Cumhurbaşkanı Sezer, özelleştirmeleri eleştirdi, yolsuzlukla savaş ve eğitime dikkat çekti/


"Ekonomik yönden güçlü olmak zorundayız"

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Türkiye'nin çağdaş uygarlık düzeyine erişmesi sürecinde ekonomiye büyük önem verilmesi gerektiğinin altını çizerek, "Sanayileşmiş ve gelişmiş bir ülke olarak küreselleşen dünyada hak ettiğimiz yeri alabilmek için ekonomik yönden güçlü olmak zorundayız" dedi.

Türk ekonomisinin son yıllarda gösterdiği gelişmeleri yakından izlediğini belirten Sezer, şöyle devam etti:

"Ekonomik anlamda yeni sıkıntılarla karşılaşılmaması ortak dileğimizdir. Toplum olarak geçmişten ders çıkarmalı, anlayış birliği içinde, iç politika kaygılarından uzak, siyaset üstü yaklaşımlarla geleceğe yönelmeliyiz.

Sayıların olumlu ya da olumsuzluğundan bağımsız olarak yapısal sorunlara eğilmemiz ve gerçekçi, bütüncül çözümler üretmemiz gerekmektedir. Bunun yolu ise, ekonomide yapısal değişimin önündeki risklerin tanısının doğru konulmasından geçmektedir.

Bu bağlamda ülke ekonomisinin, dengeleri sağlam, üretime dayanan, siyasal yönlendirmelerden etkilenmeyen, gelir dağılımında adalet sağlayan bir yapıya kavuşturulması ve dünyadaki yapısal dönüşümlere uyumlu duruma getirilmesi önemlidir. Ulusal sermayenin, bir ülkenin büyümesinin en temel itici gücü olduğu gerçeği hiçbir zaman akıllardan çıkarılmamalıdır. Unutulmamalıdır ki ulusal sermaye, aynı zamanda bir ülkenin mali sektörünün de omurgasıdır. Ulusal sermayenin büyütülmesi ve geliştirilmesi için ulusal tasarrufların özendirilmesi ve verimli kullanılması zorunludur.

Küreselleşme adı altında uluslararası tekelci sermayenin, yerelleştirme ve özelleştirme yöntemi ile iç pazarı etkili biçimde ele geçirmesinin ulusal ekonomiye zarar vereceği de gözden uzak tutulmamalıdır."

Plansız özelleştirme, hızla yabancılaşmaya dönüştü

Cumhurbaşkanı Sezer, toplumsal ya da stratejik önem taşıyan tüm kamu kuruluşlarının getirisi götürüsü tartışılmadan özelleştirilmesi yönündeki uygulamaların, özelleştirmeyi toplumsal, mantıksal ve hukuksal temelinden uzaklaştırdığını, sosyal devlet ilkesine zarar verdiğini ve hızla yabancılaşmaya dönüştürdüğünü bildirdi.

Gelişmiş ülkelerde stratejik önemdeki tesislerin, yabancılara satılmasının önlenmesi ve bunun örneklerinin giderek artmasının, özelleştirme konusuna çok daha duyarlı yaklaşılmasını gerektirdiğini ifade eden Sezer, "Üstelik, ülkemizdeki bölgeler arası gelişmişlik farkı ve geri kalmış yörelere özel kesimin yatırım yapmaktan kaçınması, kamu girişimciliğinin önemini ortaya koymaktadır" şeklinde konuştu.

Sezer, Türkiye Cumhuriyeti'nin, sosyal bir devlet olduğunu Anayasa'nın ilgili maddelerinde sosyal devletin çerçevesinin çizildiğini ve devletin bu kapsamdaki görev ve yükümlülüklerinin saptandığını vurguladı.

Bireylerin sosyal hakları ve asgarî yaşam düzeyleriyle ilgilenerek onların gönenç, huzur ve mutluluk içinde, gelecek kaygısı taşımadan yaşamalarını sağlamanın, sosyal devletin temel amaç ve görevlerinden olduğunu anlatan Sezer, sosyal devletin, toplumun gereksinimlerini karşılamak amacıyla üstlendiği kamu görevlerinin, genel olarak sosyal güvenlik, sosyal yardım, sosyal hizmetler, eğitim ve sağlık biçiminde özetlenebileceğini kaydetti.

Sağlık hizmetleri siyaset üstü tutulmalı

Toplumun huzur ve mutluluğu için sosyal güvenlik, eğitim ve sağlık hizmetlerini diğerlerinden ayırmak gerektiğini vurgulayan Sezer, bunların, siyaset üstü tutulması gereken, yaşamsal önemi bulunan hizmetler olduğunu bildirdi.

Sezer, sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması, kalitesinin yükseltilmesi, tüm bireyler için erişilebilir, yeterli ve sürekli kılınması ve sağlık güvencesinin herkesi kapsamasının, sosyal devlet koşulu olduğunu ifade eden Sezer, "Sağlık gibi devletin asli görevi olan bir alanın, insani boyutu göz ardı edilerek, yalnızca parasal yaklaşımlarla ele alınması, sosyal devlet ilkesiyle örtüşmemektedir. Çağdaşlık savındaki her devlet, birey mutluluğunu amaçlayan politikalar benimsemek ve uygulamak durumundadır" dedi.

Cumhurbaşkanı Sezer, bu nedenle Türkiye de, sağlık alanında çağdaş ölçütleri yakalamak, sağlık sisteminin aksayan yönlerini ivedilikle toplumun beklentileri doğrultusunda düzeltmek gerektiğini söyledi.

Yolsuzlukla mücadele

Yolsuzluklardan arındırılmış temiz bir toplumun, nesnel kurallara göre işleyen yansız ve saydam bir yönetimin, tüm yurttaşların ortak özlemi olduğunu belirten Sezer, şöyle devam etti:

"Ne var ki uzun yıllardan beri yolsuzluk olayları toplumun gündeminden düşmemiş, kamuoyu sorgulama gereği duymadan her suçlamaya inanır duruma gelmiş, toplumsal sağduyu, aklama kararlarına bile kuşkuyla bakar olmuştur.

Kamu kurum ve kuruluşlarında yapılan denetimler, bilgisizlik, savurganlık, çıkar sağlama, görevi savsaklama, basiretsizlik gibi nedenlerle, kurumların çok yüksek tutarlarda zarara uğratıldığını göstermektedir. Yolsuzlukla savaşımda mutlaka başarılı olunması gerekmektedir. Bu hedefe ulaşmak için, yasama, yürütme ve yargı organlarınca, kararlı bir tutum izlenmeli, açık bir toplum ve saydam bir yönetim olmanın gerekleri yerine getirilmeli, yolsuzluk eylemlerinin cezasız kalmayacağı uygulamalarla kanıtlanmalı, yasama dokunulmazlığına ilişkin kurallar gözden geçirilmelidir."


kaynak