• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 4 1234 SonSon
39 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1

    Kayıt Tarihi
    09-08-2005
    Mesajlar
    920
    Karizma Gücü
    0

    Hz. Peygamber'e (asv) atılan iftiralara CEVAPLAR

    Bölüm yetkilileri bir mahzur görmezse, bu başlık altında Hadis kitabı, numarası verilerek Hz. Muhammed (asv) a atılan İFTİRALARA cevap vermek istiyorum. Cevaplar yorumlarımla değil, sözü geçen hadisin nerede geçtiği, nasıl geçtiği, gerçekten geçip geçmediği gibi objektif bilgilerden oluşacaktır.

    Forum'da bazı Sahih Hadislerin üstünde oynanılarak Hz. Muhammed'e ve İslamiyete iftiralar atılmaktadır. ilgili konularda ilgili vatandaşlara ayrı ayrı cevaplar niteliğinde olabilirdi bu yazı ama genel bir başlık altında, bu İftiraları atanlara cevap niteliğinde olmasını istedim :

    the_dervish yazmış:
    Ya müslümanlar sütten çıkmış ak kaşıkmı ?.
    Al sana bir Muhammet hikayesi . Hikaye demek yanlış olur. hadis. Yani nosu toplayanı falan belli.
    "Gece baskınlarında, kafirler toptan kılıçtan geçirildiğinde, evler yakılıp yıkıldığında öldürülenler arasında "kadınlar ve çocuklar" da bulunuyordu. (Bkz. Ebu davud, Cihad/102, hadis no: 2638; Cihad/121, hadis no: 2672; İbn Mace, Cihad, hadis no: 2840; Ahmed İbn Hanbel, 4/46; Tirmizî, Siyer/19, hadis no: 1570)."
    -------
    şimdi dervish in attığı iftiranın isbatını hadislerin orjinal hallerini vererek sunuyoruz :
    -------
    Ebu Davud'daki hadis :
    Kaynak: Ebu Davud, Cihad 78, (2596), 102, (2638)
    Ravi (r.a.): Seleme İbnu'l-Ekva
    Hadis: Resulullah (sav) bir gazve sırasında başımıza Hz. Ebu Bekir (ra)'i komutan tayin etti. Bu seferde müşriklerden bir gruba gece baskını yaptık. Onlardan çokça öldürüldü. Ben kendi elimle yedi kişi öldürdüm. Bunlar, farklı ailelerdendi. O gün parolamız: "Ey Mansur (yardım gören) öldür, öldür!" idi. (dervishin bahsettiği gibi hadiste çocuk ve kadın geçmiyor, üstelik diğerlerinin öldürülmesine de laf edilecek olsa hadisin başındaki "bir gazve (savaş) sırasındaki ifadeye dikkat etmek gerekiyor)
    İbn-i Mace'deki hadis :
    dervishin iddia ettiği İbn Mace, Cihad, hadis no: 2840 hadis İbn-i macede bulunmuyor. Kısacası dervish hadis kitabı ve kafadan bir numara yazınca bir sözün "hadis" olabileceğini iddia ediyor. terminolojide bunun adı direkt olarak "iftira"dır.
    Ahmed b. Hanbel'deki hadis :
    dervish in iddia ettiği hadis Ahmed İbn Hanbel, 4/46 'de bulunamadı, yetinilmedi bütün cihad bölümüne bakıldı yine bulunamadı : İFTİRA.
    Tirmizi'deki hadis :
    dervish in iddia hadis aynı numarayla tirmizide bulundu. ancak kadın ve çocukların değil K&#214EKLERİN öldürülmesi hakkındaymış o hadis de ne tesadüf. Medinede salgın hastalığa sebebiyet verdiği için yapılmış bir uygulamadır. Hadis :
    Fasıl: KATL B&#214ÜMÜ
    Konu: Öldürülmesi Caiz Olan Ve Olmayan Hayvanlar
    Kaynak: Buhari, Bed'ü'l-Halk 14; Müslim, Musakat 45, (1570); Muvatta, İsti'zan 14, (2, 969); Tirmizi, Sayd 4, (1488); Nesai, Sayd 9, (7,184)
    Ravi (r.a.): İbnu Ömer
    Hadis: Resulullah (sav) av veya koyun veya çoban köpeği hariç diğer bütün köpeklerin öldürülmesini emretti." İbnu Ömer (ra)'e: "Ebu Hüreyre, "Veya ekin köpeğini de diyor!" denilmişti, bunun üzerine: "Onun ekini var da ondan!" cevabını verdi ve ilave etti: "Biz Medine ve civarına gider, tek köpek bırakmaz, hepsini öldürürdük. Hatta biz, çölden gelmiş kadına refakat eden arkadaş köpeği bile öldürdük."

    ---------------
    dervishin iftirasını içeren 2. uydurma hadis : Arkadaşlarından birisiyle Peygamber arasında şöyle bir konuşma geçiyor: "-Ey Tanrı elçisi! Evlere yapılan gece baskınlarında puta taparların çocukları da öldürülüyor. Ne dersin?"
    "-Onlar da öbürlerindendir (kadın ve çocukların öbürlerinden farkı yok, öldürülebilirler!)" (hadis için bkz. Ebu Davud, Cihad/121, hadis no: 2672; Tirmizî, Siyer/19, hadis no: 1570).
    Ebu Davut'da belirttiği numarada ilgili hadis bulunamadı.
    Tirmizi'deki hadis (1570) yukarıdaki hadisin aynısı. yani köpeklerin salgın hastalık nedeniyle öldürülmelerini emrettiği hadis. BU DA İFTİRA KISACASI

    (ARAŞTIRILAN KAYNAKLAR : KÜT&#220-Ü SİTTE ORJİNAL METNİ ( ARAP&#199) AYRICA MUHADDIS.ORG VERİTABANI , hadith.al-islam.com VERİTABANI)
    İnsanlığın düşüncesine hakim olan hakikat ölçüsü, insanın kendi hayati menfaatleri, şahsi hesapları ve istekleridir; zevkleri veya alışkanlıklarıdır. İnsan kendinin olan bu ölçüleri fikirlere tatbik ediyor ve bu ölçülerle fikirlerinin doğruluğunu araştırıyor.; hükmünü onlarla veriyor. Ondan sonra kendi kendi verdiği bu hükme uygun, onu destekleyici sebepleri etrafında topluyor. Peşin vermiş olduğu hükmünü onlarla haklı ve meşru gösteriyor. Görülüyor ki düşünmek, kendimizi eşyaya değil, eşyayı kendimize uydurmaktır. Gerçek düşünce ise bundan farklıdır.
    [ varolmak, Nurettin Topçu ]

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    09-08-2005
    Mesajlar
    920
    Karizma Gücü
    0
    dini duyarlılığı ve Hz. Muhammed (asv) sevgisi taşıyan arkadaşlarımdan bir ricam olacak. Peygamberimize ait olduğu söylenen ve sizde "iftira" izlenimi uyandıran sözleri, bu sözleri hadis olarak sunanları ve sunulduğu sayfaları buraya yazarsanız, gerekli araştırmalar yapılarak, yeri geldiğinde arapça metinleriyle beraber buraya eklenecektir.
    İnsanlığın düşüncesine hakim olan hakikat ölçüsü, insanın kendi hayati menfaatleri, şahsi hesapları ve istekleridir; zevkleri veya alışkanlıklarıdır. İnsan kendinin olan bu ölçüleri fikirlere tatbik ediyor ve bu ölçülerle fikirlerinin doğruluğunu araştırıyor.; hükmünü onlarla veriyor. Ondan sonra kendi kendi verdiği bu hükme uygun, onu destekleyici sebepleri etrafında topluyor. Peşin vermiş olduğu hükmünü onlarla haklı ve meşru gösteriyor. Görülüyor ki düşünmek, kendimizi eşyaya değil, eşyayı kendimize uydurmaktır. Gerçek düşünce ise bundan farklıdır.
    [ varolmak, Nurettin Topçu ]

  3. #3
    Odinnzor adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-09-2006
    Mesajlar
    52
    Karizma Gücü
    0
    Merhaba
    Amacım İslama veya herhangi bir dine zarar vermek değil , evet şahsen hiçbir dini kendime göre gerçekçi bulmuyorum (yaratanın(veya diğer adıyla tanrının varlığını kabul ediyorum , hatta buna deitzm deniyor) lakin hiçbirine iftira atmak veya küçük düşürmekte istemiyorum , sonuç inanç kişiye aittir ve umuttur. Herneyse merak ettiğim soru:
    Hz Muhammedin 6 yaşında bir çocukla evlendiği ve 9 yaşında gerdeğe girdiği söylenir , hatta birçok müslüman bunu kabul ederek bazıları "onu korumak için himayesi altına almıştır" der bazıları gerdek olayını kabul eder ve "o zamanlar normal karşılanırdı" der. Bunun doğruluk veya yanlışlık derecesi hakkında "iftira" sayılabilecek izlenim uyandıran olay hakkında bir Müslüman olarak karşıt iddianız(veya belgeniz herneyse ) nedir.
    Hatta nette gördüğüm linki: http://www.turandursun.com/modules.p...showpage&pid=4
    Saygılar

  4. #4
    Misafir turcoman35 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-06-2006
    Mesajlar
    2,397
    Karizma Gücü
    0
    arkadaşlar 13 yaşında kızla evlendi hikayesine değinelim.evet böyle bir durum var ama daha çok nişan tarzı birşey.evlenip gerdeğe girmiyorlar.ilerisi için söz verme.ayrıca bahsettiğimiz toplum 1400 yıl öncesinin arap toplumu.bugün bile 13 yaşında evlendirlilen insanlar var.bugünün değer yargılarına göre düşünmeyelim.bugün bize saçma gelen birşey o zamnda ve o toplumda normal olabilir.asla geçmişi bugüne göre değerlendirmeyelim.

  5. #5
    Kickboxer adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-05-2006
    Mesajlar
    976
    Karizma Gücü
    7
    Alıntı Odinnzor tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Merhaba
    Amacım İslama veya herhangi bir dine zarar vermek değil , evet şahsen hiçbir dini kendime göre gerçekçi bulmuyorum (yaratanın(veya diğer adıyla tanrının varlığını kabul ediyorum , hatta buna deitzm deniyor) lakin hiçbirine iftira atmak veya küçük düşürmekte istemiyorum , sonuç inanç kişiye aittir ve umuttur. Herneyse merak ettiğim soru:
    Hz Muhammedin 6 yaşında bir çocukla evlendiği ve 9 yaşında gerdeğe girdiği söylenir , hatta birçok müslüman bunu kabul ederek bazıları "onu korumak için himayesi altına almıştır" der bazıları gerdek olayını kabul eder ve "o zamanlar normal karşılanırdı" der. Bunun doğruluk veya yanlışlık derecesi hakkında "iftira" sayılabilecek izlenim uyandıran olay hakkında bir Müslüman olarak karşıt iddianız(veya belgeniz herneyse ) nedir.
    Hatta nette gördüğüm linki: http://www.turandursun.com/modules.p...showpage&pid=4
    Saygılar
    Kuscubasi arkadasimiz Hz Aise 6 yasinda degilde 17-18 yasinda oldugunu güzelce ispatlamis. (Allah ondan razi olsun) Buyrun okuyun.

    " Hz.Muhammedin, Hz.Aişe ile 6 yaşında evlendiğini ve 9 yaşında da zifafa girdiğini" hadislere dayanarak söyleyen cahiller de maalesef bulunmaktadır.
    Şimdi gelelim bu iddialarının gerçek yönüne. -Haysemi IX/225 (Teberani)- nakledilen hadisde de Hz.Aişe 6 yaşında Hz.Peygamber ile evlendiğini söylüyor. Yine bu hadisde " Hz.Ebu Bekir (r.a.) kızı Aişe'yi Mut'ım bin Adiyye'nin oğlu Cübeyr'e nişanlamış, fakat Mut'ım Hz.Aişe'yi oğluna almakla, evine müslümanlığı sokacağını düşünerek, bu nişanı feshetmiştir. Hz.Ebu Bekir (r.a) islamı ilk kabul edenlerden biri olduğuna göre; bu olayın vukuu, islamın alenen duyurulmasından önce olması gerekir. Bu olay da yine Hz.Aişe'nin Peygamberle evlenmeden önce evlilik çağına gelmiş olduğunun bir delilidir. Şimdi, iddia edildiği gibi Hz.Aişe'nin gerçek (Doğum tarihi itibariyle) yaşı 6 olsa, bu yaştaki bir çocuk için Mut'ımın oğlu Cübeyr ile evlenmesi hangi mantık ile kabul edilebilir.
    Kaldı ki;

    1- Hz.Aişe'nin ablası Esma, Hz.Aişe'den 10 yaş büyüktür. Hz.Esma 100 yaşında Hicretin 73. yılında vefat ettiği sabit olduğuna göre, Hz.Esma hicretin 1.yılında 27 yaşında ve Hz.Aişe'de (27-10)=17 yaşında olduğu ortaya çıkmaktadır. Hz.Muhammed (S.A) ile Hz.Aişe hicretin ilk yılında evlenmiş oldukları da sabit olduğuna göre, Hz.Aişe'nin evlendiğinde 17 veya 18 yaşlarında olduğu açıkça görülmektedir.
    2- Hz.Aişe Peygamber ile 9 yıl evli kalmış, Peygamberin vefatından sonra da 48 yıl yaşamış ve hicretin 58. yılında 74 yaşında iken vefat etmiştir. Bu durum bilindiğine ve sabit olduğuna göre, (74-48= 26 yani Peygamberin vefat ettiği tarihte Hz.Aişe 26-27 yaşlarında olması gerekmektedir. Dokuz yıl evli kalmış oldukları düşünülürse (26-9)= 17 yaşında veya 17-18 yaşları arasında evlenmiş olduğu tarihsel bir gerçektir.
    3- Sahihi Buhari'ye göre Hz.Aişe Kur'anın Mekkeli Ayetleri gelirken oyun çağındaydı. Bu yaşta iken kendisi (Hz.Aişe) " Hz.Muhammed henüz Mekke'de iken ve ben de oynayan bir çocuk iken (Onların vadeleri kıyamettir. Kıyamet ne dehşetli ve ne acıdır.) mealindeki Kamer S.46 inmişti." *-Buhari 1.cilt telifil Kur'an bahsi-* Kamer Suresi Mekke devrinin ilk döneminin 4.yılında indiği sabit olduğuna ve Hz.Aişe'nin bu sure ve Ayetleri net olarak hatırladığına göre en az 6-7 veya daha büyük bir yaşta olması gerekir. Hicret 9-10 yıl sonra gerçekleştiğine ve Hz.Aişe ile Peygamberin evliliğinin de hicretin ilk yılında yapıldığı düşünülürse, yine 17 veya 18 gibi bir yaş ortalaması çıkar.

    1- Hz.Peygamberin (S.A) Hz.Aişe'ye evlenme teklifi, İslâmın doğuşundan 10 Yıl sonra yapılmıştır. Doğru mu.?

    2- Hz.Aişe'nin Hz.Peygamberle (S.A) nikâhında 6 yaşında olduğu iddia edildiğine göre, Hz.Aişe İslâmın zuhurundan 4 Yıl sonra doğmuş olması gerekir. Buna göre, İslâmiyetin ilk yılında Mekke'de inen (Kamer) süresini Hz.Aişe nasıl gayet iyi hatırlar. Doğru mu.?

    3- Daha ilk günden Müslüman olan ve peygamber dostu Hz.Ebu Bekir (r.a) kızı Hz.Aişe'yi, putperest birine nikâh için sözlermiydi.? O halde, putperest Mut'ımın Hz.Aişe'yi, oğlu Cübeyr'e istediği zamanın, İslâmiyetin çıkışından ve Hz.Ebu Bekir (r.a)nın Müslüman olmasından önce bir zamanda olduğu ve hatta o sıralar, Hz.Aişe'nin, Mut'ımın ailesi tarafından gelin edilmek üzere istenecek yetişkinlikte olduğunun da ispatıdır. (Taberi. 3)

    4- Hz.Peygamber'in (S.A) teklif ve isteği üzerine Hz.Ebu Bekir (r.a) putperest Mut'ıma gider. Çünki, Hz.Aişe'yi, Mut'ımın oğlu Cübeyr'e önceden söz vermiştir ve Mekke'de sözden dönmek çok büyük bir ayıp ve şerefsizlik olarak kabul edilirdi. (İslam dini de sözün mutlaka yerine getirilmesini emreder.) Hz.Ebu Bekir (r.a), Mut'ıma ne düşündüğünü sorar. Mut'ım ve karısı birbirlerine bakarlar ve Mut'ımın karısı " Ya Ebu Bekir, biz bu evliliğe razı değiliz. Biz evimize bir Müslümanı sokamayız. Oğlum Cübeyr'in de Müslüman olmasından korkarız." cevabını alınca, verilmiş olan söz de geçerliliğini kaybetmiş olur. (Taberi. 3/161) Açıkca görülüyor ki, putperest Mut'ım ve ailesi, Hz.Aişe'yi İslâmiyetin zuhurundan önce gelin olarak istemiş ve Hz.Ebu Bekir'de kabul ve söz vermiştir. İnkâr mı edeceksiniz.? Buyrun !.
    Bu duruma göre, Hz.Aişe'nin İslâmiyetin zuhurundan 6 veya 7 yıl önce doğduğunun kabülü gerekir. Esasen Mekke'de İslâmiyetin ilk yılında inen (Kamer) süresinin inişini Hz.Aişe'nin çok iyi hatırlaması ve bilmesi, bunun açık bir delilidir.
    Bütün bu bilgilerin ışığında Hz.Aişe ile Hz.Peygamber (S.A) İslâmiyetin 10. Yılında nikâh ve 3 Yıl sonra da evlendikleri düşünülürse; (6+10)=16 yaşında nikâh ve (16+3)= 19 yaşında da gerçek anlamda evlenmiş oldukları ortaya çıkar. Haydi durmayın inkâr edin.?

    5- İddianızdan biri de, Hz.Aişe'nin oyun çağında olduğudur. Bakalım öyle mi.?

    Hz.Aişe (Taberi. 3/161) " Allah Resülüne nikâhlandığımda ben ev dışında kız arkadaşlarımla salıncak oynuyordum." Şimdi bu hadisde aktarılan ifadeye bakıp da, 6 yaşındaki bir kız çocuğunu tanımlıyor diyerek, iddia edemezsiniz.
    Birincisi; kızların yetişkin yaşlarında da salıncak merak ve tutkusunun olduğu bir gerçektir. İkincisi ise, iddia edildiği gibi gerçekte 6 yaşında olmuş olsa idi, erkek arkadaşlarının da olması ve onlarında bulunması gerekirdi. Fakat durum böyle değildir. Yani Hz.Aişe, erkek çocukları ile beraber olamıyacağı yetişkin bir yaştadır.
    Esasen Hz.Aişe'nin oyun ve eğlence merakı bununla da kalmayacaktır. Hicretin 7.yılında vuku bulan Hayber seferinden ve hatta daha sonraki bir zamanda yapılan Tebük seferinden sonra Medine'ye, evine dönen Hz.Peygamber (S.A), Hz.Aişe'yi arkadaşlari ile birlikte oynarken bulmuştur. (Arap dilinde oyun ve eğlence aynı anlama gelmektedir.) (Kütübü Sitte - Ebu Davud)

    SEBE SÜRESİ/ Ayet 5 : " Ayetlerimizi hükümsüz bırakmak (İnsanları İmandan caydırmak) için yarışırcasına uğraşanlara da, iğrenç ve acıklı bir azab vardır."

    Alemlere Rahmet olarak gönderilen Hz.Muhammed (S.A)' i küçük göstermeye ve Kur'anı Kerimi yalanlama gayretleri hiçbir zaman gaye ve amacına ulaşamıyacaktır. Bu ALLAH'ın (C.C.)

  6. #6

    Kayıt Tarihi
    09-08-2005
    Mesajlar
    920
    Karizma Gücü
    0
    arkadaşlar gerekli açıklamaları rivayetleri güzelce vererek yapmışlar ayrıca açıklama yapma gereği duymuyorum.

    odinnzor arkadaşıma teşekkür etmek istiyorum yalnızca, uslubundaki kibarlık ve kabul etmiyor da olsa bizim değerlerimize saygısı için. teşekkürler odinnzor.
    İnsanlığın düşüncesine hakim olan hakikat ölçüsü, insanın kendi hayati menfaatleri, şahsi hesapları ve istekleridir; zevkleri veya alışkanlıklarıdır. İnsan kendinin olan bu ölçüleri fikirlere tatbik ediyor ve bu ölçülerle fikirlerinin doğruluğunu araştırıyor.; hükmünü onlarla veriyor. Ondan sonra kendi kendi verdiği bu hükme uygun, onu destekleyici sebepleri etrafında topluyor. Peşin vermiş olduğu hükmünü onlarla haklı ve meşru gösteriyor. Görülüyor ki düşünmek, kendimizi eşyaya değil, eşyayı kendimize uydurmaktır. Gerçek düşünce ise bundan farklıdır.
    [ varolmak, Nurettin Topçu ]

  7. #7
    Misafir ewren44 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-10-2006
    Mesajlar
    665
    Karizma Gücü
    0
    İşte bu,işte bu,işte bu.Şu sitedeki en verimli ve en isabetli konu olmuş.Yönetime rica edelim sabitlensin.Bütün küffarlar çekip giderler artık(tabii yüz varsa)Gerçek (önceki yanlış anlamalarımız giderildi)aslanbaş,kickboxer,kuşçubaşı (ve adı şuan aklıma gelmeyenler) işte bu.Aynen ara vermeden devam kardeşler.Allah yolunuzu açık etsin .Amin.

    (odiinzor'a bende teşekkür eder,diğerlerini de onu örnek almaya davet ederim.

  8. #8
    student adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-09-2005
    Mesajlar
    5,219
    Karizma Gücü
    8
    bilgi edinmek isteyenle , alay edip hakaret edenlerin farkı hemen anlaşılıyor.Teşekkürler Odinnzor , ( kızmazsan Allah hidayet versin diye dua eeceğim )

    selam ve dua ile,

  9. #9
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    01-10-2006
    Mesajlar
    379
    Karizma Gücü
    0
    içki günahda sigara niye günah değil, ben hep bunu merak etmişimdir. sigarada alkol gibi fevkalaede kafa yapan bir nimet, ama görüyorum adam namazdan çıktıktan sora yakıyo bi sigara ohhh gel keyfim gel, hem işten kaytardın hem cemaate "aa bak dininde imanında imajı verdin" üstüne bide keyif verici madde.bunu bir izah edin lütfen...

  10. #10

    Kayıt Tarihi
    09-08-2005
    Mesajlar
    920
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı mikelanjelo tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    içki günahda sigara niye günah değil, ben hep bunu merak etmişimdir. sigarada alkol gibi fevkalaede kafa yapan bir nimet, ama görüyorum adam namazdan çıktıktan sora yakıyo bi sigara ohhh gel keyfim gel, hem işten kaytardın hem cemaate "aa bak dininde imanında imajı verdin" üstüne bide keyif verici madde.bunu bir izah edin lütfen...
    sevgili mikelanjelo, bu tip soruları sabitlenmiş bir başlık olan "Dini Sorularınız !!" başlığı altında sormanız dha iyi olacaktır.
    ama sorduğunuz için bu seferlik burada yazalım :
    bu konudaki son geişme ve İslam Hukuk Konferanslarında alınan kararlardan ve verilen fetvalardan sanırım kimsenin haberi yok. belirteyim :

    "Sigara'nın mekruh olduğu fetvaları, tarihsel olarak çok öncelere dayanır, sigaranın henüz ölümcül bir risk oluşturduğu bilimsel olarak isbatlanmamış zamanlarda İslam hukukçuları sigara içmenin hükmünü "mekruh" olarak belirlemişlerdir.

    Gerek Prof. Dr. Hayrettin Karaman'ın, gerekse de son İslam Hukuk Konferansları (uluslararası çaptadır, icma görevi üstlenir) nda son olarak verilen fetvalarında; sigaranın artık sağlığı bozduğu %100 bilimsel olarak isbatlandığından HARAM olduğu konusunda fikir ve hüküm birliğine varılmıştır. Sigara içmenin -haram olma noktasından- ne içkiden, ne de uyuşturucu kullanımından farkı yoktur.
    İnsanlığın düşüncesine hakim olan hakikat ölçüsü, insanın kendi hayati menfaatleri, şahsi hesapları ve istekleridir; zevkleri veya alışkanlıklarıdır. İnsan kendinin olan bu ölçüleri fikirlere tatbik ediyor ve bu ölçülerle fikirlerinin doğruluğunu araştırıyor.; hükmünü onlarla veriyor. Ondan sonra kendi kendi verdiği bu hükme uygun, onu destekleyici sebepleri etrafında topluyor. Peşin vermiş olduğu hükmünü onlarla haklı ve meşru gösteriyor. Görülüyor ki düşünmek, kendimizi eşyaya değil, eşyayı kendimize uydurmaktır. Gerçek düşünce ise bundan farklıdır.
    [ varolmak, Nurettin Topçu ]

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. "İnanca Saygı, Zalime Lanet, Peygamber'e Sevgi MİTİNGİ''
    2006 Konuları bölümünde Müslümanim tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 11.02.06, 15:07
  2. Huzur ve güvene atılan bombalar....
    2005 Konuları bölümünde saylonlu tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 02.07.05, 19:04

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •