tanrı ve tanrıçayı elemine ederek Amon ve Ra tanrısını ölümleştirmeyi gerekli gördü. Daha sonra her ikisi birleşip Amon-Ra oldu. Artık devletler kabile tanrı ve tanrılarının yerine , ölümsüz ulus tanrı ve tanrıçalarını baş tacı etmeye başladılar. Artık tanrılar tanrıçaları da kullanıp onlar üzerinde egemenliklerini ilan ettikçe, erkek egemen tanrılar insanlığı yönetmeye başlarıp, tanrıçaları melekleştirdiler. Ulus tanrısı Hz Musa aracılığla güçlenmeye ve yer yüzünde hakim olmaya başladı.

    Devletler devletle mücadele edip imparatorluklar kurulmaya başlandığında bütün ulusları birleştiren ümmet tanrısı gerekli görülmeye ve yönetim erkine yardımcı olacak daha güçlü bir tanrı arayışı başladı.

    Nihayet zaman içinde aranan güç bulundu ve Hz. İsa ile, Hz. Musanın Tanrısı ümmet Tanrısı haline geldi.Bizans İmparatoru aziz ilan edilerek Hz.İsa'yı ümmet tanrısının elçisi ve oğlu ilan edip, yönetim erkine katmayı uygun gördü. Bütün pagan tanrılarına ve mabetlerine savaş açıp, Ümmet Tanrısının gücüne güç kattı.

    Bu güce karşı, güç oluşturan diğer devletler de Hz. Muhamed'i elçi olarak görüp, onun anlamlandığı Tanrısal gücü , diğerine karşı kullanmayı gerekli görüp Müslümanlığı daha güçlü hale getirdiler. İmparatorluklarla insanoğlu tek tanrıcılığı hakim kılarken, tek tanrıya değişik anlamlar yükleyen , oğul ve elçilerinin savaşlarını başlatmayı gerekli şartlar olarak ilan ettiler.

    Hz.İsa'nın göğe yükselişi, Hz. Muhammed'in mirac'a çıkışıyla tek tanrı anlayışları uzayın derinliklerine çekilerek, bütün alemi, yıldızları ve galaksileri yöneten güç haline geldiler.

    Çoklu ölümsüz tanrı ve tanrıçaları insanlık tarihihin mitolojik mezarlığına gömen insanoğlu, kurduğu düzenle binlerce ve belkide milyonlarcasını önce ölümsüz ilan edip, sonrada defnetme gereği duydular.

    Yorumlarınız konuyu daha genişletip, insanoğlunun tanrı ve tanrıçalar karşısındaki zaferlerini perçinleyerek insoğlunu yüceltecektir.

    Saygı ve hürmetlerimle.
    Bu mesaj en son " 01.10.06 " tarihinde saat 16:16 itibariyle türesin tarafından düzenlenmiştir... Neden: harf hataları nedeniyle yeniden gözden geçrilerek düzenlenmiştir.

  2. #2
    eroluz adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    12-06-2005
    Mesajlar
    14,476
    Karizma Gücü
    9
    sorun şu nietzche tanrı öldü dediğinde doğruyu söylemişti...

    insanoğlu kendi eliyle tanrıyı öldürüp, yerine kendini koymuştu... insanın tanrılaştığı bir dünyada kan ve gözyaşından başka bir şey yok....

  3. #3
    Aboca adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-03-2005
    Mesajlar
    1,099
    Karizma Gücü
    0
    bize var oluştaki ilk tepkimenin nasıl gerçekleştiğinden bahset. görelim bakalım senin tanrı yoktur diyemeyeceğini. o ilk tepkime nasıl gerçekleşti.
    Mongol, Yuan, Türk,Kazak, Çekez, Gücü,Ermeni, Rum, Arap,İngiliz, Yahudi, Fransız ne dersen de anlamı "bir"dir.Anlamı Türk'dür.Anlamı İnsandır.

    Yalan söylüyorlar, iiki doğru yanında bir yanlışıda götürüyorlarsa durumun korkmadan Bu yalancı cihana karşı.

  4. #4
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    12-09-2006
    Mesajlar
    377
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı eroluz tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    sorun şu nietzche tanrı öldü dediğinde doğruyu söylemişti...

    insanoğlu kendi eliyle tanrıyı öldürüp, yerine kendini koymuştu... insanın tanrılaştığı bir dünyada kan ve gözyaşından başka bir şey yok....
    Dediklerine ve söylediklerine katılmamak elde değil. İnsan kendi hırslarına tanrılarını araç ve aracı ederek, egemenlik istenci ve arzularını güçlendirmiş, bu arzularını gerçekleştirmek adına Tanrısal bilgeliği kullanıp kutsallaştırma gereği duymuştur.


    Tanrı egemenlik hırsının kutsal anbalajı haline gelmiştir.


    Saygı ve hürmetlerimle.

  5. #5
    samiramis adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-10-2005
    Mesajlar
    369
    Karizma Gücü
    0
    Böylece İbrahim'e, -kesin bilgiyle inananlardan olması için- göklerin ve yerin melekûtunu gösteriyorduk. Gece, üstünü örtüp bürüyünce bir yıldız görmüş ve demişti ki: "Bu benim Rabbimdir." Fakat (yıldız) kayboluverince: "Ben kaybolup-gidenleri sevmem" demişti. Ardından Ay'ı, (etrafa aydınlık saçarak) doğar görünce: "Bu benim Rabbim" demiş, fakat o da kayboluverince: "Andolsun" demişti, "Eğer Rabbim beni doğru yola erdirmezse gerçekten sapmışlar topluluğundan olurum." Sonra güneşi (etrafa ışıklar saçarak) doğar görünce: "İşte bu benim Rabbim, bu en büyük" demişti. Ama o da kayboluverince, kavmine demişti ki: "Ey kavmim, doğrusu ben sizin şirk koşmakta olduklarınızdan uzağım." "Gerçek şu ki, ben bir muvahhid olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana çevirdim. Ve ben müşriklerden değilim." (En'am Suresi, 75-79)



    Ateist felsefeci Anthony Flew da ateist inançlarına aykırı olmasına rağmen Big Bang teorisinin yaratılışı delillendiren bir bulgu olduğunu itiraf ederken sözlerine şöyle başlamaktadır:

    İtiraflarda bulunmanın insan ruhuna iyi geldiğini söylerler. Ben de bir itirafta bulunacağım: Big Bang modeli, bir ateist açısından oldukça sıkıntı vericidir. Çünkü bilim, dini kaynaklar tarafından savunulan bir iddiayı ispat etmiştir(4)

    4. Henry Margenau, Roy Abraham Vargesse, Cosmos, Bios, Theos, La Salle ILpen Court Publishing, 1992, s. 241
    Bizler umutsuzlugun oldugu yerde,umudumuzu kaybetmeden yürüyenlerdeniz.Her yolda çakıllar,her durdugumuz yerde çakallar olsa ne yazar,ya ölümüne severiz yada tek kalemde sileriz.Tarihi biz yazdık tarihtende sileriz ...

  6. #6
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    12-09-2006
    Mesajlar
    377
    Karizma Gücü
    0
    Her kabile ve kavmin Tanrı ve tanrıçaları var oldu. Dünya işerini onlara bölüştürüp : Yer, gök, ve yıldızlardan kader tanrıları ve tanrıçaları, deniz, bereket, aşk vs tanrı ve tanrıçaları edindiler. Onları güçlü kılmak adına bazı hayvan figürlerini ekleyerek yarı insan, yarı hayvan tanrı ve tanrıçalarını başlarına musallat ettiler. Zaman içinde hayatın güçlüklerini yendikçe Tanrı ve tanrıçalarını kendilerine benzeterek hayvan figürlerini atma gereği duydular.
    Benim ileri sürdüğüm görüşler için, sayın Semiramis'in gönderdiği çok iyi bir örnek olmuş.

    Böylece İbrahim'e, -kesin bilgiyle inananlardan olması için- göklerin ve yerin melekûtunu gösteriyorduk. Gece, üstünü örtüp bürüyünce bir yıldız görmüş ve demişti ki: "Bu benim Rabbimdir." Fakat (yıldız) kayboluverince: "Ben kaybolup-gidenleri sevmem" demişti. Ardından Ay'ı, (etrafa aydınlık saçarak) doğar görünce: "Bu benim Rabbim" demiş, fakat o da kayboluverince: "Andolsun" demişti, "Eğer Rabbim beni doğru yola erdirmezse gerçekten sapmışlar topluluğundan olurum." Sonra güneşi (etrafa ışıklar saçarak) doğar görünce: "İşte bu benim Rabbim, bu en büyük" demişti. Ama o da kayboluverince, kavmine demişti ki: "Ey kavmim, doğrusu ben sizin şirk koşmakta olduklarınızdan uzağım." "Gerçek şu ki, ben bir muvahhid olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana çevirdim. Ve ben müşriklerden değilim." (En'am Suresi, 75-79)
    Eski mitolojilere tanrıdan geldiği ibaresi katıldığında, insanlar korkularından sorgulama gereği bile duymaz.

    Ya varsa ve cehenneme atılacak olursa.

    Ama korkunun ecele faydası da yok. Zira ölümsüz insan yok

    Saygılarımla.

  7. #7
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    12-09-2006
    Mesajlar
    377
    Karizma Gücü
    0
    Binlerce ölümsüz tanrı ve tanrıçalardan hiç biri insanoğluna görülmediği halde hep insanlar arasından bir aracı seçmiş veya bunlardan nemalanmak isteyen ve bu gücü yönetim erkiyle birlikte kullanmak isyenlerden birileri aracılığa talip olmuştur.

    Tanrı ve tanrıçalar insanların; her türlü yaşamına müdahale edip, evliklerinden aile yaşamına, yemelerine, içmelerine, oturup kalkmalarına , hatta ne söylemelerine varıncaya kadar hep mudahalede bulunmuşlardır.Bu müdahalelerin hemen hepsi, insanı koyun gibi gütmeye çalışan yönetim erklerinin işine yaramış. Aracılar da yönetim erklerinin en büyük yardımcıları olmuştur. İnançsal, kutsal olan her şey yönetim erkleriyle danışıklı dövüş biçiminde kullanılagelmiştir.

    Hiç bir şeye ihtiyacı olmayan tanrı ve tanrıçalar gerçekte en ihtiyaçlı varlıklara dönüşmüştür.

    İnsanlar tarafından övgüye, sevme, sevilmeye muhtaç haldedirler . Bu muhtaçlıktır ki onların yaşam gücüne güç katarak onları ölümsüzleştirir. İnsanlardan adaklar, kurbanlar istemişlerdir. İnsanlardan günün belli vakitlerinde adının anılmasını ve zikredilmelerini istemişlerdir.Kendileri için mabetler, yerler ve yurtlar yapılmasını isteyerek haç yerleri icad etmişler ve kendilerinin sürekli gündemde tutulmaları ihtiyaçlarını gidermeyi amaç edinmişlerdir.

    Tanrı ve tanrıçaların kullardan istekleri ve ihtiyaçları hiç azalmamış, bilakis artarak devam etmiştir. Tek tanrıya geçişte tanrı ve tanrıçaların bütün istekleri tek ve bir olanda birleşmiştir.

    İhtiyaçsız olanın ihtiyaçları kullar tarafından karşılanırken, karşılıklı bağımlılık esası pekiştirilmiştir.

    Saygı ve hürmetlerimle.

  8. #8
    hackerist adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    21-06-2006
    Mesajlar
    1,182
    Karizma Gücü
    0
    eheuehueheeu
    nekadar komikkkkkk bunebe tanrıçaların ölümü sen onu külahıma anlat ............
    sessizlikmi iyi sessiz durmakmı?

  9. #9
    Aboca adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-03-2005
    Mesajlar
    1,099
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı Aboca tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    bize var oluştaki ilk tepkimenin nasıl gerçekleştiğinden bahset. görelim bakalım senin tanrı yoktur diyemeyeceğini. o ilk tepkime nasıl gerçekleşti.
    inkar ediyorsan ve bir tanrı yoktur diyorsan açıkla sorumu. YOKSA DÜŞÜNCELERİNDE SAMİMİ OLMADAN MİLLETİ KIŞKIRTMAK,İLE SENİ FORUM YÖNETİCİLERİNE İLETECEĞİM.

    bİZ HERKESLE İNSAN GİBİ KONUŞURUZ AMA AKRŞIMIZDAKİNİNDE DÜŞÜNCELERİNDE SAMİMİ OLDUĞUNU GÖRMEK VE KIŞKIRTILMAK İSTEMEYİZ.
    Mongol, Yuan, Türk,Kazak, Çekez, Gücü,Ermeni, Rum, Arap,İngiliz, Yahudi, Fransız ne dersen de anlamı "bir"dir.Anlamı Türk'dür.Anlamı İnsandır.

    Yalan söylüyorlar, iiki doğru yanında bir yanlışıda götürüyorlarsa durumun korkmadan Bu yalancı cihana karşı.

  10. #10
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    12-09-2006
    Mesajlar
    377
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı hackerist tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    eheuehueheeu
    nekadar komikkkkkk bunebe tanrıçaların ölümü sen onu külahıma anlat ............
    Tanrıçalar erkek egemen tanrıların meleklerine haline geldiği için kadınlar ikinci plana düşüp sarılıp sarmalandılar.

    Hurileride erkekler için cennetin orta malı yaptılar.Bunlar seni dahada çok güldürecektir umarım.

    Eloğluna varacak diye senin mirastaki payını bile gasp ettiler.

    Şeriat olmadığı ve onun yerine insanın koyduğu medeni kanunlar geçerli olduğu için taşalanarak öldürülmekten kurtuldunuz.Mirasınızı da medeni güçler sayesinde tanrısal yasalardan kurtardınız.

    Saygılarımla.

 

 
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •