• Reklam
5 sonuçtan 1 --- 5 arası gösteriliyor
  1. #1
    Kickboxer adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-05-2006
    Mesajlar
    976
    Karizma Gücü
    7

    Kâfirlerin Müslüman olma sebepleri

    Sual: Bir kâfir hangi sebeplerle müslüman olur?
    CEVAP
    Bir kâfir, şu üç sebeple, Allah’ın lütfu, kendi araştırması ve birinin duasını almakla Müslüman olur.

    1- Allah’ın lütfu ile:
    Allahü teâlâ, bir kimsenin hidayetini, yani Müslüman olmasını dilemişse, o kimse, severek Müslüman olur. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
    (Allah, kimi doğru yola iletmek isterse, onun kalbini İslam’a açar.) [Enam 125]
    (Allah, dilediğini hidayete kavuşturur, dilediğini dalalette bırakır.) [İbrahim 4]

    2- Kendi araştırması ile:
    Bu yolla Müslüman olmuş çok kimse vardır. Hakkı, doğruyu bulmak gayreti ile, bütün dinleri inceler. İslamiyet’in güzelliğine hayran olup Müslüman olur. Allahü teâlâ, İslamiyet’i doğru olarak öğrenmek isteyene, bunu nasip edeceğini vaat buyurmuştur. Kuran-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
    (Doğru yolu arayanları, saadete ulaştıran yollara kavuştururuz.) [Ankebut 69]
    (Allah, kendine kavuşmak isteyenlere, kavuşturan yolu gösterir.) [Şura 13]

    Doğru yolu aramayıp, nefslerine uyarak iman etmeyenleri, azıp can yakanları, Cehennemde sonsuz olarak yakacağını haber veriyor. İslamiyet’i işitmeyen çok kimse vardır ki, akl-ı selimleri olduğu için, bozulmuş, uydurulmuş dinlerin adamlarına aldanmamışlar, astronomide ve fen bilgilerinde ve bilhassa tıb ilminde gördükleri nizamlı olayların birbirlerine bağlantılarını düşünerek, yaratılışın sırlarını, bu hesaplı düzenin gerçeğini anlamak istemişlerdir. Fransız Kaptan Kusto bunlardan birisidir.

    Allahü teâlânın, Ankebut suresinde vaat ettiği üzere, bunları iman etmeye sebep olan rehberlere, kitaplara kavuşturacağı, Ruhul-beyan tefsirinde de yazılıdır. Böyle mesut kimse anlar ki, her şeyi yaratan, bir Allah vardır. O, her şeyi görür, bilir, işitir. Her şeye gücü yeter. Gücü, kuvveti sonsuzdur. Her şeyi, zamanı gelince yok etmektedir. İnsanları tekrar dirilteceğini, hesaba çekeceğini, iman etmiş olanlara Cennette sonsuz nimetler vereceğini, imanı olmayanları, kâfirleri Cehennemde sonsuz yakacağını bildiriyor. Onun emirlerine uymaktan başka kurtuluş yolu yoktur.

    3- Birisinin duasına kavuşmakla:
    Birisinin duası ile Müslüman olmuş çok kimse vardır. Hz.Ömer bunlardan biridir. Hz. Hamza, imana gelince, Müslümanlar çok kuvvetlendi. Bu iş, kâfirlere güç geldi. Ebu Cehil, (Onu öldürmekten başka çare yok) dedi. Bunu yapana, çok miktarda deve ve altın vereceğini bildirdi. Ömer yerinden fırladı. (Bu işi, benden başkası yapamaz) dedi. Ömer’i alkışladılar. Ömer, kılıcını çekip önce kardeşinin evine gitti. Eniştesi Said ile kardeşi Fatıma, yeni gelen Taha suresini okuyorlardı. Ömer içeri girip bu hali görünce, eniştesini ve kardeşini dövmeye başladı. Fatıma,”Ya Ömer, başımızı kessen dönmeyiz” dedi. Ömer, ellerindeki kağıdı alıp Taha suresini okumaya başladı. Kur‘an-ı kerimin fesahati, belagatı ve manaları kalbini çok yumuşattı. (Hakikaten, ne kadar doğru) dedi. Bunu işiten Habbab, gizlendiği yerden çıkıp, Müjde ya Ömer, Resulullah, (Ya Rabbi, bu dini, Ebu Cehil ile veya Ömer ile kuvvetlendir) diye dua etmişti. Bu saadet sana nasip oldu dedi. Hz. Ömer hemen gidip Müslüman oldu. (Tirmizi)

  2. #2
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    12-09-2006
    Mesajlar
    377
    Karizma Gücü
    0
    " Muaz şu cevabı verdi: sizden ilk önce müslümanlığı kabul etmenizi , Kabe'yi kıble tanımanızı, içki içmekten ve domuz eti yemekten vazgeçmenizi istemek üzere geldik. Bunları kabul ederseniz bize kardeş olursunuz.Kabul etmezseniz teslim olunuz, idaremizi kabul edip cizye ( haraç ) veriniz. Bunların ikisinide redderseniz kılıç aramızda hakem olacktır."

    Bu örmek sadece biri. Müslüman yapılmak ve ganimet için kılıçtan geçirilenleri de yazmayı deneyin.

    Koyu harfle yazılanlar. Allahın lutfu,kendi araştırması ve birsinin duası olmadan müslüman olanlar.

    Galiba bunları yazmayı unutmuşsunuz veya kasten yazmadınız.

    Saygılarımla.

  3. #3
    Kickboxer adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-05-2006
    Mesajlar
    976
    Karizma Gücü
    7
    Alıntı türesin tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    " Muaz şu cevabı verdi: sizden ilk önce müslümanlığı kabul etmenizi , Kabe'yi kıble tanımanızı, içki içmekten ve domuz eti yemekten vazgeçmenizi istemek üzere geldik. Bunları kabul ederseniz bize kardeş olursunuz.Kabul etmezseniz teslim olunuz, idaremizi kabul edip cizye ( haraç ) veriniz. Bunların ikisinide redderseniz kılıç aramızda hakem olacktır."

    Bu örmek sadece biri. Müslüman yapılmak ve ganimet için kılıçtan geçirilenleri de yazmayı deneyin.

    Koyu harfle yazılanlar. Allahın lutfu,kendi araştırması ve birsinin duası olmadan müslüman olanlar.

    Galiba bunları yazmayı unutmuşsunuz veya kasten yazmadınız.

    Saygılarımla.

    Hz. Peygamberin teminatı

    Müslimanların, Hıristiyanlara ve Yahudilere yapmakla mükellef oldukları muamele şekli, bizzat Resulullahın, bütün müslimanlara hitaben, yazdırdığı şu mektupta açıkca bildirilmiştir:

    “Bu yazı Abdullah oğlu Muhammedin “aleyhisselam” bütün Hıristiyanlara verdiği sözü bildirmek için yazılmışdır. İş bu yazı, müsliman olmıyan bütün kimselere verdiği ahdi, sözü tevsik için kaleme alındı.

    Her kim ki, bu ahdin aksine hareket ederse, ister sultan, ister başkası olsun, Cenab-ı Hakka karşı isyan, Onun dini ile istihza etmiş sayılır ve Cenab-ı Hakkın lanetine layık olur. Eğer Hıristiyan bir rahip (papaz) veya bir seyyah (turist) bir dağda, bir derede veya çöllük bir yerde veya bir yeşillikte veya alçak yerlerde veya kum içinde ibadet için perhiz yapıyorsa, kendim, dostlarım, arkadaşlarım ve bütün milletimle beraber, onlardan her türlü teklifleri kaldırdım.

    Onlar, benim korumam altındadır. Ben onları, başka Hıristiyanlarla yaptığımız ahdler mucibince, ödemeye borçlu oldukları bütün vergilerden affettim. Vergi vermesinler veya kalbleri razı olduğu kadar versinler. Onlara cebretmeyin, zor kullanmayın. Onların dini reislerini makamlarından indirmeyin. Onları, ibadet ettikleri yerden çıkartmayın.

    Bunlardan seyahat edenlere mani olmayın. Bunların manastırlarının (Kiliselerinin) hiçbir tarafını yıkmayın. Bunların Kiliselerinden mal alınıp, Müslüman mescidleri için kullanılmasın. Ticaret yapmayan ve ancak ibadet ile meşgul olan kimselerden, her nerede olurlarsa olsunlar, vergileri almayın.

    Onlar benim himayem altındadır. Ben onlara “eman” (izn) verdim. Ticaret yapanlardan, gelir vergisi almak gerekirse, ne kadar zengin olurlarsa olsunlar, ne kadar malları ve mülkleri bulunursa bulunsun, yılda oniki dirhemden daha fazla vergi almayın. Onlara zahmet, meşakkat teklif olunmaz. Kendileriyle bir müzakere yapmak icab ederse, ancak merhamet, iyilik ve şefkat ile hareket edilecektir. Onları daima merhamet ve şefkat kanadları altında himaye ediniz!

    Onların kendi Kiliselerine gidip, kendi dinlerine göre ibadet etmelerine mani olmayınız! Bunlara Kilise tamirlerinde yardımcı olunacaktır.

    Bu ahdname (sözleşme) kıyamet gününe kadar devam edecek, dünya sonuna kadar değişmeden kalacak ve hiç bir kimse, bunun aksine bir harekette bulunmayacaktır.” (Mecmu’a-i Münşeat-üs-salatin,1.cild.s.30)

    Bu ahdnameyi Peygamberimiz Hz. Ali’ye yazdırmıştır. Bizzat kendisi ve onyedi Eshabı imzalamıştır. İşte, “Diğer din mensublarına İslâmiyetin hoşgörüsü.” budur.

  4. #4
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    12-09-2006
    Mesajlar
    377
    Karizma Gücü
    0
    Bütün dinler başlangıçta sevgi ve hoşgörüyle başlar. Dinler güçlenmeye ve tarftarları çoğalmaya başladıkça güçlenirler. Güçlenincede ne ahd kalır, ne de söz.

    Tek din islam oluncaya kadar savaş en büyük ahd ve and haline gelir.

    Saygılarımla.

  5. #5

    Kayıt Tarihi
    09-08-2005
    Mesajlar
    920
    Karizma Gücü
    0
    savaşsız bir dünya mümkün diyosun yani.
    savaşı zorunluluk olarak görmeyi de yamyamlık olarak nitelendiriyorsundur.
    büyük ihtimalle senin yanında çoluğuna çocuğuna saldırıp karına tecavüz etseler izlersin.
    burası dünya, hoşgeldin uzaylı kardeş.
    İnsanlığın düşüncesine hakim olan hakikat ölçüsü, insanın kendi hayati menfaatleri, şahsi hesapları ve istekleridir; zevkleri veya alışkanlıklarıdır. İnsan kendinin olan bu ölçüleri fikirlere tatbik ediyor ve bu ölçülerle fikirlerinin doğruluğunu araştırıyor.; hükmünü onlarla veriyor. Ondan sonra kendi kendi verdiği bu hükme uygun, onu destekleyici sebepleri etrafında topluyor. Peşin vermiş olduğu hükmünü onlarla haklı ve meşru gösteriyor. Görülüyor ki düşünmek, kendimizi eşyaya değil, eşyayı kendimize uydurmaktır. Gerçek düşünce ise bundan farklıdır.
    [ varolmak, Nurettin Topçu ]

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. *****Penis Şişmesinin Sebepleri Nelerdir*****
    2006 Konuları bölümünde Scala tarafından açılmış
    Yanıt: 1
    Son Mesaj: 21.02.06, 09:56
  2. Gıcık olduğunuz Ünlüler & Sebepleri
    Duygular-Hisler-Düşünceler & Nasılsın? bölümünde UndeaD tarafından açılmış
    Yanıt: 45
    Son Mesaj: 18.08.05, 03:30

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •