• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
13 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1

    Kayıt Tarihi
    09-08-2006
    Mesajlar
    35
    Karizma Gücü
    0

    Tartışma ÖldÜkten Sonra

    ÖLDÜKTEN SONRA BİRİLERİNİN ARKAMDAN AGLAMASI MI İYİ YOKSA ÖLEREKTE OLSA BİRİLERİNİ SEVİNDİRE BİLMEK Mİ İYİ YADA ARKANDA GÖZÜ YAŞLI İNSANLAR BIRAKMAK MI KÖTÜ YOKSA YÜZLERİNDE TEBESSÜM OLUCAŞAN İNSANLAR BIRAKMAK MI KISACASI ARKAMDA KALANLAR MI İYİ BEN Mİ KÖTÜYÜM YADA TAM TERSİ....

    YALNIZ ÖLMEK EN İYİSİ....

  2. #2
    KUKLALARIN EFENDİSİ (: umudun_guncesi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-10-2006
    Mesajlar
    10,233
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    nasıl bir hayat yaşarsan,o şekilde ölürsün...herzaman dostunda olacaktır,düşmanında..ama en güzeli,düşmanın için bile ALLAH tan onun için af dilemek deilmidir,yani sen bir el uzat,gerisine karışma...öyle bir hayat yaşa ki,sen öldüğünde,çevrendikler ağlarken,senin yüzünde onların aksine yaşadığın güzelliklerden dolayı bir tebessüm olsun

  3. #3
    KAMASUTRA TEAM optick adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    20-05-2005
    Mesajlar
    1,255
    Karizma Gücü
    8
    Be ÖldÜkte Sonra Arkamda ÜzÜlecek Olanlar Benİm Ne Kadar Sevİldİgİmİn Sevİnenlerde Yaptigim DoĞru İŞlerİn Kanitidir Ama Şu Anda Anem Ve Babam YÜzÜnden Bİrazda Olsa ÖlÜmden Korkuyorum Sirf Onlar ÜzÜlmesİndİye Önce Olari Ölmesİnİ İstİyorum Hatta 2 Sİ Ayi Anda ÇÜnkİ ÖlÜm Bİr Rahatlik Ve KurtuluŞtur Ve Arkada Kalanlara Sadece Aci Ve Izdirap Birakir Allah Annemede Babamada Uzun ÖmÜrler Versİn Ve Benİm Acimi YaŞamasilar...
    KAMASUTRA TEAM GAME PROF
    OPTİCK


    "BEN BU MİLLETE HERŞEYİ ÖĞRETİM AMA UŞAKLIK ETMEYİ ÖĞRETEMEDİM" M.KEMAL.ATATÜRK

    YA SEV YA TERKET...

    BAYRAGA UZANAN ELLER KIRILSIN

    ŞEHİTLER TÜRK VATANININ TAPUSUDUR.TÜRKLER İÇİN VATAN KUTSALDIR.ŞEHİT İÇİN DÖKÜLEN GÖZ YAŞLARI KUTSALDIR.EN AZ BUNLAR KADAR KUTSAL OLAN ŞEY İSE ŞEHİTLERİN ARKALARINDA BIRAKTIKLARI MİRASA SAHİPCIKMAKTIR.

    VATAN SAĞ OLSUN

    M i l l i y e t ç i
    P a r t i


    "Tek din,tek dil,tek devlet,tek bayrak..."
    NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE!


    ๘۩ TürkYaşamAslanları ๘۩
    Senin Sevginle Yaşıyoruz Galatasaray...



  4. #4
    ascent adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-09-2006
    Mesajlar
    221
    Karizma Gücü
    0
    öncesi ile sonrası zıtdır.
    try and stop me, try and save me, I want to fall...

    Candan öte sevmedik mi seni Kanarya,
    Issız gecelerde gittik deplasmanlara,
    Öl dedin de ölmedik mi senin uğruna,
    Fener Bahçe feda olsun bu canım sana,

  5. #5
    Misafir edward_norton adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    16-09-2006
    Mesajlar
    54
    Karizma Gücü
    0
    İNSAN &#214DÜKTEN SONRA HİÇ DOĞMAMIŞLARIN YANINA GİDER.
    aklıma bu söz geldi yazayım dedim

  6. #6
    haha... chesss adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-10-2005
    Mesajlar
    5,467
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    Maalefes bu konuda bilimsel çalışmalar yok....
    zaten insanı asıl ilgilendiren neyin cevabı varki !!!
    &

    Hamlet: Yaptığı işin farkında değil mi bu adam ? Türkü söulüyor mezar kazarken.
    Horatio: Alışmış, umursamıyor artık!


    Shakespeare

  7. #7
    birgünahgibi <span style='color: #006400'><span class='glow_FFFFFF'>anlamıyorsun</span></span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-10-2005
    Mesajlar
    29,054
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    12
    bi düşününce diorumki tamam öldüm baktım arkamda gözü yaşlı kimse yk böle bakınca üsülüo belkide insan beni kimsemi sevmiomuş öslemicekmiş die ama bugün bakınca arkamdan kimse ağlamasın diorum kıyamam ben kimseye diorum

    yane bence bunun bi ortasını bulamayıs ama bisim boşluğumuz başkalarındada boşluk oluşturcaksa giderken arkamısda gözü yaşlı kalbi kırık birini bırakmaktansa herkes bayram etsin daha ii
    O zamanlar hâla bir umudum vardı. Bedeli karşılığında mutlu
    olabileceğimi düşünüyordum. Ancak büyüdüm artık. Dünya'yı versem
    Tanrı'ya, damlasını vermez bana mutluluğun

  8. #8
    border adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    17-02-2006
    Mesajlar
    759
    Karizma Gücü
    7
    &#214;l&#252;m&#252;n iyisi olmaz..Ama öl&#252;m arayanları, isteyenleri de bilirim.(&#214;rneğin başkasının bakımına muhtaç, elden ayaktan d&#252;şm&#252;ş yatalak hastalar gibi)
    En iyisi sanırım b&#252;y&#252;klerimizin dediği gibi "vakitli öl&#252;m",yani çocuk-genç öl&#252;m&#252; daha bir acı sanki, d&#252;nyaya doyamadan.Ve dilerim Allah kimseye özellikle evlat acısı göstermesin.
    RAMMSTEIN


    tezekten terazinin boktan olur dirhemi

  9. #9
    demett adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    20-10-2006
    Mesajlar
    796
    Karizma Gücü
    0
    Ister yagmur yagsin
    isterse dolu
    nidem ben ummana daldiktan sonra?
    ...

  10. #10

    Kayıt Tarihi
    19-01-2007
    Mesajlar
    4
    Karizma Gücü
    0
    Din, insanlara öl&#252;mden sonra bir yaşam avuntusu sunar. Felsefi materyalizm böyle bir şeyin olabilirliğini reddeder. Akıl, fikirler, ruh; t&#252;m bunlar belli bir tarzda örg&#252;tlenmiş maddenin &#252;r&#252;n&#252;d&#252;r. Organik yaşam belli bir aşamada inorganik yaşamdan çıkmıştır, tıpkı basit yaşam formlarının –bakteri, tek h&#252;creli organizmalar vb.– omurga, merkezi sinir sistemi ve beyin içeren daha karmaşık yaşam formlarına evrilmesi gibi.
    Sonsuza kadar yaşama arzusu en azından uygarlık kadar eskidir, belki daha da eski. Varlığımızda, “ben” bir g&#252;n yok olacağım fikrine direnen bir şeyler var. Ve ş&#252;phesiz, bu harika d&#252;nyanın g&#252;neşini ve çiçeklerini, y&#252;z&#252;mde hissettiğim r&#252;zg&#226;rı, suyun sesini, sevdiklerimi sonsuza dek terk etme –sonu olmayan bir hiçlik alemine girme– fikrine katlanmak, hatta bunu anlamak çok zordur. Bu y&#252;zden eskiden beri insanlar, içinde bir parçamızın yaşamaya devam edeceğine inanılan maddi olmayan bir ruhani d&#252;nya ile hayali bir yakınlık arayışı içinde olmuşlardır. Bu gerçekten Hıristiyanlığın en g&#252;çl&#252; ve kalıcı mesajlarından biriydi: “&#214;l&#252;mden sonra da yaşayabilirim.”
    Sorun şudur: g&#252;n&#252;m&#252;z toplumunda birçok kadın ve erkeğin s&#252;rd&#252;rd&#252;ğ&#252; hayat öylesine zor, öylesine katlanılmaz ve en azından öylesine anlamsızdır ki, öl&#252;mden sonra yaşam fikri bu hayata bir anlam katmanın tek yolu gibi gör&#252;nmektedir. Bu çok önemli soruna sonra tekrar geleceğiz. Ama bu arada, öl&#252;mden sonra yaşam fikrinin kesin anlamını analiz edelim. Bu fikir ciddi bir analize t&#226;bi tutulduğu anda k&#252;llere karışacaktır.

    Sorun uzun s&#252;re önce anlaşılmıştı. Neo-Platonist Yunan Filozoflarından Plotinus, öl&#252;ms&#252;zl&#252;k hakkında şöyle diyordu: “o konuşulmazdır, zira eğer ondan herhangi bir şekilde söz ederseniz onu tekilleştirirsiniz.” Aynı fikir ruha ilişkin Hint yazılarında da bulunur: “&#214;zbenliğin, No, No (neti, neti) ile tarif edilmesi gerekir. O anlaşılmazdır, zira O anlaşılamaz.” (Bakınız A.C.Bouquet, Comparative Religion [Karşılaştırmalı Din], s.162). Bu nedenle, filozoflar ve ilahiyatçılar için ruh, Hegel’in söyleyebileceği gibi, “t&#252;m ineklerin siyah gör&#252;nd&#252;ğ&#252; bir gece”den ibarettir. Fakat g&#252;nl&#252;k yaşamda eğitimsiz insanlar yine de ruh ve öl&#252;mden sonra yaşam konusunda kendilerinden emin konuşurlar. Onlar bunu sanki uykudan uyanmak, uzun s&#252;redir ayrı kaldıkları sevdikleriyle mutlu bir şekilde kavuşmak ve sonra da sonsuza kadar mutlu yaşamak gibi hayal ederler.

    Ruhun maddi olmadığı farz edilir. Peki maddenin olmadığı yaşam nedir? Fiziksel v&#252;cudun yok olması, bireyin hayatının sona ermesi anlamına gelir. Doğrudur, v&#252;cudumuzu meydana getiren tek tek trilyonlarca atom ortadan kaybolmaz, farklı kombinasyonlarda tekrar ortaya çıkar. Bu anlamda hepimiz öl&#252;ms&#252;z&#252;z, ç&#252;nk&#252; madde ne yaratılabilir ne de yok edilebilir. Bilindiği gibi, hiçbir fiziksel varlık olmamasına rağmen insan sesleri duyduklarını savunan ruhçular var. Bunun cevabı çok basit: eğer insan sesi varsa mutlaka ses telleri de olmalı, aksi takdirde insan sesinin ne olduğunu bilmeyiz! İstediğiniz şekilde deneyin, insani yaşam etkinliğimizin belirtilerinden bir tekini bile maddi bedenden ayıramazsınız.

    “&#214;l&#252;mden sonra yaşam” yaygın fikri, aşağı yukarı yery&#252;z&#252;nde s&#252;rd&#252;ğ&#252;m&#252;z yaşamın bir devamıdır (ç&#252;nk&#252; başka t&#252;rl&#252;s&#252;n&#252; bilmemiz m&#252;mk&#252;n değil). Ruh bedenden ayrıldıktan sonra, gör&#252;n&#252;şe göre, mucizevi biçimde sevdiklerimizle bir araya geldiğimiz g&#252;zel bir yerde, hastalık ve yaşlanmanın olmadığı, ebedi neşeyle dolu bir hayata “uyanır”. Bunun imk&#226;nsız olduğunu görmek için soruyu somut sormak yeterlidir. Eğer hayatı yaşamaya değer kılan t&#252;m şeyleri, iyi yemekler yemeyi, iyi şaraplar (veya İngilizler için g&#252;zel demli bir bardak çay) içmeyi, şarkı söylemeyi, dans etmeyi, kucaklaşmayı, sevişmeyi vb. d&#252;ş&#252;n&#252;rsek, t&#252;m bu aktivitelerin ayrılmaz biçimde v&#252;cutla ve onun fiziksel özellikleriyle bağlantılı olduğu derhal aşik&#226;r olacaktır. Konuşmak, okumak, yazmak ve d&#252;ş&#252;nmek gibi daha beyinsel uğraşlar da, aynı şekilde v&#252;cut organlarımıza bağlıdır. Aynı şey nefes almak için ya da diğer herhangi bir faaliyet için de doğrudur, ki biz bunların toplamına hayat diyoruz.

    Aslında, hiçbir acı ve ıstırabın bulunmadığı bir var oluş, insanoğlu için çekilmez olurdu. Her şeyin beyaz olduğu bir d&#252;nya, her şeyin siyah olduğu bir d&#252;nya ile gerçekte aynıdır. Salt tıbbi açıdan bakıldığında, acı önemli bir işleve sahiptir. Acı yalnızca köt&#252; bir şey değildir, aslında v&#252;cudun işlerin iyi gitmediğine dair bir uyarısıdır. Acı insanlık durumunun bir parçasıdır. Yalnızca bu da değil: Acı ve zevk diyalektik olarak birbiriyle ilişkilidir. Acı yoksa zevk de olamaz. Don Kişot, Sanço Panza’ya en iyi sosun açlık olduğunu anlatıyordu. Keza yorucu bir çalışma döneminden sonra çok daha iyi dinleniriz.

    Aynı şekilde, öl&#252;m hayatın ayrılmaz bir parçasıdır. Yaşam, öl&#252;m olmadan kavranamaz. Doğduğumuz anda ölmeye başlarız, aslında hayatı ve insan gelişimini oluşturan şey trilyonlarca h&#252;crenin ölmesi ve trilyonlarca yeni h&#252;cre ile yer değiştirmesidir. &#214;l&#252;m olmasaydı hayat olmazdı, b&#252;y&#252;me olmazdı, değişim olmazdı, gelişme olmazdı. Bu y&#252;zden yaşamdan öl&#252;m&#252; def etme girişimi –eğer bu iki şey birbirinden ayrılabilseydi– mutlak bir sabitlik, değişmezlik, statik denge durumuna ulaşmaktır. Fakat bu yalnızca öl&#252;m&#252;n bir başka adıdır. Değişim ve hareket olmadan yaşam olamaz.

    Peki başka bir yaşama inanmanın ne zararı olabilir? Pek bir zararı yok gibi gör&#252;nebilir. Ama insanları yanlış eğitmek ve onları, hayatlarını bir yanılsama etrafında inşa etmeleri için teşvik etmek, arzu edilir bir şey midir? D&#252;nyayı ve kendimizi değiştirmek için gerekli bilgiyi, t&#252;m yanılsamaları ardımızda bıraktığımız ve d&#252;nyayı ve kendimizi gerçekte olduğumuz gibi görd&#252;ğ&#252;m&#252;z ölç&#252;de elde edebiliriz.

    Bireyler olarak bizim ne olduğumuz, maddi bedenlerimiz ile yakından al&#226;kalıdır ve bunlardan ayrı ve bunların dışında bir varlığa sahip değildir. Bizler doğarız, yaşarız ve öl&#252;r&#252;z, tıpkı evrendeki diğer t&#252;m canlı organizmalar gibi. Her nesil kendi yaşamını s&#252;rmek ve sonra bizim yerimizi alması mukadder olan yeni nesillere yolu açmak zorundadır. &#214;l&#252;ms&#252;zl&#252;k özlemi, sonsuza kadar yaşama hakkı tasavvuru, temelinde bencilce ve gerçekdışıdır. Varolmayan “öteki d&#252;nya” için zamanını boşa harcamaktansa, bu d&#252;nyayı yaşanacak bir yer haline getirmek için çaba harcamak gerekir. &#199;&#252;nk&#252; bu d&#252;nyaya doğmuş insanların b&#252;y&#252;k çoğunluğu için, sorun öl&#252;mden sonra yaşamın olup olmadığı değil, aksine öl&#252;mden önce yaşamın olup olmadığıdır.

    Bu yaşamın hızla uçup gittiğini ve bizim ve sevdiklerimizin daima burada olmayacağımızı bilmek, bir umutsuzluk nedeni olmaktan çok, bizlere tutkulu bir yaşam sevgisi ve her şeyi daha iyi yapma arzusu aşılamalıdır. Her çiçeğin solmak için doğduğunu ve bir anlamda açmanın geçiciliğinin ona trajik bir g&#252;zellik verdiğini bilmekteyiz. Fakat doğanın her ilkbaharda yeniden canlandığını, yaşayan her şeyin öz&#252; olan doğum ve öl&#252;m sonsuz döng&#252;s&#252;n&#252;n yaşama acı-tatlı tadını veren şey olduğunu, komedi ve trajedinin, kahkaha ve gözyaşlarının yaşamı insani duyguların zengin mozaiği haline getirdiğini de biliyoruz. Bu bizim insan olarak kaçamayacağımız kaderimiz. &#199;&#252;nk&#252; bizler tanrı değil insanız ve insanlık durumumuzu kabul etmeliyiz. Tanrılar karşısında dezavantajlarımız var, bizler öl&#252;ml&#252;y&#252;z. Ama onlar karşısında avantajlarımız da var; onlar sadece bedensiz hayal &#252;r&#252;nleriyken, bizler etimizle kanımızla gerçekten varız.

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Ölene kadar saklayacağınız bir sırrı öldükten sonra eposta ile dostlarınıza iletin!!!
    2003 - 2004 Konuları bölümünde emosh-gs tarafından açılmış
    Yanıt: 11
    Son Mesaj: 16.09.04, 01:39

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •