Bir Doçent Hanimla bu konuda sohbet ediyorduk.
Bir ara dedi ki:
"- Biliyor musunuz, ben de lise yillarimda ateist idim. Paris'te okuyordum ve dinimiz hakkinda hiçbir sey bilmiyordum. Müthis bir ateist olan felsefe hocamiz, bütün sinifimizi etkilemis, hepimizi inançsizlastirmisti. Bilhassa son siniftayken ben, ateizm hakkinda atesli nutuklar atardim. Fakat, çok ilginçtir, her konusmamdan sonra, içimi müthis bir pismanlik kaplar ve ister istemez içimden
"beni affet, beni affet"
diye geçirirdim.
Ama kim affedecekti, onu bir türlü söyleyemiyordum.
Yani "Allah'im, beni affet" diyemiyordum.
Bunu söylesem bizim ateistlik iddiamiz çürümüs olacakti. Onun için sadece "beni affet!..." diyebiliyordum.
Zor zamanlarda, bilhassa imtihanlarda arkadaslarin çogu kiliseye gidip mum yakarlardi. Zaten hemen hemen hepsi temelde hiristiyandi. Güya ben müslüman asilli idim ama söyledigim gibi Islâmiyet hakkinda hiçbir sey bilmiyordum. Onun için ben de onlar gibi zaman zaman kiliseye gidip mum yakardim.
Lise bitirme imtihanlarinda çok zorlanmistim. O günlerde hiristiyan arkadaslar gibi ben de kiliseye gidip mum yakiyordum ve basarili olmam için dua ediyordum. Güya inançsizdim ama, kiliseye gidip mum yakmaktan da kendimi alamiyordum. Bu sebeble de diger arkadaslarima karsi bir mahcubiyet duyuyordum, utaniyordum. Çünkü onlar inançsizliklarinda daha samimi görünüyorlardi. Inançsizlarin en samimi görünenlerinden basi çeken sinif arkadasim olan Macar Büyükelçisinin kiziydi. Bir gün beni kilisenin önünde görünce, çok utandim, ama dürüst davrandim.
Çünkü, orada ne aradigimi sorunca, kiliseye mum yakmak için geldigimi söyledim.
O da bana söyle dedi:
"- Rica etsem, iki mum da benim için yakar misin?"
Hayret içinde kaldim, çok sasirdim. Ama istegi gayet ciddi idi. Arzusunu yerine getirdim. Fakat o andan itibaren de ateistlerin hiçbir zaman samimi olmadiklarini, içlerinde daima gizli ve örtülü bir inanci tasidiklarini anladim.
- Peki, inançsizliktan nasil kurtuldunuz?
Allah'i nasil buldunuz?
" - Söyledigim gibi, ne zaman Allah'i inkâr eden konusmalar yapsam, içimde müthis bir korku duyuyordum. Bu o kadar agir bir korku idi ki, sonunda dayanamayarak, "beni affet" demekten kendimi alamiyordum.
Büyük bir pismanlikla, "beni affet, beni affet" dedikçe içimde nisbeten bir rahatlama duyuyordum.
Daha sonralari ise, söyle düsündüm:
Eger Allah yoksa içimdeki bu müthis ve dayanilmaz korku nedir, nereden ve kimden geliyor? Ben niçin korkuyorum. Hiç olmayan bir seyden korkulur mu? Yoktan korkulmayacagina göre, demek ki vardir, dedim. Evet, bir süre sonra vardir dedim ve kurtuldum. Simdi içim rahat, çok sükür, eksigimi tamamladim, içim bütünlendi."
BİRİSİ'NDEN ALINTIDIR


LinkBack URL
About LinkBacks


hristiyanlık nerden çıktı anlamadım


Geldikleri gibi gidecekler!