• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
8 sonuçtan 1 --- 8 arası gösteriliyor
  1. #1
    endonezya adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-11-2005
    Mesajlar
    4,485
    Karizma Gücü
    7

    Pablo Neruda Şiirleri, Yazıları Ve Eseleri



    Açlık Ve Öfke



    Elveda, elveda çiftliğine, fethettiğin
    gölgeye, o berrak dala,
    kutsanmış toprağa,
    öküze, elveda esirgenen suya,
    elveda bayırlara, yağmurla gelmeyen
    müziğe, o kupkuru
    ve taşlı sabah kızıllığının solgun kemerine.

    Juan Ovalle, sana elimi verdim, susuz eli,
    taştan eli, duvardan ve kuraklıktan bir eli.
    Ve dedim ki sana: beddua et o koyu kahverengi kuzuya,
    o en merhametsiz yıldızlara, kurşun renkli bir diken gibi aya,
    gelinsi dudakların kırılmış dallarına,
    fakat dokunma insana, dökme henüz kanını insanın
    dokunarak damarlarına, boyama henüz kumu kanla,
    vadiyi yangınlar içinde bırakma düşmüş
    atardamar dallarının ağaçlarıyla.

    Juan Ovalle, öldürme. Fakat elin
    yanıtladı beni: “Bu toprak
    öldürecek, intikam almak
    isteyecek geceleri, acılığında zehirden
    bir rüzgârdır o yaşlı kehribar hava,
    ve gitar benziyor bir suçlunun
    sopasına, ve bir bıçaktır rüzgâr”.







    İklimler



    Düşer güzleri kavaklardan
    o yüce oklar, yenilenmiş unutuş:
    batar ayaklar kendi temiz kabuğuna:
    acı çekmiş yaprakların soğuğu
    bir büyük altın kaynaktır
    ve parıldayan dikenler yükselir göğe doğru
    kuru büyük şamdanların katı görünümleri,
    ve pençeler arasında kokar sarı jaguar
    o yaşayan damla.



  2. #2

    Kayıt Tarihi
    13-11-2005
    Mesajlar
    9,059
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    Şairi tanımıyorum ama şu kısım oldukça hoş geldi kulağa;

    "Bu toprak öldürecek,
    intikam almak isteyecek geceleri,
    acılığında zehirden bir rüzgârdır
    o yaşlı kehribar hava,
    ve gitar benziyor bir suçlunun
    sopasına, ve bir bıçaktır rüzgâr"


    Teşekkürler...








    :turk:



  3. #3
    endonezya adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-11-2005
    Mesajlar
    4,485
    Karizma Gücü
    7
    BÜYÜK SEVİNÇ
    (XX)
    Peşinde seğirttiğim gölge, henüz benim değil

    *

    Ne kitaplar beni ağulasın diye yazdım,
    Ne de zambak peşinde koşan;
    Acemi çaylaklar için!
    Ayı ve suyu dileyen
    Basit kişiler için yazdım:
    Düzen isteyen, ekmek ve şarap isteyen
    Alet ve gitara isteyen
    Basit halklar için
    Halk için yazdım,
    Şiirimi köylü gözleriyle okuyamayan.
    Yaşantımı zehir zıkkım eden hava
    Ve bir satır, kulaklarına ulaşacak bir gün:
    İşte o zaman,
    Başını kaldıracak basit emekçi
    Ve taşlarla dövüşen madenci gülümseyecek
    Alnını kaldıracak kürek işçisi
    Ve şahane balığın pırıltısını daha iyi görecek
    Balıkçı;
    Ve elleri tutuşacak
    Ve biraz yıkanınca
    Kokulu sabunlar içindeki çarkçı
    Bakakalacaklar şiirlerime
    “Belki bir arkadaştı” diyecekler

    *

    Başka taç istemem,
    Bu bana yeter!

    *

    Çıkınca fabrika ve madenlerden,
    Şiirim toprağa karışsın istiyorum
    Zulüm gören insanın zaferine, havaya.
    Ve genç bir delikanlı,
    Ağır ağır ve madenlerle ördüğüm yaşamı
    Açınlasın diyorum
    Köşe bucak saçılan bir kutu gibi.
    Doldursun ruhunu içine
    Ellesin fırtınalara.
    Benim de şen olsun yüreğim
    Boralı yüceliklerde.



    Pablo NERUDA

  4. #4

    Kayıt Tarihi
    19-09-2006
    Mesajlar
    131
    Karizma Gücü
    0

    Pablo Neruda Şiirleri

    .....inandim Ölecegime ....

    Çıkıp geliyor hayalin beni saran geceden.
    Denize karıştırıyor inatçı yakınışını ırmak.

    Terk edilmiş, gün batımındaki rıhtımlar gibi.
    Ayrılık saati bu, ey terk edilmiş!

    Yağıyor yüreğime soğuk taç yaprakları.
    Ey yıkıntı uçurumu, vahşi mağarası kaza geçirenlerin.

    Sende toplanır savaşlar ve uçuşlar.
    Yükselir senden şarkı kuşlarının kanatları.

    Bir uzaklık gibi yuttun her şeyi.
    Deniz gibi, zaman gibi sende battı her şey!

    Saldırı ve öpüşün mutlu saatiydi o.
    Deniz feneri gibi parıldayan o esrime saati.

    Uçuş korkusu, kör dalgıç öfkesi,
    çalkantılı esrikliği aşkın, sende battı her şey!

    Kanatlandı, yaralandı ruhum pusun çocukluğunda.
    Kayıp keşif, sende battı her şey!

    Sarıp sarmaladın acıyı, tutunuyorsun arzuya,
    kendinden geçmişsin üzüntüyle, sende battı her şey!

    İttim gölge duvarını geriye,
    arzu ve eylemin ötesine, yürüdüm gittim.

    Ah, ten, benim tenim, sevip yitirdiğim kadın,
    seni çağırıyorum yaslı saatte, sana adıyorum şarkımı.

    İçine aldın sonsuz sevecenliği bir fanus gibi
    ve tuz buz etti seni sonsuz unutuluş.

    Oradaydı adaların kara yalnızlığı,
    orada sevda kadını, sardı kolların beni.

    Susuzluk ve açlık vardı, meyveydin sen.
    Acı ve yıkıntı vardı, mucizeydin sen.

    Ah kadın, bilmem nasıl erittin beni
    ruhumun toprağında, kollarının arasında!

    Ne korkunç ve ne kısa oldu sana olan tutkum!
    Ne zorlu ve ne esrik, ne gergin ve ne aç.

    Öpücükler mezarlığı, sönmedi hâlâ yangını mezarlarının
    yanar hâlâ kuşların gagaladığı verimli dalların.

    Ey ısırılmış ağız, ey öpülmüş organlar,
    ey aç dişler, ey sarmalanan bedenler.

    Ey umut ve çabanın çılgın bağlanışı,
    içinde kaynaşıp umutsuzlandığımız.

    Ve sevecenlik, su ve toz kadar hafif,
    başlar sözcük belli belirsiz dudaklar arasında.

    Yazgımdı bu içinde geçti özlem yolculuğum
    ve orada yıkıldı özlemim, sende battı her şey!

    Ey yıkıntı uçurumu, içine düştü her şey,
    çekmediğin hangi üzüntü kaldı, hangi dalgalar kaldı
    seni yutmayan.

    Yine de seslendin, şarkı söyledin dalgalardan dalgalara.
    Dikilip bir gemici gibi pruvasında geminin.

    Çiçek açarsın şarkılarla hâlâ, hâlâ kırılırsın akıntılarda.
    Ey yıkıntı uçurumu, açık ve acı kuyu.

    Solgun kör dalgıç, derinliklerin bahtsızı,
    kayıp kaşif, sende battı her şey!

    Ayrılık saati bu, hoyrat, bu gibi saat.
    Gecenin tüm zaman çizelgelerine işaretlendiği an.

    Sarar kıyıyı hışırdayan kuşağı denizin.
    Yükselir soğuk yıldızlar, göç eder kara kuşlar.

    Terk edilmiş, günbatımındaki rıhtımlar gibi.
    Titrek bir gölge kaldı ellerimde oynaşan.

    Ah, her şeyden uzak. Her şeyden uzak.

    Ayrılık saati bu. Ey terk edilmiş!
    Bu mesaj en son " 04.11.06 " tarihinde saat 22:16 itibariyle freya555 tarafından düzenlenmiştir...
    Özgürlük dedin mi, sıkı sıkı tutacaksın hayatı bir yerinden,
    Bir yanın tutsak, bir yanın haylaz olacak..
    Adına toz kondurmayacaksın yanındakinin,
    Savunmasız aşklara yer yok hayatında...
    Koş koşabildiğin kadar o halde,
    Duraklama akşamlarda yaşanmaz hayal kırıklıkları,
    Gözü kara yüreklerde büyür büyüdükçe sevda,
    Tüm düşleri gerçek yapabiliyorsan, yaşıyorsun hayatta...
    Benim düşlerimle, senin gerçeklerin neden yan yana...
    Var bir bildiği hayatının,

  5. #5
    Misafir SAKSUMA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-10-2006
    Mesajlar
    843
    Karizma Gücü
    0
    Çok güzel dizelermiş...
    emeğine sağlık.

  6. #6
    Uye FLoRa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-01-2008
    Mesajlar
    11,292
    Karizma Gücü
    7
    Unutmak Yok



    Bunca zamandır nerede olduğumu
    soracak olursan
    'Oldu birşeyler' demeliyim
    oturmalıyım bir taşa

    kararan dünyada,
    kendini yemiş bitirmiş bir nehirde.
    Korumasını
    bilmiyorum yitirdiklerini kuşların
    Geride bıraktığım denizi
    ya da
    çığlığını kızkardeşimin.
    Nedir bu toprağın zenginliği?
    Gün neden günle
    kapanıyor?
    Neden karanlık gece çalkalanıyor ağzımda?
    Ve ölüm neden?


    Nereden geldiğimi sormayacak mısın?
    Anlatayım sana;
    Kırık
    şeyleri
    Acılı kapları
    Sık sık tozlanan koca sığırları
    ve tutulu
    kalbimi.

    Bunlar ne belleğimizde uyanan sarı güvercinler,
    ne de
    anılardır kuşaktan kuşağa akan.
    Ağlayan yüzlerdir bunlar,
    Parmaklardır
    gırtlağımızdaki,
    ve toprağa düşen yapraklardır.
    Yiten günün
    karanlığıdır.
    Yeşertir kaleleri hüzünlü kanımızdaki.

    İşte menekşeler
    ve işte kırlangıçlar,
    Sevdiğim her şey
    Tatlı mesajlar veren günbegün

    açıkta zaman
    tatlılığı artan.
    Kaçamayız biz; Dişlerimizin arasından:

    Neden kemiriyor boşa giden zaman
    sessizlik kabuğunu?
    Ne yanıt
    vereceğimi bilmiyorum.

    O kadar çok ki ölümüz
    Ve o kadar çok ki kızıl
    güneş önünde setler
    Ve o kadar çok ki çarpık kabuklu başlar
    Ve o kadar
    çok ki öpücüklerimizi engelleyenler
    Ve o kadar çok ki unutmak
    istediklerim.
    [COLOR="Red"][B][CENTER]CHP ye karşı hazımsızlığı olan Atatürk düşmanı&dinci&bölücü&yolsuz-hırsız&satılmış&kansız kesim ve
    kesimin ,ezberci şakşakçı destekçileri olan ,geri kafalar
    iyi izleyin!
    CHP nin yükselişini[/CENTER][/B][/COLOR]

  7. #7
    jolly adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-01-2005
    Mesajlar
    720
    Karizma Gücü
    8
    "Every Day You Play"
    By Pablo Neruda
    Every day you play with the light of the universe.
    Subtle visitor, you arrive in the flower and the water.
    You are more than this white head that I hold tightly
    as a cluster of fruit, every day, between my hands.

    You are like nobody since I love you.
    Let me spread you out among yellow garlands.
    Who writes your name in letters of smoke among the stars of the south?
    Oh let me remember you as you were before you existed.

    Suddenly the wind howls and bangs at my shut window.
    The sky is a net crammed with shadowy fish.
    Here all the winds let go sooner or later, all of them.
    The rain takes off her clothes.

    The birds go by, fleeing.
    The wind. The wind.
    I can contend only against the power of men.
    The storm whirls dark leaves
    and turns loose all the boats that were moored last night to the sky.

    You are here. Oh, you do not run away.
    You will answer me to the last cry.
    Cling to me as though you were frightened.
    Even so, at one time a strange shadow ran through your eyes.

    Now, now too, little one, you bring me honeysuckle,
    and even your breasts smell of it.
    While the sad wind goes slaughtering butterflies
    I love you, and my happiness bites the plum of your mouth.

    How you must have suffered getting accustomed to me,
    my savage, solitary soul, my name that sends them all running.
    So many times we have seen the morning star burn, kissing our eyes,
    and over our heads the gray light unwind in turning fans.

    My words rained over you, stroking you.
    A long time I have loved the sunned mother-of-pearl of your body.
    I go so far as to think that you own the universe.
    I will bring you happy flowers from the mountains, bluebells,
    dark hazels, and rustic baskets of kisses.
    I want
    to do with you what spring does with the cherry trees.
    M.K.Paşa : "Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur..!"


    Laws are sand, customs are rock. Laws can be evaded and punishment escaped but an openly transgressed custom brings sure punishment.




    ... ::: TurkForum Kadınlar Klubü Üyesidir ::: ...

  8. #8
    Kırmızı | Beyaz <span style='color: #8B0000'><span class='glow_FF0000'>S.e.n.c.e.r</span></span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-10-2009
    Mesajlar
    2,882
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    3
    UNUTMAK YOK

    Bunca zamandır nerede olduğumu soracak olursan
    "Oldu bir şeyler" demeliyim
    oturmalıyım bir taşa
    kararan dünyada,
    kendini yemiş bitirmiş bir nehirde.
    Korumasını bilmiyorum yitirdiklerini kuşların
    Geride bıraktığım denizi
    ya da çığlığını kızkardeşimin.
    Nedir bu toprağın zenginliği?
    Gün neden günle kapanıyor?
    Neden karanlık gece çalkalanıyor ağzımda?
    Ve ölüm neden?

    Nereden geldiğimi sormayacak mısın?
    Anlatayım sana;
    Kırık şeyleri
    Acılı kapları
    Sık sık tozlanan koca sığırları
    ve tutulu kalbimi.

    Bunlar ne belleğimizde uyanan sarı güvercinler,
    ne de anılardır kuşaktan kuşağa akan.
    Ağlayan yüzlerdir bunlar,
    Parmaklardır gırtlağımızdaki,
    ve toprağa düşen yapraklardır.
    Yiten günün karanlığıdır.
    Yeşertir kaleleri hüzünlü kanımızdaki.

    İşte menekşeler ve işte kırlangıçlar,
    Sevdiğim her şey
    Tatlı mesajlar veren günbegün
    açıkta zaman
    tatlılığı artan.
    Kaçamayız biz; Dişlerimizin arasından:
    Neden kemiriyor boşa giden zaman
    sessizlik kabuğunu?
    Ne yanıt vereceğimi bilmiyorum.

    O kadar çok ki ölümüz
    Ve o kadar çok ki kızıl güneş önünde setler
    Ve o kadar çok ki çarpık kabuklu başlar
    Ve o kadar çok ki öpücüklerimizi engelleyenler
    Ve o kadar çok ki unutmak istediklerim.

    Pablo NERUDA
    ''Öfke Kında Durmaz!..Çektim Öfkemi Sabrın Kınından.Vurdum Yollara ; Acı Tuttum, Şafak Söktüm, KAN Bağırdım ve Bağırdıkça Ben ; Binalara , Caddelere Yıkıldılar.Büyüdü Karanlığın İğrenç Gözleri! Yumruklar, Sıkıldılar!..Korkmadım!Vazgeçmedim! Kaçmadım! Güldüm Sadece ve Onlar Gülen Gözlerimin Gökyüzünde,Birer Yıldız Kadar Ufaktılar...''

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •